İmam-ı Rabbani Kimdir Gerçek İsmi Nedir?

Question

imam ı rabbani hayatı kısaca

Adı: Ahmet faruk Serhindi

Doğum Tarihi ve Yeri :
14 Şevval 971’de (26 Mayıs 1564) Doğu Pencap’taki Sirhind’de (Serhind) doğdu.

Ölüm tarihi ve yeri:
Sirhind, Hindistan 8 Safer 1034’te (20 Kasım 1624) vefat etti.

İmam-ı Rabbani Unvanları:

“İmam Rabbani“: ilâhî bilgilere sahip âlim

“müceddid-i elf-i sânî” hicrî II. bin yılın müceddidi

İkinci hicri bininci yılın yenileyicisi yani “Müceddid-i Elf-i Sânr. Nakşi, Kadiri, Sühreverdi, Çişti ve Kübrevi tarikatlanndan icâzetli, Rabbâni imam ve Rahmâni mürşid. Altın silsilesinin 24. halkası “İmam-1 Rabbanı” lakabıyla anılan mürşidimizin asıl adı: Ahmed b. Abdülahad el ~ıki “Fârilki” nisbesi, ikinci halife Hz. Ömerül-Fitruk’un soyundan olmasından ileri gelir. “Müceddid-i Elf-i Sânı” şöhreti, Hz. Pey-gamber’in: “Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinini yenile-yen (müceddid) gönderecektir””) hadis-i şerifi gereği, ikinci bin yı-lın başında gelen “müceddid” sayılmasındandır. İmam-ı Rabbani, 971/1563 yılında Hindistan’da Delhi ile Lahor arasındaki Serhind denilen yerde doğdu. İlk hocası babası-dır. Ondan Arapça ve İslami ilimler tahsil etti. Küçük yaşta hıfzını tamamladı. Kemâleddin Keşmiri’den akli ve nakli filmleri’ İb-nu’l-Haceri’l-Mekki ile Abdurrahman b. Fahru’l-Mekki’den muteber hadis kaynaklarını, Behlül Bedahşani’den de fıluh, tef-sir ve diğer İslami konulara dair eserleri okudu. Onyedi yaşında iken icâzet alacak seviyeye geldi. Ilim tahsili sırasında bazı eserle-rin telifiyle meşgul olacak kadar ilme ve telife yatkındı. Küçük yaşlardan itibaren tasavvuf yoluna olan meyli sebebiyle babası eliyle Kadiriyye, Sühreverdiyye ve Çiştiyye gibi tarikatlara intisâb etti.
Babasının vefatından sonra hac vesilesiyle memleketinden ayrıldı. Hac dönüşü Delhi’ye geldiğinde Nakşbendi ulularından Muhammed b. Baki intisâb etti. İki aydan biraz daha fazla bir zaman içinde seyr ü sülûkunu tamamladı. İmam-ı Rabbani, Hind-Moğol hükümdarlarından Ekber Şah’ın başlattığı, karma yeni bir din ihdası fikrine karşı “saf ve temiz İslâm” ı bütün güzellikleriyle savundu ve Ekber’in oğlu Ci-hangir’in ve ona tâbi olanların İslami vasata ermelerini sağladı. İrşad, tebliğ ve mücadelelerle geçen ömrünü 63 yaşında noktaladı ve Serhind’de 1034/1625 yılında vefat etti. Türkçe telaffuzu bazan “Serhend” şeklinde ifade edilen bu yerin doğru adı Serhind’dir. Serhind “Hindistan sınırı” demektir. Denizin Denize Kavuşması Gibi İmam-ı Rabbani, Nakşi yolunu öğrendiği şeyhi Muham-med Baki Billah’ın Delhi’ye gelişi, ilahi kaderin “Müceddid-ı Elf-i Sânı” olarak takdir buyurduğu Ahmed Fürükryi yetiştir-mek içindi. Şeyhi Ilâcegi Muhammed Emkenegi tarafından İmam-ı Rabbünryi irşad için gönderilen M. Baki Billah ıle İmam-ı Rabbani’nin buluşması, iki denizin birbirine kavuşması gibiydi. Ahmed Far’ûki, sahip olduğu üstün kabiliyet sayesinde iki ayda Şeyh’inin yanında sülükunu tamamladı. Imanı-ı Rabbâni, bunu bizzat Mektu” bât’ında (I, 333 vd. 190. Mektup) ve ondan naklen el-liâni el-Haddiku’l-Verdiyye adlı eserinde anlat-maktadır. Mekttibât’ın’ verdiği bilgilere göre İmam-ı Rabbâni, “lafza-i cekıl” zikriyle ba ladığı sülûkunu gaybet, fenâ, cem, sahv ve sekr hallerinden geçerek müşethede”ye erdiği şeklinde anlatır. Müşahede halinde bütün ze ardından Hakk’ı, varlığının bütün zerreleri ile beraber görür. Bunu, Hakk’ı kâinata bitişik ya da ayrı ol-mayarak, içinde veya dışında bulunmayarak müşahede hali izler. Bunun ardından, Hak Teala’Yl a kâin ile ilişkisi olmayan ve keyfi-yeti bilinemeyen bir ilgi içinde bilir. e bilir Nihayet ih ayet keyfiyet ya da tenzih ile de olsa müşahede edilen, Hakk’ın tekvin (yaratma) sıfatıdır. Bu halleri anlattıktan sonra şeyhi tarafından kendisine irşad icâzeti verildiğini ve bu emre uyarak irşâda bağlandığını an-latmaktadır. Yaşadığı Dönem İmam-ı Rabbânrnin yaşadığı dönemde Hindistan bölgesi-nin idaresi, Moğol hükümdarlarının elindeydi. Bunlardan özellikle İmam ile çağdaş olan Ekber Şah, sapıklığın, dalâletin zirvesin-deydi. O, Hinduizm, Hıristiyanlık ve Müslümanlık gibi dinlerin beğendiği taraflarını alarak yeni bir din kurma gayreti içindeydi. Ancak onun kurmaya çalıştığı din, en çok Hinduizm’den etkileni-yordu. Sultan, hindulara yaranmak, onların gönüllerini kazanmak istiyordu. Mecüsilerden ateşe tapmayı, hıristiyanlardan çan çal-mayı, istavroz çıkarmayı, hindulardan dini gün ve bayramları, merasim ve törenlerle ruh göçünü, tenasüh inancını aldı. Devrin tasavvuf mensubu sayılan bazı kimseler, filozoflann özellikle Işrakiyye ve Revâkiyye felsefelerinin varlıkla ilgili görüşlerini Hind felsefesiyle de karşılaştırarak anlatıyordu. Böylesine karışık ve sultanların ulûhiyet iddiasına kalkıştığı bir dönemde yetişen İmam-ı Rabbâni, çok büyük bir mücadele verdi. Silahsız ve kim-sesiz bu gönül mücahidi, tek başına güzellikler dini Islam’ı savun-du. Sultan; hapis, işkence, her türlü sindirme politikalarını izle-diyse de başanh olamadı. Hükümdarın uydurdu& din, bütün sa-pıklıklarıyla beraber tükendi. İmam-ı Rabbâni ezilen, yara alan Islâm’ı yeniden dirlik ve güzelliğiyle hayata geçirdi. Tasavvufa ruhbanlık ve felsefi cereyanlar tarafından sokulmak istenen “hulâl, ittihâd ve tenasüh” gibi düşünceleri atıp onu asıl kaynağı olan Kur’ân ve Sünnet çizgisine getirdi. (İstek üzerine devamı eklenecek kaynak Allah dostları)

BENZER KONULAR:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answer ( 1 )

    1
    2021-02-13T19:38:44+03:00

    İmam-ı Rabbani’nin asıl adı Ahmed Faruk Serhindi’idir. Kendisine söylenilen isim yani İmam-ı Rabbani ismi ilahi bilgilere sahip alim demektir. Bulunduğu dönemde ve çağda çok büyük mücadeleler vermiştir İmam-ı Rabbani. Silahsız bir şekilde ve her fırsatta İslam’ı ssvunmayı kendisine görev saymıştır. Tasavvufun içerisine sokulmaya çalışılan ruhbanlık gibi İslam’a ters düşen şeyleri tasavbhfun içerisinden atmıştır

    Best answer

Leave an answer