Paylaş
Uhud Gazvesi
Question
Uhud Gazvesi
Aradan bir sene geçince müslümanlarla müşrikler Uhud’da karşı karşıya geldiler. Büyük zafer acı bir yenilgiye dönüştü. Bu da kumandanın emrine isyan edilmesi nedeniyle oldu. Kumandan Rasûlullah (s.a) idi. O okçulara, dağın yukarısında bekleyip orduyu arkadan yapılacak bir saldırıya karşı korumalannı emretmişti. Netice ne olursa olsun burayı terketmemelerini söylemişti. Onlara böyle emredilmişken savaş başlayıp zafer müslümanların olunca müşrikler kaçmaya başladılar. Müslümanlar harp meydanında ganimet toplamaya başladılar.
Okçular kendi kendilerine “Allah’ın düşmanları yenildiler biz burada boşuna beklemeyelim” dediler. Onlann kumandanı olan Abdullah b. Cübeyr onlan vazgeçirmeye çalışarak Allah Rasûlü’nün emrini onlara hatırlattı. Ancak onlar zafer sarhoşluğuna kapıldılar. Harp meydanına indiler. İşte burada Mekkelüere fırsat doğdu. Müşriklerin süvarileri dağın tepesine çıktılar. Ve arkadan müslümanları kuşattılar, müslümanlar paniğe kapıldı, kaçan müşrikler de döndüler, böylece zafer yenilgiye, sevinç acı ve derin bir üzüntüye dönüştü.
Rasûlullah (s.a) yaralandı, bazı dişleri karıldı. Onun miğferi de ka-nldı ve iki halkası yüzüne battı, ‘Yalan yok ben peygamberim, ben Ab-du’1-Muttalib’in oğluyum’ diyordu.
Müslümanlar üzüntü içinde Medine’ye döndüler. Peki bu yenilgi onlann azmini kırdı mı, imanlarına bir şüphe geldi mi? Müslümanlar ümitsizliğe kapıldılar mı?
Hayır asla. Bilakis Rasûlullah (s.a) ertesi gün düşmanı takib etmek için emir verdi. Cabir b. Abdullah, babası Abdullah b. Amr b. Haram Uhud’ta şehit olduğu halde Hz. Peygamber’in (s.a) yanına gelerek düşman takibine katılmak için izin istedi. Ancak Rasûlullah (s.a) onun katılmasına rıza göstermedi.
Answer ( 1 )
Evet, Uhud Gazvesi, İslam tarihinde önemli bir yer tutan savaşlardan biridir. 3. yılın Şevval ayında, 625 yılında gerçekleşmiştir. Uhud Dağı’nın eteklerinde yapılan bu savaşta, müslümanlar başlangıçta büyük bir zafer kazanmışken, sonrasında dikkat edilmesi gereken bir hata nedeniyle ağır bir yenilgiye uğramışlardır.
Rasûlullah (s.a.v.) savaşın başında okçulara, dağın zirvesinde yerlerini almalarını ve hiçbir koşulda yerlerinden ayrılmamalarını emretmişti. Ancak savaşın ilerleyen zamanlarında müslümanlar müşrikleri geri püskürttü ve zafer kazandılar. Müşrikler geri çekilmeye başladığında, okçular da bu zaferi kesinleştirmek için dağdan inmeye karar verdiler. Ancak bu, Rasûlullah’ın emrine karşı bir isyan anlamına geliyordu. Okçuların dağdan inmeleriyle birlikte, müşrikler bir strateji değişikliğine giderek okçuların yerinden faydalandılar ve ani bir saldırıya geçtiler.
Bu saldırı, müslümanları savunmasız bir durumda yakaladı ve sonuçta müslümanlar ağır kayıplar verdiler. Rasûlullah (s.a.v.) bizzat savaşta yaralandı ve pek çok sahabe de şehit oldu. Uhud’daki bu yenilgi, müslümanlar için büyük bir ders oldu. Rasûlullah’ın emirlerine uymanın, zaferi ve direnci sürdürebilmek için ne kadar hayati olduğunu öğretti.
Savaşın sonunda, müşrikler de tam anlamıyla bir zafer kazanamamışlardır çünkü geri çekilmişlerdir. Uhud’da yaşanan bu olay, müslümanlara birlikte hareket etmenin, disiplinin ve emirlere sadık kalmanın önemini vurgulamıştır.