Share
Gazzâlî’ye Göre Adaletin Önemi
Question
Gazzâlî’nin Adalet Tanımı

Gazzâlî Nasihatü’l-Mülûk eserinin en başından itibaren adaleti övmüş zulmü ise yermiştir. O, yöneticiye şunları söylemiştir: ‘‘Sizinle Allah arasındaki olan şeyler hususunda Allah’ın affı yakındır. O bağışlayan ve merhametli olan Bir’dir. Fakat halka yapılan zulümle ilgili durumlarda, o kıyamete kadar sizden bu zulmün bedelini kaldırmaz. Zulmün tehlikesi büyüktür’’(Gazzâlî, 2016, s. 45). Yöneticiliğe gelen kişi bu işin sorumluluklarını, sevap ve günahlarını bilmelidir. Çünkü liderlik büyük bir nimettir ve bu nimet üzerine başka nimetlerden hiçbiri tercih edilmez. ‘‘Liderlik mertebesinin yüceliği ve tehlikesinin büyüklüğü hakkında Hz. Peygamber(s.a.v)in: ‘Liderlerin bir günlük adil davranışı yetmiş yıllık ibadetten daha üstündür’ hadisi ortaya koymaktadır’’(Gazzâlî, 2016, s. 46). Gazzâlî, yöneticiliğin son derece sorumluluk gerektiren bir mevki olduğundan kitabının birçok yerinde bahsetmiştir. Aktardığı en çarpıcı örneklerden birisi Hz. Ömer ile ilgilidir. ‘‘Hz. Ömer(r.a.) gece her tarafı dolaşır, kontrol eder ve şöyle dermiş: ‘Sokakta bırakılmış bulunan bir keçinin benden sorulacağından korkarım.’ Ey Başkan! Hz. Ömer’in icraat ve adaletine bakınız’’ (Gazzâlî, 2016, s. 52). Zülkareyn, Aristo’ya: Yöneticilerin sahip oldukları özelliklerden hangi özellik diğer özelliklerden daha üstündür diye sorduğu zaman Aristo: ‘‘Başkanda adalet varsa bu sayede diğer bütün hükümdarlara galip gelebilir’’(Gazzâlî, 2016, s. 92) demiştir. Gazzâlî, din, devlet, yönetim, asker, ekonomi ve adaleti birbirine bağlar. Yönetimin sağlığı için hepsinin bir arada uyum içerisinde çalışması gerekir. Dinin bekâsı, düzgün bir şekilde yaşanabilmesi için yöneticiye ihtiyaç vardır. Yöneticinin devletin başında kalabilmesi için düzgün bir orduya ihtiyaç vardır. Düzgün bir ordu kurabilmek için ekonomik refaha ihtiyaç vardır. Ekonomik refaha ise ancak ve ancak adil bir yönetim ile ulaşılabilir. Yönetici adil olduktan sonra bunların hepsini elde etmiş olur(Gazzâlî, 2016, s. 103)
Gazzâlî, yöneticilerin adil olmasını öğütlerken, tüm yöneticilerin aldıkları bu görevler karşısında büyük bir sorumluluk kabul ettiğini de belirtir. Yöneticiler adil olursa mükâfatı büyük, zalim olursa cezası büyük olur. Gazzâlî, Hz. Muhammed’in şöyle dediğini aktarmıştır: ‘‘Allah’ın kullarının işlerini görmek için başkan yaptığı kul, hizmeti bir tarafa atar, onlara karşı müşfik olmaz ve onlara öğüt vermezse Allah ona cenneti haram kılar.’’(Gazzâlî, 2016, s. 48). Yine Hz. Muhammed: ‘‘İki adam benim şefaatimden mahrum kalır: Zâlim yönetici ve dinin dışında kalan şeyleri dine sokan kimse[1]’’ (Gazzâlî, 2016, s. 48). Gazzâlî, bu ve buna benzer bir çok ayet, hadis, hikâye ve örnek aktarmıştır. Bu gibi kişilerin görevlerinden kaynaklanan sorumluluklarından dolayı da çok çetin bir sorgu ile karşı karşıya kalacaklarını belirtmiştir. Bu kişilerin sadece devleti yöneten kişilerin olması da gerekmez. Örneğin Öşür[2] memuruyla ilgili şu hadis aktarılmıştır: ‘‘Öşür işlerine memur edilen kimse elleri boynuna bağlı olarak kıyamet gününde getirilir. Şayet işleri dürüst ise çözülür, icraatı kötü ise tekrar bağlanır’’(Gazzâlî, 2016, s. 49). Hz. Ali(r.a): ‘‘Yerdeki kadı(hakim) yukarıda bulunan kadı(Allah) ile karşılaştığında vay haline! Yalnız adil olan, arzuna göre hükmetmeyen, yakınlarının tarafını tutmayan, tamahkârlık ve korkudan dolayı hükmünü değiştirmeyen. Allah’ın kitabını aynası yapan, gözünü O’na diken ve içindekilere göre hükmeden kimse bunun dışındadır.’’(Gazzâlî, 2016, s. 50). Gazzâlî’nin eseri boyunca yönetimi ve yöneticiyi hem bir nimet hem de bir külfet olarak tanımlar. Gazzâlî’nin verdiği örnekler Kur’an ve hadis merkezli yönetimin, ayrıca insan vicdanına uygun olan kararların alınmasını temel referans noktası olarak görür. Ayrıca yöneticilerin devlet imkan ve olanaklarını kendi çıkarları için kullanmalarına ve kendilerini halktan üstün görmelerine kesin bir dile ile karşı çıkar. Bir yönetici kendisi için ne istiyorsa halkı için onu istemeli, kendisi ne yiyorsa halkı onu yemeli, kendisi nasıl bir hayat standardına sahipse halkı içinde aynı koşulları sağlamalıdır. Bedir gazvesi sırasında sahabeler bir ağacı budayıp Hz. Muhammed için bir gölgelik yaparlar. İstirahat için gölgeliğe çekildiği zaman Cebrail(a.s) gelip:
‘Ya Resulullah! Ashabın güneşin altında bulunurken senin gölgelikte oturman uygun değildir.’ der. Hz. Peygamber hemen gölgeliği yıkıp ashabı arasında otururlar. Bu kadar basit bir şeyden dolayı yaratılmışların en şereflisi muatebe[3] edildikten sonra başkalarının durumu ne olur?(Gazzâlî, 2016, s. 68).
Yine Gazzâlî’nin aktardığı şu olay onun yönetim ve yöneticilerinin sorumluluklarının ne kadar ağır olduğunu gösteren en önemli örneklerden birisidir. Ömer b. Abdülaziz, sabah namazından sonra öğle namazına kadar saatlerce Müslümanların sorunları ve işleriyle uğraşır. Yaptığı işlerden dolayı yorgun düşen Ömer b. Abdülaziz evine dinlenmeye çekilir. Onun eve istirahata çekildiğini gören küçük oğlu hemen arkasından gelerek şunları söyler: ‘‘Babacağım! Şimdi ölüp ahirete göçmeyeceğinizden emin misiniz ki; ihtiyaç sahipleri kapımızda sizleri bekleyip dururlarken sizin buraya çekilip istirahat etmeniz uygun olur mu?’’(Gazzâlî, 2016, s. 69). Bu örnekle birlikte Gazzâlî yöneticileri uyarır, tüm anlatılan bu örneklerden kendilerine hisse almalarını ve kendi işlerini asla başkalarına bırakmamalarını ve görevlerini yerini getirmek için ellerinden gelen bütün çabayı göstermelerini ister(Gazzâlî, 2016, s. 69). Dünya malının ve dünya saltanatının geçici olduğu ve bir gün herkesin öleceği Gazzâlî’nin temel hatırlatmalarından birisidir. Gazzâlî sürekli kıyamet gününden ve her insanın bir gün mutlaka toprak olacağından bahseder. Gazzâlî bu noktada tüm yöneticilere, kendinden önceki yöneticilerin halinden haber verir. Ölüm gerçeğini onların aklında tutarak adil olmalarını öğütler. Gazzâlî yöneticilere şöyle seslenir: ‘‘Sizden önce geçen başkanların, hiçbirinin sahip oldukları hazineler kendilerine arkadaşlık yapmamışlardır. Yaptıkları hayırlı işlerden başka her şey kabirlerinin dışında kalmıştır. Belki fazlasıyla devlet işlerinde dikkatli davranmanız ve merhameti elden bırakmamanız kurtuluşunuza çare olur.’’(Gazzâlî, 2016, s.73).
Mustafa Öden
Answer ( 1 )
İmam Gazzâlî (1058-1111), İslam düşüncesinin en önemli isimlerinden biri olarak, adalet kavramına büyük önem vermiştir. Adalet, hem bireysel hem toplumsal düzeyde ahlakın ve düzenin temel taşı olarak görülür. Gazzâlî’ye göre adalet, insanın fıtratına uygun davranışlar sergilemesi ve toplumsal dengeyi sağlaması için vazgeçilmez bir erdemdir. İşte Gazzâlî’ye göre adaletin önemi hakkında temel noktalar:
1. Adaletin Tanımı
Gazzâlî’ye göre adalet, insanın hakikat ve hikmetle uyumlu bir şekilde davranmasıdır. Bu kavram, bireyin hem kendisiyle hem de çevresiyle dengeli bir ilişki kurmasını ifade eder. Adalet, insanın nefsine zulmetmemesi, haklara riayet etmesi ve ahlaki bir dengeyi gözetmesi anlamına gelir.
2. Adaletin Bireysel Boyutu
Nefs Muhasebesi: Gazzâlî, bireyin önce kendi iç dünyasında adaleti tesis etmesi gerektiğini vurgular. Nefsini kontrol edemeyen bir kimse, başkalarına adaletle davranamaz. Bu nedenle, insanın kendi arzularını ve heveslerini denetlemesi önemlidir.
Erdemlerin Dengesi: Adalet, ahlaki erdemler arasında bir dengeyi temsil eder. Örneğin, cesaret ile korkaklık arasında orta yolu bulmak gibi.
3. Toplumsal Adalet
Yönetici ve Halk İlişkisi: Gazzâlî, yöneticilerin adaletli olmalarının toplumun huzuru için elzem olduğunu belirtir. Adaletli bir yönetim, halkın güven ve refah içinde yaşamasını sağlar.
Hakkın Tesisi: Toplumda adaletin tesis edilmesi, insanların haklarını korumak ve zulmü engellemekle mümkündür. Gazzâlî, haksızlıkların birey ve toplum üzerinde yıkıcı etkiler doğuracağını savunur.
4. Adaletin İlahî Boyutu
Gazzâlî’ye göre adalet, Allah’ın sıfatlarından biridir. İnsan, Allah’ın adalet sıfatını örnek alarak kendi yaşamında bu erdemi hayata geçirmelidir. İlahi adalete uygun hareket etmek, hem dünyevi hem de uhrevi mutluluğu beraberinde getirir.
5. Adaletin Karşıtı: Zulüm
Adaletin zıddı olan zulüm, bireysel ve toplumsal huzuru bozan en büyük kötülüklerden biridir. Zulüm, yalnızca başkalarına değil, aynı zamanda kişinin kendisine de zarar verir. Gazzâlî, zulmün bireyin manevi hayatını karartacağını ve toplumun çöküşüne yol açacağını belirtir.
6. Adaletin Sonuçları
Huzur ve Barış: Adalet, birey ve toplumda huzur ve barışı tesis eder.
Güven: İnsanlar arasında güven duygusunu güçlendirir.
Ahlaki Yükseliş: Bireylerin ahlaki açıdan olgunlaşmasını sağlar.
Gazzâlî’ye göre adalet, İslam ahlak ve hukuk sisteminin temelini oluşturur. Hem bireysel hem de toplumsal hayatta adaleti gözetmek, insanın hem Allah’a hem de diğer insanlara karşı olan sorumluluklarını yerine getirmesi açısından elzemdir. Bu yüzden Gazzâlî’nin adalet anlayışı, İslam düşüncesinde derin bir etki bırakmış ve sonraki alimler için bir rehber olmuştur.