A’mânın İmam Olması

Question

A’mânın İmam Olması

a. Hanefî Mezhebi:

Haşiyetu Ibn Âbidin isimli eserde şöyle denmiştir:
Halkın en bilgilisi olmadıkça, a’mânın imamlık yapması mekruhtur. [176]

Feth’ul-Kadir eserde şöyle deniyor:

A’mânın imamlığa geçirilmesi mekruhtur. Çünkü o necaset (pislikken sakınamaz. [177]

b. Mâliki Mezhebi:

Haşiyet’ud-Dusukî isimli eserde şu bilgileri görmekteyiz:

A’mâ imama uymak tercih edilmemekle beraber caizdir. Çünkü gözü gören ve a’mâ olan iki kişi faziletli olmakta eşit iseler bunlardan görenin imam olması daha faziletlidir. Çünkü gözü gören pisliklerden daha iyi korunur. Mezhepte itimad edilen görüş budur. Bir başka kavle göre görenle a’mâ olan iki kişiden a’mâ olanın imamlığı daha faziletlidir. Çünkü o (gözü görmediği için gönlü) meşguliyetlerden uzak olduğundan daha çok husulüdür. Bir diğer kavle göre a’mâ ile görenin imamlığı eşittir.[178]

Şerh’us-Sağir’in ifadesi şöyledir:

Evla olana aykırı olmakla birlikte a’mânın imam olması caizdir.

Bu ifadeden sonra diğer kavil zikredilmiş ve “İtimat edilen görüş a’mânın imamlığının evlâ olmasıdır” denmiştir. [179]Mevâhib’ul-Celil isimli eserde şunları görmekteyiz: A’mânın ezanı ve imamlığı caizdir.

El-Ümm’ün ifadesi şöyledir: İmam Mâlik a’mânın müezzinlik ve imamlık yapmasını mekruh görmezdi. [180]

İmam Mâlik’e göre a’mânın sürekli imam olmasında bir sakınca yoktur. Çünkü görme duyusunun namazın ne farzı, ne sünneti ne de fazileti ile bir ilgisi vardır.

c. Şafiî mezhebi:

Mecmu’da şöyle denmektedir:

Gören ile a’mâ kimse arasında -imamlık yapma konusunda- hiçbir fark yoktur. Çünkü a’mâ kendisini oyalayacak şeyleri görmediği için bir fazilete sahiptir. Gören de necasetten iyi korunduğu için bir fazilete sahiptir.

Ebu İshak Mervezi diyor ki: “Bana göre a’mâ da, gören de evlâdır. A’mâ evladır, çünkü o namazı bozacak şeylere bakmaz. Gören evlâdır, çünkü o namazı bozacak necaset (pislik)lerden kaçınır.”

Nevevî Mühezzeb üzerine yazdığı şerhinde diyor ki: “Meselenin üç şıkkı vardır:

1. A’mâ imamlık için evlâdır.

2. Gören kişi imamlık için evlâdır.

3. İkisi de eşittir.

Nevevî bunları kaydettikten sonra şöyle diyor: “Sahih olan görenle a’mânın eşit olmasıdır. Nitekim îmam Şafiî de böyle söylemiştir. Ebu Hamid ve diğerleri de bu görüşün kesinliğini ifade etmişlerdir. Mezhebin fıkıh bilginleri a’mâ kimsenin görenlere imamlık yapmasında kerahat olmadığında ittifak etmişlerdir.[181]

Ei-Ümm isimli kitapta şu bilgiler bulunmaktadır:

İmam Şafiî’nin rivayet ettiğine göre Utban b. Mâlik kavmine imamlık yapardı ve o a’mâ idi.

İmam Şafiî diyor ki: “Pek çok âlimden işittim ki Hz. Peygamber İbn Ümmü Mektum’u gaza için sefere çıktığında çok kere namaz kıldırmak üzere vekil bırakırdı. Halbuki o a’mâ idi. Ben a’mânın imam olmasından hoşlanırım. A’mâ kıblesi doğru olduktan sonra gözü kendisini oyalayacak bir şeye bakmaz. Sağlıklı olsun, a’mâ olsun imam olup namazları kıldıran kimsenin namazı geçerlidir.

“A’mânın imamlığını sağlıklı olana tercih etmem. Çünkü Hz. Peygamber’in imam olarak tayin ettiği kimselerin çoğunun gözü görürdü. (Gözleri) gören kimsenin imamlığını da a’mâya tercih etmem. Çünkü Hz. Peygamber’in imamlık yapmasını emrettiği kimselerin arasında a’mâ kimseler de vardı.[182]

El-Eşbâh ve’n-Nezâir’dt şöyle denmiştir: A’mânın imamlığında üç şık vardır:

a. A’mânın imamlığı evlâ (daha iyi)dir. Çünkü a’mâ daha huşulu olur.

b. Gözü görenin imamlığı evlâdır. Çünkü o necaset (pislik)ten daha iyi korunur.

c. Sahih olan, her ikisinin eşit olmasıdır. [183]

d. Hanbelî Mezhebi: Muğni’de şöyle denmiştir:

A’mânın imam olması caizdir. Onun imamlığının sahih olmasında görüş ayrılığı olduğunu bilmiyoruz. Ancak Enes’den aktarılan bir rivayet vardır. Doğrusu Abdullah b. Abbas a’mâ olduğu halde imam olmuştur. Utban b. Mâlik, Katâde ve Câbir de a’mâ oldukları halde imamlık yapmışlardır.

Ebu’l-Hattab der ki: (İmamlık için) gözü gören a’mâdan daha evlâdır. Çünkü o bilerek kıbleye yönelir ve pisliklerden iyi korunur.

Kâdi der ki: Onlar eşittir. Çünkü a’mâ daha huşûlu olur. Zira bakarak kendisini oyalayacak şeylerle (gönlü) meşgul olmaz. A’manın bu özelliği, gözü görenin üstünlüğüne karşılık olur. Böylece eşit hâle gelirler.

Birincisi daha sahihtir. Çünkü gözü gören kimse (namaz kılarken) gözünü yumarsa mekruh olur. Eğer gözün görmemesi fazilet olsaydı, (namazda) gözü yummak müstehab olurdu. Gözü gören kimse gözünü kapamakla a’mâ gibi olur. (Şayet gözün görmemesi fazilet olsa) gözü gören kimsenin gözünü kapamakla sevap kazanması gerekir. Zira gözü gören kimse görmeme işini iradesini kullanarak yapar. Sonuç olarak a’mâ gözü görenden daha aşağı durumda ve daha az faziletlidir.[184]

e. Zahirî Mezhebi:

Muhallâ’da. şu bilgiler bulunuyor:

A’mâ ile gören, hadım ile hadım olmayan, köle ile hür, zinadan doğma ile Kureyşli bir kimse namazda imam olma bakımından eşittir. Bunlardan her birinin devamlı imam olması caizdir. Bunlardan birinin diğerine karşı okumada, fıkıh bilgisinde, hayırda ve yaşta kıdemli olmanın dışında üstünlüğü yoktur. [185]

Gene Muhallâ’da. şu bilgileri görmekteyiz:

Süfyan Sevri’nin Hammad b. Ebi Süleyman’dan naklettiğine göre Hammad şöyle demiştir: “İbrahim’e veled-i zina, bedevi, köle ve a’mâ imam olur mu?” diye sordum. O şöyle dedi: “Evet, namazı dosdoğru kıldırırlarsa imam olurlar. [186]

f. Zeydıyye Mezhebi:

Şevkâni a’mânın imamlığının caiz olduğunu kitabında zikretmiş, Ahmed b. Hanbel ve Ebu Davud’un rivayet ettiği Hz. Enes hadisine yer vermiştir. Bu hadiste ifade edildiği üzere Rasûlullah a’mâ olduğu halde İbn Ümmü Mektum’u iki defa yerine vekil bırakmış ve bu zât insanlara namaz kıldırmıştır. Şevkâni ayrıca Buharî ve Nesâi’nin rivayet ettiği hadise de yer vermiştir ki bu hadiste Utban b. Mâlik’in a’mâ olduğu halde halkına imam olup namaz kıldırdığı bildirilmektedir. Öte yandan Hz. Peygamber zamanında a’mâ olduğu halde imam olup kavmi olan Hatme oğullarına namaz kıldıran Abdullah b. Ömer el-Hatmi’nin de haberine yer verilmiştir. [187]

g. İmamiyye (Caferiyye) Mezhebi:

Ravdat’ul-Behiyye isimli eserde şu bilgiler bulunmaktadır: Alacalı, cüzzamlı ve a’mânın kendileri gibi olmayan kimselere imamlık yapması mekruhtur. Çünkü bu konudaki yasakların hepsi mekruh olarak yorumlanmıştır.[188]

h. İbâdiyye Mezhebi:

Şerh’un-Neyl’de şöyle denmektedir: “Gözü gören kimse, a’mâ olana göre imam olmak için daha evlâdır.”

Gene aynı kaynakta şu bilgileri görmekteyiz: İmamın Kur’an’ı en iyi okuyan, sünneti en iyi bilen, günahlardan en çok sakınan, yaşça en büyük olan ve İslâm’a en Önce giren kimse olması mendubtur. (İmam olacak kimseler bu özelliklerde) eşit durumda olurlarsa, şu sıraya göre tercih yapılır: Söz konusu olan yerin yerlisi, evli olan, gözü gören, (muntazam) giyinmiş olan, gusül abdesti almış olan kimsenin imamlığı tercih edilir. Bu özelliklere sahip olan kimse bu özelliklere sahip olmayan kimseden daha evlâdır. Ebu Abdillah geceleyin a’mânın kendisi gibi olmayanlara imam olmasını yasaklamıştır

 

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answer ( 1 )

  1. Muhammed Samir
    0
    2025-02-21T14:08:24+03:00

    A’mânın İmam Olması hakkında Hanefî mezhebi görüşü, özellikle namazda imamlık meselesinde önemli bir yer tutmaktadır. Haşiyetu Ibn Âbidin’de, A’mâ (görme engelli) bir kişinin imam olma durumu şöyle ele alınmıştır:

    Hanefî mezhebine göre, görme engelli bir kişi, eğer dini bilgiye sahip ve sağlam bir şekilde namazı kılma yeteneğine sahipse, imamlık yapabilir. Ancak, görme engelliliği dolayısıyla cemaatin hareketlerini takip etme konusunda zorluk yaşayabileceği göz önünde bulundurularak, bu kişinin imamlık yapabilmesi için birkaç şart vardır:

    İlmî Yeterlilik: A’mâ olan kişinin, İslami bilgileri ve namazın doğru şekilde kılınmasına ilişkin gerekli bilgiye sahip olması gerekir. Yani, temel dini bilgilerin eksiksiz olması gerekir.

    Zihinsel Durum ve Sağlamlık: İmamlık yapacak kişinin zihinsel olarak sağlam olması ve cemaatin ibadetini yönlendirme yeteneğine sahip olması önemlidir.

    Toplumda Kabul Edilme Durumu: Eğer cemaat, A’mâ olan kişinin imamlık yapmasını kabul ediyorsa, bu durumda imamlık yapılabilir. Ancak, bazı durumlarda, cemaatin dikkatinin dağılmaması ve imamın iyi bir şekilde cemaati yönetebilmesi adına, görme engelli bir kişinin imamlık yapması, bazı yerlerde tavsiye edilmeyebilir.

    Bu görüş, Hanefî mezhebinde genellikle A’mâ olan kişinin imamlık yapabileceği bir durumu savunsa da, pratikte farklı yorumlar ve detaylar olabilir. Diğer mezhepler, görme engelliliği farklı şekillerde değerlendirebilir.

    Başka bir sorunuz ya da başka bir konu üzerinde detaylı konuşmak isterseniz yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım!

Cevapla