İslam’da mesih ve mehdi inancı nasıldır ?
İSLAMDA MEHDİ İNANCI DİYANET
Sözlükte “hidâyete eren, hidâyete vesile olan, doğru yolu bulan, hak yola giren, yol göstermek veya tarif etmek” gibi anlamlara gelen mehdî, din ıstılahında, kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların alıp yürüdüğü yeryüzünü adaletle dolduracak kimse demektir. Mehdî kelimesi Kur’ân’da geçmediği gibi, Buhârî ve Müslim’de de geçmez. Diğer hadis kaynaklarında mehdî ile ilgili bazı rivâyetler vardır. Ancak bu hadislerin sıhhat derecesi tartışmalı olup genel kanaat, bunların itikadî ve amelî yönden delil kabul edilmeyeceği şeklindedir.
Yaygın olarak mehdi inancının ortaya çıkması iki sebebe bağlanmıştır. Birincisi Yahûdî ve Hristiyanlıkta var olan inançlardır. Bu iki dinin mensupları mehdî ve mesih gibi iki şahsiyeti gelecekte insanlığın kurtuluşunu sağlayacak bir müjde ve hakikat olarak gündemde tutmaya çalışmışlardır. İkincisi de Müslüman topluluğun kendi içindeki siyasî kavga ve çekişmelerdir. Özellikle Sıffin Savaşı’ndan sonra İslâm aleminde resmen ortaya çıkan fırkalarda Şia bu husustaki iddiasını ifrat noktasına vardırmıştır. “Masum İmam, Gaybî İmam ya da İmamu’l-Muntazar” düşüncesi son kurtarıcı olarak kabul edilmiştir. Bu inanç tasavvuf alanında da destek görmüş ve böylece ehl-i sünnet âlimlerinin de ilgi alanına girmiştir. Ancak mehdî inancı İslâm itikadının konuları arasında yoktur. Çünkü Hz.Peygamber ile birlikte nübüvvet kapısı kapanmıştır. Fakat bu husus, Müslümanların çalışmasına, ictihad yapmalarına en üst düzeyde İslâm’ı tebliğ etmelerine ve insanların hidâyetine imkân hazırlamalarına engel değildir.
İSLAMDA MESİH İNANCI DİYANET
Silmek, suyu uzuvlara sürmek, akıtmak, el ile izini gidermek, hastalığı gidermek, saçı taramak, kesmek, vurmak, yorup zayıflatmak, gönlünü almak, yeri ölçmek, seyahat etmek anlamlarındaki “m-s-h” kökünden türeyen sözlükte; tek gözlü, yüzden silinen ter, sert mendil, deccal, doğru söyleyen insan, yalancı kimse, vaftiz edilmiş kişi, yağ ile yağlanmış şey ve kese demek olan mesih, din ıstılahında Hz. İsâ Peygambere verilen bir isimdir.
Hz. İsâ’nın (a.s.) adı Kur’ân’da İsa, İsa ibn Meryem, el-Mesih, el-Mesih ibn Meryem ve el-Mesih İsâ ibn Meryem şeklinde 36 defa geçmekte (Bakara, 2/87, 136; Nisâ, 4/45, 157, 171) ve özellikle isminin el- Mesih İsâ ibn Meryem olduğu bildirilmektedir (Âl-i İmrân, 3/45).
Allah, Adem’i (a.s.) anasız-babasız yarattığı gibi İsâ’yı da (a.s.) babasız olarak yaratmıştır (Âl-i İmrân, 3/47). “Allah yanında İsâ’nın durumu Adem gibidir…” (Âl-i İmrân, 3/59); “Mesih İsâ ibn Meryem Allah’ın rasûlüdür. O’nun Meryem’e attığı kelimesi ve O’ndan bir ruhtur…” (Nisâ, 4/171).
İsâ’nın (a.s.) anası Meryem’in hamile kalması ve doğumu Meryem sûresinde şöyle anlatılmaktadır:
“(Ey Muhammed!) Kitapta Meryem’i de an. Hani O, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasına bir perde germişti. Biz ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. Meryem, ona `senden Rahman’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)’ dedi. Cebrail, `Ben ancak Rabb’inin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim’ dedi. Meryem, `Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?’ dedi. Cebrail, `Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize ve katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir’ dedi. Böylece Meryem çocuğa hamile kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. `Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım’ dedi. Bunun üzerine (Cebrail), ağacın altından ona şöyle seslendi: `Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, `şüphesiz ben Rahman’a susmayı adadım, bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım’ de. (Meryem), kucağında çocuğu ile halkın yanına geldi. Onlar şöyle dediler: `Ey Meryem! Sen çok çirkin bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.’ Bunun üzerine Meryem, (çocukla konuşun diye) ona işaret etti.. `Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz? dediler. Bebek şöyle konuştu: `Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana (Allah) kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti. Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).’Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsâ işte budur.” (Meryem, 19/16-34)
İsâ Mesih’e (a.s.) İncil (Mâide, 5/46) ve açık deliller (beyyinat) verilmiş ve o, Ruhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklenmiştir (Bakara, 2/187, 257). O, dünyada ve âhirette değerli, şerefli, Allah’a yaklaştırılmış (mukarrab) ve salihlerdendir (Âl-i İmrân, 3/45-46). İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilmiş, kendisine kitap, hikmet, Tevrat ve İncil öğretilmiştir (Âl-i İmrân, 3/48-49).
Kur’ân’da İsâ Mesih şöyle tanıtılmaktadır:
“Onu İsrail oğullarına şöyle diyen bir elçi yaptık: “Ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim, Allah’ın izniyle o hemen kuş oluverir. Körü ve alacayı iyileştiririm. Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne bitirdiğinizi size haber veririm. Eğer müminler iseniz bunda sizin için bir ibret vardır. Ben, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak size haram kılınan bazı şeyleri helal yapayım diye gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. Allah’a karşı gelmekten sakının, bana itaat edin. Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin, doğru yol budur.” (Âl-i İmrân, 3/49-51);
“Allah İsâ’ya şöyle demişti: “Ey Meryem oğlu İsâ! Sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni kutsal ruh (Cebrail) ile desteklemiştim. Bu sayede sen beşikte iken de yetişkin çağında iken de insanlara konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alaca hastalığını iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle hayata çıkarıyordun. Hani İsrail oğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim, kendilerine apaçık delilleri (mucizeleri) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler, `bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir’ demişlerdi” (Mâide, 5/110).
“Hatırla ki Meryem oğlu İsâ; Ey İsrail oğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim’ demişti. O kendilerine açık deliller getirince, bu açık bir büyüdür dediler.”
İsrail oğulları İsâ Mesih’i (a.s.) yalanladılar, ona tuzak kurdular, annesine iftira ettiler (Nisâ, 4/156), mucizelere büyü dediler (Mâide, 5/110), ona eziyet ettiler (Saf, 61/5). İsrail oğullarından bir grup ona îmân etti. (Saf, 61/14) Ona îmân ve ittiba edenler şefkatli ve merhametli idiler (Hadîd, 57/23). Ona havariler yardımcı oldular. (Âl-i İmrân, 3/52-53; Mâide, 5/111; Saf, 61/14). “Havariler İsâ Mesih’e Rabbine dua et de bize gökten bir sofra indirsin dediler. İsâ Mesih Allah’a dua etti ve onlara gökten bir sofra indi.” (Mâide, 5/113-115).
İsrail oğulları, İsâ Mesih’i çarmıha gerip öldürmek istediler ancak başarılı olamadılar. İsâ Mesih yerine ona benzeyen birini çarmıha gerdiler, sonra da ihtilaf ettiler. Allah İsâ Mesih’i kendisine yükseltti. Kur’ân’da bu husus şöyle bildirilmektedir: “…Allah, inkârlarından ötürü Beni İsrailin kalplerinin üzerini mühürlemiştir. Artık pek azı hariç onlar inanmazlar. Küfürleri, Meryem’e büyük iftira atmaları ve `biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsâ Mesih’i öldürdük’ demelerinden ötürü (Allah kalplerini mühürlemiştir). Halbuki onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat (başka birini öldürdüler ve bu öldürdükleri kimse) kendilerine İsâ’ya benzer gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, tam bir şüphe içindeler. Sadece zanna tabi oluyorlar. Onu yakînen öldürmediler. Bilakis Allah onu kendisine yükseltti…” (Nisâ, 4/157-158); “Tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını boşa çıkardı… Allah İsa’ya demişti ki: Ey İsâ! Ben seni öldüreceğim. Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim.” (Âl-i İmrân, 3/54-55) İsa Mesih’in ölümü ile ilgili Mâide sûresinde de şöyle denilmektedir: “Allah, `ey Meryem oğlu İsâ! İnsanlar, `Beni ve anamı Allah’tan başka iki tanrı bilin’ diye sen mi dedin buyurduğu zaman O, `Hâşâ! Seni tenzih ederim, hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim Sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zatında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnız sensin. Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim: `Benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerinde kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.” (Mâide, 5/116-117).
İsâ Mesih’ten sonra Hristiyanlar, İsâ Mesih’e, Allah ve üç ilahın üçüncüsü dediler. Kur’ân’da bu husus şöyle bildirilmektedir: “Andolsun ki, `Allah kesinlikle Meryem oğlu Mesih’tir’ diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesih, `Ey İsrail oğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet ediniz. Biliniz ki kim Allah’a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar, artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur’ demişti. Andolsun `Allah, üçün üçüncüsüdür, diyenler de kâfir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse onlardan kafir olanlara acıtıcı bir azap vardır. (….) Meryem oğlu Mesih ancak bir rasuldür. Ondan önce de bir çok rasuller gelip geçmiştir. Anası çok doğru bir kadındı. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl haktan yüz çeviriyorlar.” (Mâide, 5/72, 73, 75).
Âyetlerden anlaşılacağı üzere İsâ Mesih, babasız dünyaya getirilmiş, İsrail oğullarına peygamber gönderilmiş, İncil verilmiş, sağlığında diğer peygamberler gibi kendisine îmân edenler de, onu yalanlayanlar da olmuştur. Sonraki nesillerden ona ilah diyenler olmuştur (bk. Teslis)
Answer ( 1 )
İslam’da Mehdi ve Mesih (İsa Aleyhisselam) inançları oldukça önemli bir yer tutar ve her iki figür de ahir zamanla ilişkilidir.
Mehdi İnancı:
İslam’da Mehdi (Arapça: المهدي) gelecekte ortaya çıkacak olan, adaleti sağlamak, zulme karşı koymak ve İslam’ı yeniden güçlü kılmak amacıyla Allah tarafından gönderileceğine inanılan bir liderdir. Mehdi’nin, tüm dünyayı barış ve adaletle yönetmesi, zulme son vermesi beklenir.
Halk arasında Mehdi’nin doğumu ve kimliği hakkında çeşitli rivayetler olsa da, bu konuda kesin bilgiler yoktur. Ancak, Mehdi’nin Ali’nin soyundan (veya bazı yorumlara göre, Hasan veya Hüseyin’in soyundan) biri olacağına inanılır.
Emevi ve Abbâsî yönetimlerine karşı adaletli bir lider olarak çıkacağına inanılır. Zorluklar, savaşlar ve fitnelerin sonrasında, Mehdi’nin tüm bu kötülükleri ortadan kaldırması beklenir.
Ahir zamanda, Mehdi ortaya çıkarak İslam’ı tam anlamıyla hâkim kılacak ve adaleti sağlayacaktır. Bu inanç, özellikle Şii müslümanlar arasında daha belirgindir ve onlar Mehdi’yi “On ikinci İmam” olarak kabul ederler.
Mesih İnancı (İsa Aleyhisselam):
Mesih (Arapça: المسيح), İslam’a göre, İsa (Aleyhisselam)’dır. İslam’da, İsa’nın Allah’ın elçisi ve peygamberi olduğu kabul edilir, ancak Tanrı’nın oğlu olduğu inancı reddedilir. İslam’daki Mesih inancı, İsa’nın Allah’ın izniyle yaşamış olduğuna, öldüğü ve dirileceği inancına dayanır.
İsa’nın ölmediğine inanılır. İslam’a göre, İsa çarmıha gerilmeden önce Allah onu semaya (göğe) yükseltmiştir. Yani, İsa ölmeyip Allah tarafından korunmuştur.
İsa, ahir zamanda tekrar dünyaya dönecek ve Mehdi ile birlikte Zülmü, Adaletle değiştirecek, Dajjal (İslam’da büyük bir sahte peygamber) ile savaşacak ve tüm inançları doğruya yönlendirecektir.
İslam’da İsa’nın ikinci gelişi, tüm insanları doğru yola yönlendirecek ve adaleti sağlayacaktır.
İslam’daki Bağlantı:
Mehdi ve İsa’nın gelişinin ait olduğu zaman dilimi aynıdır. İsa, Mehdi ile birlikte zulme son vererek adaleti sağlayacak ve İslam’ı doğru şekilde yayacaktır.
İslam’da Mehdi’nin liderliği, İsa’nın ikinci gelişi ile pekişir ve birlikte, ahir zamanda tüm insanlığa İslam’ı doğru biçimde öğreteceklerdir.
Özetle, Mehdi ve Mesih (İsa), İslam’da gelecekteki adaletin ve doğruluğun simgeleridir. Her iki figürün gelişinden sonra dünya daha barışçıl bir hale gelecek ve zulüm sona erecektir.