Namaz kılmadan oruç tutulur mu

Question

Namaz kılmayanın orucu kabul olur mu hadis var mı diyanet fetvası nedir?

Selamün aleyküm ben oruçlarımı tutuyorum namazlarımı kılamıyorum kılamadığım için üzülüyorum fakat babam bugün bana çocuk gibi oruç tutuyorsun namaz kılmıyorsun dedi bu sözü beni çok üzdü namaz kılmadığım için oruçlarım kabul olmaz mı? Şimdiden Allah razı olsun



Ve aleykum selam oruc tutup namaz kılmadığınızda bir taraftan hayır kazanırken bir taraftanda büyük günah işlemiş olursunuz namaz kılmamakla ile ile ilgili paylaşacağım yazıyı okumanızı tavsiye ederim

NAMAZI TERKETMENİN HÜKMÜ

Namazın akıllı, büluğ çağına girmiş, hayız ve nifastan temizlenmiş her Müslümana farz olduğu konusunda görüş birliği vardır. Namaz ve oruç gibi bedenî ibadetlerde vekâlet ve niyabet geçerli değildir. Namazın farz olduğunu inkâr eden dinden çıkar. Çünkü namaz kesin ayet, hadis ve icma delilleriyle sabittir. Tembellik veya umursamazlık sebebiyle namazı terkeden âsî ve fasık olur.

Namazı kılmamak dünya ve âhirette azaba sebep olur. Âhiretteki azapla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Onlar suçlulara sorarlar: Sizi Sakar cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: ‘Biz namaz kılanlardan değildik.'” (el-Müddessir, 74/40-43).

“Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular. Onlar bu taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir. Fakat tövbe edip, iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır.” (Meryem, 19/59, 60).

“Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan habersizdirler.” (el-Mâûn, 107/4-5).

Hz. Peygamber (s.a.s)`de şöyle buyurmuştur:

“Bilerek namazı terkeden kimseden Allah ve Resulunün zimmeti kalkar.” (Ahmed b. Hanbel, IV, 238, VI, 461).

“Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gitmiş olur.” (Buhârî, Mevâkît,13, 34; Nesâî, Salât,15).

“Kim, önemsemeyerek üç cuma namazını terkederse, Allah Teâlâ onun kalbine mühür vurur.” (Nesâî, Cumâ, 2; Tirmizî, Cuma 7; Ibn Mâce, Ikâme, 93).

Hanefilere göre, tembellik yüzünden namazını terkeden kimse, namazı inkâr etmediği sürece dinden çıkmaz, ancak günahkâr, fasık olur. Kendisi bu konuda uyarılarak tevbeye davet edilir, kötü örnek olmaması için toplumdan tecrid edilir ve te`dib amacıyla dövülür. Ramazan orucunu terkeden kimse de bunun gibidir (Ibn Abidîn, Reddül-Muhtâr, Mısır, t.y., I, 326; eş-Şürünbülâlî, Merâkıl-Felâh, Mısır 1315, s. 60; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-Islâmî ve Edilletuh, Dimaşk 1985, I, 503).

Hanefiler dışındaki mezhep imamlarına göre ise, namazını özürsüz olarak terkeden kimse, mürtedde olduğu gibi, Islâm toplumuna karşı gelmiş sayılır ve tövbe etmezse en ağır şekilde cezalandırılır. (Ibn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Mısır t.y., I, 87; eş-Şirâzî, el-Muhezzeb, el-Nalebî tab`ı, I, 51; Ibn Kudâme, el-Muğnî, 3. baskı, Kahire t.y., II, 442-447; ez-Zühaylî, a.g.e., I.503, 504; Krş. et-Tevbe, 9/5; Buhârî, Diyât, 6; Müslim, Kasâme, 25, 26).

İslâm Hukukunda had cezaları, bir takım suçlar karşılığında bizzat Allah ve Allah Resûlü (asm) tarafından tesbit edilmiş cezâlardır. Ta’zîr cezâları ise, vahiy tarafından netlikle belirtilmeyen; hâkimin takdirine ve âlimlerin içtihadına bırakılmış olan cezâlardır.

Namaz kılmayanlarla ilgili, Allah ve Allah Resûlü’nün (asm) telaffuz buyurduğu her hangi bir had cezâsı söz konusu değildir. Şüphesiz, âyet ve hadislerde namaza çok büyük emir ve teşvik vardır. Dünya saadetinin de, âhiret saadetinin de zembereğinin namaz olduğu söylenmiştir. Namaz kılmamanın sonucunun da tehlikeli olacağı konusunda ciddî uyarılar mevcuttur. Nitekim, Büreyde’nin (ra) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte Allah Resûlü (asm) namaz kılmamakla ilgili şöyle buyurmuştur:

“Kâfirlerle aramızı ayıran fark, kılmayı taahhüt ettiğimiz namazdır. Kim namazı terk ederse, kâfir olur.” (Nesâî, Salât, 8);

Bu hadîs-i şerîfte yer alan “kâfir olur” hükmü ile; doğrudan namaz kılmayanın mı kastedildiği, namazı önemsemeyenin mi kastedildiği, namazı inkâr ederek terk edenin mi anlatılmak istendiği konusu âlimler arasında tartışılmıştır. Bazı alimler, “Namazı önemsememek küfür sebebi olur.” derken; Nihâye isimli kitapta, namazı “inkâr” ederek terk edenin kâfir olacağı hükmü yer almıştır. Bu hadisin zâhirine bakan İmam Ahmed bin Hanbel, namaz kılmayanın küfre girdiği görüşündedir. Mâlikîler, Şâfiîler ve Hanefîler ise, “inkâr” olmadıkça, namaz kılmayanın küfrüne hükmetmemişler, ancak namaz kılmayanın hemen tevbe etmesini teklif etmişlerdir. Tevbe etmediği takdirde, her üç mezhepte de tevbe edene kadar ta’zir cezâsı gündeme getirilmiştir. Ta’zîr cezâsı ise, yukarıda beyan ettiğimiz gibi, hâkimin ve ulu’l-emrin takdirine göre verilebilen bir cezâ türüdür.

Diğer yandan İslâm Tarihi boyunca irfan ve irşad müesseselerinin beyaz sayfaları, namaz konusunda teşviki, kolaylaştırmayı ve sevdirmeyi birinci plâna alan sayısız irşâd örnekleriyle doludur.

Şu halde günümüzde de namaz hususunda gözüken tek çözüm yolu, aydınlatmak, irşad etmek, bilgilendirmek, kolaylaştırmak, sevdirmek, teşvik etmek ve müjdelemekten geçmektedir. Korkutmak, kabir azabıyla veya Cehennem ateşiyle tehdit etmek, zor kullanmak, küfürle itham etmek, kınamak, küçümsemek, dışlamak; Peygamber Efendimizin (asm) “Müjdeleyiniz; nefret ettirmeyiniz! Kolaylaştırınız; zorlaştırmayınız!” (Buhari, İlim 11; Müslim, Cihad 6) emrine aykırı fiiller olur. Ki, gâyet nâzik ve nezih bir ibâdet olan namaz için aslâ tasvip edilmez! Bilhassa namazın, kul ile Rabb’i arasındaki en sıcak ve tam huzuru içeren bir iletişim bağı olduğu düşünülürse; çok ehemmiyetli olan bu ibâdetin, insanlara her halükarda sevdirilmesi gerektiği daha iyi anlaşılmış olur. Namaz hususunda, vahye dayanmayan bir takdîrî cezâyı telaffuz etmenin bile, bilhassa günümüzde, büyük sancıları ve sakıncaları berâberinde getireceği açıktır. İnsanları namazdan, daha da tehlikelisi dinden soğutmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

“Namaz iyidir. Fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor!” diyen bir adama Üstad Bedîüzzaman Saîd Nursî, nefsi susturan, kalbi tatmin eden, rûha ümit vaad eden, akla yol gösteren, evhamları yok eden, gafleti dağıtan ve günlük hayatımıza çeki düzen getiren beş îkazla cevap vererek, kolaylaştırmak, müjdelemek ve sevdirmek yolunu seçmiş; diğer yolun, yani zor kullanma ve cezâ verme yolunun kapalı olduğunu bilfiil göstermiştir. (bk. Sözler, s. 243.)

Namazını unutarak, uyanamayarak veya tembellik yüzünden zamanında kılamayan bunu kaza eder. Hadis-i şerifte;

“Kim uyuyarak veya unutmak suretiyle namazını kılmamış olursa, hatırladığında hemen kılsın.” (Ebû Davûd, Salât,11; Ibn Mâce, Salât,10; Nesaî, Mevakît, 53)

buyurulur. Fakihlerin büyük çoğunluğuna göre; uyumak veya unutmak gibi bir özür sebebiyle namazını vaktinde kılamayanın kaza etmesi gerekince, özürsüz olarak, tembellik yüzünden kılmayana öncelikle kaza gerekir. Namazı vaktinde kılamadığından dolayı da Allah`a ayrıca tevbe ve istiğfar etmesi gereklidir. Cenab-ı Hak, kendisine ortak koşmanın dışında kalan günahları affedebilir. Namazı da içine alabilen bu affın kapsamıyla ilgili çeşitli nasslar vardır.

Kur`an-ı Kerim`de şöyle buyurulur:

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez. Bunun dışında dilediği kimseyi affeder.” (en-Nisâ, 4/48).

Ubâde b. es-Sâmit`in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur:

“Kullarına farz kıldığı beş vakit namazı, küçümsemeden hakkını vererek, eksiksiz olarak kılan kimseyi, Allah Teâlâ cennetine sokmaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler için böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap eder, dilerse bağışlar.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 2; Nesâî, Salât, 6; Dârimî, Salât, 208; Mâlik, Muvatta`, Salâtül-Leyl, 14).

Ebû Hureyre (r.a)`ın naklettiği bir hadiste de şöyle buyurulur:

“Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği şey farz namazdır. Eğer bu namazı tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Aksi halde şöyle denilir: ‘Bakın bakalım, bunun nafile namazı var mıdır?’ Eğer nafile namazları varsa, farzların eksiği bu nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer farzlar için de aynı şeyler yapılır.” (Tirmizî, Salât, 188; Ebû Dâvûd, Salât, 145; Nesaî, Salât, 9, Tahrîm, 2; Ibn Mâce, Ikame, 202).

Bu duruma göre, farz namazların eksisini sünnet ve diğer nafile namazlar tamamlamaktadır. Farz, vacib veya sünnet ayırımı yapılmaksızın ibadetlerin yerine getirilmesi müminin gayesi olmalıdır. Çünkü bu, dünyevî huzur ve mânevî mutluluk kaynağı olması yanında, ahiret için de en büyük hazırlıktır..

BENZER KONULAR:

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answers ( 4 )

    1
    2021-07-04T15:55:05+03:00

    Namaz kılmadan oruç tutulur mu? sorusuna cevap olarak şunu söyleyebiliriz; namaz ibadeti ayrıdır, oruç ibadeti ayrıdır. Namaz kılınmadığı zaman onun günahı da ayrıdır. Yani namaz kılmayan birisi oruç tutabilir. Fakat şöyle de bir gerçek vardır ki; oruç tutup namaz kılmadığımız vakit bir taraftan hayır kazanırken bir taraftanda büyük günah işlemiş oluruz.

    En iyi cevap
    1
    2022-04-20T02:03:15+03:00

    Oruç tutup namaz kılmamak

    Merhaba memlekette ki evde güneş enerjisi var.Kış ayındayız ayazdan şamandıra bozulmuş sıcak su akmıyor.Soğuk suyla da abdest alamadığım gibi namaz da kılamıyorum.
    Güneş enerjisini yaptırana kadar abdest alamadığım gibi namaz kılamadığım için orucum kabul olur mu?

      0
      2022-04-20T02:47:58+03:00

      Namaz ibadetinin sevabı ayrıdır, orucun sevabı ayrıdır. Namaz kılmayan birisinin oruç tutmasına bir engel yoktur. Fakat namazın da hiçbir şekilde mazereti yoktur.

    0
    2023-05-26T07:41:25+03:00

    İslam’da hem oruç hem de namaz önemli ibadetlerdir ve Müslümanların her ikisini de yerine getirmeleri teşvik edilir. Oruç, Ramazan ayı boyunca veya diğer belirli günlerde, sabahtan akşama kadar yeme, içme ve diğer belirli eylemlerden kaçınma anlamına gelir.

    Namaz ise belirli ayetlerin ve duaların okunmasının yanı sıra ayakta durma, rükû ve secde gibi bedensel hareketlerden oluşur. Gün içerisinde belirlenen saatlerde yapılmaktadır.

    Oruç ve namaz birbirinden bağımsız ibadetler olmakla birlikte birbiriyle yakından ilişkilidir. Namaz kılmak Müslümanlar için asli bir farzdır ve oruç dahil diğer ibadetlerin sıhhati için şarttır. Dua ve oruç, bir Müslümanın ruhani uygulamasının temel bileşenleridir.

    Oruçluyken namazı ihmal etmek İslami öğretilere uygun değildir. İslam’ın emrettiği gibi hem oruç hem de namazın yükümlülüklerini yerine getirmek önemlidir. Müslümanlar, her iki ibadeti de tutarlı ve dengeli bir şekilde uygulamaya teşvik edilir.

    Bununla birlikte, bir kişinin inancının ve dini bağlılığının kapsamlı olduğunu ve ibadet, ahlak, ahlak ve davranış dahil olmak üzere hayatlarının birçok yönünü kapsadığını belirtmekte fayda var. Oruç ve namaz da dahil olmak üzere tüm dini yükümlülükleri yerine getirmeye çalışmak, bir Müslümanın inancının ve Allah ile olan ilişkisinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Oruç, namaz veya İslami uygulamanın herhangi bir yönüyle ilgili özel endişeleriniz veya sorularınız varsa, size İslam’ın öğretilerine ve özel durumunuza dayalı olarak rehberlik sağlayabilecek bilgili bir İslam alimi veya güvenilir bir dini otoriteye danışmanız tavsiye edilir. durumlar.

    0
    2023-05-27T04:59:11+03:00

    İslam’da namaz (Namaz) ve oruç (Savm) İslam’ın beş şartından ikisi olarak kabul edilir ve her ikisi de önemli ibadetlerdir. Genel olarak İslam’ın yükümlülüklerinin birbirine bağlı olduğu ve birinin yerine getirilmesinin diğerini yerine getirmekten kişiyi kurtarmadığı anlaşılmaktadır.

    Namaz, İslam inancının temel bir yönüdür ve aklı başında ve fiziksel olarak yetenekli tüm yetişkin Müslümanlar için zorunludur. Namazı ihmal etmek büyük günah olarak kabul edilir ve İslam’ın ilkelerine uygun değildir.

    Oruç ise, ramazan ayı boyunca ve yıl boyunca müstehab belirli günlerde, sabahtan akşama kadar yeme, içme ve diğer belirli faaliyetlerden uzak durmaktır. Oruç, manevi arınma, öz disiplin ve daha az şanslı olana karşı empati de dahil olmak üzere kendi önemini ve faydalarını taşıyan bir ibadet şeklidir.

    Oruç, başlı başına bir nafile ibadet olmakla birlikte, Müslümanlara şiddetle tavsiye ve tavsiye edilmektedir. Ancak oruç tutmak, tek başına beş vakit namazı veya diğer farz ibadetleri yerine getirmez.

    Bir Müslümanın gerek namaz, gerekse oruç dahil İslam’ın bütün farzlarını yerine getirmeye çabalaması önemlidir. Eğer birisi oruç tutuyor ancak namazını ihmal ediyorsa, İslami öğretilerin öngördüğü şekilde hem namaz hem de oruç için tutarlı ve samimi bir uygulama oluşturarak davranışlarını düzeltmeye çalışmalıdır.

  1. Muhammed Samir
    0
    2025-04-11T19:13:03+03:00

    Namaz, İslam’da farz olan ibadetlerden biridir ve oruç gibi diğer ibadetlerle de bağlantılıdır. Namaz kılmayan bir kişinin orucunun kabul olup olmayacağına dair çeşitli görüşler bulunmaktadır.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvası ve İslam alimlerinin görüşleri genel olarak şu şekildedir:

    Namaz Kılmamanın Oruca Etkisi: İslam’da, namaz, oruç, zekât ve hac, İslam’ın beş temel şartıdır. Namazı terk etmek büyük bir günah olmakla birlikte, oruç ayrı bir farz ibadettir. Bu sebeple, namaz kılmayan bir kişinin orucu geçerli sayılabilir, çünkü oruç, kendi başına bir ibadet olarak kabul edilir ve bu, namazdan bağımsızdır.

    Hadislerde Durum: Peygamber Efendimiz’in (sav) hadislerinde, namazın çok önemli olduğu, fakat orucun kabulüyle ilgili direkt olarak “namaz kılmayanın orucu kabul edilmez” şeklinde bir ifade yer almaz. Ancak, namaz kılmamak, diğer ibadetleri etkilemekle birlikte, orucun geçerliliği üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur.

    Diyanet’in Görüşü: Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görüşüne göre, oruç tutmak, kişisel bir sorumluluktur ve namaz kılmamanın orucu geçersiz kılmadığı kabul edilir. Ancak namaz, İslam’da farz olduğu için, kişinin bu ibadeti yerine getirmesi gerektiği hatırlatılır. Namaz kılmamak, kişinin diğer dini sorumluluklarını ihmal etmesi anlamına gelir ve bu durum, kişiyi ciddi bir manevi sorumluluk altına sokar.

    Sonuç olarak, namaz kılmayan bir kişinin orucu kabul edilir, ancak bu kişinin dini sorumluluklarını yerine getirmesi ve namazı terk etmemesi gerektiği vurgulanır.

Cevapla