Share
Nefis Muhasebesi ile İlgili Kıssalar ve Hadiseler
Question
Nefis Muhasebesi hakkında Kıssalar ve Hadiseler
Zeyd b. Eslem, babasından şu rivayette bulunmaktadır: “Ömer (r.a) Ebu Bekir (ra)’ı eliyle tutmuş bir vaziyette dilini gösterirken görmüş ve “Ey Rasulullah’ın halifesi! Ne yapıyorsun?” demiştir. Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a) da “Beni heläke düşüren ancak budur” demiştir.”
Enes b. Malik (r.a) der ki: “Bir gün Ömer b. Hattab’ın sesini duydum ve onunla beraber çıktım ve bir bahçeye girdik. Aramızda bir duvar varken, onun bahçenin içinde şöyle dediğini duydum: “Ömer! Müminlerin Emiri! Allah’a yemin olsun ki, ey İbnu’l-Hattab ya Allah’tan gereği gibi korkarsın yahut sana azap eder.”
Seleme b. Mansur, kendilerine ait bir köleden şöyle rivayet ediyor: “Ahnef b. Kays’a eşlik ederdim. Onun gece namazlarının çoğu dua ile geçerdi. Lambaya gelir, parmağını ateşe sokar ve şöyle derdi: ‘Ey Ahnef! Seni şu gün şu yaptığına ne sürükledi? Seni şu gün şu yaptığına ne sürükledi?”
Cüneyd şöyle anlatıyor: Muhammed es-Semmin bana dedi ki:
“Bir zamanlar şevkle amel ediyordum ve bu halimle meşguldüm. Sonra gazveye çıktım. Bu halim devam ederken, insanlarla birlikte ben de gazveye katıldım. Düşmanlar Müslümanlara karşı çoğaldı ve yaklaştılar. Müslümanlar, Rumların çokluğu nedeniyle büyük bir korkuya kapıldılar.
Muhammed devamla dedi ki: ‘Kendimi o durumda gördüm ve içime bir korku düştü. Bu durum bana çok ağır geldi. Kendimi azarlamaya, kınamaya ve sorgulamaya başladım. Kendime dedim ki: ‘Ey yalancı! Şevk iddia ediyorsun, ama iş ciddiye binince değişiyorsun!’
Tam bu sırada nehre inip yıkanmaya karar verdim. Elbiselerimi çıkardım, belime bir peştamal bağladım ve nehre girdim. Yıkandıktan sonra çıktım ve öyle bir azim hissettim ki, bu azmin ne olduğunu bilemiyordum. O azmin gücüyle çıktım, elbiselerimi giydim, silahımı aldım ve safa yaklaştım. O azmin gücüyle bir hamle yaptım ve ne yaptığımı bilemiyordum. Müslümanların ve Rumların saflarını yarıp geçtim ve onların arkasına ulaştım. Sonra bir tekbir getirdim. Rumlar bu tekbiri duyunca, arkadan bir pusu kurulduğunu zannettiler ve kaçmaya başladılar. Müslümanlar da onlara saldırdı. O tekbirim sayesinde yaklaşık dört bin Rum öldürüldü ve Allah bu olayı fetih ve zafer sebebi kıldı
İbrahim et-Teymi dedi ki: “Kendimi cennet meyvelerinden yerken, ırmaklarından içerken ve hurilerle kucaklaşırken hayal ettim. Sonra kendimi cehennemde zakkum ağacından yerken, irinlerinden içerken ve zincir ve kelepçeleri ile boğuşurken hayal ettim. Nefsime: “Hangisini istersin?” dedim. O da: “Dünyaya döndürülüp iyi amel etmek isterim” dedi. Ben de: “İşte sen tam istediğinin içindesin, öyleyse amel eť” dedim.
Ahmed b. Muhammed diyor ki: “Arkadaşlarımızdan biri bana haber verdi, dedi ki: “Bir adam Veki b. Cerrah’a çok sert konuştu. Veki de evine girdi, yüzünü toprağa buladı, sonra da adama çıktı: “Veki’ye biraz daha söyle, eğer bir günah işlememiş olsa idi, sen ona musallat olmazdın, dedi.
İbrahim b. Muhammed’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Çok ağlayan bir adam vardı. Ona bunun sebebi soruldu. Dedi ki: “Beni ağlatan şey, beni görenden ve cezamı elinde bulundurandan haya etmediğim için nefsime yaptığım kötülükleri hatırlamamdır. Beni sürekli ceza gününe erteledi ve beni baki hasret gününe bıraktı. Allah’a yemin ederim ki, eğer bana hesaba çekilmekle toprak olmak arasında seçim hakkı verilseydi toprak olmayı tercih ederdim.”
Bir adam Muaviye el-Esvede kötü davrandı. Muaviye dedi ki: “Seni bana musallat eden günahtan dolayı Allah’tan bağışlanma diliyorum,”
Abdülcebbâr b. en-Nadr der ki: Hassan b. Ebi Sinan bir odaya uğrayıp: “Bu oda ne zaman yapıldı?” diye sordu ve kendine dönerek: “Ne zaman yapıldığından sana ne! Seni ilgilendirmeyen şeyi ne soruyorsun?” deyip nefsini bir yıl oruçla cezalandırdı.
Ömer b. Abdülmecid der ki: “Şehr b. Havşeb sultana gitmek için hazırlandı ve sonra sarığını kaldırıp: “Yaşlılıktan sonra sultana gitmek mi? Yaşlılıktan sonra sultana gitmek mi?” demeye başladı.
Seleme b. Alkame diyor ki: “İyas b. Katade, Bişr b. Mervan’a gitmek üzere sarığını taktı. Aynaya baktığında çenesinde bir beyaz kıl gördü ve cariyesine “Bunu kopar” dedi. Cariye kılı kopardığında başka bir beyaz kıl daha göründü. Bunun üzerine İyas “Kapıda bekleyen kavmimden kim varsa içeri alın” dedi.
İçeri girdiklerinde şöyle dedi: “Ey Temim oğulları! Ben size gençliğimi bağışlamıştım, şimdi siz de bana yaşlılığımı bağışlayın. Görüyorum ki artık ihtiyaçlar peşinde koşan bir merkep gibiyim ve ölüm bana yaklaşıyor.”
Sonra sarığını çözdü, kavmini uyarmak ve Rabbine ibadet etmek için inzivaya çekildi ve ölene kadar hiçbir sultana gitmedi.
Abdullah şöyle bildirir: Bir adam Süfyân es-Sevri’yi takip ediyor ve onun her zaman gömleğinin cebinden bir kâğıt çıkarıp baktığını görüyordu. Adam kâğıtta ne yazılı olduğunu öğrenmek istedi ve bir gün kâğıt eline geçince üzerinde: “Ey Süfyân! Allah’ın huzurunda duracağını hatırla” yazılı olduğunu gördü.
Ebu Bekir el-Meruzi der ki: Bir gün Ahmed b. Hanbel’in yanına geldim ve ona dedim ki: “Nasıl bir halde sabahladın?”
Ahmed: “Sence nasıl sabahlayabilirim ki? Rabbi kendisinden farzları yerine getirmesini ister, peygamberi sünnetine tabi olmasını talep eder, Kiramen Kâtibin amellerini düzeltmesini bekler. Buna karşın, nefsi onu hevaya uymaya çağırır, İblis kötülük işlemeye davet eder, Ölüm Meleği canını almak için fırsat kollar. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, ailesi de rızık temini için gece gündüz çalışmasını bekler.”
Ebu Süleyman ed-Darani der ki: “Halife Ebu Cafer el-Mansur’u cuma günü hutbede ağlarken gördüm. Öfkelendim ve aklıma, kalkıp minberden indiğinde ona yaptıklarını hatırlatarak nasihat etmek geldi. Sonra düşündüm ki, herkes oturmuşken halifenin yanına gidip öğüt vermeye kalkışırsam, insanların gözü bende olacak, sonra beni fark edip öldürülmemi emredecek ve ben de doğru bir iş yapmadan ölmüş olacağım. Bu yüzden oturup sustum.”
Seriy es-Sakati der ki: “Otuz yıl bir hastalığı fark etmedim. Eskiden cuma namazına cemaatçe erken giderdik. Bizim gittiğimiz yerler belliydi, başka yerlere gitmezdik. Bir cuma günü komşularımızdan biri öldü. Cenazesine katılmak istedim. Cenazeye katıldım, vakit öğleye yaklaşmıştı. Sonra Cuma’ya gitmek için ayrıldım. Mescide yaklaştığımda, nefsim bana: “Şimdi senin Cuma’ya her zamankinden geç geldiğini görecekler” dedi; zoruma gitti ve nefsime: “Sen otuz seneden beri gösteriş içindeymişsin de ben fark etmemişim” dedim. Her zaman gittiğim o yeri bıraktım. Kimse benim yerimi anlamasın diye farklı yerlerde namaz kılmaya başladım.
Kaynak: Söz ve amel arasında selefin hayatı
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
Bu derlemeler, nefis muhasebesi (kişinin kendi nefsini sorgulaması, hesaba çekmesi ve ıslah etme çabası) konusunda İslami geleneğin derinliğini ve hassasiyetini çok etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor. Aşağıda bu kıssalardan ve hadiselerden bazı ana temaları öne çıkararak bir özet ve değerlendirme sunuyorum:
Nefis Muhasebesi ile İlgili Kıssalar ve Hadiseler – Özet ve Temalar
1. Kendini Hesaba Çekme – “Muhasebe”
Hz. Ebu Bekir dilini tutarak, sözün tehlikesine dikkat çekiyor:
“Beni helâke düşüren ancak budur.”
Hz. Ömer ise kendi nefsine hitap ederek şöyle der:
“Ya Allah’tan gereği gibi korkarsın yahut sana azap eder.”
Bu sözler, büyük sahabilerin bile sürekli iç hesaplaşma içinde olduklarını gösteriyor.
2. Nefsi Kınama – “Nefs-i Levvâme”
Ahnef b. Kays, parmağını lambaya sokarak kendisini sorgular:
“Seni şu gün şu yaptığına ne sürükledi?”
Muhammed es-Semmin, savaşta hissettiği korkudan ötürü kendisini azarlıyor:
“Ey yalancı! Şevk iddia ediyorsun, ama iş ciddiye binince değişiyorsun!”
3. Ahiret Düşüncesiyle Nefsi Disipline Etme
İbrahim et-Teymi, cennet ve cehennem tasavvuru üzerinden kendini sorguluyor:
“İşte sen tam istediğinin içindesin, öyleyse amel et.”
4. Tövbe ve Tevazu ile Muhasebe
Weki b. Cerrah, kendisine sert davranan birinden sonra toprağa yüz sürerek nefsini cezalandırıyor.
Muaviye el-Esved, kötü muameleye uğradığında, kendi günahını sebep göstererek bağışlanma diliyor:
“Seni bana musallat eden günahtan dolayı Allah’tan bağışlanma diliyorum.”
5. Gösterişten ve Riya’dan Sakınma
Seriy es-Sakati, otuz yıl sonra fark ettiği gösterişi (riya) nedeniyle ibadet alışkanlığını değiştiriyor:
“Sen otuz seneden beri gösteriş içindeymişsin de ben fark etmemişim.”
6. Dünya Sevdasından Uzaklaşma ve Yaşlılık Muhasebesi
İyas b. Katade, yaşlılığını fark edince:
“Artık ihtiyaçlar peşinde koşan bir merkep gibiyim.” diyerek inzivaya çekilir.
Şehr b. Havşeb, sultana gitmek üzere hazırlanırken nefsini azarlıyor:
“Yaşlılıktan sonra sultana gitmek mi?”
7. Sürekli Hatırlama – “Zikr” ile Nefis Kontrolü
Süfyan es-Sevri, cebinde taşıdığı bir kâğıtla kendisini sürekli hesaba çeker:
“Ey Süfyân! Allah’ın huzurunda duracağını hatırla.”
8. İnsanlardan Gelen Sözleri Nefsi Terbiye İçin Fırsat Bilmek
Hasan b. Ebi Sinan, boş bir sorusundan dolayı nefsine bir yıl oruç tutturur:
“Seni ilgilendirmeyen şeyi ne soruyorsun?”
9. Ölüm, Hesap ve Sorumluluk Bilinci
Ahmed b. Hanbel, yaşamın çeşitli yönlerinden gelen baskıyı şöyle ifade eder:
“Rab farzları, peygamber sünneti, melekler ameli, nefis hevasını, şeytan kötülüğü, ölüm canı ister.”
10. Denge ve Hikmetli Sükûnet
Ebu Süleyman ed-Darani, bir halifenin hutbedeki halini değerlendirmede aşırı tepki yerine hikmetle susmayı tercih eder:
“Doğru bir iş yapmadan ölmüş olacağım.”
Değerlendirme
Bu kıssalar, nefsin her an denetlenmesi gerektiğini ve bu denetimin sadece sözle değil, fiilî olarak da yapılması gerektiğini gösteriyor. Dikkat çeken ortak noktalar şunlardır:
Kendini kınama (nefs-i levvâme) Kur’anî bir kavram olarak, bu kıssalarda ete kemiğe bürünüyor.
Riyadan sakınma ve içsel samimiyet, manevi terbiyenin temelidir.
Ölüm, ahiret ve hesap bilinci, nefis muhasebesinin ana motorudur.
Nefisle mücadele, ibadetlerden daha zor ama ibadetleri anlamlı kılan bir iç disiplin alanıdır.
Sonuç
Bu tür kıssalar, özellikle tasavvufî terbiyede “nefsin mertebeleri” arasında yükselmek isteyenler için aynadır. Nefis muhasebesi yapan kişi, hatalarını başkalarında değil, önce kendinde arar.
İmam Hasan Basrî’nin dediği gibi:
“Mümin, nefsini sürekli sorgulayan kişidir. Günah mı işledim, bu helal mi, haram mı diye düşünür. Facir ise nefsiyle hiç hesaplaşmaz.”
Nefis Muhasebesi ile İlgili Kıssalar ve Hadiseler
Ömer bin Hattab’ın Kendini Hesaba Çekmesi
4 Hz. Ömer (r.a.) şöyle buyurmuştur:
“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin; amelleriniz tartılmadan önce onları tartın.”
Rivayete göre gece Medine sokaklarında dolaşır, halkın durumunu kontrol eder ve eve dönünce:
“Bugün Allah için ne yaptın ey Ömer?”
“Adaletle hükmettin mi?”
diye kendini sorgulardı.
Bir defasında, devlet işlerinde kullandığı mumu söndürüp şahsî işi için başka mum yakmıştır. Bu davranış, onun ince nefis muhasebesine örnek gösterilir.
Hasan-ı Basrî’nin Nefis Uyarısı
4 Hasan-ı Basrî şöyle der:
“Mümin, nefsinin muhasebecisidir. Allah için kendini hesaba çeker. Kıyamet günü hesabı kolay olanlar, dünyada nefislerini hesaba çekenlerdir.”
Bir gün ağlarken sebebi sorulduğunda:
“Bir günah işledim, Allah beni terk etti diye korkuyorum.” demiştir.
Onun anlayışına göre nefis muhasebesi:
Günahı küçümsememek,
Amelle övünmemek,
Kalbi sürekli kontrol etmektir.
Gece Kendini Sorgulayan Âbid
Selef âlimlerinden biri her gece yatağa uzandığında şöyle derdi:
“Bugün dilim kimi incitti?”
“Kalbim kibir taşıdı mı?”
“Bir mazluma yardım edebilecekken geciktirdim mi?”
Eğer hata bulursa sabaha kadar istiğfar ederdi.
Hadislerde Nefis Muhasebesi
Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışan kimsedir.”
(Tirmizî, Kıyâme 25)
Bu hadis, nefis muhasebesinin:
Zekâ göstergesi olduğunu,
Ahiret bilinciyle bağlantılı olduğunu gösterir.
Başka bir hadis:
“Kişinin İslam’ının güzelliğindendir, kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi.” (Tirmizî)
Bu da iç denetimin bir ölçüsüdür.
Nefis Muhasebesinin Pratik Yolu
Gün sonunda 5 dakikalık iç hesap.
Günahları yazmak ve tevbe etmek.
Amellerde niyeti kontrol etmek.
Her gün bir hatayı azaltma hedefi koymak.