Paylaş
Cinlerin İnsanlara Hasedi ve Korunma Yolları
Question
Cinlerin İnsanlara Hasedi ve Korunma Yolları

Cinler Kıskanır mı nasıl korunuruz
Ebu Saîd el-Hudrî’den; Allah Resulü (sav) cinlerin ve insanların nazarlarından Allah’a sığınırdı. Muavvizeteyn sûreleri inince onları okumaya başlayıp diğer istiâzeleri bıraktı.
Eğer cinlerin insanlara nazar etme ihtimalleri olma saydı Allah Resulü (sav) elbette bundan istiâzede (Allah’a sığınmada) bulunmazdı.
Ümmü Seleme’den (ra); Allah Resulü (sav) onun evinde yüzünde kızartı olan bir cariye görmüştü. Şöyle buyurdu: Onu okutun, onda nazar var.
Hüseyin b. Mesud el-Bagavî dedi ki: Hadiste geçen ‘kızartı’ yani nazar, cinlerden kaynaklanan nazarın etkisini ifade eder. Denir ki: Ona değen nazar mızrak ucundan
bile keskin olan cinlerin nazarındandır.
Ebu Ubeyd de şöyle demiştir: Yani cariyeye şeytan nazar etmiştir.
‘Şeytan çarpması’ da denmiştir.
Hattâbî şunu ifade etmiştir: Cinlerin nazarları, diş lerden keskindir..
Sad b. Ubåde vefat ettiğinde cinlerden biri şöyle demişti:
Hazrec’in başı Sad b. Ubâde’yi öldürdük.
Ona bir ok attik ki kalbini ıskalamadı.
Bazıları bunu şöyle tevil etmişlerdir: Yani onu gözümüzle vurduk.
Ebu Hüreyre’den (ra) rivayet edilen şu hadis de bu nu teyit etmektedir: Nazar haktır, şeytan da, Adem oğlunun hasedi de onda hazır bulunur.
İbn el-Kayyım der ki: Nazar iki türlüdür: İnsan oğlunun nazarı, cinlerin nazarı.
Cinlerin hasedinden korunma:
Enes b. Mâlik (ra) dedi ki: Allah Resulü (sav) buyur du ki: Cinlerin nazarlarının perdesi ve Adem oğullarının giysilerini çıkardıklarında avretlerinin örtüsü ‘Bismillah’ demeleridir.
Ali b. Ebu Tâlip (ra) Allah Resulü’nün (sav) şöyle bu yurduğunun rivayet etmiştir: Tuvalete girecekleri zaman cinlerin nazarlarının perdesi ve Adem oğullarının avretle rinin en güzel örtüsü ‘Bismillah’ demeleridir.
Üstteki iki hadis de, cinlerin insanlara haset ettiklerine delalet etmektedir. Banyo etmek için elbiselerinizi çı kardığınız zaman Allah’ın adını anmanız ve kovulmuş şeytanın şerrinden O’na sığınmaniz gerekir.
Aynı durum, tuvalet ihtiyacını görmeye çıkarken de geçerlidir. Ancak tuvalete girdikten sonra Allah’ın adını anmak veya istiâzede bulunmak (O’na sığınmak) caiz de ğildir. Çünkü tuvalet necis bir mekandır. Allah’ın adının anılması ve istiâzede bulunulması bu tür mekanlara gir meden yapılmalıdır.
Tuvalete girdiğinizde eğer besmele çekmeyi ve isti âzede bulunmayı unuttuysanız bunu kalbinizden yapabilir siniz. Allah’ın adı bu tür yerlerde dille anılmaktan uzaktır.
Nevevî der ki: Tuvalet esnasında zikirde bulunmak ve konuşmak mekruhtur. İster açık alanda, ister dört du varı olan yerde olsun fark etmez. Bu zikre, bütün zikirler dahildir. Ancak söylenmesi zarurî sözler bunun dışında dır. Bazı dostlarımız şöyle demişlerdir: Tuvalette aksırdı ğında Allah’ı hamd ile anmaz. Hapşıran kimseye muka belede bulunmaz ve selama karşılık vermez. Müezzine icabette bulunmaz. Böyle bir durumda selam veren kimse kusurlu olduğundan selami hak etmez. Bu gibi durumla rin tamamında konuşmak mekruhtur. Ancak kesinlikle haram olmayıp tenzihen mekruhtur. Hapşırdığında kal binden hamd edip dilini oynatmaz. Aynı hüküm cimâ hali için de geçerlidir.
Nazarla İlgili Örnek Olaylar
Amir b. Rebîa’nın Sehl bs. Huneyf’i bakışıyla nasıl etkilediğini ve düşüp kaldığını daha önce anlatmıştık. (399)
Sad b. Ebî Vakkâs (ra) bir gün bineğine binerek yola çıktı. Kadının biri ona bakarak şöyle dedi: Şu emîrinizin böğürleri ne kadar da narinmiş! Sad evine döndükten sonra yatağa düştü. Bilahare kadının söylediği söz kulağı na geldi. Hemen kadını çağırtıp söylediğini geri aldırttı.
Şeyh Ahmed el-Kattân bir hutbesinde cinler ve ha setten bahsederken şu olayı anlatmıştı: Hac mevsiminden üç ay önce sesimin iyice kısıldığını gördüm. Özellikle Cu ma hutbesinde minbere çıkarken sesim tamamen kısılı yordu. Sanki içimde biri boğazımı sıkıyor gibi oluyor, se sim gidiyordu.
Bu yüzden minbere çıkmadan önce bazı ilaçlar ve uyarıcılar almaya başladım Hutbe bitinceye kadar güç be la dayanıyordum. Minberden indiğimde sesim tamamen gitmiş oluyordu. Bazen hutbe bitmeden sesim gidiyor, ce maate işaret diliyle hitap ederek hutbeyi bitiriyordum. Ba zı dostlarım bunun sebebinin çok ders vermek ve yorgun luk olduğunu söyleyerek biraz dinlenmemi rica ettiler. Bir süre Cuma hutbelerine ve derslere ara verip dinlenmek için Türkiye’ye gittim. Ama sesimdeki kısıklık bir türlü geçmek bilmedi. Dinlendikçe rahatsızlığım da artıyordu.
Sonunda doktorlara başvurdum. Hepsi de ağız birli ği etmişçesine muayeneden sonra ‘Fizyolojik bir rahatsızlığınız yok’ dediler. Yazılan reçetelerdeki türlü ilaçları kul landım. Ama hiçbiri derdime derman olmadi.
Hac mevsiminde ‘Bu ancak Allah’tandır’ dedim ve yüzlerce hacı dostumuzla görüştüm. Beni ders yapmaya zorladılar. Onlara yapamayacağımı söyledim. Çünkü söy lediğim her sözcükten önce su içmem gerekiyordu. Ama onlar israrlıydılar. Dilediğiniz kadar için’ deyip önüme suyu koydular. ‘Elhamdü lillah’ diyor bir yudum içiyor dum. Er-Rahman er-Rahîm’ diyor yine su içiyordum. As lında sesim de çıkmıyor, fısıldar gibi konuşuyordum.
Durumu görünce çok üzüldüler ve Arafat’ta benim için dua edeceklerine dair söz verdiler. Arafat’ta dua için ısrar ettiler.
Hacdan döndükten sonra bir kardeşimiz gelerek şöyle dedi: Üniversitede bir kadın var. Mümin ve Yâsin sûrelerini ve Kur’an’ın tamamını ezberliyor, ama sabaha çıktığında Mümin ve Yâsin sûrelerini ansızın unutuveri yor. Kur’an’ı okuduğu halde tek bir kelime dahi anlamı yor. Buyursanız, onun haline bir baksanız. İnşallah’ de dim.
Ertesi gün aynı kardeşimiz yine geldi. ‘Başka bir ha ber var’ dedi. ‘Nedir?’ diye sorduğumda anlattı: Dün söz ettiğim hanımın zaman zaman içine bilmediği bir şeyin girdiği ortaya çıktı hocam. Dün uykusunda yine gelmiş ve şöyle demiş: Ben cinlerdenim. İçine girip çıkan da be nim. -Şeyh Ahmet’i kastederek- Ona haber verin, nazar değmiş, kendini okutsun.
Bunun üzerine Zâdü’l-meâd, Ömer el-Eşkar’ın Ale mu’l-cinni veş-şeyâtîn gibi kitaplarıyla İmam Ibn Teymi ye’nin kitaplarını mütalaa ettim. Oralarda nazarın tedavi si için tavsiye edilen ayet, zikir ve duaları bulup okudum. Hac mevsiminden bir hafta sonra sesim Allah’ın izniyle eski haline geri dönmüş, hatta daha kuvvetli çıkar olmuş tu. Eskiden bir ders ve hutbede sesim güçlü başlar orta ya, yahut sona yaklaştığımda zayıflar veya titrerdi. Halbu ki şimdi, ister sabaha kadar ders anlatayım, sesim başta neyse sonda da öyle kuvvetli çıkıyor. Tabii ki Allah’ın rahmet ve lütfu sayesinde.
Haset hakkında geniş araştırma:
BENZER KONULAR:
- Hasedin zararları ve tedavisi
- Haset nedir zararları nelerdir
- Haset ne demektir
- Haset nedir? Kısaca
- İslamda Haset nedir zararları nelerdir
- Tümünü görüntüle.
- Kıskançlıktan kurtulma yolları
- Sosyal ilişkilerde haset duygusuyla hareket etmenin sizce zararları nelerdir?
- Hasetten kurtulmanın yolları nelerdir
- Haset ne demek? Haset duygusundan nasıl kurtulunur
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 2 )
Bizler Rasulullah (sav)’in hadislerinden biliyor ve anlıyoruz ki; Rasulullah (sav) cinler ve insanların hasedinden Allah’a sığınmıştır. Bir hadislerinde Rasulullah (sav) şöyle buyuruyor;
Ebu Saîd el-Hudrî’den; Allah Resulü (sav) cinlerin ve insanların nazarlarından Allah’a sığınırdı. Muavvizeteyn sûreleri inince onları okumaya başlayıp diğer istiâzeleri bıraktı.
Eğer cinlerin insanlara nazar etme ihtimalleri olmasaydı Allah Rasulü (sav) elbette bundan istiâzede (Allah’a sığınmada) bulunmazdı.
Cinlerin insanlara hasedi (kıskanması) ve buna karşı korunma yolları, İslam’da hem manevi hem de ruhsal açıdan önemli bir yer tutar. Cinler, insanlar üzerinde olumsuz etkilere yol açabilirler, fakat bu etkiler çoğunlukla kişinin manevi zaafları veya güçsüzlükleri ile ilgilidir. Cinlerin hasedi, özellikle güzel ahlak, başarı, sağlık, mutluluk gibi olumlu durumlar karşısında ortaya çıkabilir. İslam, bu tür olumsuz etkilerden korunmak için bir dizi manevi tedbir almayı öğütler.
1. Cinlerin İnsanlara Hasedi Nedir?
Cinler, insanlar gibi özgür iradeye sahip varlıklardır ve onların da bir takım iyi veya kötü özellikleri olabilir. İslam’a göre, cinlerin çoğu, insanları kötü yollara sürüklemeye ve onların hayatlarını zorlaştırmaya çalışırlar. Cinlerin hasedi ise, insanların sahip oldukları nimetler, başarılar veya güzellikler karşısında kıskanıp, onlara zarar vermek istemeleridir.
Cinlerin hasedi, şeytani bir duygudur ve insanların güzel ahlaklarını, başarılarını veya nimetlerini kıskanarak onların üzerinde etki yapmayı amaçlar.
Bu, insanları psikolojik veya ruhsal olarak zorlayarak, onlara çeşitli sıkıntılar, hastalıklar, kötü rüyalar, ruhsal bozukluklar ve başarısızlıklar yaşatabilir.
Cinler de insanlar gibi duygusal varlıklardır ve başkalarının başarılarını ve nimetlerini kıskanabilirler. Ancak cinler, insanların zayıf noktalarına saldırarak onların zihinlerini bulandırabilir.
2. Cinlerin Hasedi ile İlgili Hadisler
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), cinlerin insanlara zarar verme niyetinde olabileceğini ve bu tür durumların İslam’a göre nasıl korunması gerektiği hakkında çeşitli uyarılarda bulunmuştur.
Hadis: “İnsanların birbirine hasedi ve cinlerin insanları kıskanması, onlara zarar vermek için en büyük sebeptir.” (İbn Mâce)
Bu hadis, cinlerin insanların güzelliklerini, başarılarını, nimetlerini kıskanarak onların ruhsal hallerini bozmaya çalıştığını ifade eder.
3. Cinlerin İnsanlara Hasedi Neden Olur?
Cinlerin insanlara haset duygusu beslemelerinin birkaç nedeni olabilir:
Nimetlerin ve güzelliklerin kıskanılması: İnsanlar, maddi veya manevi nimetlere sahip olduklarında cinler, bu nimetlerin kaybedilmesini isterler.
Başarı ve mutluluğun kıskanılması: Bir kişi, işinde başarılı, ailesinde huzurlu veya sağlıklı olduğunda, cinler bu başarıyı ve huzuru kıskanabilir.
İnsanların güzellikleri: Özellikle fiziksel güzellik ve dış görünüş, cinlerin hedef aldığı bir başka kıskanma sebebidir.
Huzurlu ve güvenli bir yaşam: Cinler, huzurlu bir hayat süren insanları kıskanabilir ve onları sıkıntıya sokmak isteyebilir.
4. Cinlerin Hasedinden Korunma Yolları
Cinlerin hasedinden korunmak, manevi korunma gerektiren bir durumdur. İslam, bu tür etkilerden korunmak için çeşitli dua ve amel yöntemleri önerir.
1. Allah’a Sığınmak ve Takva Sahibi Olmak
Cinlerin kötü etkilerinden korunmanın ilk ve en önemli yolu, Allah’a sığınmak ve O’na tevekkül etmektir. Her şeyin sahibi Allah’tır ve her türlü koruma O’ndan gelir. Allah’a sürekli sığınmak, kişinin manevi güç kazanmasına yardımcı olur.
Dua ve Zikir: Geceleri yatmadan önce veya herhangi bir tehlike anında Allah’a sığınmak ve O’nu anmak, cinlerden korunmak için önemli bir yoldur.
Takva: Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklardan kaçınmak, cinlerin etkilerinden korunmayı sağlar.
2. Euzü-Bismillah Zikirlerini Söylemek
Cinlerden korunmanın en etkili yollarından biri, Euzü-Bismillah zikirlerini sürekli olarak okumaktır.
Euzübillahimineşşeytanirracim (Şeytandan ve cinlerden Allah’a sığınırım) duası, sürekli okunan bir dua olup, kişinin Allah’ın korumasına sığınmasını sağlar.
Bismillah demek, Allah’ın adını anarak yapılan her işin, O’nun koruması altında olması anlamına gelir. Ayrıca, bir şey yapmadan önce Bismillah demek, o şeyin cinlerden korunmasını sağlar.
3. Kur’an-ı Kerim’i Okumak
Kur’an, hem insanlar hem de cinler için koruyucu bir kalkan görevi görür. Özellikle Fatiha suresi, İhlas suresi, Muavvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) gibi surelerin korunma amacıyla okunması çok faydalıdır.
Muavvizeteyn Sureleri (Felak ve Nas) cinlere karşı en güçlü koruma sureleridir. Bu sureler, özellikle kötü niyetli cinlerin etkilerinden korunmak için okunur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kim Felak ve Nas surelerini okuyup göğsüne üflerse, o kişiye hiçbir cin veya şeytan zarar veremez.” (Tirmizi)
4. Abdestli Olmak
Abdest almak, insanı manevi olarak korur. Abdestli olmak cinlerin olumsuz etkilerinden korunmayı sağlar çünkü abdest, nefsin temizlenmesi ve Allah’a yaklaşmak için bir hazırlıktır. Cinler, temiz olan insanlardan kaçınır ve abdestli olmak onları uzaklaştırır.
5. Evde Okunacak Dualar ve Sureler
Evde, özellikle gece vakti cinlerin yerleşebileceği alanları temiz tutmak önemlidir. Evdeki her birey, dua ederek bu alanları cinlerin etkisinden temizlemelidir.
Evde dua okumak: Ayetel Kürsi ve Felak ve Nas sureleri, evdeki kötü ruhlardan korunmak için etkili dualardır.
Evde müzik ve gereksiz gürültülerden kaçınmak, cinlerin girmesini engelleyen başka bir faktördür.
Evde korku, öfke, kıskanlık gibi olumsuz duygulardan kaçınmak, cinlerin etkisini zayıflatır.
6. İyi Ahlak ve Sabır
İslam, kişinin güzel ahlakla yaşamını sürdürmesini teşvik eder. Sabırlı ve tevazu sahibi olmak, kişinin manevi koruma kazanmasına yardımcı olur. Sabırlı olmak ve Allah’ın takdirine boyun eğmek, cinlerin ve şeytanın etkilerine karşı koymak için önemlidir.
7. Zengin Zihinsel ve Ruhsal Sağlık
Cinler, zayıf ve kırılgan kişileri hedef alır. Bu nedenle psikolojik sağlamlık ve ruhsal güç elde etmek için meditasyon, dua ve tevhid inancı güçlendirilmelidir.
Sonuç
Cinlerin hasedi ve onların olumsuz etkilerinden korunmanın en etkili yolu, Allah’a olan güçlü inanç ve manevi temizliktir. Kur’an okuma, dua etme, abdestli olma ve güzel ahlak gibi İslam’ın önerdiği korunma yöntemleri, cinlerin etkilerinden korunmanın en sağlam yollarıdır. Bu tedbirlerle insan, hem dünya hem de ahirette huzur ve koruma içinde olabilir.