Hz. Peygamber’e ait bazı hatıraların (Na‘l-i şerif, Şa’r-ı şerif gibi) ticarete konu edilmesi doğru mudur?

Question

Hz. Peygamber’e ait bazı eşyaların ticarete konu edilmesi doğru mudur?

Na‘l i serif Sar i serif

Hz. Peygamber (s.a.s.) ile ilişkili olarak son zamanlarda sık sık gündeme gelen konulardan biri de O’nun sandalet veya terlik anlamına gelen nalınlarının benzerlerini imal ederek yahut Efendimize nispet edilen ve sakal-ı şerif olarak bilinen saç veya sakal tellerinin yıkandığı suları çoğaltıp şişeleyerek satışa konu yapılmasıdır. Halkımız nezdinde son derece güçlü olan Hz. Peygamber sevgisinden yola çıkarak böyle ticarî uygulamalara yönelmek dinen doğru değildir. Çünkü sahip çıkmamız gereken Hz. Peygamber’in (s.a.s.) esas emaneti, Kitâb/Kur’ân-ı
Kerîm ve Sünnetidir. Nitekim O, Veda Hutbesinde: “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla
şaşırmazsınız: Bunlar, Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir” buyurmuştur.

Şurası hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, Hz. Peygamber’in dizinin dibinde yetişen ve onun getirdiği dini en iyi anlayıp yaşayan sahabe-i kiram ve daha sonraki asırlarda müçtehit imamlarımız asla bu tür uygulamalara girişmemişlerdir. Allah Resulü’nün saçı, sakalı veya herhangi bir eşyasını bir ticaret metaı olarak değerlendirmek gibi bir tavrı benimsediklerine de şahit olunmamıştır. Hayattayken ashabı ile kurduğu iman-itaat ilişkisinde onlara birtakım eşyaları ya da saçının/sakalının telleri zerinden bir mesaj vermemiştir. Hatta Sevgili Peygamberimiz
(s.a.s.) bir defasında suya elini daldırıp abdest aldı. Ardından oradaki sahabiler de aynısını yaptılar ve o sudan yudumladılar. Bunun üzerine Allah Resulü, “Sizi bunu yapmaya teşvik eden nedir?” diye sordu. Sahâbiler de, “Allah ve Resûlü’nün sevgisi” dediler. Allah Resûlü de şöyle buyurdu: “Eğer Allah ve Resûlü‘nün sevgisini istiyorsanız, size bir şey emanet edildiğinde ona riayet edin; konuştuğunuz zaman doğru söyleyin ve komşularınızla iyi geçinin”

Yüce Rabbimiz de Kur’ân-ı Kerîm’de “De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”198 buyurarak Allah sevgisini kazanmanın Hz. Peygamber’e (s.a.s.) uymaktan geçtiğini açıkça bildirmiştir.

Peygamberimizden kalan bir hatırayı canlı tutmak, O’na ait bir eşyayı veya saç telini muhafaza etmek bir ibâdet olmamakla beraber, Müslümanlar, Hz. Peygamber’e olan muhabbetleri vesilesi ile bunlara hürmet ve ilgi göstermektedirler. Ziyarete açıldığında Hırka-i Şerîf’e duyulan ilgi bunun bir göstergesidir.

Bu tablo, Peygamberimize duyulan sevginin farklı şekilde dışa yansımasıdır. Bununla birlikte unutulmamalıdır ki Allah Resûlü’ne sevgimizi göstermenin en güzel yolu, O’nun sünnetine ve güzel ahlakına uygun bir yaşam sürmekten geçmektedir.

Hz. Peygamber’in mirası, ilahî hitap olan Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyyesidir. Mümine düşen görev bu mirasa sahip çıkmak, ilkelerine tabi olmak ve bu ilkelerin insanlığa ulaşması için çaba ve çalışma içerisinde olmaktır. Na‘l-i şerif örneklerini veya şa’r-ı şerifin yıkandığı suları ticaret amacıyla kullanmak değildir. Diğer taraftan bu gibi eşyalardan medet ummak, yani bunları şifa kaynağı kabul edip sıkıntıları gidereceğine ya da bela ve musibetleri def edeceğine inanmak İslâm’ın inanç esaslarına aykırıdır. Bu şekilde Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hatıralarını ticari rant devşirmeye alet etmek, apaçık bir din istismarıdır

Diyanet güncel sorular

Aşr-ı Şerif Nedir Ne Zaman Okunur?

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answer ( 1 )

    0
    2021-01-11T01:03:15+03:00

    Rasulullah (sav) bizlere iki emanet bıraktı: Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve Rasulullah (sav)’in sünnetidir. Allah Rasulü (sav) ne kıl ne de tüy bırakmıştır bizlere emanet olarak. Onun bize emaneti dediğimiz gibi Kur’an ve sünnettir. Kur’an ve sünnete uyduğumuz ölçüde hürmetimiz artmaktadır. Allah muhafaza onlardan yüz çevirdiğimiz durumda da hürmetsiz, değersiz bir duruma gelmekteyiz.

Cevapla