Paylaş
İslamda Kısas Hakkını Almak
Question
Kısas Hakkını Almakta İtkan
îtkân’ın uygulama yerlerinden birisi de kısas hakkını almak husu-sundadır. Şayet kısasta hak sahibi olan kişi diyet almak durumunda ise bu hakkını güzelce almalıdır. Bu hakkın tam olarak alınması için (gerekirse) kuvvete ve bilgiye başvurulur. Hak sahibinin hakkını alabilmesi için yönetici durumundaki kişi hak sahibine bu imkanı tanır.
Nitekim Kur’an’da şöyle buyurulmaktadır:
Bir kimse zulüm ile öldürülürse, onun velisine (mirasçısına, hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu veli de kısasta ileri gitmesin. Zâten (kendisine bu yetki verilmekle) o, yardıma mazhar olmuştur. (İsra/33)
Hz. Peygamber’in şu hadisi de bu konuda delildir:
Bir kimsenin yakınlarından biri öldürülürse o kimseyi şu iki hayırdan birini yapmakta serbest bırakınız: Eğer katilin öldürülmesini istiyorsa (kısasın uygulanmasını talep ederek bunu) yapsın. Şayet diyet almak istiyorsa diyeti alsın.
Çünkü yakını öldürülen kimsenin diyet istemesi hakkıdır. Eğer gücü yeterse bu hakkı almayı, diğer haklarda olduğu gibi kendisi alabilir. Kendisi alamazsa, yönetici ona bu hakkın alınmasında vekillik vermesini emreder. Çünkü kendisi o hakkı tastamam olmaktan acizdir.
Answer ( 1 )
İslam hukukunda kısas (kısas hakkı) bir tür adalet mekanizmasıdır. Kısas, bir kişinin, başkasına yaptığı haksızlık veya suç karşısında, aynı şekilde bir cezaya çarptırılması ilkesine dayanır. Bu, bir tür “eşdeğer ceza” anlamına gelir ve çoğunlukla kısas, cana kast veya bedensel zararlar durumunda uygulanır.
1. Kısas Hakkının Temeli
Kısas, İslam hukukunun temel ilkelerinden biri olan adalet anlayışına dayanır. Kısas, Kur’an’da ve hadislerde açıkça belirtilmiştir. Kur’an’da, Bakara Suresi 178. ayet ve Maide Suresi 45. ayet gibi pasajlarda, kısas hakkının uygulanmasına dair hükümler bulunmaktadır.
Bakara 178: “Ey iman edenler! Kısasta sizin için hayat vardır; akıl sahipleri için…”
Maide 45: “Biz ona (Tevrat’a) kısas hükmü de yazmıştık…”
Kısas, adaletin sağlanması ve bireylerin hakkının korunması amacıyla verilmiş bir hak olup, ancak belirli şartlar altında uygulanabilir.
2. Kısasın Uygulama Şartları
Kısas uygulamak için belirli şartlar vardır. Bunlar, hem mağdur hem de fail açısından geçerli olan bazı kriterleri içerir:
Failin Suçu İstemeyerek Yapmamış Olması: Kısas genellikle kasten işlenen suçlar için geçerlidir. Yani, kişi kasten öldürme veya bedensel zarar verme gibi suçlar işlediğinde kısas uygulanabilir. Kazaen (isteyerek değil de istem dışı) işlenen suçlarda kısas uygulanmaz, bunun yerine tazminat veya başka tür bir ceza söz konusu olabilir.
Ölüm Cezası Durumunda Kısas: Örneğin, bir kişi başkasını öldürmüşse, mağdurun yakınları, faili öldürmek suretiyle kısas alabilirler. Ancak, burada mağdurun yakınlarına bir hak tanınsa da, kısas almak bir zorunluluk değildir; mağdurun ailesi affetme veya diyet (kan parası) talep etme hakkına da sahiptir.
Failin Eylemi İspatlanmalı: Kısas uygulanabilmesi için failin suçunu işlediği kesin bir şekilde ispatlanmalıdır. Şahitler, itiraflar veya diğer deliller bu konuda belirleyici olabilir.
Suçun Türü ve Cezanın Orantılılığı: Kısas, suçun doğasına uygun şekilde ve orantılı bir şekilde uygulanır. Örneğin, bir insanı öldüren kişi, ancak aynı şekilde öldürülerek cezalandırılır. Birine bedensel zarar veren kişi, aynı şekilde bedensel zarara uğratılır.
3. Kısasın Alternatifleri: Affetme ve Diyet
İslam’da kısas, adaletin sağlanmasının ötesinde bir alternatif olarak affetme ve diyet (kan parası) gibi seçenekler de mevcuttur. Bu, mağdurun ve mağdurun ailesinin kısas almayı reddetmeleri durumunda geçerli olur.
Affetme: Mağdur ya da mağdurun ailesi, faile karşı kısas yapmayı reddedebilir ve affedebilir. Bu durumda, affeden kişi, dini açıdan büyük bir sevaba ve ödüle layık kabul edilir.
Diyet (Kan Parası): Kısas yerine, fail, mağdurun ailesine belirli bir miktar tazminat ödeyebilir. Bu miktar, İslam hukukunda belirli oranlarla belirlenmiş olup, bazı durumlarda anlaşmazlıklar sonucu bir hakem aracılığıyla belirlenir.
4. Kısasın İslam Toplumlarındaki Yeri ve Önemi
Kısas, İslam toplumlarında adaletin temini ve toplum düzeninin korunması açısından önemli bir yere sahiptir. Kısas, yalnızca failin cezalandırılmasını değil, aynı zamanda mağdurun haklarının korunmasını da hedefler. Bu uygulama, suçların caydırılması ve adaletin sağlanması bakımından toplumsal bir işlev de görür.
Ancak, kısasın uygulanması, aynı zamanda merhamet ve hoşgörü ile dengelenmelidir. İslam, genel olarak merhamet ve affetmeyi teşvik eder ve bu, kısas hakkının kullanılması durumunda da geçerlidir.
5. Kısasın İslam’daki Etkisi ve İtkân
İtkân, bir işin düzgün, sağlam ve tam yapılması anlamına gelir. Kısasın uygulanmasında da itkân, adaletin tam anlamıyla sağlanması için gereklidir. Bu, hem hükümlerin doğru bir şekilde yerine getirilmesi hem de mağdur ile failin haklarının doğru bir biçimde gözetilmesi anlamına gelir.
Kısas uygulamalarında, itikadi bir yaklaşım, adaletin sadece şekli değil, aynı zamanda ruhunu da kavrayabilmeyi gerektirir. Yani, bir kişiye kısas uygulanırken onun suçunun tam olarak ne olduğu, failin tutumu ve mağdurun durumu gibi çeşitli faktörler dikkate alınmalıdır. Bu, uygulamanın sadece adaletli değil, aynı zamanda doğru ve merhametli olmasını sağlar.
Sonuç
İslamda kısas, adaletin sağlanması ve toplum düzeninin korunması adına önemli bir hukuki mekanizmadır. Kısas hakkının kullanımı, belirli şartlara dayanmakta olup, affetme ve diyet gibi alternatif seçeneklerle de dengelenmiştir. Adaletin tam anlamıyla sağlanabilmesi için kısasın, sadece hukuki değil, aynı zamanda insani bir yaklaşım içerisinde uygulanması gerekmektedir.