Paylaş
Kâfirlerin Bağışlanmaması
Question
SORU: Şu âyet-i kerimenin tefsirini rica ediyorum:
Doğrusu âyetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayan-lara göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız. Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerine de örtüler vardır. Zâlimleri böyle cezalandırırız.
CEVAP: Bu âyetler A’raf süresinin 40 ve 41. âyetleridir. Manası şöyledir: Allah’ın kelâmı olduğu halde Kur’an âyetlerini yalanlayan, onlardan yüz çeviren, büyüklenerek onlara inanmayan, gereğince amel etmeyen ve onun gösterdiği yolda gitmeyen kâfirlerin önlerindeki kapılar kapanır ve menfezler tıkanır. Onlara cennet kapılarından herhangi bir kapı açılmaz. Âyetteki göğün kapılarıyla, cennetin kapılan kastedilmiştir. Çünkü cennetin mevkii yüksektir. Bu kapılar kâfirlere açılmaz ve kocaman iri vücutlu bir deve, küçücük iğnenin deliğinden geçmedikçe onlar da bu kapılardan geçemezler. Devenin bu delikten geçmesi imkansızdır. Bu duruma göre âyetin anlamı kâfirler kesinlikle cennete giremeyeceklerdir, demektir.
Bir görüşe göre de âyetin anlamı şöyledir: Onlar kâfir oldukları müddetçe duaları Allah tarafından kabul edilmez. Çünkü gök, duanın kıblesidir. Bu iki anlam arasında bir çelişki yoktur. Çünkü duasını Allah’ın kabul etmediği bir kimse cennete giremez. Çünkü cennet, Allah’ın mü’min kullan içindir.
Sonra ikinci âyet, küfürlerinde ısrar eden kâfirler için cehennemden yataklar olacağını, onların bu yataklarda yatacaklarını söylemektedir. Bu ne kötü bir yataktır; üstlerinden kızgın alevler onları kuşata-caktır. Bu, onlann inkar ve zulümlerinin bir karşılığıdır.
Bu ilahi ve âdil hüküm bize Nisa sûresinde geçen şu âyetleri hatırlatıyor:
Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamber’den ayrılıp inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir. Allah elbette kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur. (Nisa/115-116)
Âlimler, kâfirlerin kıyamet günü ebediyyen azap içinde kalacaklarını söylerler. Çünkü küfürden öte bir günah yoktur.
Allah Teâlâ’dan bizi iman üzere diriltmesini ve onunla vefat ettirmesini niyaz ederiz. Başarıya ulaştıracak olan O’dur.
Answer ( 1 )
“Kâfirlerin bağışlanmaması” konusu, İslam inancında çok tartışmalı bir mesele olup, farklı yorumlara sahip bir konu olmuştur. İslam’ın temel metinleri olan Kuran ve hadislerde, kâfir olarak tanımlanan kişilerle ilgili çeşitli hükümler bulunmaktadır.
Kâfir Tanımı: İslam’a inanmayan, Allah’a ve Peygamber Muhammed’e (s.a.v.) iman etmeyen kişiler kâfir olarak tanımlanır. Bu, özellikle İslam’a açıkça karşı çıkan ve inkar eden kişiler için geçerli bir terimdir.
Kâfirlerin Bağışlanması Hakkında Kuran: Kuran’da kâfirlerin bağışlanması konusunda kesin bir hüküm bulunmaz. Ancak, bazı ayetler, Allah’ın kâfirlere rahmetinin geçmeyeceğini belirtir. Örneğin, Nisa Suresi 48. ayet: “Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirk) bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar…” şeklinde bir ifade vardır. Bu ayet, şirk işleyenlerin (Allah’a ortak koşanların) bağışlanmayacağına dair bir anlayışı ifade eder.
Tövbe ve İman: Kuran, kâfirlerin tövbe etmeleri durumunda Allah’ın onları affedebileceğini de ifade eder. Zümer Suresi 53. ayet: “De ki: ‘Ey nefislerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları affeder. O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.’” Bu ayet, kişinin samimi bir şekilde tövbe etmesi durumunda Allah’ın onu affedebileceğini belirtir.
Hadislerdeki Yorumlar: Hadislerde de benzer bir durum söz konusudur. Peygamberimiz, İslam’a girmemiş kişilere karşı hoşgörülü olmayı tavsiye etmiş, ancak bir kişi kâfir olarak ölürse, ona dair sevap ve af söz konusu olmayabilir. Ancak, bu da geniş bir yorum alanı sunar ve dini otoriteler arasında farklı görüşler vardır.
Sonuç olarak, İslam’da kâfirlerin bağışlanması meselesi, Allah’ın takdirine bağlıdır. Bir kişi kâfir olarak yaşamışsa, ölüme kadar tövbe etmemişse, İslam’a göre af edilmesi zor olabilir. Ancak, her şeyin sonunda Allah’ın merhametinin büyüklüğü ve takdiri geçerli kabul edilir.