İçki bütün kötülüklerin anasıdır ne demek

Question

İçki Bütün Zorlukların Kapısıdır

Icki butun kotuluklerin anasidir ne demek

SORU: İçki içmenin dindeki hükmü nedir?

CEVAP: Toplumda tehlikeli bir hastalık yayılıyor. O da içkinin yaygın bir hale gelmesidir. Ahlaken gevşek ve refah yanlısı bir çok insan onu ya gizli veya açıktan içiyorlar. Bir çok şenlikler ve düğünler, sevinç ve neşe günleri onunla kutlanıyor. Böylece birçok insan içkiye alışıyor. Maalesef bir kısım insanlar vardır ki haşhaş ve eroinle mücadele edilmesini istiyorlar. Bu konuda büyük çaba da sarfediyorlar. Ama içkiye gelince es geçiyorlar, onu tehlike olarak bile görmüyorlar. Hatta bazıları uyuşturucunun önüne geçmek için içkiyi yaygın bir hale getirmeyi bile bir çare sayıyorlar. Bilemiyorum bu garip teklife ne demeli? Halbuki biz uyuşturucu haramdır dediğimiz zaman onu içkiye benzeterek hüküm veriyoruz. Çünkü o da uyuşturucu gibi sarhoş eder ve uyuşturur.

İşin daha da garibi bunlardan bir kısmı bilerek Allah’a iftirada bulunuyorlar ve Kur’an’m içkiyi haram kılmadığını iddia ediyorlar. Halbuki Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister, artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?

Allah’a itaat edin, Rasûl’e de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının, eğer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Rasûlümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.

İçki bütün nevileriyle aklı giderici ve sarhoş edicidir. Dolayısıyla da haramdır, haramdır, haramdır.

İçki, Kur’an, sünnet ve icma ile haramdır. Eğer din onu haram kıl-masa idi dahi akıl onu haram kılacaktı. İslâm, onda çok zarar ve tehlike olduğu için haram kılmıştır. Onu haram kılmakla insanın (aklını, vücudunu ve) malını korumuş. Çünkü insanlar mallarını ona vermekle hafif akıllı olduklarını ortaya korlar. İslâm insanın bedenini de korumuş. Çünkü içki insana çeşitli hastalıklar getirir. Yüksek tansiyon, felç, asap bozukluğu gibi hastalıklara sebebiyet verir, vücudun tepkisini yo-keder, ciğerleri bitirir. İslâm onu yasaklamakla aklı korumuş, çünkü aklı giderir, içki içen sapıtır. İslâm onu yasaklamakla ırzı koruma altına almış, çünkü içki sarhoş olan bütün bağları koparır, o bir hayvan olur veya hayvana benzemiş olur. Rivayet edilir ki bir kocakarı içen bazı gençlerin yanma uğrar, ona da bir kadeh verirler, o da içip gülmeye başlar. Sonra ona ikinci kadehi verirler, onu da içer, yüzü iyice kızarır, gülmesi artar. Üçüncü kadehten sonra şöyle der: “Bana karılarınızdan haber verin. Onlar da bu şaraptan içiyorlar mı?” Onlar da evet dediler. O da, “Kabe’nin rabbine yemin olsun ki onlar bevillerini (sidiklerini) iyi tutarlar” dedi. (Bu örnek ihtiyar bir kadının dahi birkaç kadeh nebiz içtikten sonra nasıl akıl dairesinden çıktığını ve abuk sabuk konuştuğunu göstermektedir.)

Gizli ve açıktan içki içenlerin bahanelerinden biri de şudur. Onlar diyorlar ki “bizim içtiğimiz İslâm’ın yasakladığı içki cinsinden değildir.” Ve şöyle ilavede bulunuyorlar: “İslâm viskiyi, konyağı, şampanyayı yasaklamamıştır.” Bunlar İslâm’ın ilk yıllarında yoktu. Ancak Ra-sûlullah asırlar öncesi bu ihtimali da bize bildirmiş şöyle buyuruyor:

Ümetimden bazı insanlar içkiyi başka isimler altında içeceklerdir.

Sonra haramlığın kaidesini şöyle koymuştur:

Her sarhoş edici haramdır.

Her sarhoş edici hamr’dır, her hamr da haramdır.

Hz. Ömer Rasûlullah’ın minberinin üstünde şöyle diyor:

İçki aklı karıştıran şeydir.

Artık buna rengi, şekli, adı ne olursa olsun bütün içkiler dahildir. Yine onların şöyle bir bahaneleri daha vardır. Diyorlar ki ‘Bazı fakihler buna helal demişlerdir. Dolayısıyla nebiz helaldir.’ Bu da bir saptırmadır. Çünkü fakıhlerin sözkonusu ettiği nebiz, sarhoş etmeyen hurma ve üzüm suyudur, yani hoşaftır. Enes şöyle diyor: ‘Ben bu kadehimle Rasûlullah’a, bal, nebiz su ve süt sundum.

Hiç Rasûlullah sarhoş edici veya ona benzer bir şey içer mi?

Ömer b. Abdülaziz “tıla” diye bir nevi içki içenleri gördü. . Buna karşı savaş açtı. Valilerine şöyle mektup yazdı: “Tıla denen içkide müslümanlar için bir hayır yoktur. O bir içkidir. Ona tıla ismini koymuşlardır. Onun mukabilinde Allah çok temiz ve mubah meşrubatlar yaratmıştır. Bazı insanların onu Hz. Ömer mubah kılmiştır, bizden önceki büyükler de bundan içmişlerdir, dediklerini işitiyorum. Halbuki Hz. Ömer’e kaynayan bir meyve suyu takdim edilmiş o da bu tıla mı diye sormuş, onu tadınca sakıncası yoktur demiş. İnsanlar ondan sonra onu içmeye başlamışlar. Hz. Ömer olsun ve Önceki büyükler olsun bunun sarhoşluk vermeyen çeşidinin mubah olduğunu söylemişlerdir. Bekletilince tıla da sarhoşluk verir, o zaman haram olur. Rasûlullah şöyle buyuruyor:

Her sarhoş edici, mü’mine haramdır.

Artık burada, sapıkların, mü’minleri kandırması mümkün değildir. Mü’minlerin bundan sakınmaları, içkiyi haram görmeleri gerekiyor. Çünkü o bütün hataların kapısıdır. Korkarım ki müslümanların çoğu bu musibete uğrasınlar.

Ömer b. Abdülaziz Mısır valisine şöyle bir mektup yazıyor:

Bu içki öyle kötü bir şeydir ki bakıyorum bir çok kişi buna müptela olmuş, Allah’ın haram kıldığı ve kendilerinin aklını giderici bir şeye kendilerim kaptırmışlar. Öyle ki bununla haram olan kan dökmeyi helal, haram malın yenilmesine ve haram olan ırzın mubah edilmesine kadar ileri gidiyorlar. Bu içki (tıla) müptelaları şöyle söylüyorlar. “Tıla içmede bir sakınca yoktur.” Yeminim olsun ki yeme içme vs. şeylerde içkiden sakınılacaktır. Onların mubah görüp içtikleri şarap, hristiyanların ellerinin altından geçer. O hristiyanlar ki müslümanları dinlerinden etmek istiyorlar, onları kendilerine helal olmayan şeylere itiyorlar. Böylece onların eşyalarını, mallarını sattırmak istiyorlar. Onlar bununla genişliğe kavuşmak istiyorlar. Hiç bir müslüman için hayrı olmayan içki içmek hususunda meşru bir mazeret yoktur. Çünkü Allah Teâlâ bol bol tatlı sular yaratmıştır.

Sonra Ömer şöyle devam ediyor:

Bizim bu ilanımızdan sonra içki içenleri başkasına ibret olacak şekilde cezalandıracağız. Buna rağmen içkiye devam edenler bilsinler ki şüphesiz Allah’ın cezası daha şiddetlidir.

Sonra mektubuna şöyle son verir:

Allah’tan diliyorum ki Allah bizi harama sokmadan helallanyla yetindirsin. İyi yolda olanlara daha fazla hidayet, kötü yolda olanlara da tevbe nasip etsin. Allah’ın selamı üzerinize olsun.

Yine içkicilerin bir bahanesi de şudur; onlar diyorlar ki: ‘İçki balzı hastalıklara ilaçtır.’ Bu onların baş vurdukları bir hiledir. Çünkü onlar içkiyi sarhoş olmak, habis duygularını tatmin etmek için içiyorlar. Halbuki doktorlar içkinin yerine ona alternatif olacak ilaçları bulmuşlardır. Ayrıca Rasûlullah’a ‘İçki ile tedavi olur mu?’ diye sorduklarında “İçki derttir, onda asla şifa yoktur” cevabını veriyor.

İçkide bunca çirkin neticeler vardır. Bundandır ki Hz Peygamber (s.a) insanları son derece şiddetli bir şekilde ondan sakındırmış; ona nisbet edilen bir sözde şöyle buyurmuştur:

İçkiden sakının Allah’a yemin ederim ki onunla iman yanyana gelmezler, biri bir yere girince diğeri oradan çıkar.

Şüphesiz içki bütün kötülüklerin anasıdır. Serlerin anahtarıdır. Belaların kapısıdır. Bazı sünnet kitapları ibretle dolu bazı hikayeleri bize nakletmektedirler. Onların birisinde şöyle bir hikaye geçiyor: Bir kadın bir erkeği yakalıyor, kapıları üstüne kilitliyor. Onu üç şey arasında muhayyer bırakıyor: Bir şişe şarap içmek veya yanında bulunan bir çocuğu öldürmek, ya da kendisiyle zina etmek. Adam bunların en hafifi olduğunu düşündüğü içkiyi tercih etti. İçkiden içti, başı dönünce kadın

onun hoşuna gitti, onunla zina yaptı. Çocuğun söylemesinden korktu ve onu Öldürdü. İşte böylelikle içki büyük kötülüklere sebep oldu. Ve adam büyük belalara girdi.

İçkiyi ancak sapıtanlar ve durumu bozuk olanlar içerler. Sünnet bize haber veriyor ki içki içen kırk kırbaçla cezalandırılır. Çoğu kez de değnek yerine ayakkabılar (narinler) kullanılır. Evet nalinler! Çünkü insanlığını yitirenler, aklını kaybedenler ancak ayakkabı ile terbiyeye müstahaktırlar. Ta ki terbiye edilsinler ve kendilerine gelsinler. Aklını ve kerametini koruyan insan nerde, kendisini veya başkasını helaka sürükleyen herif nerde. .. .Şair ne iyi söylemiş:

Akrep birisine sokmaya yeltenince

O ayakkabı ile ezilir, zira o buna layıktır.

Bazılarına göre de bu devirde içki ile mücadelede bulunmak, gericiliğin ve donukluğun bir çeşidi sayılır. Onlara göre bu devirde içki bu kadar yayıldığına göre, artık onun üzerinde durmak abes sayılır. Bu çok garip bir mantıktır. Bu şu demektir: Yangın olunca ateşi kendi haline bırakalım ki yaşı ve kuruyu yaksın. Islah ediciler böyle düşünemezler. Ahlâklı ve faziletli insanlar böyle diyemezler. İşte Hz. Ömer içki içenlerin sayılarının çoğaldığını görünce onların cezalannı kırk kırbaçtan seksene çıkardı. Çünkü suçlardaki artış, cezanın şiddetlendi-rilmesine götürür.

Allah Teâlâ bize nice tatlı nimetler vermiş, temiz, helal içki çeşitleri (meşrubatları) ihsan etmiştir. Fışkı ile kan arasından çıkan temiz süt vermiş. Annın karnından çeşitli renklerde çıkan temiz balı vermiş, kandıran tatlı sulan vermiş, meyve sulannı vermiş, daha nice nice faydalı ve hususi nimetler vermiş. Rasûlullah (s.a) Ebu Talha’nın Mescid-i Nebi’ye yakın bir yerde bulunan Beyraka adlı bahçesine giderdi. Onda güzel su vardı. Hz Peygamber (s.a) ondan çok hoşlanırdı. “Buyut-tü-Sakya” adlı çeşmeden Peygamberimize su getirilirdi. O Medine’den iki günlük mesafede idi. Onun Mekke ile Medine arasında bir köy olduğunu söyleyenler de vardır. Rasûlullah’ın (s.a) bu güzel sünneti nerede insanların, iyiyi bozmak, doğruyu eğriltmek, kolay olanı zorlaştırmak işi nerde.
Yemek açlığı gidermek içindir. İnsanlar onu şimdi oburluk için yerler, yemeklerin adedi çoğalmış, o nisbette hastalıklar ve illetler de artmıştır. Su ve meşrubatlar susuzluğu gidermek için içilir. Bu günse insanlar onu aklı öldürmek ve şehveti yaymak için kullanıyorlar. Elbise setr-i avret için kullanılır idi.

BENZER KONULAR:

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answers ( 2 )

  1. Muhammed Samir
    1
    2024-12-20T13:52:20+03:00

    İçki bütün kötülüklerin anasıdır” ve “İçki bütün zorlukların kapısıdır” ifadeleri, alkolün insan hayatındaki olumsuz etkilerine dikkat çeken özdeyişlerdir. Her iki deyim de, alkolün insanın ruhsal, fiziksel ve sosyal hayatında ciddi problemlere yol açabileceğine inanılan bir bakış açısını yansıtır.

    İçki bütün kötülüklerin anasıdır: Bu deyim, alkolün çeşitli kötü alışkanlıklar, suçlar, sağlık sorunları ve toplumsal sıkıntılar gibi olumsuz durumların kaynağı olabileceği anlamına gelir. Burada “ana” kelimesi, bir şeyin kaynağı veya başlangıcı anlamında kullanılır. İçkinin, diğer kötülüklere yol açan bir başlangıç noktası olduğuna inanılır.

    İçki bütün zorlukların kapısıdır: Bu ifade de içkinin, zorluklara ve sıkıntılara yol açan bir etken olduğuna dikkat çeker. İçki tüketiminin, maddi, manevi ve sosyal anlamda zor durumlara yol açabileceği düşünülür. Bu zorluklar, alkol bağımlılığı, aile içi problemler, iş yaşamındaki sıkıntılar gibi pek çok farklı sorunu kapsayabilir.

    Her iki deyim de içkinin potansiyel tehlikelerine dair uyarılar içerir ve alkolün insana zarar verme noktasında ciddi bir rol oynayabileceği mesajını verir.

    En iyi cevap
    0
    2024-12-20T18:05:10+03:00

    “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” ifadesi, genellikle alkol tüketiminin insan yaşamında olumsuz etkiler yaratabileceğini ve birçok sorunun kaynağı olabileceğini anlatan bir atasözü veya deyiş olarak kullanılır. Bu ifade, alkolün:

    1. Sağlık problemleri (fiziksel ve zihinsel) yaratabileceğini,

    2. Aile içi sorunlara yol açabileceğini,

    3. İş hayatını ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileyebileceğini,

    4. Şiddet, kazalar veya suç oranlarında artışa neden olabileceğini,

    vurgular. Bu tür sözler, toplumda ahlaki bir mesaj vermeyi ve insanları alkol gibi maddelerin zararlarına karşı uyarmayı amaçlar. Ancak bu ifade, alkole bakış açısına ve kişinin bireysel deneyimlerine göre değişebilir; bazıları için bu söz abartılı bulunabilir.

     

     

Cevapla