Paylaş
Namaz sırasında secdedeyken ayakların durumu
Question

Şafii mezhebindeyim. Şafii mezhebinde secde de iken ayak parmaklarının içi de secdeye değmeliymiş. Buna dikkat etmeye çalışıyorum ama bazen dalgınlığıma geliyor ve secde de ayaklarım fazla uzağa gidiyor ve bundan dolayı sağ ayağımın 2 parmağı havada kalıyo. Sol ayak parmaklarım yere tam değiyor ancak sağ ayağımdan sadece 3 parmağım yere değiyor. Namazım kabul oluyor mu? Tekrar mı kılmam lazım? Bilerek yapmıyorum.
Answers ( 4 )
Şafi mezhebine göre secde halinde 7 uzvumuzun yere değmesi şarttır.
Alın, iki el, iki diz ve iki ayaklar.
Namazda ayakların durumu şafi mezhebine göre imkan olmadığında bütün ayak parmaklarının yere değmesi şart değildir.
Parmakların dik olması şartı var parmak içi yere değerse daha güzel olur parmakların ucu kıbleye gelecek şekilde fakat bu herkeste mümkün olmuyor maalesef bütün parmakları bu şekilde yere değdirmek neredeyse imkansız.
Sözün kısası secde halindeyken ayaklarınız dik olsun parmakların ucu kıbleye gelsin bu mümkün değilse yere değmesi yeterlidir.
Mumsema adına cevap verin kişi! Siz şafiide “secdede ayak parmaklarının ucunun yere değmesi yeterlidir” cevabını neye göre verdiniz ve hangi kaynakta geçmektedir?
Doğrusu şu şekildedir:
Secdede, ayak parmaklarının içlerinin (altlarının) yere konulması gerekir. Dolayısıyla parmakların dışlarını veya uçlarını yere koymak kafi değildir.
Mümkün değilse parmak uçlarını yere değdirin demek yanlış mı? 🙂
Cevapları iyi okuyun sonra yazın (30 yıldır şafi fıkhı dersi veriyorum)
Hocam secdedeyken bütün ayak parmaklarının içi secdeye doğru olmak zorunda mı ?
Secdeye doğru olmak zorunda değildir. Yere değmesi yeterlidir.
ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE SECDEDE ELLERİ, DİZLERİ VE AYAKLARI YERE KOYMAK
Daha güçlü olan görüşe göre kişinin secde esnasında ellerini, dizlerini ve ayaklarını yere koyması farz değildir.
[Secde ederken elleri, dizleri ve ayakları yere koymak farz mıdır?
Bu konuda Şafil’ye ait iki görüş vardır]
[Birinci görüş]: Daha güçlü olan görüşe göre secde esnasında elleri, dizleri ve ayakları yere koymak farz değildir.
Bunun delili şu ayettir: “Onların işaretleri yüzlerindeki secde izleridir.” [Fetih, 29]
Bir başka delil de daha önce geçen hadisteki: “Secde ettiğinde alnını yere koy” ifadesidir.
Hadiste ve ayette yalnızca alnın zikredilmesi onun diğer organlardan farklı olduğunu gösterir. Ayrıca diğer organları secdede yere koymak farz olsaydı, alnı yere koymaktan aciz olan kişinin ima ile namaz kılarken bu organları koyması farz olurdu. Diğer organlar üzerinde ima yoluyla secde farz olmadığına göre normal durumda bu organları yere koymak da farz olmaz. Yine secdenin amacı en şerefli organı ayakların konulduğu yere koymaktır, bu şeref ise alına özgüdür.
Kişinin secde yaparken bütün organlarını yerden kaldırması tasavvuru mümkün bir durumdur. Örneğin kişi aralarında küçük bir duvar bulunan iki taş üzerinde namaz kıldığında secde esnasında o duvar üzerinde yüzükoyun uzanır ve böylece bütün organları havada kalmış olur.
Ben [Nevevİ] derim ki: Daha güçlü olan görüşe göre bu farzdır. Allah daha iyi bilir.
[*] – Bu görüşün delili Buhari ve Müslim’deki şu rivayettir: Yedi kemik üzerine secde etmem emredildi. Nebi (s.a.v.) bunu söyledikten sonra eliyle burnu, elleri, dizleri ve ayak parmaklarına işaret etti. (Bunlardan biri alındır.)!Buharİ, Ezan, 812; Müslim, Salat, 1098)
İma ile secde yaparken alın dışındaki organların yere konması ve alın gibi yere yaklaştırılması farz değildir; çünkü secdenin çoğunluğu ve tevazu / boyun eğmede son nokta alnı yere koymaktır.
Diğer organların yalnızca bir bölümünün yere konulması yeterlidir.
Ellerde elin iç kısmının konulması dikkate alınır; ister parmaklar ister avuç olsun fark etmez. Nevevİ bunu el-Mecmu’da belirtmiştir.
Ayaklarda parmakların altının yere konması esas alınır, parmakların dış kısmının veya yalnızca uçlarının yere konması yeterli değildir.
Secdede yere konan organların çıplak olması farz değildir; hatta dizlerin açık olması mekruhtur; çünkü bu avretin açılmasına yol açabilir. [Zayıf] bir görüşe göre ise daha önce geçen Habba.b hadisinin zahiri sebebiyle avuçların içinin açık olması gerekir.
Bu görüşe şu şekilde itiraz edilmiştir: Habbab’ın “Nebi (s.a.v.) şikayetimizi haklı bulmadı” ifadesi alın ve avuçlar birlikte düşünülerek söylenmiştir. Nitekim İbn Mace’nin rivayet ettiği şu hadis de bunu desteklemektedir: Nebi {s.a.v.} Eşhel oğulları mescidinde namaz kıldı, üzerinde yarık bir elbise vardı, ellerini bu yırtıkların üzerine koyarak taşlardan koruyordu. (İbn Mace, İkametü’s-salati ve’s-sünnetü fiha, 1032)
Görüş ayrılığından kurtulmak için ellerin çıplak olması, ayaklarda mest olmadığında ayakların da çıplak olması sünnettir.
Kişinin el ve ayaklarının parmaklarını kıbleye döndürmesi secde ederken parmakların iç-orta kısımları üzerine dayanması ile mümkündür.
Bu organları yere koymanın farz olduğu durum, organlardan herhangi birini koymanın imkansız olmadığı hallere özgüdür. Şayet bir imkansızlık söz konusu ise farziyet düşer. Örneğin kişinin eli dirsek kemiğinden kopmuşsa bu kolu yere koymak gerekmez. Yine kişinin ayak parmakları kopmuşsa ayağını yere koyması gerekmez; çünkü konulması farz olan kısım ortadan kalkmıştır.
Not: Kişinin doğuştan iki başı, dört kolu ve dört ayağı olsa iki alnının her birinden bir bölümü ve diğer organların her birinden bir bölümü secde ederken yere koyması mutlak olarak gerekir mi yoksa bunların bir kısmının fazladan yaratılmış olup olmaması arasında ayrım yapılır mı? Bu konuda temas eden kimseyi görmedim. Ancak hocam Remli bu konuda bana şu fetvayı vermiştir:
[a] – Kişi hangi organının fazlalık olduğunu biliyorsa o organ dikkate alınmaz,
[b] – şayet bu organların tümü asli organ ise hadisteki emir sebebiyle farzın sorumluluğundan kurtulmak için bu organlardan yedi tanesi üzerinde secde yapar: Yani alınların biri ve iki el, iki diz ve iki ayak parmakları üzerine secde yapar.
[c] – Asli organ, fazlalık organla karışırsa her birinin bir bölümünü yere koymak gerekli olur.
KAYNAK: Muğnil Muhtaç
İslam’da, namazda secde (secde) sırasında ayakların pozisyonunun genellikle esnek olduğu kabul edilir ve katı bir şekilde düzenlenmemiştir. Ayakların yerleştirilmesi konusunda bilim adamları arasında farklı görüşler vardır ve farklı uygulamalar, kültürel geleneklere ve kişisel tercihlere göre değişebilir.
İşte Müslümanların secde sırasında ayaklarını konumlandırabilecekleri birkaç yaygın yol:
Ayaklar bitişik: Bazı Müslümanlar ayak parmakları kıbleye (Mekke’deki Kabe’nin yönü) bakacak şekilde ayaklarını birleştirirler. Bu, bazı âlimlere göre, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) secdede ayaklarını bir arada tuttuğu rivayetiyle örtüştüğü için tercih edilen bir yöntemdir.
Ayaklar ayrı: Diğerleri ayak parmaklarını kıbleye bakacak şekilde hafifçe ayrı tutabilir. Bu pozisyon bazı Müslümanlar tarafından da uygulanmakta ve caiz kabul edilmektedir.
Ayaklar yana doğru: Bazı Müslümanlar, ayak parmakları sağ veya sol tarafa bakacak şekilde ayaklarını yanlara doğru konumlandırır. Bu uygulama daha az yaygındır ve yaygın olarak tavsiye edilmez, ancak bazı bilim adamları tarafından da izin verildiği düşünülmektedir.
Secde sırasında ayakların özel pozisyonunun İslam’da namazın temel bir yönü olmadığına dikkat etmek önemlidir. İbadet eyleminde bulunurken ana odak noktası alçakgönüllülük, bağlılık ve konsantrasyondur. Bu nedenle, namazın temel gerekleri yerine getirildiği sürece, Müslümanlar secde sırasında ayaklar için tercih ettikleri pozisyonu seçme konusunda bir miktar esnekliğe sahiptir.
Bu konuda rehberlik arıyorsanız, özel koşullarınıza ve kültürel bağlamınıza dayalı olarak size daha spesifik rehberlik sağlayabilecek bilgili bir yerel alim veya bir imama danışmanız en iyisi olacaktır.