Selamunaleyküm. Bir ayetle alakalı bi sorum vardı. Zümer süresinde: sabredenlere, mükafatlar hesapsız verilecektirler. Diye geçiyor. Kıyamet gününde herşey hesaplanacaksa (günahlar sevaplae. Ozaman sadece sabredenlerinkimi hesaplanmayacak ? Bize hep; ogün herşey tartılacak (iyi ve kötü) denildi. Kafam karıştı biraz bu ayeti görünce..
- قُلْ يَا عِبَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌۜ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌۜ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
﴿١٠﴾
Arapça ayet metni
﴾10﴿
De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar iyilik bulacaklardır. Allah’ın arzı geniştir. Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.”
Okuyup anlamadığınız ayetlerin mutlaka tefsirini okuyunuz
Sabredenlerden kimleri anlaıyorsunuz bilmiyorum…. İbadet ve itaatta sabredenler, günah işlememe konusunda sabredenlerdir ki tüm iman ve takva sahipleri kast edilir.
“Ancak sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.” Yani Allah onlara, hicrete ve vatanlarını terketmelerine mukabil ecirlerini cennette hesapsız olarak verecektir. Buradaki “hesapsız verme”den maksat, verilen karşılığın ölçüye ve tartıya tabi tutulamayacak miktarda, hesap edenlerin ve sayanların güç yetiremeyecekleri ölçüde olduğunu anlatmaktır.
Bu ayet, takva bulunmaksızın ve Allah’ın emirlerini tutup yasaklarından kaçınmaya riayet etmeksizin sadece kalp ile iman etmenin veya müslümanlığı ilân etmenin mutlak anlamda tek başına yeterli olmayacağının delilidir.
Benzeri konular:
Answers ( 2 )
Zümer Suresi – 10. Ayet:
Ayetin Meali (Türkçe Çevirisi):
“De ki: ‘Ey iman edenler, Rabbinize karşı gelmekten sakının. O zaman Rabbinin nimetini, dünyada ve ahirette, Allah’a iman etmiş ve salih amel işleyen müminlere, onları nimetlerle dolduracak şekilde genişletir. İşte büyük başarı budur.'” (Zümer, 39:10)
Ayetin Tefsiri:
Zümer Suresi’nin 10. ayeti, müminlere hitaben gelen bir uyarıdır. Burada Allah, iman edenleri uyararak, O’na karşı gelmekten ve kötülükten sakınmaya çağırıyor. Bu çağrının ardından, müminlere, Allah’ın rahmetine, nimetlerine ve takvasına ulaşmanın yolu olarak şu mesaj verilmektedir:
İman ve Takva: Ayet, sadece iman etmenin yeterli olmadığını, aynı zamanda takva sahibi olmanın da önemini vurgular. Takva, Allah’a karşı sorumlulukları yerine getirmek, O’na karşı gelmekten sakınmak ve O’nun rızasını gözetmektir.
Dünya ve Ahiretteki Nimetler: Takva ve iman sahiplerine Allah, hem dünya hem de ahirette çok büyük nimetler vaat etmektedir. Dünyada sağlık, huzur, rızık gibi nimetlerle, ahirette ise sonsuz cennetle müjdelenmektedirler.
Salih Amellerin Önemi: Sadece iman etmek yetmez, aynı zamanda salih (iyi) ameller işlemek de gerekmektedir. Salih ameller, Allah’ın emirlerine uygun şekilde yaşamayı ve O’nun rızasını kazanmayı amaçlar.
Büyük Başarı: Ayetin sonunda belirtilen “büyük başarı”, müminlerin dünya ve ahiretteki en yüksek ödül olan Allah’ın rızasına ve cennetine ulaşmaları anlamına gelir. Bu, insanların ulaşabileceği en yüksek ve kalıcı başarıdır.
Özetle: Zümer Suresi 10. ayet, müminlere takva ve salih amellerle Allah’a yakınlaşmaları gerektiğini öğütler ve buna karşılık Allah’ın onlara büyük nimetler ve başarılar vereceğini müjdeler.
Zümer Suresi – 10. Ayet Meali:
“Kim Rabbinin huzurunda korkarak ve içinin derinliklerinden bir korku ile dua eder ve doğru bir şekilde inançla işlerse, işte onlar, affedilecek olanlardır.” (Zümer, 39:10)
Ayetin Tefsiri:
Bu ayet, Allah’a karşı derin bir saygı, korku ve samimiyetle dua eden ve bu duayı yalnızca Allah’ın rızasını kazanma amacıyla yapan kişileri tanımlar. Burada geçen “Rabbinin huzurunda korkarak” ifadesi, bir insanın Allah’ın büyüklüğünü ve kudretini derinden idrak etmesiyle O’na yönelmesidir. Bu korku, Allah’a karşı olan sevgi ve saygının bir yansımasıdır; Allah’tan uzaklaşmaktan ve O’nun gazabına uğramaktan korkmaktır.
Ayetin sonunda belirtilen “ve doğru bir şekilde inançla işlerse” ifadesi, sadece duanın değil, aynı zamanda amellerin de önemini vurgular. Kişinin samimi bir şekilde iman etmesi ve bu imanı davranışlarıyla da göstermesi gereklidir. Bu kişiler, hem kalben hem de fiilen Allah’a bağlılık gösteren, O’na karşı dürüst ve sadık insanlardır.
Zümer Suresi’nin bu ayeti, Allah’a yönelmenin ve O’ndan af dilemeyi dilemenin çok önemli olduğunu, ancak bunun yanında inançlı bir şekilde doğru işler yapmanın da gerekliliğini hatırlatmaktadır. Buradaki “korku” korku ve ümitsizlik değil, tam tersine bir yakınlık, sevgi ve saygıdır.
Kısa Tefsir Özeti:
Ayet, Allah’a olan derin korkunun ve saygının bir ibadet biçimi olduğunu gösterir. Bu korku, Allah’ın azabından değil, O’nun kudretine olan derin saygıdan kaynaklanır.
Samimi dua, yalnızca sözle değil, kalbin derinliklerinden ve doğru bir niyetle yapılmalıdır.
Ayrıca, inançla yapılan ameller ve salih işler de bu korku ve duayla birlikte kişinin kurtuluşunun önemli unsurlarındandır.
Bu ayet, hem ibadetlerimizi hem de günlük hayatta Allah’a karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirirken, içtenlik ve samimiyetle hareket etmemiz gerektiğini anlatır.