Share
Allah’ın isimlerinden et Tevvab ne demek
Question
ET-TEVVAB

Et-Tevvab isminin arapça yazılışı: التواب
Allah’ın isimlerinden (esma-yi hüsnâ) biridir.
“Tevvâb”, “tövbe eden kullarının tövbelerini sürekli kabul eden, onları cezalandırmaktan vazgeçen” anlamına gelir. Bu isim, Kur’ân-1 Kerim’de geçtiği âyetlerin pek çoğunda, “esirgeyen, bağışlayan, engin merhamet sahibi” anlamındaki “rahim” ismiyle birlikte kullanılır. Böylelikle Allah Teâlâ’nın, işlediği günahlardan dolayı pişman olup tövbe eden kulunu affetmesi, O’nun engin merhametine bağlanmaktadır. “Tevvab” ismiyle aynı kökten olup aynı anlama gelen “käbilu’t-tevb” ismi de Kur’an’da bir âyette kullanılr: “O (Allah), günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden (käbilu’t-tevb), cezası şiddetli ve lütfu bol olandır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dönüş ancak O’nadır” (el-Mü’min 40/3).
Yarattığı kullarını herkesten iyi bilen Allah Teâlâ, hata yapan ve günah işleyeni hemen cezalandırma yoluna gitmemiş, onlara yaptığı yanlış ve kötü davranışlardan pişman olup tövbe etme firsatı tanımıştır. İlk günah işleyen, ardından tövbe eden ve tövbesi kabul edilen insan Hz. Ādem’dir (el-Bakara 2/37). Kur’ân-1 Kerim’de, Hz. Můsâ’nın öğrettiklerini unutup buzağıya tapmaya başlayan halkı (el-Bakara 2/54), Hz. Peygamber’e itaatte kusur edenler (en-Nisâ 4/64), zina suçunu işleyenler (en-Nisa 4/16), savaşa giden müslümanlara katılmayıp geride kalanlar (et-Tevbe 9/118), başkalarının arkasından dedikodu ve gıybet yapanlar (el-Hucurât 49/12) gibi işledikleri farklı günahlar sebebiyle tövbe eden insanlardan bahsedilir ve ardından Allah’ın tövbeleri kabul eden (tevvâb) olduğu vurgulanır.
Kuluna olan sevgisi ve merhametinin bir sonucu olarak onun günah işlemeden önceki temiz haline dönmesini isteyen yüce Allah, pişman olup tövbe eden kullarını över (et-Tevbe 9/112) ve onları çok sevdiğini bildirir (el-Bakara 2/222). Dahası tövbe ettikten sonra İslam’a uygun bir hayat yaşayarak doğru ve faydalı işler (salih ameller) yapanların önceki kötü hallerini iyiye çevireceğini müjdeler (el-Furkân 25/70). Hz. Peygamber de bu gerçeği şöyle dile getirmiştir: “Yiyeceğini, içeceğini ve her şeyini taşıyan devesini çölde kaybedip sonra da bulan bir kimse nasıl sevinirse, Allah Teâlâ da bir kulu tövbe ettiğinde aynı şekilde sevinip hoşnut olur” (Buhâri, “Daavät”, 4; Müslim, “Tevbe”, 1-8).
“Tevväb” ismi, Allah Teâlá’nın kullarına olan şefkat ve merhametini ve bağışlayıcılığını gösteren “afüv”, “gafur”, “gaffar”, “rahmân”, “rahim”, “raủf” gibi isimleriyle anlam açısından irtibatlıdır (bk. AFÜV; GAFÛR; RAHMÂN; RAÛF). Zira Allah’ın günah işleyen kullarını çaresiz bırakmayıp bir kurtuluş yolu olarak tövbeyi göstermesi, O’nun merhametinden kaynaklanır. Allah tevvâb olmasaydı, hiçbir kulun âhiret hayatında kurtuluş ve mutluluğa ulaşması mümkün olmazdı: “Üzerinizde Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri çokça kabul eden ve yaptığı her şeyi yerli yerince yapan olmasaydı, haliniz nice olurdu!” (en-Nûr 24/10).
“Tevvâb” isminin ne kadar önemli olduğunu ashabına öğreten Hz. Peygamber de bir sohbeti sırasında şu duayı yüz defa tekrar etmiştir:
رب اغفر لي وتب علي إنك أنت التواب الغفور.
“Rabbim! Beni bağışla, tövbemi kabul et! Şüphe yok ki sen hatalarından dönenlere lütfunla karşılık veren ve günahları bağışlayansın” (Tirmizî, “Daavât”, 38; İbn Mâce, “Edeb”, 57).
Allah’ın “tevváb” isminin anlamını kavrayan bir mümin, her şeyden önce işlediği bir günahtan, düştüğü bir hatadan O’nun yardımı sayesinde her an kurtulabileceğini bilir. Gerçekten pişman olup Allah’a yöneldiği takdirde bağışlanacağının bilincinde olarak tövbe eder ve tövbesinin kabul edileceği konusunda hep ümitli olur. Tövbe sayesinde Allah’ın kendisine ne kadar yakın olduğunu, her an yanında ve yardıma hazır olduğunu hisseder; O’na karşı kulluğunda daha samimi olmaya çalışır (bk. MAĞFİRET;
Kaynak: İslam ansiklopedisi Diyanet
Answer ( 1 )
“Tevvab” ismi, İslam geleneğinde Allah’ın isimlerinden biridir. Arapça tövbe, dönüş anlamına gelen “tevbe” kökünden türemiştir. “Tevvab”, “Tövbeyi Kabul Eden” veya “Tövbeyi Kabul Eden” şeklinde tercüme edilebilir.
İslam inancında Tevvâb, Allah’ın kullarının tövbelerini hemen kabul etme sıfatı olarak anlaşılmaktadır. Allah’ın merhametli, merhametli ve bağışlayıcı olduğuna, bağışlanmak için kendisine dönenlerin samimi tövbelerini her zaman kabul etmeye hazır olduğuna işaret eder.
At-Tevvab kavramı, İslam’da kefaret ve bağışlanma fırsatını vurgular. Müminleri hatalarını kabul etmeye, günahlarını kabul etmeye ve Allah’a samimi bir şekilde tövbe etmeye teşvik eder. Ne kadar sapmış olurlarsa olsunlar, günahları ne kadar büyük olursa olsun, içtenlikle tövbe ettikleri takdirde Allah’ın her zaman tövbelerini kabul edeceğine dair güvence verir.
Tevvâb ismi, Allah’ın sonsuz merhametini ve kullarını tekrar saflık ve takvaya kavuşturma arzusunu ifade eder. Müminleri sürekli af dilemeye, Allah ile güçlü bir bağ geliştirmeye ve kendilerini geliştirmeye teşvik eder.
Tövbenin sadece sözlü bir pişmanlık ifadesi olmadığına dikkat etmek önemlidir; samimi bir fikir değişikliğini, yanlış yapmaktan kaçınma taahhüdünü ve neden olunan herhangi bir zararı telafi etme çabalarını içerir. Allah’ın tevvab sıfatı, müminlere O’ndan bağışlanma dilemeleri, salih bir hayat ve O’nun emirlerine itaat için çaba göstermeleri için umut ve cesaret verir.