Namaz kılmayanın cenaze namazı kılınır mı
Namaz Kılmayan Kimseye Öldüğü Zaman Cenaze Namazı Kılmak
SORU: Her ne kadar kelime-i şehâdeti söylemiş ise de yaşarken namaz kılmayan bir müslümanm vefat ettiğinde cenaze namazını kılmak caiz midir?
CEVAP: Ölen bir kimseye cenaze namazı kılınmasının şartı, ölenin müslüman olmasıdır. Bunda görüş ayrılığı yoktur. Zira müslüman olmayan kimse Ölünce ona cenaze namazı kılmak haramdır. Nitekim Kur’an’da münafıklar hakkında şöyle buyurulmuştur:
Onlardan Ölen hiçbirine asla namaz kılma. (Tevbe/84)
Câbir b. Semure’nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber mızrakla intihar eden kimsenin cenaze namazını kılmamıştır. Bu hadisi esas alarak bir grup âlim, intihar edenin cenaze namazının kılınamayacağını söylemiştir. Yol kesen eşkıya, devlete baş kaldırıp savaş açan kimse ve fâsık için de durum böyledir. Bu, Ömer b. Abdul Aziz, Evzâî ve Ah-med b. Hanbel’in görüşüdür.
Ahmed b. Hanbel şöyle diyor: “Hz. Peygamber’in kendini öldüren ve ganimet malından çalan kimse dışında hiçbir kimsenin cenaze namazını kılmayı terk ettiğini bilmiyoruz.”
Fakat fıkıh âlimlerinin çoğunluğu ve üç mezhep imamı (Ebû Ha-nife, Şafii ve Mâlik) kendini öldürenin namazının kılınacağı görüşündedirler. Görüşlerini şöyle savunuyorlar: Hz. Peygamber’in intihar eden kimsenin namazını kılmaması, kendisini öldürenin namazının kı-hnmayacağı anlamına gelmez. Hz. Peygamber’in bundan maksadı, kendisinin peygamber olarak onun namazını kılmayı arzu etmemesidir. Nitekim bunu destekleyen şekilde, başka bir rivayetten söz edilmektedir. Bu rivayet: “Ben onun (intihar edenin) namazını kılmam” şeklindedir.
Hz. Peygamber çok çirkin bir iş olan intihardan sakındırmak ve buna engel olmak için bu şekilde davranmıştır.
Kelime-i şahadeti söylediği halde namaz kılmayan kimsenin durumuna gelince: Bu konuda bir takım hadisler vardır ki bunlar, zahirine bakılırsa bilerek (kasıtlı olarak) namaz kılmayan kimsenin kâfir olduğunu göstermektedir. Bunlardan bir ikisini aşağıya alıyoruz:
İmanla küfür arasındaki sınır, namazı terk etmektir.
Bizimle onlar (münafıklar) arasındaki sözleşme namazdır. Onu terk eden kâfir olur.
İlim adamları diyor ki: “Bu hadislerin zahirî anlamına bakılırsa namaz kılmayan kimse kâfirdir. Eğer namazı terk eden kimse onu inkâr ederek, yani namazın farz olduğuna inanmayarak terk ediyorsa -oysa namazın farz olduğu dinde zorunlu olarak bilinen bir husustur-kâfir olur.”
Şayet bir kimse namazın farz olduğuna inanıyor, fakat tembellik ederek kılmıyorsa, fıkıh âlimlerinin çoğunluğuna göre bu kimse kâfir olmaz. Olsa olsa günahkâr olur. Kendisine tevbe teklif edilir. Tevbe ederse, onun durumu Allah’a bırakılır. Fakat tevbe etmeyi reddederse kendisine ölüm cezası uygulanır.
Nitekim âyette şöyle buyuruyor:
Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zakâtı verirlerse yollarını serbest bırakın. (Tevbe/5)
Bazı fıkıh bilginleri ise tembellikten ötürü namazı terk eden kişinin kâfir olmayacağını ve ceza olarak öldürülmeyeceğini söylemişlerdir. Bu durumdaki kimseye ta’zir cezası verileceğini, namaz kılıncaya kadar hapsedileceğim ifade etmişlerdir.
Bunun anlamı; o kimse vefat ettiğinde namazı kılınır demektir. Onun durumu Allah’a kalmıştır
Answers ( 2 )
Bir kimse namazın farz olduğunu biliyor, buna iman ediyorsa ve İslam’ın diğer emir ve yasaklarını kabul edip iman ediyorsa biz bu kimseye Müslüman deriz. Müslüman’ın da cenaze namazı kılınır. Her ne kadar bu kimse hayatında tembelliğinden dolayı veya başka sebeplerden dolayı namaz kılmamış olsa bile. O yüzden Müslüman namaz kılmıyor olsa dahi vefat ettiği zaman cenaze namazı kılınır.
İslami uygulamada cenaze namazı (Cenaze Namazı), namazları düzenli olsun ya da olmasın, tipik olarak ölü bir Müslüman için kılınır. Cenaze namazı, ölüye Allah’tan mağfiret ve rahmet için yapılan toplu bir duadır.
Cenaze namazının kılınması, Müslümanların yerine getirmesi gereken bir iyilik ve toplumsal bir yükümlülük olarak kabul edilir. Ölen kişiyi onurlandırmanın, günahları için af dilemenin ve öbür dünyaya huzurlu yolculukları için dua etmenin bir yolu olarak hizmet eder.
Bununla birlikte, cenaze namazının, ölen kişiyi, yaşamı boyunca farz namazları ihmal etme konusundaki bireysel sorumluluğundan kurtarmadığına dikkat etmek önemlidir. Ölüye manevi yönden fayda sağlamayı amaçlayan ayrı bir ibadettir.
Özetle, namaz kılmayan kimsenin cenaze namazını kılması caiz ve teşvik edilir. Müslümanlar bu toplumsal yükümlülüğü yerine getirmeli ve ölen kişi için Allah’tan af ve rahmet dilemeli, aynı zamanda bireysel sorumluluğun bozulmadığını da kabul etmelidir.
Namaz kılmayan bir kimsenin cenaze namazı kılınır mı?” sorusu, İslam fıkhında zaman zaman tartışılan bir konudur. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için, kişinin namazı inkâr edip etmediği ve tembellikten dolayı mı kılmadığı gibi bazı ayrımlar yapılır. İşte bu çerçevede meseleye yaklaşalım:
1. Namazın Farz Olduğunu Kabul Edip Kılmayanlar (Tembellik veya ihmal nedeniyle):
Bu durumda olan kişi, İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna göre müslümandır. Günah işlemiştir ama dinden çıkmış sayılmaz. Dolayısıyla:
Cenaze namazı kılınır.
Ona İslami usullere göre cenaze merasimi düzenlenir.
Bu kişi için dua edilir, affedilmesi istenir.
➡️ Hanefi, Şafiî, Maliki ve Hanbeli mezheplerinin çoğunluğu bu görüştedir.
2. Namazın Farz Olduğunu Reddedip Kılmayanlar (İnkar edenler):
Bu kimseler, namazın farz olduğunu inkâr ederse, İslam inanç esaslarını da reddetmiş sayılırlar. Bu durumda:
Alimlerin çoğunluğuna göre bu kişi dinden çıkmış sayılır.
Cenaze namazı kılınmaz.
Müslüman mezarlığına defnedilmez.
Müslümanlar tarafından dua edilmez.
3. Topluma Verilecek Mesaj Açısından İhtiyatlı Davranmak:
Bazı alimler, açıkça günah işleyen (örneğin namaz kılmayan ama bunu da açıkça söyleyen) kimseler için cemaatin geneli cenazeye katılsa bile, ileri gelenlerin katılmaması gerektiğini savunur. Bu, dini hafife alan davranışları teşvik etmemek içindir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bazı günahkâr kimselerin cenaze namazına katılmayarak böyle bir mesaj vermiştir.
Özetle:
Namazı tembellikten kılmayan kişi Müslümandır; cenaze namazı kılınır.
Namazın farz olduğunu inkâr eden kişi Müslüman sayılmaz; cenaze namazı kılınmaz.
Toplumdaki örneklik açısından, bazı alimler kanaat önderlerinin temkinli olmasını tavsiye eder.
Dilersen konuyu daha detaylı mezhep görüşleriyle de açabilirim.