Namaz Adabı ile ilgili geniş bilgi
İslamda namaz adapları
Namaz edebi hakkında geniş bilgi
NAMAZ ADABI, NAMAZ İLE İLGİLİ TÜM KONULAR
Imanın alâmeti, mü’minin miracı ve hesap gününde kendisinden ilk sorulacak ibadet namazdır. Namazsız insan olmaz; insan doğar, ezan ve kameti okunur, ölünce namazı kılınır. Kulluğumuzun başı olan ve diğer ibadetleri de içine alan namaz, dinin direğidir. O direğin sağlam tutulması için dikkatli kılınması gerekir.
Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanların hırsızlık bakımından en kötüsü rukuunu, secdelerini ve huşuunu eksik yaparak namazından çalandır.”” Hırsızlığın ne kadar kötü ve çirkin birşey olduğunu hepimiz biliriz. Hırsızlığın bir bilineni bir de bilinmeyeni vardır. İşte namazdan çalmak, namazda tadili erkâna dikkat etmemek, huşusuz kılmak, bilinmiyen bir hırsızlık türüne
girmektedir. Hırsızlığın en kötü derecesi de kişinin namazından çalması olarak belirtilmektedir. Peki bu nasıl yapılmaktadır?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Hırsızlığın en kötüsü de namazdan çalmaktır.” buyurunca sahabeler: “Ya Rasülallah! Kişi namazından nasıl çalar?” diye sormuşlar. Cevap olarak Efendimiz (s.a.v.) de: “Rükusunu ve secdelerini tamamlamaz, huşuunu eksik yapar” buyurarak açıklamışlardır. Rasülullah (s.a.v.) mescitte namazın rüku ve secdelerini tamamlamayan bir adam gördü. Ona, “Allah rüku ve secdelerini tamamlamayan birinin namazını kabul etmez.” buyurdu.’?
Namazın rüku ve secdelerine dikkat etmeye tadil-i erkan denilir. Tâdil-i erkan, kıyamda iken dimdik, rükuda iken belin dümdüz durması, rükudan kalktıktan sonra secdeye gitmeden önce beli iyice doğrultmak (kavme) ve sübhânallah diyecek kadar öylece beklemek, iki secde arasında da “sübhânallah” diyecek kadar oturmaktır (celse). Kısaca, namazı aceleye getirmeden hak-
kını vererek kılmaktır. Zaten ilahi bir hediye ve emanet olan namazın zevkine varmak, bütün rükünlerini eksiksiz yapmak, aceleye getirmemek ve gönül huzuruyla kılmakla mümkündür.
Kısaca, tadili erkân; rükünleri düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir. Tadil-i erkana riayetin sonucunda rükunlar şekil olarak düzgün ve kıvamında yerine getirilmiş olur. Böylece kişi namazını üstün körü değil, “dört başı mamur” kılmış olur. Rükunların hakkının verildiğine kanaat getirilmeli ve yapılan iş insanın içine sinmelidir.
Tâdil-i erkân, İmam Ebu Yusuf’a ve Hanefi mezhebi dışındaki üç mezhebe göre, ayrı bir rükün veya rüknün şartı olması itibariyle farzdır. Hanefi mezhebine göre (İmamı A-zam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre) ise vaciptir. Tâdil-i erkâna uyulmadan kılınan namazı iade etmek yani yeniden kılmak lazımdır !
Ebu Hüreyre (r.a.) anlatır: “Rasülullah (s.a.v.) mescidin bir tarafında otururken içeri bir zat girdi, namaz kıldı, sonra selam verdi (Peygamberimizin yanına gelerek) oturdu. Peygamberimiz (s.a.v.) o adamın selamını aldıktan sonra, “Dön ve tekrar namaz kıl, sen namaz kılmış sayılmadın.” buyurdu. Bu durum üç defa tekrarlandı. O zat Peygamberimiz (s.a.v.)’den doğru olarak namazı nasıl
kılabileceğini tarif etmesini isteyince, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Namaz kılmak istediğinde tam bir abdest al, sonra kıbleye dön, tekbir al. Sonra vücut azalarının yatışıncaya kadar rükuda dur. Sonra (rükudan) başını kaldırıp ayakta düzgün duruncaya kadar kıyamda dur. Sonra sükunet buluncaya kadar secde yap, sonra kalk, vücudun sakinleşinceye kadar otur. Bundan sonra bütün namazlarını böyle kıl.”‘
Yüce Rabbimiz: “Gerçekten mü’minler kurtuluşa ermiştir; onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.” buyurmuştur.
Kasülullah (.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsan namaz kılarken Allah’ın huzurundadır. Namazda sağa sola bakacak olursa; Allah Teala der ki: “Kime dikkatle bakıyorsun? O dikkatle baktığın senin için Ben’den daha mı hayırlı? Ademoğlu Bana yönelirse, Ben ona dikkatle baktığı kimselere nazaran daha hayırlıyım.”” Diğer bir uyarıda ise namazda gözlerini semaya dikenleri ikaz buyurur: “Bazı kimselere ne oluyor ki, namazlarında gözlerini semaya dikiyorlar?” Sonra sözlerini daha da şiddetlendirdi ve : “Ya bundan vaz geçerler, ya da gözlerinin nuru alınır da kör olurlar.” buyurdular. Hz.Enes’e şu tavsiyeyi yapmışlardır: “Ey oğul, abdesti tam al, ömrün artsın ve iki hafaza meleğin seni sevsin. Ey yavrucuğum, eğer abdestli olarak gecelemeye gücün yeterse, bunu yap. Kim abdestli iken ölürse şehid olur.
Ey evladım, durmadan namaz kılmaya gücün yeterse bunu yap. Şüphesiz melekler namazda olduğun müddetçe sana dua ederler. Ey oğlum, namazda sağa sola dönmekten sakın. Namazda sağa sola dönmek helak sebebidir. Ey evladım, rükuya eğildiğinde ellerini dizlerinin üzerine koy. Parmaklarını aç, dirseklerini yanlarına yapıştırma. Başını rükudan kaldırdığında her âzan sabit hale gelsin. Şüphesiz ki, Allah kıyamet gününde rüku ve secdede belini tam olarak düz tutmayan kimselerin namazlarına bakmaz. Ey evladım, secde yaptığın zaman horozun yem yemesi
gibi çabuk yapma. Köpeğin düşmesi gibi düşme. Kollarını hayvanların yayışı gibi yayma. Ayağının arkasını iyice yere koy, uyluğunu topuklarının üzerine koy. Bunu
yaparsan kıyamet gününde hesabın kolay olur.” ”
Rasülullah (s.a.v.) namazda sakalıyla oynayıp duran birini göstererek şöyle buyurdu: “Bu adamın kalbinde huşu olsa, eseri organlarında da görülürdü.”
Namazda iken sağa sola, semaya bakmak, elbisesiyle, bedeniyle oynamak mekruhtur. Ayrıca bu davranışlar edebe de aykırıdır.
“Kul, hem insanlar arasında namaz kıldığında güzel kılar, hem de kimsenin görmediği yerde güzel kılarsa Allah, “İşte bu Benim gerçek kulumdur.’ buyurur.” Allah Rasülü bir başka hadis-i şeriflerinde “Namaz kıldığın zaman son namazınmış gibi kıl!”*’ buyurmaktadır.
“İnsanların gördüğü yerde namazını güzelce kılan, tek başına iken ise onu baştan savma kılan kimse Rabbini hafife almıştır.”
“Hayata veda eden bir kimsenin namazı gibi ve Allah’ı görüyormuşçasına namaz kıl. Çünkü sen O’nu görmesen de, O seni görüyor.”*
“Aziz ve Celil olan Allah beş vakit namazı farz kılmıştır. Kim ki, onlar için güzelce abdest alır, vakitlerinde kılar, rüku ve huşularını tam yaparsa, Allah’ın onu affedeceğine dair sözü vardır. Kim böyle yapmazsa, Allah katında böyle bir sözü yoktur. Dilerse onu affeder, dilerse azap eder.”*
Hz.Ömer (r.a.): “Adam vardır ki, müslüman olarak ihtiyarlamıştır, fakat Allah için kıldığı tam bir namazı yoktur.” buyurmuş. Oradakiler sormuşlar: “Bu nasıl olur?” diye. Hz.Ömer şöyle cevap vermiş: “Namazdaki huşu ve tevazuu tam olmayan ve herşeyi ile Allah’a yönelmiyenin hali budur.”*
“Biriniz namaza durduğunda el, ayak gibi organlarını hareket ettirmesin, sağıyla soluyla oynamasın. Yahudiler gibi sağa sola sallanmasın. Çünkü organları hareket ettirmemek (organların huzura ermesi), namazın tam olmasının gereklerindendir.”‘”*
Kişinin namazda zihnini meşgul edebilecek şeyleri yerine getirdikten sonra namaza durması güzeldir. Mesela, abdesti sıkışıkken namaza durmamalı, abdest tazeleyip namazını öyle kılmalıdır. Allah Rasülü: “Kişi abdesti çok sıkışıkken o halden kurtuluncaya kadar namaz kılamaz.” buyurmuştur.’
“Akşam yemeği ve akşam namazı bir araya geldiğinde yemeği namazdan öne alın.” Tabiiki namaz vaktinin daralmaması gerekir.
Bazı şeyler vardır ki, bunların namazda olması şeytandandır: Burun kanaması, uyuklama, vesvese, esneme, kaşıntı, sağa sola bakınma, bir şeyle oynama, unutma ve şüphe… Abdullah bin Abbas şöyle demiştir: “Namazda huşuun ölçüsü, sağında ve solunda bulunanla ilgilenmemek, hatta onların kim olduğunu bile farketmemektir. “Huzur-u kalp olmadan namaz kılan, kendi kendini aldatır. Aklı başka şeyde iken namaz kılan, namazından gafildir.”
Yüce Rabbimiz: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarından habersizlerdir, gafillerdir.”‘*, buyurmuştur. Halbuki gerçek mü’minlerden bahsederken de: “Onlar namazlarına devam ederler.” buyurmuştur.” “Onlar namazlarını korurlar.”’*’ Âyetlerde namazların ikamesi, korunması ve devamlı kılınmasından bahsedilmektedir. Yani ikame, idâme ve muhafaza gereklidir.
Böyle kılanları da namaz korur: “Namaz insanı her türlü edepsizlik ve çirkinlikten, haram ve kötülükten alıkor…”* Hiçbir şey; iş, ticaret, görev, meşgale ve mazeret mü’mini namazdan alıkoyamaz.’* Müslümana namaz kılmak ağır ve zor gelmez.” Yüce Rabbimiz, namazı üşene üşene kılmayı!“ ve terk etmeyi’ münafık ve kâfirlerin niteliği olarak zikretmiştir.’*
Kalp huzuru, Allah’a saygı ve ihlas ile namazını kılan kimse Allah’a kulluk bilinci ile bağlandığı için nefsinin, şeytanın ve kötü insanların telkinlerine uymaz.
Müzlümanlar namazlarını vaktinde kılarlar ve şartlarına uyarlar. Şayet namaz sevap da ona göre azalmaktadır: “Sizden bazıları naya m kılar, bir kısmı üçte bir, bir kısmı çeyrek, bir kısmı
kadar çıkar.” Hasan-ı Basri: Namaz kendisine kolay gelene dinin emirleri hangisi zor gelir? der. Evet, öyledir. Namazını düzgün kılana dinin emirleri ona kolay gelir.. İnsanın Allah’a en yakın olduğu zaman, namazdır: Biriniz kalkıp namaza durduğunda Rabbiyle konuşuyor o halde onunla nasıl konuştuğunu iyi düşün.
Öyleyse dikkat edelim, namaz bir emanettir, zayi etmeyelim, güzelce kılalım. Devamlı kılalım Namazları cemaatle kılalım.
Şafi mezhebine göre namazın mekruhları ve namazı bozan şeyler
Answers ( 2 )
Namazın adabları içerisinde söylenmesi gereken belki de en önemli olan şey; namaz kılarken huşu içerisinde namaz kılmasıdır kişinin. Namaz kılarken huşumuzu hangi davranışlar engelliyor, bozuyorsa o davranışlardan uzak durmamız gerekir. Mesela namaz kılarken sakalımızı kaşımamız veya sakalımız ile oynamamız kılmış olduğumuz namazın huşusunu bozmaktadır. O yüzden bu davranıştan uzak durmamız gerekmektedir
Kesinlikle! İşte İslam’daki namaz adabına (edeb) genel bir bakış:
Arınma (Taharah): Namaza başlamadan önce abdest almak (abdest) veya özel durumlarda tam bir abdest (gusül) almak, maddi ve manevi saflığa kavuşmak için esastır.
Giyinme: Vücudun zorunlu kısımlarını örten temiz ve mütevazı giysiler giyin. Namaz için en güzel elbiseyi giymesi müstehabdır.
Vakit: Farz namazları (farzları) öngörülen vakit dilimlerinde kılın. Nafile namazları (sünnet) ve diğer müstehap namazları kılmak da sevaptır.
Niyet (Niyyah): Kalbinizde Allah rızası için dua etmeye ve O’nun rızasını aramaya yönelik samimi ve odaklanmış bir niyet edin.
Kıbleye Dönmek: Dünya çapındaki Müslümanlar için namaz yönü (kıble) olan Mekke’deki Kabe’ye bakacak şekilde kendinizi hizalayın.
Ayakta Durma Pozisyonu: Tevazu ve sükunetle dik durun, aşırı hareketlerden veya kıpırdanmaktan kaçının.
Tekbir: Ellerinizi kulaklarınıza kadar kaldırarak “Allahu Ekber” (Allahu Ekber) diyerek namaza başlayın. Bu, namazın başlangıcını işaret eder.
Okuma: Kuran’ın açılış suresi olan El-Fatiha’yı okuyun ve ardından Kuran’ın bir bölümünü veya diğer duaları (dua) okumaya devam edin.
Rükû (Rükû): Ellerinizi dizlerinizin üzerine koyarak sırtınızı dik olarak rüku edin ve “Sübhanallah” (Allah’ı tenzih ederim) gibi sözlerle Allah’ı tesbih edin.
Secde (Secde): “Sübhanallah” diyerek alnınızı, burnunuzu, ellerinizi, dizlerinizi ve ayak parmaklarınızı yere sıkıca koyarak secde edin.
Sükunet: Dua boyunca sakinlik, alçakgönüllülük ve konsantrasyon durumunu koruyun, dikkat dağıtıcı şeylerden ve boş düşüncelerden kaçının.
Dualar (Duas): Dua sırasında Allah’tan bağışlanma, hidayet ve bereket dileyerek dua edebilirsiniz.
Oturmak: Secdeler arasında kısa bir süre oturarak “Allahu Ekber” (Allah en büyüktür).
Teşehhüd: Son rekattaki (rak’ah) ikinci secdeden sonra oturun ve bir dua ve imanın ifadesi olan teşehhüdü okuyun.
Selamlar (Teslim): Başınızı sağa çevirip “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” (Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun) diyerek namazı bitirin. Ardından başınızı sola çevirin ve selamlamayı tekrarlayın.
Derin Düşünme ve Minnettarlık: Duadan sonra, duanın önemi üzerinde düşünmek için bir dakikanızı ayırın ve O’na ibadet etme fırsatı verdiği için Allah’a şükranlarınızı ifade edin.
Bunların genel kurallar olduğunu ve İslami hukuk (mezhep) ekolüne ve kültürel uygulamalara bağlı olarak belirli ayrıntılar ve varyasyonların bulunabileceğini not etmek önemlidir. Daha fazla açıklama veya İslam’daki namaz adabı ile ilgili spesifik sorular için bilgili bir İslam alimi veya güvenilir bir dini otoriteden rehberlik almanız önerilir.
Namaz adabı, İslam dininin en önemli ibadetlerinden biri olan namazın, doğru bir şekilde ve en iyi şekilde yapılabilmesi için gereken usuller ve davranışlar bütünüdür. Namaz adabını öğrenmek ve uygulamak, Allah’a karşı olan saygıyı, samimiyeti ve kulluk bilincini artırmak için önemlidir. İşte namazın adabı hakkında geniş bilgi:
1. Temizlik
Abdest almak: Namaz kılmadan önce abdest almak zorunludur. Abdest, kişinin bedenini, zihnini ve ruhunu temizlemeye yardımcı olur. Abdest alırken doğru şekilde abdest almak çok önemlidir.
Vücut temizliği: Namaz kılmadan önce bedenin temiz olması gerekmektedir. Kirli giysilerle namaz kılmak uygun değildir.
Temiz bir yer seçmek: Namaz kılarken zemin, halı veya herhangi bir örtü temiz olmalıdır. Yere otururken, üst baş kısmı dahi temiz olmalıdır.
2. İstikamet ve Niyet
Kıbleye yönelmek: Namaz kılarken kıbleye (Mekke’deki Kabe’ye) doğru yönelmek farzdır. Bu yönelme, namazın geçerliliği için gereklidir.
Niyet etmek: Namazı kılmadan önce niyet edilmelidir. Niyet, kalpten yapılır ve dil ile söylemek gerekmez, ancak dil ile de söylemek sünnettir.
3. Giyim ve Duruş
Giysi: Namaz kılarken vücut hatlarını belli etmeyen, temiz ve örtülü giysiler giyilmelidir. Erkeklerin en azını örtmesi gereken yerler; göbek ile diz arasıdır. Kadınlar ise başlarını örtmeli ve vücutlarını tamamen kapatmalıdır.
Duruş: Namazda düzgün bir şekilde durmak, dikkatli bir şekilde hareket etmek çok önemlidir. Baş, sırt ve bacakların düzgün olması gerekir. Namazın başlangıcında, “Allahu Ekber” diyerek eller kaldırılır ve doğru bir şekilde rükûya varılır.
4. Namazın Huşu ve Dikkat
Huşu: Namazda, Allah’a odaklanmak ve sadece O’nu hatırlamak, kalp ve zihinle yoğun bir şekilde ibadet etmek, huşu denir. Namazı kılarken dünya işlerinden uzaklaşmak ve kalbin Allah’a yönelmesi önemlidir.
Dikkatli ve sakin bir şekilde namaz kılmak: Hızlıca değil, dikkatlice ve sakin bir şekilde namazın her aşamasını yapmak gerekir. Acele etmeden, her hareketi huzurlu bir şekilde yapmak doğru namaz adabıdır.
5. Söyleyiş ve Tekrarlar
Fatiha Suresi: Namazda her rekatta Fatiha Suresi okunmalıdır. Fatiha, namazın en önemli bölümüdür ve dikkatle okunmalıdır.
Zikir ve Tekbir: Namazda Allahu Ekber (Allah en büyüktür) diyerek ibadete başlanır ve her pozisyon arasında “Subhaneke” ve “Rabbena” gibi dualar tekrarlanır.
6. Sükunet ve Huzur
Rükû ve secde: Namazda rükû (belin eğilmesi) ve secde (yüzün yere konması) yapmak gerekir. Bu hareketlerin her biri, insanın Allah’a olan teslimiyetini gösterir. Bu pozisyonlar esnasında dua etmek ve Allah’a yakarmak çok önemlidir.
Secde: Secde, namazdaki en yüksek tevazu ve Allah’a yakınlık noktasını simgeler. Secde ederken gönülden dua etmek ve Allah’a yakınlık hissetmek, namazın derinliğini artırır.
7. Sürekli İstikrar ve Gecikme
Zamanında Namaz: Namaz, belirli vakitlerde kılınmalıdır. Namazı vaktinde kılmak, müminin sorumluluğudur. Namazı son dakikada ya da vaktin bitmesine yakın kılmak doğru bir davranış değildir.
Namazda Acele Etmemek: Namazı aceleye getirmemek, her hareketin adabına uygun yapılması gerekir. Namazın her aşamasında acele edilmemeli, her hareket huzurla ve sakin bir şekilde yapılmalıdır.
8. Namazın Sünnet ve Farzları
Farzlar: Namazın temel unsurları farzdır ve bunlar yapılmadan namaz geçerli olmaz. Farz olan hareketler ve dualar, İslam’daki namazı oluşturur.
Sünnetler: Namazda farz olan hareketlerin dışında, sünnet olan bazı ek hareketler ve dualar vardır. Bunlar namazı güzelleştiren ve manevi sevap kazandıran uygulamalardır.
9. Namaz Sonrası Dualar ve Tesbihler
Namazı bitirdikten sonra, dua etmek, tesbih çekmek ve Allah’ı zikretmek, namazın adabına uygun bir davranıştır. Namazdan sonra yapılan dua, kişinin manevi temizliğine ve Allah’a yakınlığına katkı sağlar.
10. Cemaatle Namaz Kılma
Cemaatle namaz: Namaz, bireysel olarak kılınabileceği gibi cemaatle de kılınabilir. Cemaatle namazda, imamın arkasında sıraya girerek birlikte namaz kılmak sünnettir. Cemaatle namaz, insanın sosyal bir bağ kurmasına yardımcı olur.
11. Mekânın Önemi
Namaz kılınacak yerin temiz, sessiz ve rahat olması gerekmektedir. Mümkünse gürültüden uzak ve rahatsız edilmeyecek bir ortamda namaz kılmak, namazın huzurunu artırır.
Namaz adabı, İslam dininin bir özüdür ve her Müslümanın namazını doğru bir şekilde kılması için büyük önem taşır. Bu adabın içselleştirilmesi, namazın yalnızca fiziksel bir ibadet olmanın ötesine geçmesini, aynı zamanda ruhsal bir derinlik kazanmasını sağlar.