Misafir ve hasta için oruç bozmak ruhsat mıdır?

Question

Seferi olan Misafir ve hasta için oruç yeme, ruhsat midir, yoksa azimet mi?

Zâhirîlere göre; hasta ve misafirin oruç yemesi farzdır. Misafir yolculuğu bitirdikten, hasta da iyileştikten sonra, Ramazan orucundan yedikleri gün sayısınca başka zamanda oruç tutar. Hasta ve misafir iken tuttukları oruç, Ramazan orucu yerine geçmez. Çünkü Allah (c.c.), “… Sizden kim hasta yahut sefer üzerinde olur (ve orucunu yemiş bulunursa) tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar...” buyur muştur. “Tutamadıkları günler sayısınca” tabiri, oruç yemelerinin farz olduğunu beyândır. Resûlullah’in (sav), “Seferde oruç tutmak, sevab değildir” buyruğu da hasta ve misafirin oruç yemelerinin farz olduğunu gösterir.

Zâhirîlerin bu beyânlarına göre, hasta ve misafirin oruç yemesi ruhsat değil, azîmettir. Bu görüş bazı Selef âlimlerinden rivâyet edil miştir. Cumhûra göre de misafir ve hastanın, Ramazanda oruç yemeleri ruhsattır. Dilerse tutar, dilerse yer. Özetle aşağıya aktardığımız deliller le görüşlerini isbat ederler.

a) “(0) sayılı günler(dir). Artık sizden kim (0 günlerde) hasta yahut sefer üzerinde olur (ve orucunu yemiş bulunur)sa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutar)…” âyetinde, “sayılı günler” ifadesinden önce “feeftere” fiili mukadderdir. Yani hasta veya misafir orucunu yerse yediği günler sayısınca diğer bir zamanda orucunu tutması lazımdır. Bu fiil takdirinin benzeri, “… Âsânı taşa vur, demiştik de ondan oniki pınar kaynamış ve her sınıf, su alacağı yeri öğrenmiştir…” âyetidir. Âyette “âsânı taşa vur” cümlesinden sonra, vurdu anlamındaki “Fedarabe” fiili mukadderdir. Buna göre âyetin takdiri, “âsânı taşa vur” cümlesinden sonra “O, (Hz. Mûsâ) da âsâsını taşa vurdu” cümlesinde görülür.

“Artık içinizden kim hasta olur, yahut başından bir eziyeti bulunursa ona oruçtan, ya sadakadan yahut da kurbandan (biriyle) fid ye (vâcib olur).” âyetinde de “fidye” kelimesinden önce tıraş anlamına gelen “haleka” fiil mukadderdir. Buna göre âyetin takdiri şudur: “Sizden kim hasta veya başından rahatsız ise başını tıraş etsin ve fidye versin”.

Âyetlerdeki takdirlerin benzerleri Kur’ân’da pek çoktur. Bunları da âlimler değil, câhiller inkâr ederler.

b) “Resûlullah (s.a.v.), seferde de oruç tutmuştur” fiili hadisi, yolcunun oruç yemesinin azîmet değil, ruhsat olduğuna delildir.

c) Enes b. Mâlik’ten (rha) rivâyeti sâbit olan, “Resûlullah (s.a.v.) ile Ramazan ayında sefere çıktık. Oruç tutanlar tutmayanları, tutmayan lar da tutanları ayıplamadılar. Bu durumu müşâhede eden Resûlullah (s.a.v.), sükût etti” 35 hadîsidir.

d) Hastalık ve yolculuk, aklen ve şer’an kolaylığı icab ettiren se beplerdir. Onların ikinci defa, zorluğa sebep olmaları doğru olmaz. Hâlbuki Zâhirîler, “Misafir ve hasta, Ramazan orucunu yemeyip tutsa orucu sahîh olmaz. Daha sonra onları yeniden kaza etmesi farzdır” gö rüşündedirler. Buna göre de hastalık ve sefer, kolaylık vesilesi değil, bi lakis çetinliğe sebep olmuş olur.

Zâhirîlerin görüşlerini isbat için naklettikleri, “Seferde oruç tut mak, sevab değildir.” hadîsi, özel bir sebebe istinâden vârid olmuştur. O da şudur: Resûlullah (s.a.v.), bir yolculuk esnasında bir sahâbînin küçük bir yerde gölgelendiğini gördü. O, sahâbîlere, “Bu kişinin sıkıntısının sebebi nedir?” diye sorunca, Onlar, “Oruçtan dolayı çok susadı ve sıkıldı” dediler. Bunun üzerine bu hadis vârid olmuştur. Hükümlerde husûsi sebeplere istinâden vârid olan hadisleri, umûmîleştirmek ve onunla umûmî bir hükme varmak yanlıştır.

İbnü’l-Arabî, bu hususta şöyle diyor: “Bir kavimden Ramazanda yolculuk yapan bir kimsenin, orucunu ister tutsun, isterse tutmasın yol culukta geçen gün sayısı kadar Ramazan dışındaki günlerde, kaza etme si lazımdır. Çünkü o kavme göre seferde oruç yoktur. Böylesine sapık bir hükmü, İslâmî ilimlerden haberdar olmayan kimseler verir. Çünkü âyetteki fesahat gücü, “(o) sayılı günler” ifadesinin Kur’ân’da karşılığı, فافطر cümlesinden önce “yemek” (oruç açmak) anlamındaki فعدة من أيام أخر kelimesinin takdir edilmesini ister. Resûlullah’ın (s.a.v.) seferde orucunu tuttuğu, hem kavli hem de fiilî hadislerle sâbittir.

BENZER KONULAR:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answers ( 2 )

    0
    2025-02-15T04:34:02+03:00

    Evet, İslam’da misafir ve hasta için oruç bozmak ruhsat (izin) olarak kabul edilir. Bu, orucun zorlaştırıcı bir hal alabileceği durumlar için bir kolaylık sağlar. Misafir, yolculuk yaptığı için oruç tutmakta zorlanabilir; hasta da orucun sağlığına zarar verebileceği bir durumda olabilir. Ancak, her iki durumda da oruç bozulduktan sonra, kişinin iyileşmesi veya yolculuktan dönmesi durumunda bu oruçların daha sonra kaza edilmesi gerekmektedir. Bu ruhsat, zorunlu bir durum olmadıkça orucu bozmamak gerektiği anlamına gelmez; yani kişi istese de orucunu tutabilir.

  1. Muhammed Samir
    0
    2025-02-15T21:43:37+03:00

    Evet, İslam’da misafir ve hasta için oruç bozmak ruhsat olarak kabul edilir. Yani, oruç tutmanın farz olduğu kişiler için, sağlık durumları veya yolculuk gibi geçerli mazeretleri olanlar, oruçlarını bozma iznine sahiptirler.

    Hasta Olan Kişi: Oruç tutmaya engel bir hastalığı olan kişi, orucunu bozabilir. Eğer hastalık geçici ise, kişi iyileştikten sonra kaza orucu tutabilir. Ancak hastalık sürekli ise, o kişi fidye verebilir.

    Misafir Olan Kişi: Yolculuk yapan kişi de orucunu bozabilir. Yolculuğun uzunluğu ve zorluğu da göz önünde bulundurularak, kişi orucunu tutmayabilir ve kaza orucu tutması gerekebilir.

    Bu durumlar, Allah’ın rahmetinden ve kolaylık sağlamaktan kaynaklanır. Ancak, orucun bozulması sadece ciddi bir ihtiyaç durumunda yapılmalı, keyfi olarak oruç bozulmamalıdır.

Leave an answer