Paylaş
Mezhep ayrılmasında ki sebepleri nedir ortaya çıkış
Question
Mezheplerin ayrılmasında ki sebepler nedir?
Zanni delillerden fakihlerin hüküm çıkarırken ihtilaf etmelerinin en önemli sebepleri şunlardır. Bunları sayıp İlki üzerinde geniş durmak istiyorum.
1- Arap dilinin farklı manaları anlamaya müsait olması. Bu durum, Kur’an’da ki kelimenin genel veya özel olması, hakikat mi, mecaz mı, tam bilinememesi veya lafzın mutlak ( geniş manalı) mı, mukayyet ( bir bölümle sınırlı olması) mi, tam anlaşılamaması, emir lafzı vaciplik mi, mendupluk mu, ifade ediyor, nehiy lafzı tahrime mi, (harama mı) yoksa kerahate mi, (mekruha) daha yakındır, bir kaç manaya gelebilen kelimeler de asıl mana hangisidir, bunların tam tesbit edilememesindenkaynaklanabilmektedir. En sonuncu duruma bir misal verelim.
“..O’na ancak güzel kelimeler yükselir (ulaşır). Onları da Allah’a amel-i salih ulaştırır.”(fatır 10)
Bu ayetin öznesinde belirsizlik vardır. Cümlenin faili (öznesi) “kelime mi” yoksa “amel mi” tam tespit edilememektedir. Bu durum dilin kendi zenginliğinden ve bir kaç manayı içinde barındırma genişliğinden kaynaklanmaktadır.
Mesela aynı durum Bakara süresinin 282. ayetinde de kendini göstermektedir.
“…(Genellikle) alış-veriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirseniz) .
“Yudar” (zarar uğramaz) lafzı zararın onlardan gelmesi yani katip ve şahitten gelmesi veya onlara yani katibe ve şahide yapılması anlamlarına da gelebilmektedir. Bu anlamlardan birini seçen mutlaka diğerine göre biraz farklı hüküm verecektir.
2- Rivayetlerin çeşitli oluşu.
Mevzu ile ilgili hadis bir fakihe ulaşmış diğerine ulaşmamış olabilir. Ulaşmışsa zayıf yolla ulaşmış olabilir. Diğer müçtehit ravilerde bir zaaf görmüş olabilir, diğeri de onu zaaf olarak kabul etmeyebilir. Veya ikisine de güvenilir yolla ulaşır ama biri onunla amel için diğerinin koymadığı şartları koyabilir.
3- Kaynakların ihtilaflı oluşu; Kaynaklara güvende farklılıklar olabilmektedir.
4- Bazen de usul kaidelerinin ihtilafı,
5- Kıyasla içtihat,
6- Deliller arasında tearuz ve tercih,
Farklı yaklaşımlar insanın fıtratında vardır.
Efendimiz ordu ve seriyye kumandanlarına buyuruyorlar; Bir kaleyi kuşattığınızda sizden Allah’ın hükmüne göre bırakmanızı isterlerse, onları Allah’ın hükmüne göre bırakmayın, Kendi hükmünüze göre bırakın. Çünkü siz onlar hakkında Allah’ın hükmüne isabet edebîlir misin edemez misin bilemezsiniz” (müslim, tirmizi, ibni mace) Cumhur (çoğunluk) bu konuda der ki; Allah teala’nın her olayda belli bir hükmü vardır. Cumhur bu konuda şunları da ilave eder. Ona isabet eden doğru, edemeyen yanlış hüküm vermiş olur. Fakat hükmün neticesiyle amele bakıldığında, kesin olarak bilinmesi imkansız olduğundan şüphesiz her fakihin hükmü Allah’ın hükmüdür. Müçtehitlerden sadece bir tanesi isabet eder, diğerleri hatalıdır. Çünkü hak bir kaç tane olamaz. Allah katında hak bir tanedir. Bu konuda tamamlayıcı bilgi için İslam fıkhı Ansik.1.cilt. sayfa. 54-55-56’ya bakılabilir.
Olayların arka tarafların da ki farklılıklar.
Mezheplerin ayrılmasın da ki sebeplerden biri de meydana gelen olayların farklı yönlerinin olmasıdır. Mesela bir olayı ele alalım. Hanefî mezhebinde besmelesiz kesilen hayvanın eti yenmez. Ama Şafi mezhebinde bir hayvan besmelesiz kesilse de, sofranıza geldiğinde besmele çekip yiyebilirsiniz. Peki bir konuda neden böylesine farklı görüşler var denecek olursa, olayın arka tarafına bakmak lazım. Peygamberimiz s. Mekke’de bulunduğu sırada etraf kabilelerden kendisine et gönderiliyor. Acaba bu etin üzerine besmele çekildi mi? Çekilmedi mi? Efendimiz’e soruyorlar; Oda besmele çekin ve yiyin diyor. Olay bu, Şimdi mezheplerin bu olaya bakışındaki farklılığın sebebini inceliyelim. Şafi mezhebi diyor ki; hayvan kesilirken etin üzerine besmele çekilip çekilmediği bilinmiyordu onun için Efendimiz besmele çekin ve yiyin buyurdular.
Hanefî mezhebi de diyor ki, etraf da ki kabile ler müslümandı, O nedenle Efendimizin besmele çekin yiyin demesinin, yemeklere başlarken ki sünnet olan besmele olduğu, haydi durmayın yiyin manasında söylendiğini belirtiyorlar. Hanefî ve Şafi uleması bu olaydan yola çıkarak hüküm vermişlerdir. Hemen hemen bütün ortaya çıkan farklılıklar, olayların kendi tabiyatından kaynaklanmaktadır. Yani olaylar faklı manaları anlamaya müsait.
Önemli bir hatırlatma
Bir kere bu farklılıklar, Ortodokslarla Katolikler arasında ki ihtilaflar gibi hiç kanlı bıçaklı olacak seviyeye gelmemiştir. Fakihlerin araların da ki ihtilafları sadece ameli meselelerdedir. itikadi meselelerde hiç bir ayrılık olmamıştır.
Benzer konularda farklı rivayetlerin sebepleri
Sahabenin hepsi her zaman Peygamberimizin yanında bulunamıyordu. Efendimizin yanında sürekli bulunan, Efendimizin 24 saatine tamamen muttali olan sahabeler yok denecek kadar azdı. Efendimizin her anını izleme hususun da arada meydana gelen boşluğu Efendimizin hanımları dolduruyordu. Efendimizin aile içi münasebetlerini onlardan öğreniyoruz. Yani bu değerlendirmeden sonra şunu söyleyebiliriz Sahabe efendilerimizin çoğu gördüğünü değil, görenden duyduğunu anlatıyordu. Ne kadar dikkat edilse de, duyarak öğrenmede, mana bozulmasa bile, lafız da az da olsa bir değişme olabiliyordu. Daha sonraki dönemde gelen müçtehit imamlarının bir birlerinden az farklı hükümler vermelerinde rivayetlerdeki ufak lafız farklılıklarının rolü de vardı.
Karakterin anlatımdaki tesiri
Farklılıklarda rol oynayan bir başka faktörde Sahabe efendilerimizin arasındaki ilim ve mizaç değişikliğinden kaynaklanan seviye farklılıklarıydı. İrşat ve tebliğ için yola çıkan Sahabe Efendilerimizde ki, bu farklılıklar onların tebliğine de yansıyordu. Hepsi anlattığı her olayı ilk elden duymamıştı. İçlerinde hepsi hafız değildi. Efendimizin bütün hadislerini de bilmeyebiliyorlardı. Dini, bu Sabilerden duyan kimseler, öz de, yani, temelde aynı, teferruatta faklı bir İslam duyabiliyorlardı. O gün itibarı ile teyp ve kasetin olmadığı, yazı yazma tekniğindeki imkansızlıklar dikkate alındığında bu kadar farklılık çok normal görülecektir. Sözlü kültürde bu gibi şeyler kaçınılmazdır. Mesela 50 insanı yan yana dizelim, sonra sağ, en baştakine söylediğimiz ilmi, felsefi ve birazda uzun bir sözü en sol da ki 50. kimseye kulak verip dinlediğimizde 50 kişi arasında dolaşmaktan yorgun düşen sözün tanınmaz hale gelmesi şaşılacak bir durum değildir. Biraz mizahi görünen bu durum yukarıda anlatmaya çalıştığımız olaya faklı bir yaklaşım olması açısından hayli ilginçtir.
Benzeri konular:
Answer ( 1 )
Mezhep ayrılıklarının tarihsel olarak birçok farklı nedeni vardır. İslam’daki mezhep ayrılıkları da bu genel sebeplerle ilişkilidir ve bunlar özellikle dini yorum farklıkları, politik güç mücadeleleri, kültürel farklılıklar ve toplumsal yapılarla bağlantılıdır. İslam’daki mezhep ayrılıkları genellikle erken dönemdeki toplumsal, siyasi ve dini sorunlardan kaynaklanmıştır.
1. Siyasi Sebepler:
İslam’ın ilk yıllarında, özellikle Hz. Muhammed’in vefatından sonra, Müslüman toplumu liderlik konusunda ciddi bir belirsizlik yaşadı. Bu belirsizlik, mezheplerin doğmasına yol açan temel sebeplerden biridir. Hz. Muhammed’in halefinin kim olacağı meselesi, İslam toplumu içinde ciddi bir bölünmeye neden oldu.
Sünnilik ve Şiilik Ayrımı: Hz. Muhammed’in halefliği konusunda yaşanan tartışmalar, Sünni ve Şii mezheplerinin temel ayrımını oluşturmuştur. Sünniler, halife olarak seçilecek kişinin toplumun genel iradesine dayanması gerektiğini savunurken, Şiiler, Hz. Ali’nin halifeliği üzerinde ısrar etmişlerdir. Bu ayrım, zamanla hem dini hem de siyasi bir karakter kazanmıştır. Şii inancına göre, Ali ve soyundan gelenler, İslam toplumunun meşru liderleridir. Bu temel ayrım, zaman içinde farklı Şii mezheplerinin (örneğin, İsmaili, Caferi) ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır.
Sünnilikte de Mezhep Ayrılıkları: Sünni Müslümanlar arasında da zamanla farklı mezhepler oluştu. Örneğin, Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri, özellikle hukukî (fıkıh) farklılıklar nedeniyle oluşmuştur. Bu mezhepler arasındaki temel farklar, dini hükümleri nasıl yorumladıkları ve uyguladıkları ile ilgilidir.
2. Dini ve İlimsel Farklılıklar:
Dini anlayış ve İslami öğretilerin yorumlanması da mezhep ayrılıklarını besleyen bir başka önemli faktördür.
Fıkıh (İslam Hukuku) ve İbadet Farklılıkları: Her mezhep, İslam hukukunu (fıkıh) farklı şekilde yorumlar. Örneğin, Sünni mezheplerin her biri (Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli) farklı içtihatlarda bulunur. Aynı şekilde, Şii mezhepleri de hukukî meselelerde farklı bakış açıları geliştirmiştir. Bu farklılıklar, ibadet şekillerinden günlük yaşama kadar pek çok alanda kendini gösterir.
Kelam (İslam İlmî Teolojisi) Farklılıkları: Kelam, İslam’ın teolojik ilkelerini açıklayan bir alandır. Farklı mezhepler, Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlerin rolü, kader gibi temel konularda farklı yorumlar geliştirmiştir. Örneğin, Sünni kelam ekollerinin bazıları (Eş’ariyye gibi) Allah’ın iradesini öne çıkarırken, bazı Şii mezhepleri (mesela, Mu’tezile) özgür irade anlayışını benimsemişlerdir.
3. Kültürel ve Coğrafi Faktörler:
Mezhep ayrılıkları, sadece dini ve siyasi meselelerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda coğrafi ve kültürel farklarla da şekillenmiştir.
Kültürel Farklılıklar: Mezhep farklılıkları, bölgesel ve kültürel faktörlerden de etkilenmiştir. Örneğin, İslam’ın doğduğu Arap coğrafyasındaki bazı gelenekler, İslam’ın genişlemesiyle birlikte farklı yerlerde farklı şekillerde benimsenmiştir. İran’da Şii inancı daha yaygınken, Osmanlı İmparatorluğu’nda Sünnilik egemendir. Aynı şekilde, Kuzey Afrika’da Maliki mezhebi, Endülüs’te ise Hanefi mezhebi daha yaygın hale gelmiştir.
Dil ve Etnik Kimlikler: İslam’ın genişlemesiyle birlikte, farklı etnik gruplar ve halklar İslam’ı kabul etti ve her biri kendi kültürel anlayışına uygun dini uygulamalar geliştirdi. Bu durum, mezhep farklılıklarının şekillenmesine katkı sağlamıştır.
4. Toplumsal Yapı ve İktidar:
Mezheplerin ayrılması, bazen toplumsal yapılarla ve iktidar mücadelesiyle de ilişkilidir. Özellikle erken İslam toplumunda iktidar ve otorite üzerinde farklı mezheplerin birbirleriyle çatışmaları, mezhebi farklılıkların derinleşmesine neden olmuştur.
Toplumsal İhtiyaçlar: Bazı mezhepler, zamanla toplumsal ihtiyaçlardan doğmuş ve bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik yorumlar geliştirmiştir. Örneğin, Sünni mezhepleri, halkın dinî ve toplumsal yaşantısına yön verirken, Şii mezhepleri, özellikle siyasi ve dini otoriteye karşı bir tür direniş kültürü geliştirmiştir.
5. İzleyen Zamanlarda Çıkan Katılaşma:
Mezheplerin ayrılmasından sonra, bazı mezhepler zamanla katı bir hale gelmiş ve bu da ayrılıkları daha da derinleştirmiştir. Birçok mezhep, kendi düşünce ve inanç sistemini otorite kabul etmiş ve bu, diğer mezheplerle olan ilişkilerin sertleşmesine yol açmıştır.
Sonuç:
Mezhep ayrılıklarının sebepleri, genellikle dini, siyasi, kültürel ve toplumsal faktörlerin bir araya gelmesinden kaynaklanmıştır. İslam toplumunun erken dönemlerinde ortaya çıkan bu ayrılıklar, tarihsel süreçler içinde pek çok etkenin etkisiyle daha da derinleşmiş ve şekillenmiştir. Mezhepler, her biri kendi içindeki yorumlarıyla, İslam’ın çok çeşitli kültürel ve dini anlayışlarını temsil eder ve bu çeşitlilik, zamanla daha farklı ve bağımsız mezheplerin doğmasına neden olmuştur.