Oruç adabı ve oruç tutarken dikkat edilmesi gereken durumlar
ORUÇ ADABI VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Oruç tutarken dikkat edilmesi gereken hususlar maddeler halinde
Yüce Rabbimiz: “Ey iman edenler! Sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” buyurur, Cum’a, bayram ve Ramazan gibi müstesna günlere bakacak olursak, her birinde diğer günlerden farklı ibadet ve zikirler bulunduğunu görürüz. Ramazan ayına mahsus olarak Ramazan orucumuz ve teravihimiz vardır.
“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek, samimiyetle oruç tutarsa, onun geçmiş günahları affolunur.“”
Hadis-i şerife dikkat edersek:
1- Oruç, inanılarak, Allah’ın emri olduğu için,
2- Samimiyetle, ihlasla, Allah rızası için tutulacaktır. Zira güzel ameller, günahlar için Keffaret olur.
Oruç tutarken de dikkat edilecek hususlar vardır. Kısaca maddeler halinde
Sunalım:
1- Ramazan herşeyden evvel, sabır ve tahammül ayıdır. Oruç tutarken karşılaşılan sıkıntılara katlanmayı bilmelidir. Sertlik ve huysuzluk edenler, çocuklarını ve çevresindekileri oruçtan, Ramazan’dan soğutur.
Nasıl mı? Oruç tuttuğunda hep sertleşen, kavga eden ve huzursuzluk çıkaran kimsenin çocukları hiç Ramazan’ın gelmesini ister mi? Yemek beğenmeyen, ortalığı velveleye veren kimselerden insanlar hiç hoşlanır mı?
2- Oruçluyken günahlara, haramlara karşı daha da hassas davranılmalıdır: “Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan ancak aç kaldığı vardır.
“Kim yalanı ve yalanla iş çevirmeyi terketmez ise onun yeme ve içmesini terketmesine Allah’ın bir ihtiyacı yoktur (Allah onun orucunu istemez).”
3- Hayatın sadece yemek-içmekten ibaret olmadığını anlamalıdır. İnsan daha yüksek idealler için yaratıldığını idrak etmelidir.
4- Ramazan, dertleşme ve yardımlaşma ayıdır. Bu ayda daha da cömert olunmalıdır. Fakir ve yoksullarla daha da fazla ilgilenilmelidir.
5- Oruç, -mü’min için bir koruyucu kalkan/kaledir. Oruç tutan, melekleri sevindirir. Şeytanları kahreder, Öyleyse nefsin isteklerine uyarak şeytanlara fırsat verilmemelidir. Şeytanlar, şeytanlaşanlar sevindirilmemelidir. “Oruç kalkandır.” Gerçek anlamda tutulan oruç, hem kötü söz ve davranışlara hem de cehennem ateşine karşı perde olur: kişiyi fuhuş ve edep dışı davranışlardan alıkoyar. “Evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü (yabancı kadınlara bakmaktan) alıkoyar, tenasül uzvunu (harama düşmekten) korur. Evlenmeye gücü yetmeyen kimsenin oruç tutmasını tavsiye ederim. Çünkü orucun şehvetini kıran bir özelliği vardır.”
İnsanın günah işlemesine genellikle iki şey sebep olur. Biri şehevi arzuları, diğeri dili ve midesidir. “Kim diline ve ırzına sahip çıkacağına güvence verirse bende o kimsenin cennete gireceğine güvence veririm (kefil olurum).” Hadis, insanın şehevi arzularına dikkat etmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır.
Orucun farz olmasının arka planında, Müslümanın cinsel arzularını, konuşmalarını, yemesini, içmesini kontrol altında tutması, huyunu ve ahlâkını güzelleştirmesi ve nefsine sahip çıkabilme yeteneğini kazanması vardır. Bu sebeple Kur’an ve sünnette Müslümanlar oruç tutmaya teşvik edilmiş, oruç tutanlar övülmüş ve onlara Allah’ın rahmeti, rızası, sevap ve mükâfatı vaad edilmiştir.
Ahzab süresinin 35. Âyetinde on özelliğe sahip olan kadın ve erkeklere mağfiret ve büyük mükâfat olduğu bildirilmiştir. Bu özelliklerden biri de oruç tutmaktır.
6- Müslümanlar, kendi emirleri altında yaşayan ve çalışan kardeşlerine kolaylık göstermelidirler. Çünkü böylelerini Allah affeder.
7- Lokman Hekim oğluna şöyle nasihat ermiştir: “Oğlum! Mide dolduğu zaman düşünce ve fikir uyur, ölür, hikmet dilsiz olur, âzâlar ibadetten geri kalır.”
Hasan-ı Basri, Sahabeyi Kiram’ı şöyle tanıtır: “Vallahi ben öyle bir topluluk gördüm ki; onlar sizin doyduğunuz gibi doymazlardı. İştahları varken yemekten kalkarlardı.”
Acaba biz aynısını mı yapıyoruz? Yoksa Ramazan’da diğer vakitlerden daha çok mu yiyoruz? Gündüz yiyemediğimizi, fazlasıyla akşam yiyoruz. Ondan sonra ibadetlerden zevk alamıyoruz.
Halbuki Ramazan, insanı kâmilleştiren bir ahlak mektebidir. Mü’min ise, o mektebin talebesi. Nefsin köleliğinden Allah’ın kulluğuna, ancak İslam’a tam teslim olmakla ulaşılabilir. Bütün azalarımızı oruçla nurlandıralım. Yeryüzünün diğer kesimlerindeki kardeşlerimizi de unutmayalım.
8- Ramazan ayında pek çok tarihi olayın (Bedir Savaşı, Mekke’nin Fethi, Tebük Savaşı…) meydana geldiğini?” ve orucun mü’mini bilediğini, “cihadla yüklü kıldığını” hatırdan çıkarmamalıyız.
Ramazan Ayına Mahsus İbadetler
imam Rabbani der ki: “Bir insanın Ramazan ayı düzgün geçerse, senenin diğer ayları da düzgün geçer.”
Ramazan ayımızın düzgün geçmesi için şunlara dikkat edelim:
Peygamberimiz (s.a.v.): “Cenab-ı Hakk size ramazanın orucunu farz kıldı. Ben de kıyamını size sünnet kıldım.” buyurur.”
Ramazan orucu, İslam’ın rükünlerinden bir rükün ve farzlarından bir farzdır.Oruç (savm): Belli vakitte, belli ölçülerle, belli şeylerden kendini alıkoymaktır.
Hakk’a suresinin 24. âyetinde geçen “Dünyada geçmiş günlerde önden gönderdiğiniz güzel işlerinizin karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.” ayetinde belirtildiği gibi oruçlular yeme ve içmeyi terkettikleri günlere karşılık Cenab-ı Hakk’ın bu güzel hitabıyla ikram olunurlar.” Orucun başlama vatine ‘İmsak, orucun bozma vaktine de ‘İftar’ denilir.
Ramazan ise; kavurucu, yakıcı sıcaklık, güneşin yakıcı sıcaklığı anlamındadır. Oruç ayına bu ismin verilmesi, ateşin herhangi bir şeyi yakıp bitirmesi gibi, oruç da insanların günahını yok ettiği içindir.”
Hadis-i şerifte geçen ‘kıyamı ramazan’ dan kasıt da ‘teravih namazıdır. Teravih namazı, ramazan ayına mahsustur, başka zamanlarda kılınmaz. Teravih orucun değil, Ramazan’ın sünnetidir. Oruç tutamayanlar da teravih kılabilirler. Teravih namazı, kadın-erkek herkes için sünnettir. Teravihi cemaatle kılmak da sünnettir. Cemaatle kılmayı, bir mescidin veya beldenin halkının hepsi ter kederlerse, bunlar kötü bir iş yapmış ve günah işlemiş (günahkâr) olurlar.”
Teravih, rahat rahat, biraz oturup istirahat ederek kılınan namaz demektir. Teravihteki bu oturmalara, ‘terviha’ denir ve teravih namazı, beş tervihadır. Her dört rekât arasında bir oturmaya terviha denir. Biraz oturup, istirahat etmek, rahatlamak demektir. Bu oturma esnasında cemaat serbesttir, dileyen teşbih çeker, dileyen sükût eder. Terviha’da Mekke ehli tavaf eder ve tavaf namazı kılar, Medineli’ler ise ayrı ayrı dörder rekât namaz kılarlar.”
İbadetleri mabudumuzun istediği şekilde yerine getirmek zorundayız. Teravihleri kılarken, sünnete riayet edilmelidir. Zira sevap, suratta değil, sünnete uygun harekettedir.
Sahur: Seher vakti yenen yemek, demektir. Sahur hem gece kalkıp Allah’ı anmamıza hem de vücut direncini korumaya yönelik bir sünnettir. Her şeyden önce seher vaktinde kalkıp istiğfar edenler, Kur’an’da övülürler: “(Cennetle müjdelenen takva sahipleri) Seher vakitlerinde istiğfarda bulunanlardır.” Seher vaktinde yapılan duaların kabul edileceği beyan buyrulur. Çünkü
bu vakitlerde ruh daha saf, zihin daha derli toplu, ibadet daha zordur. Dolayısıyla, duanın kabul edilme ihtimali daha kuvvetlidir. “Üç ses vardır ki, Allah bu sesleri sever:
1- Horoz sesi,
2- Kur’an okuyanın sesi,
3- Seher vakti istiğfar edenlerin sesi ”
. Sultan Murat Han der ki:
Seherde uyanır bu cümle kuşlar, Dili dillerince tesbihe başlar, Tevhit eder dağlar, taşlar, ağaçlar, Uyan hey gözlerim, gafletten uyan!…
“Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket vardır,”
Sahurda kalkanlar, ehli kitaba muhalefet etmiş olurlar. Hadis-i şerifte: “Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab’ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.” buyrulur, “Sahur berekettir, sakın onu bırakmayın.”?’*
Oruçluya müstehap olan şeylerin biri de iftarı acele etmektir. Zira hadis-i şerifte: “İnsanlar iftarı acele ettikleri sürece, din hep ortada, üstünlüğünü sürdürecektir, insanlar hayır üzere devam edeceklerdir.”‘ buyrulur. İftarı hurma ile, yoksa tatlı bir madde ile, o da yoksa su ile ve tek sayıya dikkat ederek yapmalıdır.
Yemek ortadayken, önce yemek yenilmeli, sonra namaz kılınmalıdır. Önce yemeğin yenmesinin sebebi namaz kılanın fikrinin yemekle meşgul olmaması, huşu gidermemesi içindir.??
İnsanlar Peygamberimizin sünnetine uygun hareket ederlerse, din hep üstünlüğünü sürdürür, devam eder. Gerçek Hayat
Answers ( 2 )
Oruç adabı konusunun özeti
Oruç, bütün aza ve duyguları kendilerine mahsus ibadet ettirmek, bunları da ramazandan nasiplendirmektir. Mide yalnız bırakılmamalıdır mideyle birlikte, göz, kulak, dil, kalp, hayal ve diğer azalar da oruç tutmalıdır. Mesela dilin orucu gıybetten ve çirkin sözlerden uzak durmak, dua, zikir ve salavatla meşgul olmaktır. Gözün orucu harama bakmamak, kâinata ibret nazarıyla bakmaya alıştırmaktır. Kulağın orucu lüzumsuz ve kötü şeyleri dinlemekten sakınmak, Kur’an ve faydalı sözler dinlemekle olur. Hayal ve fikir gibi duyguların orucu ise, çirkin şeylerle meşgul olmayıp, güzel şeyleri düşünmekle olur…”
İşte bu duygulara dikkat edildiği zaman orucun gerçek lezzeti anlaşılır, insanı Reyyan kapısından cennete girecek hale getirir. “Cennette Reyyan adında bir kapı vardır ki buradan kıyamet gününde sadece oruç tutanlar cennete girer, onlarla birlikte bu kapıdan başkaları girmez. (Cennet kapılarında) oruç tutanlar nerede (diye seslenilir, oruç tutanlar gelir) bu kapıdan cennete girerler, son kimse girdiği zaman kapı kapanır, artık bu kapıdan kimse cennete girmez.”
“Kim Allah için bir gün oruç tutarsa Allah yetmiş yıllık bir mesafe kadar onu cehennem ateşinden uzaklaştırır.” anlamındaki hadislerde orucun ve oruç tutanın değerini ifade etmektedir.
Hz. Mevlâna der ki: “Bu namaz, bu oruç, hac ve cihat, itikadı inancı ispat için şahit göstermektir. Oruç, hal diliyle der ki, helalden sakınan bir kimsenin haram işlemesi ve bulaşması olmaz.”
Oruçlu bir kimse diğer azalarına da oruç tutturmaya gayret gösterdiği halde, başkası kendisine sataşırsa ne yapacaktır?
Bu sorunun cevabını Hz. Peygamber (s.a.v.)’den öğrenelim: “Hiçbiriniz oruçlu olduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya çatarsa, ‘ben oruçluyum’ desin.
Oruçtan beklenen sonucun alınabilmesi için bu noktalara titizlik gösterilmesi gerekmektedir. Oruçlu tam bir irade eğitiminden geçmektedir.
Oruç tutmakla insanın elde edeceği birinci pratik fayda ayette belirtildiği” gibi, ‘takva’ dır. Takva ise daima kalbi uyanık bulundurarak Allah’ın rızasını ve dostluğunu kazandırır. “Allah inananların dostudur.””*, “Allah’ın dostu ancak muttakilerdir.” ayetleri bu gerçeği ifade etmektedir. “Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur.”
Orucu tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmak, Allah Teala’nın çirkin gördüğü şeylerden biridir. “Orucu arındırınız. Zira asıl oruç, yemek içmekten kesilmek değildir. Aksine günahlardan sakınmaktır
Ramazan ayında meşru mazereti olmaksızın, orucu yememelidir. Çünkü, orucu zamanında eda etmenin faziletini, kaza suretiyle telafi etmenin imkanı yoktur.
“Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün hayatı boyunca, oruç tutsa, bu orucun yerini tutmaz, Öyleyse ramazan ayının kıymetini iyi bilmeli, olur olmaz bahanelerle oruçlarını kazaya bırakmamalıdır.
Ramazan, Müminlerin ayıdır, hem de Kur’an ayıdır. Müminlerle kardeşlik bağını güçlendirmelidir.
Oruç, İslam’da en önemli ibadetlerden biridir ve bu ibadeti yerine getirirken bazı adab ve dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. İşte oruç adabı ve oruç tutarken dikkat edilmesi gereken durumlar:
Oruç Adabı
Niyet Etmek: Oruç tutarken niyet etmek çok önemlidir. Her gün oruç tutmak için sahura kalkmadan önce niyet etmek gereklidir. Bu niyet, kişinin orucu Allah rızası için tutacağına karar verdiğini belirtir. Niye edilmeden oruç tutmak geçerli olmayabilir.
Sahur Yemeği: Sahur, orucun en önemli bölümlerinden biridir. Sahura kalkmak ve sahurda sağlıklı bir şeyler yemek, oruç süresini daha kolay geçirmek için yardımcı olur. Sahur yapmamak orucun kabul edilmemesi anlamına gelmez, ancak yapılması tavsiye edilir. Sahurda su içmek ve besleyici gıdalar tercih etmek önemlidir.
İftar: İftar saati geldiğinde oruç açılmalıdır. Oruç açarken, geleneksel olarak hurma veya su ile oruç açmak sünnettir. İftarda acele edilmemeli, yemek yavaşça ve sindirime dikkat edilerek yenmelidir. İftar duası yapmak da sünnettir.
Dil ve Davranış: Oruç tutarken sadece yemek ve içmekten değil, aynı zamanda kötü sözler söylemekten, yalan söylemekten, gıybet yapmaktan, dedikodu yapmaktan ve kötü davranışlardan kaçınılmalıdır. Oruç, sadece fiziksel değil, ruhsal bir arınmadır. Bu yüzden sabırlı ve hoşgörülü olmak gerekir.
Güzel Ahlak: Oruç tutarken güzel ahlak sergilemek çok önemlidir. Kimseye zarar vermemek, sabırlı olmak, oruç tutarken başkalarına karşı daha nazik ve saygılı olmak, orucun asıl ruhuna uygun bir davranıştır.
Oruç Tutarken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Yemek ve İçecekten Kaçınmak: Oruç, yemek ve içmekten uzak durmak demektir. İftar vaktine kadar hiçbir şey yenmemeli ve içilmemelidir. Ayrıca oruç, sigara içmekten, damar yoluyla beslenmekten (enjeksiyon), kusma, kan aldırma gibi durumlarla da bozulur.
Cinsel İlişki: Oruç tutan kişinin, oruç süresi boyunca cinsel ilişkiye girmesi haramdır. Cinsel ilişki, orucu bozar ve bu durumda kişinin kefaret (tövbe ve oruç tutma) yapması gerekebilir.
İftara Yaklaşırken Dikkatli Olmak: İftar vakti yaklaştığında telaşlanmamak ve orucu açarken acele etmemek gerekmektedir. Oruç açarken, ilk olarak hurma veya su ile oruç açmak tavsiye edilir. İftar yemeğini fazla kaçırmamak ve midede rahat bir sindirim sağlamak için yavaşça yemek önemlidir.
Ramazan Ayının Ruhunu Yaşamak: Oruç sadece bir fiziksel ibadet değil, aynı zamanda manevi bir temizliktir. Bu dönemde, sabır, şükür, tevbe, yardımseverlik ve affetme gibi güzel ahlaki özelliklerin ön plana çıkması gerekir.
Açık Hava Faaliyetleri: Yazın oruç tutarken, aşırı sıcaklardan, aşırı yorgunluktan kaçınmak önemlidir. İhtiyaç duyulmadıkça dışarıda çok fazla vakit geçirmekten kaçınılabilir, çünkü vücut sıvı kaybeder ve oruç daha zor hale gelebilir.
Oruç Tutanların Birbirine Yardım Etmesi: Oruç tutanlar, birbirlerine yardımcı olmaya, iyilik yapmaya ve ihtiyaç sahiplerini gözetmeye özen göstermelidir. Ramazan ayı, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma ayıdır.
Oruç Tutarken Sağlık Durumunu Gözetmek: Oruç, sağlıklı kişiler için farz iken, sağlık sorunları olanlar için esneklik sağlanır. Hamile kadınlar, emziren anneler, hasta olanlar ve uzun yolculuk yapanlar gibi durumlar, oruç tutma yükümlülüğünden muaf olabilir. Bu durumda, kişi, orucunu başka bir şekilde telafi edebilir.
Oruç, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir arınma, sabır ve kendini disipline etme sürecidir. Hem bedensel hem de manevi olarak orucun gerekliliklerine ve adabına riayet etmek, bu ibadetin tam anlamıyla yerine getirilmesine yardımcı olur.