Namazı öteki dünyanın azabını düşünerek kılmak

Question

Cennet ve cehennemi düşünerek namaz kılmak

Merhabalar hocam yaptığım büyük günahlardan ve bütün haram işlerden pişmanlık duyup tövbe ettim namaz kılmaya başladım 2 hafta oluyor yaklaşık sürekli namaz kılarken ezan okunurken aklıma öteki dünyanın azabı gelerek Allah korkusu gelerek namaz kılıyorum içtenlikle dua ediyorum ama kalbimden geçen cümleleri Allah’a sözlü olarak iletemiyorum bazen acaba kıldığım namazlar kabul oluyormu diye sürekli düşünüyorum hani bazen kendimi yolluyorum acaba ben karşılık bekleyerek mi sürekli Ibadet yapıyorum gibisine bunun hükmü nedir hocam

CEVAP:

Ve aleyküm selam kardeşim. Öncelikle samimi tövbeniz ve namaza başlamanız Allah katında çok kıymetlidir. Bu adımınız, kalbinizdeki imanın en güzel göstergesidir. Şüpheleriniz ve endişeleriniz aslında imanınızın canlı ve ihlas arayışında olduğunuzun işaretidir.

Sorularınıza sırasıyla cevap vermek isterim:

1. Öteki Dünyanın Azabını ve Cennet-Cehennemi Düşünerek Namaz Kılmak:
Bu, İslam geleneğinde çok değerli ve teşvik edilen bir kalp halidir. Buna “haşyetullah” (Allah korkusuyla hüşu içinde olmak) denir. Kur’an’da “Muhsin” olarak nitelenen müminler, “Rablerine haşyet duyarak” ibadet ederler. (Müminun Suresi, 57-61). Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de namazı “huşu” içinde kılmayı emretmiştir. Öyleyse, namazda aklınıza azap ve mükafatın gelmesi, sizin bu dünyanın geçiciliğini ve ahiretin ebediliğini fark ettiğinizin göstergesidir. Bu, ibadetinizi güçlendiren bir unsurdur, sakıncası yoktur. Ancak, zamanla bu korkunun yanına Allah’ın rahmeti, merhameti ve sevgisi de eklenmeli. İbadet, sadece korkudan değil, aynı zamanda O’na duyulan derin bir sevgi, şükür ve bağlılıktan da kaynaklanmalıdır.

2. Kalpten Geçenleri Sözlü İletememek ve Namazların Kabul Olup Olmadığı Endişesi:
Bu, birçok samimi müminin yaşadığı bir durumdur. Şeytan, özellikle yeni başlayanları veya tövbe edenleri, “Yaptığın yetersiz, kabul olmuyor” diye vesveseye sokarak ibadetten soğutmaya çalışır. Unutmayın:

Kabul Allah’tandır: Bizim görevimiz, şartlarına uygun ve elimizden geldiğince ihlasla ibadeti yapmaktır. Kabul etmek Allah’ın rahmetindendir. “Ameller niyetlere göredir.” (Hadis-i Şerif). Siz içtenlikle, Allah rızası için namaz kılmaya niyet ediyorsunuz. Bu niyet çok değerlidir.

Dua ve Zikir: Kalpten geçenleri sözlü ifade edememek sorun değil. Allah kalplerden geçeni bilendir. (Müddessir Suresi, 31). Namazda okuduğunuz sureler, tesbihatlar ve Fatiha Suresi (ki o bir duadır) zaten sizin adınıza konuşur. Ek olarak, kendi dilinizle, serbestçe, secdede veya namaz sonrasında Allah’a içinizi dökebilirsiniz. Bu da bir ibadettir.

Vesvese: “Acaba kabul oluyor mu?” sorusu çok sık geliyorsa, bu şeytanın bir oyunu olabilir. Ona aldırmayın. “Evet, Allah’ın rahmetiyle kabul olacağını umuyorum” deyip geçin. Sürekli bu şüpheyle meşgul olmak, ibadetin bereketini azaltır.

3. Karşılık Bekleyerek mi İbadet Ediyorum Endişesi:
Bu da çok ince bir noktadır. Şunu ayırt etmek gerekir:

Karşılığı Allah’tan Beklemek: Bu, ibadetin doğası gereğidir ve teşvik edilmiştir. Biz ibadetlerimizin karşılığını (cennet, Allah’ın rızası, günahların bağışlanması) sadece Allah’tan umarız. Kur’an’da sürekli “iman edip salih ameller işleyenler” için vaatler vardır. Bu, bir “ticaret” değil, bir “ahde vefa ve ümittir”.

Gösteriş ve Dünyevi Karşılık Beklemek: Eğer ibadet, insanlar görsün veya dünyalık bir menfaat elde edeyim diye yapılıyorsa, bu “riya” olur ve ibadeti bozar.
Sizin endişeniz, birinci kısma giriyor gibi görünüyor. Yani, “Acaba ben sadece cennet için mi ibadet ediyorum, yoksa gerçekten Allah için mi?” Bu, kalbinizi kontrol etmeniz açısından güzel bir duyarlılık. Cevabı şudur: “Allah için ibadet ediyorum. O beni cennetle mükafatlandırırsa bu O’nun lütfudur, etmezse bile O’na kulluğum devam eder.” Bu bilinç zamanla olgunlaşır. Şimdilik, “Allahım, ibadetlerimi sadece senin rızan için yapmayı nasip et, beni riyadan koru” diye dua edin. Zaten böyle bir endişe taşımanız, riyadan uzak olduğunuzu gösterir.

Sonuç ve Tavsiyeler:

Sevinin ve Devam Edin: Allah, tövbe eden ve kendisine yönelen kullarını çok sever. Bu yolda sebat edin.

Bilgi Edinin: Namazın hükümlerini, anlamlarını (Türkçe mealinden surelerin manasını) öğrenmek, huşunuzu artıracaktır.

Dua ve Zikir: Namaz dışında da bol bol dua edin, Allah’ı zikredin. “Rabbim, kalbime huzur ver, imanımı ve ibadetlerimi kabul buyur” deyin.

Şeytanın Vesvesesini Tanıyın: “Yapamıyorsun, olmuyor, kabul değil” gibi düşünceleri tanıyın ve “Euzü billahi mineşşeytanirracim” diyerek Allah’a sığının.

Küçük Amelleri Hafife Almayın: 2 haftadır namaz kılıyorsunuz. Bu, büyük bir nimettir. Küçük ama sürekli yapılan ameller, Allah katında daha makbuldür.

Allah (c.c.) sizin bu samimi niyetinizi, çabanızı ve endişenizi görüyor ve biliyor. O, sonsuz merhamet sahibidir. Siz üzerinize düşeni yapmaya devam edin. “Şüphesiz iman edip, salih ameller işleyenlere gelince, onlar için yaptıklarına karşılık olarak konaklamak üzere (ağırlanacakları) cennet konakları vardır.” (Ankebut Suresi, 58)

Allah (c.c.) tövbenizi kabul etsin, namazlarınızı hüşu ile kılmayı nasip etsin ve kalbinize huzur versin. Amin.

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

Answers ( 2 )

    1
    2022-02-02T09:44:47+03:00

    Namazı öteki dünyanın azabını düşünerek kılmak durumu şöyle düşünmek gerekmektedir. Sadece namaz değil; yerine getirdiğimiz ibadetlerin tamamı ve dinen yasaklanan şeylerden kaçınmamızın sebebi Allah rızası için olmalıdır. Elbette bizler Allah’ı razı etmekle, Allah’ın izni ile cennete gireriz inşaallah. Ama amacımız Allah’ın rızası ve Allah’ın emrini yerine getirmek olmaldır.

    İçinizde bulunduğunuz durum şeytanın sizlere vermiş olduğu vesvesedir. Bu tür düşüncelerden vazgçemelisiniz.

    Best answer
  1. Muhammed Samir
    1
    2025-04-23T00:19:33+03:00

    Namazı sırf ahiret azabından korktuğu için kılmak, İslam’da tamamen geçersiz sayılmaz; fakat bu niyet, ibadetin ruhuna göre daha alt bir mertebededir. İslam’da ideal olan, namazı Allah’a olan sevgiyle, O’na kulluk bilinciyle, şükran ve muhabbetle kılmaktır. Fakat korku da —özellikle yeni başlayan biri için— bir motivasyon olabilir.

    Kur’an’da ve hadislerde hem cennet ümidi hem de cehennem korkusu birer teşvik unsuru olarak geçer. Örneğin:

    “Onlar, Rablerinin azabından korkarlar.”
    (Mearic Suresi, 27)

    Bu da gösteriyor ki, Allah’ın azabından korkmak, kalpte bir saygı ve haşyet doğurabilir. Ancak sadece korkuya dayalı bir ibadet, zamanla sevgiye, teslimiyete ve iç huzura dönüşmelidir.

    İmam Gazali bu konuda şöyle der:

    “Korku, kulun ibadete yönelmesini sağlar; ama sevgi, onu ibadette sabit tutar.”

    Yani namazı cehennem korkusuyla kılmak kötü değildir, fakat zamanla niyetin derinleşip daha ihlaslı ve sevgi temelli hale gelmesi teşvik edilir.

    İstersen bu konuyu daha mistik (tasavvufi) ya da fıkhi açıdan da açabiliriz. Hangi bakış açısıyla ilgileniyorsun?

Leave an answer