Paylaş
Ahiret Hayatının Varlığı
Question
Ahirete inanmayan hiç bir toplum olmamıştır
Ahiret Hayatının Varlığı. Ahiret inancı, iptidai kavimler dahil, tanrının varlığını kabul eden hemen hemen bütün din ve düşünce sistemlerinde mevcut olmakla beraber, ölümden sonraki bu hayatın mahiyeti ve tasviri hakkında birbirinden farklı görüşler benimsenmiştir.
AHİRETİN VARLIĞI
Sözlükte âhiret “ilk” anlamındaki “evvel” kelimesinin zıd- dı olup “son” demektir. Terim olarak “dünya hayatından sonra başlayıp ebediyen devam edecek ölüm sonrası ha- yat” diye tanımlanabilir. Kur’an’da bazen tek başına, bazen de “yurt” mânasına gelen dâr kelimesiyle birlikte dâ- rü’l-âhire şeklinde geçer.
Âhiret terimini bazı âlimler, “İsrâfil’in sûra birinci üfleyi- şiyle başlayan ve cennetliklerin cennete, cehennemlikle- rin de cehenneme girmesine kadar bütün âhiret hallerini içine alan hayat” olarak tanımlarken, bazıları “ikinci sûra üflenilmesi ve insanların tekrar diriltilmesinden başlayıp sonsuz olarak devam edecek hayat” diye tarif etmişlerdir. Ancak ölümle dünyadan ayrıldıktan itibaren kıyametin kopuşuna ve ikinci bir hayat için cesetlerin diriltilmesine kadar kişinin başından geçen olayları dünya hayatından sayma imkânımız olmadığından âhireti, kabir ve berzah hayatını da kapsayacak şekilde tarif etmek daha isabetli olur.
Âhiret, ölümden itibaren başlayan ve mahşerdeki diriliş- ten sonra ebediyen devam edecek hayattır. Bu anlamda âhiret dünya karşılığında, âhiret hayatı da dünya hayatı karşılığında kullanılır. Bu son tarife ölümden sonra he- men başlayan kabir ve berzah hayatı dahil olduğu gibi şu ana merhaleler de dahildir: İsrâfil’in sûra üflemesi, kıyametin kopması, yeniden dirilme ve mahşer yerinde toplanma, iyilik ve kötülüklerin yazılı bulunduğu amel defterinin verilmesi, Allah tarafından herkesin sorgulan- ması, hesaba çekilmesi, iyilik ve kötülüklerin tartılacağı terazilerin kurulması, bütün insanların üzerinden geçecekleri sırat, Hz. Peygamber’e mahsus kevser havuzu, şefaat, ebedî kalış yurdu cennet ve cehennem.
Kur’an’da âhiret günü, müminler Allah’a kavuşacakları için “kavuşma günü” (yevmü’t-talâk)18, insanlar ve di- ğer canlılar bir araya toplanacağı için “toplanma günü” (yevmü’l-cem’)19, dünya hayatlarında Allah’a iman edip O’nun emir ve yasaklarına uymayanların aldandıkları or- taya çıkacağı için “aldanma günü” (yevmü’t-tegâbün)20, dirilişin ardından herkes kabrinden çıkacağı için “çıkış günü” (yevmü’l-hurûc)21 ve kâfirler amellerinin boşa git- tiğini görünce yeniden dünyaya dönmeyi arzu edecekle- ri için “hasret günü” (yevmü’l-hasre)22 gibi isimlerle de anılmaktadır.
İnsan aklı, ölümden sonraki hayatı mantık kurallarına aykırı bulmak şöyle dursun onun gerçekleşmesini zaruri görür. Bunu kanıtlayan en önemli delillerden biri dün- yada mutlak adaletin tecelli etmemesidir. Üzerinde ya- şadığımız yerküre üzerinde insan türü var olalı beri, bu türün fertleri ve toplumları arasında mücadeleler olmuş, savaşlar cereyan edip ölenler ve öldürenler, zalimler ve mazlûmlar bulunmuştur; vicdanları sızlatan bu tür olaylar hâlâ devam etmekte, gelecekte de devam edeceği anlaşılmaktadır. Zalim kim, mazlum kimdir, adalet nasıl tecelli edecek veya onu kim uygulayacaktır? Bu ve ben- zeri birçok sorunun sözlü ve fiilî cevabı ancak hâkimlerin en üstünü ve en hayırlısı Cenâb-ı Hakk’ın yegâne hüküm verici olarak tecelli edeceği âhiret gününde ortaya çıkacaktır.
Kelâm ilminde akıl ve deneyle ispat edilemeyip vahye da- yanan naklî delillerle varlık kazanan itikadî meselelere “sem‘iyyât” bahisleri denilmektedir. Sem’iyyât bahislerin- de aklın rolü haber verilen hususların olabilirliğini belirleyip tasdik etmekten ibarettir.
Ahiret hayatı vardır haktır buna inanmayan kafirdir
Öldükten öldükten sonra herkes dirilecek ve yaptıklarının hesabını verecektir
Benzeri konular:
- Geçimsiz insanın Ahirette durumu nedir?
- Allah’ın (c.c.) adil, merhametli ve affedici olması ile Ahiret inancı arasında nasıl bir ilişki vardır? Söyleyiniz.
- Dünya ile Ahiret hayatındaki ilişkiyi açıklayınız
- “Dünyada mekân, Ahirette iman” ne demektir?
- Aklı dengesi olmayanın Ahiretteki durumu
- Tümünü görüntüle.
Answer ( 1 )
Ahiret hayatının varlığı, birçok kültür ve dinin inanç sisteminde merkezi bir yer tutmaktadır. Çoğu din, insanların ölümden sonra bir başka yaşam formuna geçeceğini ve bu yaşamın, kişinin dünyadaki eylemlerine göre şekilleneceğini öğretir. İslam, Hristiyanlık, Yahudilik gibi büyük semavi dinlerin hepsi ahiret inancına sahiptir.
Ancak ahirete inanmayan toplumlar veya kültürler de olmuştur. Bu tür inançsızlık, materyalist düşünce veya seküler görüşlerin hakim olduğu toplumlarda daha yaygın olabilir. Örneğin, modern Batı toplumlarında bazı bireyler için ahiret inancı, dini inançlardan çok daha az vurgulanan bir konu olabilir. Bununla birlikte, genellikle tarihsel olarak insanlar ölüm sonrası bir hayatı kabul etmişlerdir.
Ahirete inanmamanın nedenleri çok çeşitli olabilir. Bilimsel bakış açısına göre, ölüm sonrasında bilincin sona erdiği görüşü yaygındır. Bu görüş, yaşamın sadece dünyadaki fiziksel süreçlere dayandığını öne sürer. Diğer taraftan, birçok kültür ahiret inancını, insanların dünyada nasıl bir yaşam sürdüklerine dair bir etik veya ahlaki rehber olarak görmüştür. Bu, ahiret hayatına inananların hayatlarını şekillendiren önemli bir motivasyon kaynağıdır.