Sahabelerin Bedir Gününde Meleklerden Yardım Görmeleri

Question

Bedir savaşı’nda yardıma gelen 3 bin melek

Sahabelerin Bedir Gununde Meleklerden Yardim Gormeleri

Sehl b. Sa’d şöyle anlatıyor:

Ebu Useyd gözlerini kaybetmesinden sonra bir gün bana şunları söyledi:

“Ey yeğenim! Allah’a yemin ederim ki şu andan Bedir’de bulunsak ve Al­lah Teâla da gözlerimi bana geri verseydi, im­dadımıza gelen meleklerin çıktıkları vadiyi sana hiç tereddütsüz gösterebilirdim.”

Cebrail (a.s) Bedir gününde Zübeyr (r.a)’ın başında bir ucunu yüzü tarafına sarkıttığı sarı bir sarık vardı. Melekler de aynı şekilde, baş­larında sarı renkli sarıklarla indiler.

Melekler, Bedir gününde ucunu arka ta­raflarına sarkıttıkları beyaz sarıklar giymişler. Huneyn gününde ise sarıklarının rengi yeşil­di. Onlar Bedir hariç hiçbir savaşta düşmanla savaşmamışlardır. Yaptıkları sadece müzminle­rin sayılarını çok göstermekti.

Hz. Peygamberin azatlısı Ebu Râfi şöyle anlatıyor:

Ben Hz. Abbas’ın hizmetçisi idim. İslâm dini bulunduğum eve girmiş, Abbas’la karısı Ümmü’1-Fadl müslüman olmuştu. On­larla birükte ben de müslüman olmuştum. Hz. Abbas, kavminden korkuyor ve onlara aykırı harekette bulunmak hoşuna gitmiyor­du ve bu yüzden de müslümanlığını gizliyor­du. Zengindi ve malı, ticaret yaptığı için kavmi arasında dağılmış durumdaydı.

Ebu Leheb Bedir savaşına gitmeyerek ye­rine As. B. Hişam b. Muğire’yi göndermişti. Kureyşten bir kişi savaşa gitmediğinde yerine bir başka kişiyi gönderdi. Kureyşlilerin Bedir’de mağlup ve tarumar oldukları haberi geldiğinde Allah Teâlâ, Ebu Leheb’i rezil etti ve o üzüntüsünden ölüm derecesine geldi. Bizse içimizden büyük bir sevinç hissettik. Ben bünye bakımından zayıf bir kişiydim. Zemzem hücrelinden birinden ok yontuyor­dum. Allah’a yemin ederim ki haberin geldiği gün Ümmü”-Fadl da orada bulunduğu halde yine o hücrede ok yontuyordum. Gelen haber bizi çok sevindirmişti.

O sırada Ebu Leheb karşıdan çıkageldi. Ayaklarını sürüyerek öfkeli ve üzgün bir şekil­de yürüyordu. Bulunduğumuz hücrenin ya­nına geldiğinde onun duvarının dibine otur­du; sırtı benim sırtıma dönüktü. Bu sırada halk “Ebu Süfyan b. Haris gelip amcası Ebu Leheb’in yanına oturdu. Halksa ayakta duru­yorlardı. Ebu Leheb “Ey yeğenim! Durum nasıl? Bana haber ver!” dedi.

Ebu Süfyan da şunları söyledi:

“Allah’a yemin ederim ki biz onlarla karşılaştığımız ilk anda sırtımızı ken­dilerine çevirdik. Onlar bizi diledikleri şekil­de öldürüyorlar ve diledikleri şekilde esir ediyorlardı.

Ancak ben bu konuda halkı (bizimkileri) kınamıyorum. Çünkü biz doru atlara binip bembeyaz elbiseler giymiş bazı kimselerin yer ile gök afrisında durduklarını gördük. Allah’a yemin ederim ki bunlar hiç birşey bırakmıyorlar ve hiç kimse de kendilerine mukave­met edemiyordu”. Bunun üzerine dayanama­yarak hücrenin perdesini kaldırıp “Allah’a yemin ederim ki onlar meleklerdir” dedim.

O zaman Ebu Leheb elini kaldırıp bütün kuvve­tiyle bana bir tokat attı. Karşı koymak istedimse de çok güçsüz olduğumdan hiç bir şey yapamadım.

Ebu Leheb beni kaldırıp sırtüstü yere vur­du. Sonra da göğsümü çıkarak bana vurmaya başladı. Bu durumu gören Ummü’1-Fadl hüc­renin direklerinden birini yerinden sökerek, onunla üzerime çullanmış olan Ebu Leheb’in kafasına vurdu. Ebu leheb’in başı fena halde yarıldı. Sonra da “Efendisi Abbas burada yok­tur diye kölesine zulüm mü edeceksin?” dedi.

Bunun üzerine Ebu Leheb perişan bir vazi­yette kalkıp gitti. Allah’a yemin ederim ki Ebu Leheb o günden sonra ancak yedi gün yaşadı. Allah Teâlâ ona daese denilen bir has­talığı musallat etti ve bu hastalık onu öldür­dü.

Ebu Leheb öldüğünde oğulları onun cese­dini üç gün içerde bıraktılar; ona yaklaşmaya korkuyorlardı. Çünkü Kureyşliler onun ölü­müne sebep olan hastalıktan, taundan kaç­tıkları gibi kaçardı. Sonunda ceset çürüyük kokmaya başladı. Bunun üzerine bazı kişiler Ebu Leheb’in oğullarına “Azap olunasıcalar! Utanmıyor musunuz? Babanızın cesedi evde kokmaya başlamış siz hâlâ onu defnetmiyor­sunuz” dediler.

Onlar da bu hastalığa yaka­lanmaktan korktuklarını söylediler. O zaman adamın biri “Bu konuda ben size yardımcı olurum” dedi.

Onu yıkamadılar; fakat üzerine su döktü­ler. Ancak bunu da cesede yaklaşmaksızın uzaktan yaptılar. Sonra da cesedi Mekke’nin ust taraflarında bir yere götürüp bir duvara dayadılar ve üzerine de taş yığdılar.

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answer ( 1 )

    1
    2021-10-23T21:35:29+03:00

    Cebrail (a.s) Bedir gününde Zübeyr (r.a)’ın başında bir ucunu yüzü tarafına sarkıttığı sarı bir sarık vardı. Melekler de aynı şekilde, baş­larında sarı renkli sarıklarla indiler. Melekler, Bedir gününde ucunu arka ta­raflarına sarkıttıkları beyaz sarıklar giymişler. Huneyn gününde ise sarıklarının rengi yeşil­di. Onlar Bedir hariç hiçbir savaşta düşmanla savaşmamışlardır. Yaptıkları sadece müzminle­rin sayılarını çok göstermekti.

    En iyi cevap

Cevapla