Paylaş
Sevgi Duyguların En Yücesidir
Question
İslamda sevgi nedir ?

Çevremize baktığımız zaman, her şeyin sevgi üzerine yaratıldığım, sevgi düşünüp sevgi konuştuğunu görürüz. Sevgi, varoluşun sebebidir. Her şey sevgiden doğmuş, sevgiyle var olmuş, sevgiyle varlığını sürdürmektedir.
Sevgi, sevenle sevilen arasında meydana getirilen bir ittifaktır. Sevgi, kalpte bulunan, sevgilinin arzu ve isteklerinin dışında kalan her şeyi yakan bir ateştir. Sevgi, bütün benliğinle sevilene yönelme olayıdır. Sevgi, kökü son derece sağlam, dalları göklere yükselmiş, meyveleri gönülde, dilde ve uzuvlarda görülen hoş bir ağaçtır. Dışa akseden bu belirtiler, dumanın ateşe, meyvenin ağaca işareti gibi kalp ve uzuvlarda etkisini göstererek sevgiye işaret eder. (1)
Yüce Rabbimiz Bakara süresinin 208. Ayet-i kerimesinde, “Ey iman edenler! Hepiniz birden barışa girin. Şeytanın adımlarını takip etmeyin, çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” buyurmaktadır.
Sevgili peygamberimiz (s.a.v.) ise; “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız.” (2) “Sizden biriniz kendisi için sevip istediğini, kardeşi için de sevip istemedikçe gerçek mü’min sayılmaz” (3) buyurarak, sevgi ve kardeşliği öğütlemektedir.
Yunusumuz; “Gelin tanış olalım, sevelim sevilelim” diyor, insanlık bu bilince eriştiği gün; geceleri gündüzleri kadar aydınlık, gündüzleri de cennet bahçeleri kadar huzurlu olacaktır.
Fizik âleminde yerçekimi kanunu ne ise, insanlık âleminde sevgi de öyledir. Sevgi birleştirir, kin ayırır, insanları birbirinden ayıran her şey günahtır.
Fazilet bahçesinde, insani değerlerle olgunlaşan sevgi güllerini, özenle toplayıp, susamış gönüllere dostluk pınarlarından kana kana sunduğumuz gün, top yekûn insanların bayramı olacaktır.
Ahlak duygusunun çiçekler gibi açtığı, hoşgörünün bayraklaştığı, adaletin sancaklaştığı ve yediden yetmişe bütün insanların dostluk içerisinde kucaklaştığı ortamı hazırladığımız gün, hepimizin bayramı olacaktır. Böylece hem özlediğimiz sevgi dünyası kurulacak, hem de bütün insanlık huzur bulacaktır.
Mevlana’nın ifade ettiği gibi sevgi; acıyı tatlıya, toprağı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete ve kahrı rahmete dönüştürür. Demiri yumuşatan, taşı eriten, ölüyü dirilten sevgidir.
Kur’an’ın tarif ettiği Müslüman, aşk ve sevgi insanıdır. Hutbemizin başında okuduğumuz Ayette “Allah onları, onlar da Allah’ı severler.” (4) buyrulmakla, sevginin ve aşkın Müslüman’da bulunması gerektiği, bu gerçekleştiği taktirde, Yüce Allah’ın mutlaka karşılık vereceği belirtilmektedir.
Biz bu özelliği taşıyan insana mü’min-i kamil diyoruz. Mü’min-i kamil, bir merhamet, şefkat ve sevgi sembolüdür. Kur’an-ı Kerim mü’min-i kamili: “İman edip salih ameller işleyenlere gelince; halkın en hayırlısı da onlardır. Onların Rableri katındaki mükafatları, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah kendilerinden hoşnut olmuş, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır…” (5) diye tarif etmektedir.
Kısaca özetlemek gerekirse, insanın kendini bilmesi, kendi benliğine kavuşması, aslî benliği olan Rabbine ulaşabilmesi için tek çıkar yol vardır, o da sevmek ve sevilmekten geçmektedir. İnsan, sevgiyle gerçek aşka ve nihaî gaye olan Rabbine ulaşır.
Sevmek vazife, sevilmek imtiyazdır.
1 İhya,XIV, 2640
2 Müslim, iman, H.N:93
3 Buhari, İman, 7
4 Mâide, 5/54.
5 Beyyine, 98/7-8.
BENZER KONULAR:
Answer ( 1 )
Aşk gerçekten de İslam da dahil olmak üzere çeşitli kültürlerde ve inanç sistemlerinde derin ve güçlü bir duygu olarak kabul edilir. İslam’da aşk, insan deneyiminin ve ilişkilerinin temel bir yönü olarak kabul edilir ve vurgulanır. İslam’da tüm duyguların “üstü” olduğu açıkça ifade edilmemekle birlikte, aşk çok büyük bir öneme sahiptir ve birçok boyutta teşvik edilmektedir:
Allah Sevgisi: İslam’da sevginin temeli, Yüce Yaratıcı olan Allah’a duyulan sevgidir. Müslümanlar Allah’a karşı derin ve samimi bir sevgi geliştirmeye, O’nun sıfatlarını, rahmetini ve nimetlerini tanımaya teşvik edilirler. Allah’a olan bu sevgi, ibadet, itaat, şükran ve O’nun rızasını kazanmaya çalışmakla ifade edilir.
Hz.Muhammed (s.a.v.) sevgisi: Müslümanlar, Hz. Hz. Muhammed’e olan sevgi, onun öğretilerini takip ederek, karakterini taklit ederek ve İslam’ın mesajını iletmedeki rolüne saygı ve minnettarlık göstererek ifade edilir.
İnsanları sevmek: İslam, tüm insanlık için sevgi ve şefkatin önemini vurgular. Müslümanlar, hemcinslerini sevmeye, onlara nezaket, empati ve saygıyla davranmaya teşvik edilir. İslam tüm inananlar arasında bir kardeşlik ve birlik duygusunu teşvik ettiğinden, bu sevgi aileye, arkadaşlara, komşulara ve hatta yabancılara kadar uzanır.
Evlilik ilişkisi içinde aşk: İslam, evlilik kurumu içinde sevgi ve şefkatin önemini kabul eder. Eşler, güçlü bir bağ ve uyumlu bir ilişki geliştirerek birbirlerini sevmeye, saygı duymaya ve desteklemeye teşvik edilir. Kuran, eşler arasındaki ilişkiyi sevgi, merhamet ve huzur ilişkisi olarak tanımlar.
Anne baba ve aile sevgisi: İslam, anne baba ve aile üyelerine sevgi ve saygının önemini vurgular. Müslümanlar anne babalarına, kardeşlerine ve akrabalarına karşı nezaket, ilgi ve şükran göstermeye teşvik edilir. Aile bağlarını güçlü tutmak ve ailevi sorumlulukları yerine getirmek İslam’da faziletli davranışlar olarak kabul edilir.
Doğruluk ve salih amel sevgisi: İslam, doğruluk, doğruluk ve salih amel sevgisini teşvik eder. Müslümanlar nezaket, hayırseverlik, adalet ve ahlaki mükemmelliği sevmeye teşvik edilir. Bu erdemli niteliklere duyulan sevgi, inananları doğru eylemlerde bulunmaya ve kişisel ve toplumsal iyileşme için çaba göstermeye motive eder.
İslam’da aşka büyük saygı duyulsa da, aşka İslami ilke ve ahlakın rehberlik ettiğini anlamak önemlidir. İslam, sorumlulukları yerine getirmenin, sınırları korumanın ve Allah’ın emirlerine zarar verecek veya itaatsizliğe yol açabilecek aşırı bağlılıklardan veya ilişkilerden kaçınmanın önemini vurgulayarak sevgiye dengeli ve ılımlı bir yaklaşımı teşvik eder.
Nihayetinde İslam’da aşk, insan bağlantılarını güçlendiren, ilişkileri güçlendiren ve neşe, merhamet ve birlik duygusu uyandıran güzel bir duygu olarak görülür. Uyum, nezaket ve hayatın her alanında doğruluk arayışını teşvik eden, bir Müslümanın manevi ve sosyal yolculuğunun hayati bir yönü olarak kabul edilir.