Share
Allah’ın isimlerinden el Mani ne demek
Question
Esmaül Hüsna EL MÂNI

el-Mani isminin arapça yazılışı: المانع
El Mani, Allah’ın isimlerinden (esma-yi hüsnâ) biridir.
“Mâni” ismi, “kötü şeylere engel olan, dilemediği şeylerin gerçekleşmesine izin vermeyen” anlamına gelir. “Mâni” ismi her ne kadar doğrudan doğruya Kur’ân-ı Kerim’de yer almasa da, bu ismin taşıdığı anlam pek çok âyette dile getirilir. Mesela bir âyette Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah insanlar için bir rahmet nasip ettiğinde onu engelleyecek kimse yoktur. Engellediği şeyi de O’ndan başka verecek kimse olmaz. O karşı konulmaz kudret sahibi ve her işi yerli yerince yapandır” (Fâtır 35/2). “Màni” ismi Hz. Peygamber tarafından da Allah’ın isimleri arasında sayılmıştır (Tirmizi, “Daavat”, 82; İbn Måce, “Dua”, 10). “Mani ismi, yine Hz. Peygamber tarafından Allah’ın isimleri arasında sayılan (İbn Mâce, “Dua”, 10) ve Kur’ân-1 Kerim’de de çeşitli şekillerde işaret edilen (mesela bk. el-İsrâ 17/20%;B en-Nebe 78/36; ed-Duhâ 93/5) Allah’ın insanlara lūtufta bulunup birtakım nimetleri vermesini ifade eden “mu’ti” ismiyle birlikte düşünüldüğünde birbirlerini dengeleyen isimlerdir. Nitekim Hz. Peygamber’in farz namazlarından sonra yaptığı bir duada her iki isme işaret eden ifadeler kullanması da bunu göstermektedir:
اللهم لا مانع لما أعطيت ولا مغطي لما منعت ولا ينفع
ذا الجد مئات الج.
“Allahım! Senin verdiğin şeyi engelleyecek, senin vermediğin şeyi de temin edip verecek kimse yoktur. Hiçbir varlık sahibine de sana karşı varlığı fayda vermez” (Buhari, “Ezân”, 155; Müslim, “Salât”, 194, 205-206; Tirmizi, “Salat”, 108).
“Mâni” ismi aslında Allah’ın kullarına yönelik korumasını en güzel anlatan isimlerden biridir. Nitekim insanoğlu dünya hayatında pek çok şeyi istemekte, bazan istediğini elde edemezse bunu kötü bir şey olarak değerlendirmektedir. Ancak Allah Teâlâ, “Hoşlanmadığınız bir şey hakkınızda hayırh olabilir. Hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü olabilir. Allah bilir fakat siz bilemezsiniz” (el-Bakara 2/216) buyurur. phesiz insanı en iyi bilen ve ona en yakın olan, onu yaratan Allah’tır (bk. Kaf 50/16). Yani Allah, kulunun neyi istediğini bildiği gibi, bu isteğinin onun yararına mı yoksa zararına mi olacağını da bilir. İşte bu bilgisi doğrultusunda bizim bilemeyeceğimiz bir amaca yönelik olarak, bazan kulun arzuladığı şeyleri vermez veya onu elde etmesini zorlaştırır. Söz gelimi “Şayet Allah, kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde elbette taşkınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz ki O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onların halini görmektedir”
(eş-Şura 42/27) âyetinde de belirtildiği üzere nzkın bol bol verilmesi zâhirde iyi bir şey kabul edilse de aslında kulların azmasına vesile olacaktır. Bu sebeple Allah Teâlă rızkı kısmakta ve kulları için hüsrana yol açacak şeye engel olmaktadır. Diğer taraftan Allah’ın hak etmeyenlere lütufta bulunmayışı ve dostlarım, düşmanlarından koruyarak onlardan gelebilecek kötülüklere engel olması da “mani” isminin tecellisidir. Dolayısıyla Allah Teâlâ’nın lütufta bulunmayışı ve birtakım şeyleri vermeyişi cimrilik değil, yerli yerince muamele etmektir. Bütün bunlar göz önüne alındığında görülecektir ki, aslında “mani” ismi nihai aşamada insanın, kötü olduğunu bildiği yahut iyi olduğunu sandığı ve hatta belki de hiç farkında olmadığı, fakat nihayetinde dünyevi ve uhrevi boyutta helakine sebep olacak birtakım kötülüklerin ve zararların kendisinden alıkonulmasını ifade etmektedir. Bu da “mani” isminin aslında Allah’ın kullarını koruyup gözettiğini ifade eden “hafiz” ismiyle birbirini tamamladığını gösterir.
Esma-yi hüsna içerisinde “mānit” isminin anlam yakınlığı taşıdığı diğer isimlerin başında hafiz ismi gelir. Ancak “mâni” ismi korumanın özel bir şeklini, yani “belaların defedilmesi ve kul için zararlı olacak şeylerin meydana gelmesinin engellenmesi” anlamını içermektedir. Ayrıca bu ismin “nızla belli bir ölçüde tutup veren” anlamındaki “käbız” ismiyle ve “nimetleri adil biçimde dağıtan ve adaletle hükmeden” anlamındaki “muksit” ismiyle de anlam yakınlığı vardır. Ayrıca “mâni” ismi, “karşılık beklemeden bol bol veren” anlamındaki “vehhab” ismini dengeleyen bir anlam taşımaktadır (bk. BÂSIT; HAFIZ, MUKSIT; VEHHÄB).
“Mani isminin anlamını kavrayan bir mümin, evrende meydana gelebilecek herhangi bir şeyi gerçek anlamda Allah’tan başka engelleyen birinin bulunmadığını bilir. Zaten Allah buyurur ki: “Allah sana bir sıkıntı verirse, onu kendisinden başkası gideremez; sana bir hayır verirse, şüphesiz O her şeye kadirdir” (el-En’âm 6/17). Böyle bir mümin, Allah Teâla’ya tam bir güven (tevekkül) duyar ve O’nun bir şeyleri engellemesinin, tamamen kullarına karşı merhametinden kaynaklandıgının bilincine varır. Bu bilincin bir sonucu olarak, gerek Allah Teala, gerekse istediklerinin gerçekleşmesine engel olduklarını düşündüğü insanlar hakkında olumsuz düşünceler beslemez.
Kaynak: İslam ansiklopedisi Diyanet
Answer ( 1 )
Allah’ın isimlerinden El-Mani (المَانِع) “Verici, engelleyici, durdurucu” anlamına gelir. Bu isim, Allah’ın her türlü takdirinde hiçbir engel tanımadığını, dilediğini verdiğini ve dilediğini engellediğini ifade eder. Allah, her türlü nimet ve lütfu verirken, kimi zaman da bir şeyi engeller ya da alıkoyar. El-Mani, insanların istediklerini elde etmelerinin sadece Allah’ın iradesine bağlı olduğunu hatırlatan bir isimdir.
el-Mani isminin arapça yazılışı: المانع
El Mani, Allah’ın isimlerinden (esma-yi hüsnâ) biridir.
“Mâni” ismi, “kötü şeylere engel olan, dilemediği şeylerin gerçekleşmesine izin vermeyen” anlamına gelir. “Mâni” ismi her ne kadar doğrudan doğruya Kur’ân-ı Kerim’de yer almasa da, bu ismin taşıdığı anlam pek çok âyette dile getirilir. Mesela bir âyette Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah insanlar için bir rahmet nasip ettiğinde onu engelleyecek kimse yoktur. Engellediği şeyi de O’ndan başka verecek kimse olmaz. O karşı konulmaz kudret sahibi ve her işi yerli yerince yapandır” (Fâtır 35/2). “Màni” ismi Hz. Peygamber tarafından da Allah’ın isimleri arasında sayılmıştır (Tirmizi, “Daavat”, 82; İbn Måce, “Dua”, 10). “Mani ismi, yine Hz. Peygamber tarafından Allah’ın isimleri arasında sayılan (İbn Mâce, “Dua”, 10) ve Kur’ân-1 Kerim’de de çeşitli şekillerde işaret edilen (mesela bk. el-İsrâ 17/20%;B en-Nebe 78/36; ed-Duhâ 93/5) Allah’ın insanlara lūtufta bulunup birtakım nimetleri vermesini ifade eden “mu’ti” ismiyle birlikte düşünüldüğünde birbirlerini dengeleyen isimlerdir. Nitekim Hz. Peygamber’in farz namazlarından sonra yaptığı bir duada her iki isme işaret eden ifadeler kullanması da bunu göstermektedir:
اللهم لا مانع لما أعطيت ولا مغطي لما منعت ولا ينفع
ذا الجد مئات الج.
“Allahım! Senin verdiğin şeyi engelleyecek, senin vermediğin şeyi de temin edip verecek kimse yoktur. Hiçbir varlık sahibine de sana karşı varlığı fayda vermez” (Buhari, “Ezân”, 155; Müslim, “Salât”, 194, 205-206; Tirmizi, “Salat”, 108).
“Mâni” ismi aslında Allah’ın kullarına yönelik korumasını en güzel anlatan isimlerden biridir. Nitekim insanoğlu dünya hayatında pek çok şeyi istemekte, bazan istediğini elde edemezse bunu kötü bir şey olarak değerlendirmektedir. Ancak Allah Teâlâ, “Hoşlanmadığınız bir şey hakkınızda hayırh olabilir. Hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü olabilir. Allah bilir fakat siz bilemezsiniz” (el-Bakara 2/216) buyurur. phesiz insanı en iyi bilen ve ona en yakın olan, onu yaratan Allah’tır (bk. Kaf 50/16). Yani Allah, kulunun neyi istediğini bildiği gibi, bu isteğinin onun yararına mı yoksa zararına mi olacağını da bilir. İşte bu bilgisi doğrultusunda bizim bilemeyeceğimiz bir amaca yönelik olarak, bazan kulun arzuladığı şeyleri vermez veya onu elde etmesini zorlaştırır. Söz gelimi “Şayet Allah, kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde elbette taşkınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz ki O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onların halini görmektedir”