Paylaş
İslâm neden birden fazla kadınla evlenmeyi mubah kılmış
Question
Çok Evlilik Hakkında

SORU: İslâm neden birden fazla kadınla evlenmeyi mubah kılmış, Hz. Peygamber (s.a) neden çok kadınla evlenmiştir?
CEVAP: Bu mesele, bizi en çok meşgul eden bir meseledir. Gazete, dergi ve kitaplar bunu sürekli kurcalamaktadır. Bu nedenle onun önüne çıkmamız vacft oldu. Bu durum tekrar gösterdi ki İslâm tek hak ve ebedi dindir. Her zaman ve mekanda geçerli olacaktır. Bu konu şöyle gündeme geldi: Hristiyan bir erkek iki kadınla evlendi, birinci kadın, ikinci kadını çocuklarıyla beraber kocanın onlara vereceği haklardan mahrum etmek için -Hristiyanlıkta iki kadınla evlenmenin haram olduğu gerekçesiyle— mahkemeye verdi.
Mahkeme de kadının isteğini reddetti. İslâm’ın birden çok evliliği mubah gördüğü fikrinin de bir hata olduğuna hükmetti. Çok evlilik hemen hemen tüm toplum ve dinlerde tatbik edilmiştir. Mısır’da Firavunlar zamanından beri çok evlilik vardı. Yahudilikte de vardı. Ancak Miladi onbirinci asırda bir yahudi zirvesi bunu yasakladı. Bununla birlikte bir kısım yahudiler peygamberlerine ittibaen çok evlilik sünnetine devam ettiler. İncil’de de çok evliliği yasaklayıcı bir hüküm yoktur. Hristiy anlıkta da çok evliliği yasaklayan din adamlarının yüksek zirvesidir.
Bu mevzuda hakimin kararının özeti budur. Onun bu kararı çok şey ifade ediyor. O büyük bir eserdir. O her zaman her şeyi bahane edip İslâm şeriatına dil uzatanların yüzüne indirilmiş bir şamardır. Çünkü onlar çok evliliği kesin olarak yasaklamak istiyorlar. Erkek ve kadını mirasta eşit yapmak, talak’ı (boşamayı) kaldırmak gibi daha nice değişiklikler yapmak istiyorlar. Halbuki Allah emrinde galiptir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Bu kararın değeri, din adamı olmayan, medeni bir hakimden gelmesinden dolayıdır. O insanlar arasında yayılan bir vehmi tashih ediyor. O temiz İslâm dinini cahil ve çekemeyenlerin insafına terketmiyor. Bir çok iftiracı çok evliliğin bütün şekilleriyle beraber kötü bir şey olduğunu söylerler. Kesinlikle yasaklanması gerektiğini söylerler, halbuki çoğu zaman ona ihtiyaç duyulur, insan çok evliliğe mecbur kalır. Başta savaş olmak üzere çeşitli sebeplerden kadınların sayısı çoğalır-sa, erkeklerin sayısından fazla olan bu kadınlar için bir aile hayatı gerekecektir. Yoksa bu kadınlar cinsel terör ve günaha girecekler, bir sürü şerli taifeler meydana gelecek.
Hanımı kısır olan ve çocuk sahibi olmak isteyen erkek ne yapacaktır? Hanımını boşayıp yeniden evlense zulüm olacak. Belki de kadın perişan olacak. Bu durumda tek çare ikinci bir eş almaktır.
Yine, hanımı müzmin bir hastalığa yakalanan ve kadınlık görevini yerine getiremeyen koca ne yapacaktır? Gayri meşru yollara mı tevessül etsin?! Aslında, hem müslümanlar, hem de laikler çok evliliği fiilen mubah görüyorlar. Aralarındaki fark şudur: İslâm ihtiyaç olursa ikinci evliliğe ruhsat verir. Ve bu evlilik toplumun gözü önünde herkesin duyacağı açık bir şekilde karı-kocalık haklarına riayet ederek yapılır. Laiklere gelince, onlarda çok evlilik perdeler arkasında, gayr-i meşru olan cinsi ilişkiler ve kadm-erkek arasındaki hayvani ilişkilere dayanıyor.
Bunda temiz toplumun onayı ve evliliğin haklan yoktur.
Şimdi biliyorsanız (söyleyin) iki gruptan hangisi güvende olmaya daha layıktır? (Enam/81)
Biz bununla çok evliliğe teşvik etmiyoruz. Ancak o ihtiyaç anında kullanılacak bir ilaç gibidir. İhtiyacı olmadan bunu kötüye kullanana gelince kendilerine de başkalarına da kötülükte bulunuyorlar. Fakat ilacın kötüye kullanılması, onun tamamen terkedilmesini gerektirmez. Yoksa bu ilaca muhtaç olan hastalığı tedavi etmek zorlaşacak.
İdeal ve mutlu evlilikte esas olan bir kadınla yetinmektir. Erkek kadına, kadın erkeğe yardımcı olur, birbirlerinin mutluluk kaynağı olurlar. Onlardan her biri kalbinin derinliğinde diğerinin hayat ortağı olduğunu hisseder. Hatta ilk sevgi tohumu ailede atılır. Asamızda hayat zorlaşmıştır. Normal bir insan ancak bir kadının hakkına riayet edebilir.
Yüce dinimiz, nafaka temininden aciz olan erkeğin evlenmesini ve hakkını vermeyene ikinci evliliği mubah görmez. Burda en belirgin işaret erkeğin kadının hakkını yerine getirip getirmediğine bakmaktır. Ev için nafaka ve zorluklar vardır. Bir tek kadın dahi çok özen ister. Bir erkek çok muhtaç olursa, ikinci bir kadınla evlenmeye kalkar. İki kadın arasında adalet yapacağına inandığ zaman evlenebilir. Allah şöyle buyuruyor:
Bir kişinin iki hanımı olupda aralarında adaleti sağlayamazsa, bir yanı düşük olduğu halde Allah’ın huzuruna gelir.
Bununla ilgili olarak haddini tecavüz eden bir mecmua Peygamberimizin evlilikleri hakkında bir makale yayınladı. Çok evliliğin çok şehvetten doğduğunu iddia ediyor. “Nede kötü hüküm veriyorlar.” Allah’ın peygamberliğine seçtiği, dağların bile çekemediği sorumlulukları yüklenen bir Peygamberde hangi azgın şehvet olabilir ki? Hatta güzel ahlâka sahip olan birisinde bile bu azgın şehvet yoktur. Onun huyunun güzelliği, mizacının mutedilliği, küçüklüğünden beri tasarrufunun güzelliği, yirmi beş yaşında iken, iki defa evlenip dul kalmış kırk yaşında olan bir hanımefendi ile evlenmesi ve bu yaşlı kadınla yirmi-beş yıl yaşaması dikkate alındığında bunun iğrenç bir iftira olduğu hemen anlaşılır. Eğer azgın şehvetten bir eser olsa idi, o daha kuvvetli ve genç iken çok evlenirdi.
Rasûlullah ancak son senelerinde, kabileleri birleştirmek, kabilelerin arasım bulmak için Allah’ın vahy ve yönlendirmesiyle çok kadınla evlenmiş. Yoksa onların iftira ve vehm ettikleri gibi değil. Hz. Aişe ile evlenmiş, Hz. Ebubekir’i onurlandırmak için, Hz. Hafsa ile evlenmiş Hz. Ömer’i razı etmek için ve Bedir’de şehit edilen kocasının yetimlerini himaye etmek için Hz. Ümmü Seleme ile evlenmiş, Hz. Zeyneb binti Cahş’la evlenmesi ise, Arablar arasında meşhur olan evladlık tabusunu yıkmak içindi. (İslâm kendi evladlığının eşiyle evlenebilir hükmünü getirdi.)
Bu açıklamalardan sonra hala Hz. Peygamber’e iftira ve bühtan yapılır mı? Rasûlullah’m mücadeleli hayatında, rahata zaman ayırmak yoktu. O rahat etmek isteseydi de yapamazdı. O bir davayı neşretti. Ümmeti birleştirdi. Onları tek kelime üzerinde topladı. İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkardı.
Gazve ve savaşlara şahit oldu, toplulukları dağıttı, şirki mahkum etti. Kendini ümmetinin her derdine karşı sorumlu tuttu. Durum böyleyken hayatında şehvete geniş yer verebilir miydi? Bir adam vaktinin çoğunu ticaret yaparak veya yazı yazarak veya çalışarak geçirirse insanları, kadınları ve dünya metamı unutur, şehvete ve eğlenceye vakit bulamaz. Nerde kaldı ki bütün insanlar rahat ve mesut olsunlar diye çalışıp yorulan o yüce Peygamber şehvetini tatmin etmeye zaman bulabilsin.
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
Gayri müslimlerin en çok kurcalamış oldukları meseledir İslam’da erkeğin birden fazla kadınla evlenmeyi mübah görmüş olması. Bununla çok eşlilik teşvik edilmiş olmaz. Ancak o ihtiyaç anında kullanılacak bir ilaç gibidir. İhtiyacı olmadan bunu kötüye kullanana gelince kendilerine de başkalarına da kötülükte bulunuyorlar. Fakat ilacın kötüye kullanılması, onun tamamen terkedilmesini gerektirmez. Yoksa bu ilaca muhtaç olan hastalığı tedavi etmek zorlaşacak. İslam, erkeğe dörde kadar eş ile evlenmeyi mübah görmüştür. Fakat, ideal ve mutlu evlilikte esas olan bir kadınla yetinmektir. Erkek kadına, kadın erkeğe yardımcı olur, birbirlerinin mutluluk kaynağı olurlar.
İslam, birden fazla kadınla evlenmeyi mubah kılar, yani izin verir, ancak bazı şartlar ve kısıtlamalar getirir. Bu konu, İslam hukukunda “çok eşlilik” veya “poligami” olarak bilinir. İslam’ın birden fazla kadınla evlenmeye izin vermesinin bazı temel sebepleri vardır:
Ancak, birden fazla kadınla evlenmeye izin verilmesi, birçok şart ve kısıtlamalarla sınırlanmıştır:
Önemli bir nokta, İslam’ın birden fazla kadınla evlenmeyi izin vermesine rağmen, İslam dininin asıl amacının tek eşli, sevgi, saygı ve adalet temelinde sağlıklı bir evlilik birliği kurulmasını teşvik etmesidir. İslam’ın öğretileri, evlilikte sevgi, sadakat ve adaletin öncelikli olduğunu vurgular ve evlilik birliğinin güçlü ve sağlıklı olmasını destekler.
İslâm’da birden fazla kadınla evlenmenin mubah (izin verilen) kılınmasının arkasında hem sosyal hem de tarihsel sebepler vardır. Bunu anlamak için dönemin koşullarına ve İslâm’ın getirdiği düzenlemelere bakmak gerekir:
Sosyal ve ekonomik sebepler
İslâm öncesi Arap toplumunda savaşlar ve şiddet olayları nedeniyle erkek nüfusu azalıyor, kadınlar ise korunmasız kalıyordu. Çok eşlilik, dul ve yetim kadınların korunmasına yardımcı oluyordu.
Kadınların sosyal güvenceye ve nafakaya kavuşmasını sağlayan bir mekanizma olarak görülüyordu.
Sınırlı ve düzenli bir izin
Kur’an, birden fazla kadınla evlenmeyi sınırsız şekilde değil, en fazla dört kadınla sınırlandırır ve adalet şartına bağlar (Nisâ Suresi 4:3): “Eğer yetimlerle adaletsizlik yapmaktan korkarsanız, sizin için uygun olan diğer kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin. Fakat adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir tek kadınla yetinin.”
Buradan anlaşılır ki, çok eşlilik sadece adalet sağlanabildiği sürece mübahdır; adaletsizlik yapılırsa yasaklanır.
Aile ve toplum düzenini koruma
Çok eşlilik, savaş sonrası kadınların ve çocukların korunması, miras ve nafaka düzenlemeleri açısından toplumsal bir tedbir olarak görülüyordu.
Aynı zamanda, toplumda boşanma ve kadınların mağduriyetini azaltacak şekilde sınırlandırılmış bir sistem oluşturulmuş oldu.
Dinî ve etik boyut
Kur’an, çok eşliliği “isteğe bağlı ve kontrollü” olarak verir; erkeklerin keyfi olarak evlenmelerine izin vermez. Adalet, sorumluluk ve eşlerin haklarının korunması esas alınır.
Özetle, İslâm çok eşliliği herkesin istediği gibi yapabileceği bir hak olarak değil, toplumsal ve adil bir düzenleme çerçevesinde izin verilmiş bir imkân olarak sunar. Amaç hem kadınları ve yetimleri korumak hem de adalet ve aile düzenini sağlamak olmuştur.