Paylaş
Ölünün arkasından ağlamak günah mı
Question
Ölenin ölen kişinin arkasından ağlamak

Bir ölünün ardından bağıra çağıra ağlamak cahiliye döneminde kalan bir şeydir. Dinimizde bir ölünün arkasından bağıra çağıra ağlamak günahtır. Üstelik peygamber efendimizin hadis-i şeriflerinde bunun doğru olmadığını belirtmiştir. Bir hadiste: “Muhakkak ki ölü, ehlinin üzeri*ne bağırıp çağırmalarıyla azap duyar.” Şeklindedir. Bu hadisten de anlaşılacağı üzere bir kimsenin ölen biri arkasında ağlaması ölen kişiye eziyet verir. Bunu istemiyorsak ölen kişinin ardından çok fazla ağlamamalıyız. Elbette ölüm acı bir olaydır ama sabır ederek acımızın geçmesini beklemeliyiz.
Hz. İbrahim on altı ayına henüz ayak basmıştı. Bu sırada Peygamber Efendimiz onun hastalandığı haberini aldı. Sevgili oğlunun annesi Hz. Mâriye ile birlikte oturdukları bağ içindeki evine gitti.
Peygamber Efendimiz, hasta yatan nur topu oğlunun gözlerinde eski parlaklığı ve hareketli bakışlar göremiyordu. Gürbüz ve hareketli İbrahim, bir anda sessiz, sakin ve dünyadan küsmüş gibi duruyordu. Bu haliyle ebedî âleme yolcu olduğunu âdeta ifade etmek istiyordu.
Bunu fark eden Efendimiz, kucağında tuttuğu sevgili oğlunun yavaş yavaş kayan gözlerine bakarak,
“Allah’ın takdirine karşı elden ne gelir, ey İbrahim!”
buyurdu. Az sonra Hz. İbrahim fani dünyaya gözlerini yumdu.
Bu esnada Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Hz. Abdurrahman bin Avf, “Yâ Resûlallah! Siz de mi ağlıyorsunuz? Böyle ağlamaktan halkı men etmemiş miydiniz?” deyince, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurdular:
“Ey ibni Avf? Ben size günah ve ahmaklığın ifadesi olan şu iki ağlayış ve bağırışı yasakladım: Nimete kavuşulduğu sıradaki eğlence, oyun bağırışından ve musîbet ve felâket sırasındaki bağırışla yüz göz tırmalamak, üst baş yırtmaktan. Benim bu ağlamam ise, şefkatin eseridir, acımadan ibârettir. Merhamet etmeyene, merhamet edilmez!”
Peygamber Efendimiz yukarıdaki dersinden sonra da göz yaşlarına hâkim olamadı. Gözleri yaşla dolunca şöyle buyurdu:
“Göz yaş döker, kalb teessür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin râzı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığın bizi fazlasıyla mahzun etti!”
Bir erkek evlâda doyamamanın hasretli gözyaşlarını akıtan Efendimiz, daha sonra karşısındaki dağa bakarak şöyle buyurdu:
“Ey dağ! Eğer, bendeki üzüntü sende olsaydı, muhakkak yıkılmış gitmiştin. Fakat biz, Allah’ın bize emrettiğini söyleriz: ‘İnnâ lillahi ve İnnâ ileyhi râciûn”‘
Teçhiz ve tekfininden sonra, en mûtenâ ve mübârek eller üzerinde Hz. İbrahim, Baki’ mezarlığına götürüldü. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) orada cenaze namazını kıldırdı.
Kabir hazırlanmıştı. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) kabirde bir delik gördü. Kabir kazanın dikkatini çekti ve oranın kapatılmasını emretti. Kabiri kazan,
“Yâ Resûlallah! O delik mevtaya ne zarar verir, ne de fayda!” deyince, Kâinatın Efendisi şu dersi verdi:
“Evet, o ölüye fayda da vermez zarar da. Ancak, dirinin gözüne zarar verir, rahatsız eder. Allah kul bir iş yapınca onu mükemmel yapmasını ister.”
Bundan sonra Hz. İbrahim kabre kondu. Server-i Kâinat Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (a.s.m.), mübarek elleriyle göz yaşları arasında kabrin üzerine toprak serpti, su serpti.
Peygamberimiz (s.a.v.)’in Müslümanları İkazı
Hz. İbrahim’in vefat ettiği gün güneş tutulmuştu. Halk bunun, onun vefâtıyla ilgili olduğunu sanarak, “İbrahim’in ölümü sebebiyle güneş tutuldu.” dedi. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz bunu duyunca, Mescid-i Şerife vardı ve Allah’a hamd ve senâdan sonra Ashab-ı Kirama şu dersi verdi:
“Ey insanlar! Biliniz ki, güneş ve ay; Allah’ın kudret alâmetlerinden ikisidir. Bir kimsenin vefatı veya birinin hayatı sebebiyle tutulmazlar. Bunları tutulmuş gördüğünüzde, hemen mescidlere gidiniz. Onlar açılıncaya kadar da Allah’a duâ ediniz, namaz kılınız!
Benzeri konular:
Answers ( 4 )
Ölünün arkasından ağlamak günah mı
Ölünün arkasından ağlamak günah mıdır rahmetlinin anıları yaptıkları davranışları gözümün önüne geldikçe kötü oluyorum. Ve ağlarken rahmetli boyle boyle yapardı hep gibi seyler demek günah mıdır
Ölünün arkasından bağıra çağıra ağlamak günahtır. Fakat biz insanlar duygu sahibi varlıklarız. Bu sebeple bire yakınımız vefat ettiği zaman hüzünlenir ve gözlerimizden yaşlar dökülür. Bu şekilde ölen kişinin arkasından ağlamak ise günah değildir. Nitekim Rasulullah (sav) oğlu İbrahim vefat ettiği zaman gözlerinden yaş geldiği rivayet edilir. Ashab; sende mi ağlıyorsun ya Rasulallah dediğinde, Rasulullah (sav) şu cevabı vermiştir;
“Göz yaş döker, kalb teessür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin râzı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığın bizi fazlasıyla mahzun etti!”
Ölünün arkasından bağıra çağıra adeta kendini parçalar derecede ağlamak elbette günahtır. Fakat insanız, insan olduğumuz içinde duygusal bir yapıya sahibiz. İster istemez bir yakınımız vefat ettiğinde ağlarız. Bu ağıt aşırıya gitmemek şartı ile günah değildir.
Ölen bir kişinin arkasından ağlamak, dinimizde günah olarak değerlendirilmez, ancak aşırı derecede bağırarak, feryat figan ederek ağlamak uygun görülmemiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kişinin duygusal tepkiler vermesini doğal karşılamış, hatta oğlu İbrahim’in vefatında kendisi de gözyaşı dökmüştür. Ancak feryat etmek, yüz tırmalamak, elbiseleri yırtmak gibi aşırı tepkileri cahiliye dönemi adetlerinden saymış ve bunları yasaklamıştır.
Hadis-i şeriflerde, bir kimsenin arkasından aşırı şekilde ağlanması durumunda, ölen kişinin bundan azap duyabileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle, ölüm acısının doğal olduğunu kabul etmekle birlikte, sabırlı olup aşırı tepki vermekten kaçınmak önemlidir. Acıyı yaşamak doğaldır, ancak sabırlı olmak ve isyan etmemek dinimizde tavsiye edilen bir tutumdur.
Cenaze sırasında yapılması gerekenler konusunda da Peygamber Efendimiz, dikkat edilmesi gereken birçok hususu vurgulamıştır. Cenazeyi kabre götürürken, ölüye saygı gösterilmeli, acele edilmemeli, kabirde gereksiz yerlerde açık bırakılmaması gibi titizlik gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir.