Allahın olması mümkün değildir
Şimdi uzun bir tren düşünüyoruz. Soru sahibi soruyor: “Bu en arkadaki vagonu kim çekiyor?”
Biz cevap veriyoruz: “Onun önündeki vagon çekiyor.”
Soru sahibi tekrar soruyor: “Peki o vagonu kim çekiyor?”
Biz yine cevap veriyoruz: “Onu da önündeki vagon çekiyor.”
Soru sahibi sorusuna devam ediyor: “Peki onu kim çekiyor?”
Biz de cevaplıyoruz: “Onu da önündeki çekiyor.”
Sorular devam ede ede nihayet ilk vagona sıra geliyor. Soru sahibi tekrar soruyor: “Peki bu vagonu kim çekiyor?”
Biz yine cevap veriyoruz: “Onu bu lokomotif çekiyor.”
Soru sahibi tekrar soruyor: “Peki bu lokomotifi kim çekiyor?”
Biz cevap veriyoruz: “Bu lokomotifi kimse çekmiyor. O kendi kendine hareket ediyor.”
Her şeyi Allah yarattı. O hâlde Allah’ı kim yarattı sorusunu başka bir misal ile tahlil edelim.
Şimdi arka arkaya dayanmış sandalyeler zincirini düşünüyoruz. Sandalyelerin arka ayakları olmadığı için her sandalye bir arkasındaki sandalyeye dayanarak ayakta durabiliyor. Eğer dayandığı sandalye çekilse, dayanan sandalye hemen düşecek ve ayakta duramayacak. En son sandalye ise hiçbir sandalyeye dayanmıyor ve kendi ayakları üzerinde duruyor.
Şimdi soru sahibi en öndeki sandalyeyi gösterip soruyor: “Bu sandalyeyi kim tutuyor?”
Biz cevap veriyoruz: “Arkasındaki şu sandalye tutuyor.”
Soru sahibi tekrar soruyor: “Peki o sandalyeyi kim tutuyor?”
Biz yine cevap veriyoruz: “Onu da arkasındaki sandalye tutuyor.”
Soru sahibi her sandalye hakkında aynı soruyu soruyor, biz de aynı cevabı vere vere nihayet en arkadaki sandalyeye geliyoruz.
Soru sahibi tekrar soruyor: “Peki bu en arkadaki sandalyeyi kim tutuyor?”
Biz şöyle cevap veriyoruz: “Onu hiçbir sandalye tutmuyor. O hiçbir sandalyeye dayanmadan kendi kendine ayakta duruyor.”
Soru sahibi şöyle diyor: “Tamam anladım, ama bu sandalyeyi kim tutuyor; bunu anlamadım.”
Biz yine cevap veriyoruz: “Anladım.” diyorsun ama dediğimi anlamamışsın. Ben, “Bu sandalyeyi tutan başka bir sandalye yok, bu sandalye kendi ayakları üzerinde duruyor.” diyorum. Yani bu sandalye için dayandığı başka bir sandalyeyi aramana gerek yok. Çünkü bu sandalye diğer sandalyeler gibi ayaksız değil. Bunun arka ayakları var ve bu ayaklar üzerinde kendi kendine durabiliyor. Diğer sandalyelerin arka ayakları olmadığı için onlar hakkında, “Bu sandalyeyi kim tutuyor?” diyerek soru sorabilir ve sorumuza bir cevap bulabiliriz. Ama bu soruyu bu en arkadaki sandalye için soramayız. Çünkü onun kendi ayakları var ve ayakta durabilmek için harici bir sebebe muhtaç değil…
Soru sahibi bizim bu izahımızdan sonra şöyle diyor: Vallahi çok güzel anlattın! Ben her dediğini anladım, sadece bir şeyi anlayamadım. O da şudur: “Bu arkadaki sandalyeyi kim tutuyor?”
Şimdi biz bu soru sahibine ne diyelim! Ne dersek diyelim hepsi boştur. Çünkü o mantığını değiştiremedikçe bizler ona en arkadaki sandalyenin ayaklarını istediğimiz kadar gösterelim. İstediğimiz kadar ona, “Bu sandalyenin ayakları var, ayakta durabilmek için başka bir sebebe muhtaç değil.” diyelim ve bunlar gibi onlarca söz söyleyelim. Hatta bu konuda bir kitap yazalım. O yine diyecektir ki, “Tamam tamam anladım, ama bu sandalyeyi kim tutuyor; bunu anlayamadım.”
İşte aynen bu misalde olduğu gibi, soru sahibi diyor ki: “-Hâşâ- Allah’ı kim yarattı?”
Biz de cevap veriyoruz: “Allah yaratılmamıştır. Her varlık Allah’a dayanır ve Allah’ın kendisini ayakta tutması ile varlık âleminde kalabilir. Ancak Allah hiçbir şeye dayanmaz, varlığı hiçbir şeye bağlı değildir; bizatihi kendi kendine vardır.”
Bu cevabı dinleyen soru sahibi şöyle diyor: “Tamam anladım, hem de çok güzel anladım. Ama anlayamadığım bir şey var. O da şudur: Allah’ı kim yarattı?”
Biz yine cevap veriyoruz: “Bak, sen benim dediğimi hiç anlayamıyorsun; ama anladığını zannediyorsun. Anlayamadığının ispatı da sorunun cevabını verdiğim hâlde aynı soruyu tekrar sormandır. Eğer verdiğim cevabı anlasaydın, aynı soruyu bir daha sormazdın. Şimdi sana bir daha anlatayım: “Allah ile yaratılan şu varlıklar arasındaki fark şudur: Varlıklar yaratılmaları ve yaşamaları için Allah’a muhtaçtırlar. Hepsi Allah’a dayanır. Ama Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve hiçbir sebebe dayanmaz. Zaten dayansaydı ona “Allah” demez, başka bir şey derdik. Allah dediğimizde kabul ettiğimiz zat her şeyi yaratan, kendisi ise yaratılmayan zattır. Yaratılana Allah denmez. Senin sorunun yaratan ile yaratılanı karıştırıyorsun ve yaratılana ait olan sıfatla yaratanı vasfetmeye çalışıyorsun. Bu yaptığın büyük bir hatadır.
Bu kadar izah yaptıktan sonra soru sahibi şöyle dese: “Vallahi anlattığının hepsini anladım! Hem de çok güzel anladım. Bi de bana, “Allah’ı kim yaratmıştır?” sorusunun cevabını anlatsan çok güzel olacak.
Şimdi biz bu divaneye ne diyelim. Ne dersek diyelim hepsi boştur. Çünkü o, Allah’ı O’nun yarattığı varlıklara kıyas ediyor ve varlıklara ait bir sıfatla Allah’ı vasfediyor. O bu yanlışından dönmediği ve Allah’ı varlıklara kıyas etme hatasından vazgeçmediği müddetçe anlattıklarımızın hepsi boştur. Onun yapması gereken şey, yanlış çalışan mantığını bir kenara koymak ve Allah’ı ona ait isim ve sıfatlarla kabul etmektir.
Answer ( 1 )
Allah’ın varlığı, İslam inancına göre kesin ve zorunludur. İslam’a göre Allah, ezeli ve ebedidir; varlığı başkasına bağlı olmayan, her şeyi yaratan ve yöneten yüce bir varlıktır.
Eğer felsefi ve kelami açıdan düşünüyorsanız, İslam alimleri ve filozofları Allah’ın varlığını akli ve mantıki delillerle açıklamışlardır. Örneğin:
Hudûs Delili: Sonradan var olan her şeyin bir yaratıcıya ihtiyacı vardır. Evren de sonradan var olmuştur, dolayısıyla bir yaratıcıya muhtaçtır.
İmkân Delili: Mümkün varlıkların (evren gibi) var olması için zorunlu bir varlığa (Allah’a) dayanması gerekir.
Nizam Delili: Evrendeki düzen ve uyum, bilinçli bir varlığın eseri olduğunu gösterir.
Eğer konu hakkında daha fazla konuşmak veya anlamadığınız noktaları tartışmak isterseniz, açıklamaya devam edebilirim.