Paylaş
Hanbeli ve Selefi mezhebi arasında bağlantı nedir? Selefiyye alimleri kimlerdir?
Question
Selefiyye âlimleri içerisinde meşhur olarak kimler yer alır? Ahmed b. Hanbel ve Hanbeliyye mezhebi ile Selefiyye arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
Ahmed b. Hanbel’in görüşleri etrafında ortaya çıkan Hanbeliyye/ Hanbelîlik, kökleri itibariyle daha önce de var olan Ehl-i Hadis’e dayanmaktadır. Hicazlılar eser veya hadisçiliği (ehl-i eser, ehl-i hadis) temsil ediyor, Iraklılar re’yciliği (ehl-i re’y) ile biliniyordu. Ehl-i Hadis’in liderliğini Mâlik b. Enes, Ehl-i Re’y’in liderliğini Ebû Hanîfe yapıyordu. Ebü’l-Meâlî el-Cüveynî (ö. 419/1028) “Allah’ın eli”, “arşa istiva” gibi sıfatlarla ilgili konularda zahirî kabul edip te’vilden uzak duranlardan bahsederken eimmetu’s-selef (selef âlimleri) ve etbâu selefi’l-ümme (selefin takipçileri) kavramlarını kullanır (el-Cüveynî, el-Akîdetü’n-Nizâmiyye, s. 32).
Ahmed b. Hanbel’in oğlu aynı zamanda talebesi olan Abdullah tarafından yazılmış olan Kitâbu’s-Sünne’de Ebû Hanîfe bir Mürciî ve Kur’ân’ın mahlûk olduğunu kabul eden bir Cehmî olarak tanıtılmakta, Ehl-i Hadis ve ona yakın çevrelerin Ebû Hanîfe hakkındaki eleştirileri zikredilmektedir (M. İğde, “Hanbelilerin Ebû Hanîfe Ta savvuru”, II, 90-98).
Ahmed b. Hanbel’in hocaları arasında Hanefî âlim Ebû Yusuf ve İmam Şâfiî gibi devrin pek çok önemli âlimi bulunmaktadır. İmam Ahmed’in hayatında, Kur’ân’ın mahlûk olup olmadığı konusundaki tartışmalardan dolayı yaşadığı mihne olayının önemli etkisi olmuştur. Ahmed b. Hanbel’in, erRed ale’z-Zenâdıka ve’l-Cehmiyye adlı risalesinde, Ehl-i Sünnet inancının yerleşmesine katkıda bulunan bir âlim olduğu da görülür.
Abbasîler döneminde 218/833 yılında başlayan mihne süreci, Mütevekkil döneminde birkaç yıl devam etmesinin ardından 234/849 yılında halku’l-Kur’ân tartışmalarının yasaklanmasıyla sona ermiştir. Ancak mihne devrinin tam anlamıyla son bulması başkadı İbn Ebî Duâd’ın görevinden azledilmesi ve mihne mağdurlarının serbest bıra kılmasıyla 237/851 yılında gerçekleşmiştir. Bu dönem Hanbelî mezhebi için önemli sonuçlar doğurmuştur. İnsanların, Allah’ın kelami olan Kur’ân’ın yaratılmışlığını (halku’l-Kur’ân) kabul etmeye zor landıkları bu süreçte, mihneye maruz kalan Ahmed b. Hanbel, mihne politikaları karşısındaki tavrı nedeniyle ün kazanmış, Ehl-i Hadis’in temsilcisi olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Mihnenin Ehl-i Hadis’in lehine bitirilmiş olması, bundan sonraki süreçte onların baskın unsur olmasına zemin hazırlamıştır. Mihne, Hanbelîlik diye bir mezhebin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bazı araştırmacılar Hanbelî mezhebinin fikhî bir mezhep olarak ortaya çıkmadığını, kuruluşu aşamasında kelamî bir mezhep olduğunu belirtmişlerdir.
Hanbelîlerin, Ebû Muhammed Hasan el-Berbehârî (ö. 329/940-41) öncülüğünde kötülüğe engel olma adına müdahaleci eylemleri, Şii Büveyhîi yönetimine ve yerel Şiî halka karşı, Hanbelî-Şiî çatışma ları bu yapının itikadî-siyasî boyutları baskın olan bir mezhep olduğunun göstergelerindendir (M. İğde, “Fikih ve İtikad Arasında Hanbelîlik”, s. 91-106).
Ebû Bekir el-Hallâl’in (ö. 311/923), topladığı meseleler ve ortaya koyduğu kaideler sebebiyle Hanbelî mezhebinin gerçek kurucusu olduğu söylenebilir. Kur’ân ilimleri, hadis, dil bilimleri, edebiyat ve tasavvuf gibi konularla da ilgilenen Ebü’l-Vefâ b. Akîl’in özellikle fikih, usul-i fikih, kelam ve cedel sahasında telif ettiği eserler Hanbelî doktrinine ayrı bir zenginlik katmıştır. Ebü’l-Hüseyin b. Ebî Ya’lâ (ö. 526/1131), öğrencisi Ebü’l-Vefâ Ali İbn Akîl (ö. 513/1119), Ebu’l Ferec İbnü’l-Cevzî (ö. 597/1201) ve Muvaffakuddin İbn Kudâme (ö. 620/1223) aynı zamanda akaid konularında da görüşler ortaya koymuş âlimlerdir. Takıyyüddin İbn Teymiyye’nin (ö. 728/1328) fikirleri ve mücadelesi, özellikle günümüz İslâm dünyasında çeşitli düşünce hareketlerinin beslendiği bir kaynak olma değerini hâlâ muhafaza etmektedir (F. Koca, “Hanbelî Mezhebi”, DIA, XV, 525-547).
Bazı araştırmacılara göre Selefilik bir mezhep olmaktan ziyade bir zihniyettir (M. H. Kırbaşoğlu, ” Maziden Atiye Selefî Düşün cenin Anatomisi”, s. 142). Selefiyye bir zaman dilimidir, bir İslâm mezhebi değildir. Selefiyye’yi mezhep edinmek, Selef’e tabi olanların kabul etmedikleri bir bidattir (el-Bûtî, es-Selefiyye Merhaletun Zemeniyyetun Mubarake la Mezhebun İslâmî, s. 219 vd.). Muham med b. Abdilvehhâb’ın kendisinden sonraki takipçileri, Vehhâbîlik aşırılığının Selefiyye içinde kalıcı ve baskın hale gelmesine katkıda bulunmuşlardır (M. A. Büyükkara, “Hâriciliğin Modern Bir Görün tüsü Olarak Tekfircilik”, s. 18, 19).
Selef’in (kelime anlamıyla öncekiler’in) yani ilk üç nesil olan sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn neslinin anladığı gibi İslâmiyet’i anlamak ve yaşamak iddiasında olan Selefî akım, kendilerini Ehl-i Sünnet’in temsilcileri olarak görmektedirler. Günümüzde kendilerini “Selefi” diye adlandıran gruplar çeşitli alt dallara ayrılmaktadır. Bir tasnife göre Selefiler, Suudi/Vehhâbî, Cihadî ve Siyasî olmak üzere üç grup olarak tanıtılmaktadır (M. A. Büyükkara, “Günümüzde Selefilik ve İslâmî Hareketlere Olan Etkisi”, s. 485-524). Bu üçlü tasnif içerisinde de alt kolları olan yeni tasnifler yapılabilir. Kaynak 88 soru
BENZER KONULAR:
- Selefilik hak mezhep midir?
- Vehhabilik-Selefilik Nedir
- Selefilik Mezhebi Nedir
- Selefiler ile Vehhabiler arasında ne fark var?
- Ehli Sünnet Mezhepleri Hangileridir?
- Tümünü görüntüle.
- Vehhabilik ile Hanbelilik arasındaki ilişki
- Hanbeli mezhebinde Cenazenin kefenlenmesi işlemi
- Hanbeli mezhebine göre Kurban
- Hanbeli mezhebinde mezi temiz midir?
- Hanbeli mezhebinde cuma namazı
- Tümünü görüntüle.
Answer ( 1 )
Hanbelî mezhebi ve Selefiyye arasında tarihsel ve teolojik açıdan önemli bir bağ bulunmaktadır. Bu ilişki, Hanbelî mezhebinin kurucusu Ahmed b. Hanbel’in itikadî görüşlerinin Selefî düşüncenin temelini oluşturması ile doğrudan bağlantılıdır. Bu bağlamda, Selefiyye’nin temel öğretilerinde ve yaklaşımlarında Hanbelî geleneğin etkisi açıkça görülmektedir.
1. Hanbelî Mezhebi ile Selefiyye Arasındaki Bağlantı
Ahmed b. Hanbel, itikadî meselelerde sahabe ve tabiînin (Selef-i Salihin) anlayışına sıkı sıkıya bağlı kalmayı savunmuştur. O, kelâm ve aklî tefsir yerine Kur’an ve Sünnet’in zahirine dayanmayı önemsemiş, özellikle Allah’ın sıfatlarını yoruma dayalı açıklamaktan kaçınmıştır. Bu yaklaşımı, Selefî düşüncenin temel felsefesini oluşturmuştur.
Selefiyye, Kur’an ve Sünnet’e dayalı saf bir İslam anlayışını benimser. Selefiyye, Ahmed b. Hanbel’in ve erken dönem Hanbelî âlimlerin itikadî görüşlerinden etkilenmiştir. Özellikle şu konularda benzerlik vardır:
Hanbelî mezhebi, Selefî düşünceden farklı olarak fıkıh alanında bir mezhep geleneği geliştirmiştir. Selefîlik ise genel olarak mezhepler üstü bir yaklaşımı benimsemiş ve özellikle itikadî konulara odaklanmıştır.
2. Selefiyye Âlimleri
Selefiyye’nin öne çıkan âlimleri, itikadî meselelerde saf bir İslam anlayışı savunmuş ve geleneksel Selef-i Salihin yoluna dönüş çağrısı yapmıştır. İşte Selefiyye tarihinde önemli yer edinmiş bazı âlimler:
Erken Dönem Selefiyye Âlimleri:
Selefî düşüncenin temel taşıdır. Allah’ın sıfatları ve Kur’an’ın mahlûk olmadığı konusunda net tavır almış, bu yüzden Mihne olayında zulüm görmüştür.
Selefî düşüncenin sistemleştirilmesinde büyük rol oynayan bir âlimdir. Allah’ın sıfatları konusundaki literal anlayışı ve bid’atlarla mücadele çabalarıyla tanınır.
İbn Teymiyye’nin öğrencisi ve fikirlerinin savunucusudur. Fıkıh, tefsir ve ahlak alanlarında önemli eserler vermiştir.
Tefsir çalışmalarıyla tanınan bu âlim, Selefî düşüncenin klasik tefsir geleneği içindeki temsilcisidir.
Modern Dönem Selefiyye Âlimleri:
Suudi Arabistan’da Vahhabîlik hareketini başlatmış, Selefî düşüncenin modern çağdaki önderlerinden biri olmuştur.
Modern Selefîlik ve ıslah hareketlerinde etkili bir âlimdir. İslam’ı modernize etmek için Selefî düşünceyi savunmuştur.
Hadis çalışmaları ve selefî metodolojiyi savunmasıyla bilinir. Modern Selefîliğin en önemli isimlerinden biridir.
3. Ahmed b. Hanbel ve Selefiyye Arasındaki İlişki
Sonuç
Hanbelî mezhebi, Selefî düşüncenin şekillenmesinde köklü bir etkiye sahiptir. Ahmed b. Hanbel’in itikadî görüşleri, Selefî düşüncenin temellerini oluşturmuş, ancak Selefîlik zamanla daha geniş ve mezhepler üstü bir kimlik kazanmıştır. Özellikle İbn Teymiyye gibi âlimler, Selefîliği sistemleştirerek Ahmed b. Hanbel’in yolunu modern Selefîlik için bir temel haline getirmiştir.