Paylaş
Bağışlanan vakıf malı geri alınır mı
Question
Vakıf Mallarında Tasarrufta Bulunmak
SORU: Babasının mescid için vakfettiği araziyi, onun ölümünden sonra oğlu geri alması helâl olur mu?
CEVAP: Allah şöyle buyurmaktadır:
Allah’a ortak koşanlar, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allah’ın mescitlerini imar selahiyetleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır. (Tevbe/17-18)
Burada mescitleri imar etmekten kasıt, onları korumak, ıslah etmek, tefriş etmek, aydınlatmak, su tertibatını kurmak ve gerekli olan şeyleri temin etmektir.
Vakıf demek, insanın arazi olsun diğer bir şey olsun onu mülkünden çıkarıp Allah’a mülk etmesi demektir. Artık o vakfedenin belirlediği şartlara göre ammenin hizmetine vakfedilir. Onu kimse satamaz ve mülk edinemez. Ondan beklenen şey devam ettiği sürece o öyle durur.
Şüphesiz camilere vakıfta bulunmak onları ıslah etmenin en byük vecihlerindendir. Çünkü camiler Allah’ın evleridirler. Rasûlullah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
Beldelerin en sevimli yerleri Allah katında mescitleridir.
Bir hadis-i kudside de, rabbinden şöyle rivayet ediyor:
Yeryüzünde benim evlerim camilerdir. Onlarda benim ziyaretçilerim onları imar edenlerdir. Evinde temizlenip, sonra beni evimde ziyaret edenlere ne mutlu. Öyle ise, ziyaret edilen kişinin ziyaret edene ikramda bulunması bir haktır.
Beyzavi de tefsirinde bu kudsî hadisi nakletmiştir.
Allah (c.c) camileri harap etmeye kalkışmayı, onda yapılan şeair-lere engel olmayı, onda verilen mesajlara set çekmeyi şiddetle yasaklamıştır. Aziz ve celil olan mevlamız şöyle buyurmaktadır.
Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır. (Bakara/114)
Müfessirle şöyle demişlerdir: Bu ayet sadece nüzul sebebine hasredilmez. O, her camiyi harap eden, namaza hazırlanan bir yeri muattal hale getiren, camiye tahsis edilen bir hayra mani olan kişiler hakkında da geçerlidir.
Öyle ise, yukarıdaki sorunun cevabını şöyle verebiliriz: Soruda sözü geçen kişinin camiye vakfettiği arazi, fakihlerin beyan ettikleri şartlan taşıyorsa artık bu arazi bu caminin maslahatı için kullanılmak zorundadır. Bir kişinin onu gasbetmesi, mülküne geçirmesi caiz olmaz. Yoksa büyük bir günah işlemiş olur. Yetkililer, bu gasbı önlemelidirler.
Benzeri konular:
Answer ( 1 )
Vakıf mallarının geri alınması, genellikle vakıf malının amacına ve vakfın yönetim esaslarına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Türkiye’deki vakıf hukukuna göre, vakıf malı bir amaç için bağışlandıysa, o malın amacı dışında kullanılmaması gerekir. Vakıf malları, vakfın kurucusu veya yönetimi tarafından belirlenen amaç doğrultusunda kullanılır.
Vakıf mallarının tasarruf edilmesi, yani satılması, devredilmesi veya başka bir şekilde el değiştirmesi, vakıf yönetimi tarafından belirli kurallar çerçevesinde yapılabilir. Ancak bu tür bir tasarruf, genellikle vakfın amacına hizmet etmeyen bir şekilde gerçekleşemez. Eğer vakıf malının amacı dışında kullanılması veya satılması söz konusuysa, bu durum hukuki olarak sorgulanabilir ve gerekirse geri alınabilir.
Vakıf malının geri alınması durumu, bağışçı ve vakfın yönetim kurulu arasındaki sözleşmeye ve vakıf tüzüğüne göre farklılık gösterebilir. Bağışlanan mal, genellikle vakfın amacına hizmet etmek için verildiğinden, bağışın geri alınması oldukça zor ve nadir bir durumdur. Ancak vakıf malının kötüye kullanımı veya tüzüğe aykırı bir şekilde tasarrufta bulunulması gibi durumlarda, malın geri alınması veya kullanılmasının kısıtlanması mümkündür.
Sonuç olarak, vakıf malının geri alınması, vakfın iç tüzüğü ve yasal düzenlemeler doğrultusunda mümkündür, ancak bu durum genellikle bağışın amacı dışına çıkılması ya da hukuka aykırı bir durum söz konusu olduğunda ortaya çıkar.