Paylaş
Kazancı şüpheli ve haram olan kişinin yemeğini yemek caiz midir
Question
Zalimlerin Yemeği Yenir Mi?

SORU: Bir fakir, malı şüpheli olan kişinin yemeğini yeyip hediyesini kabul edebilir mi?
CEVAP: Şüphesiz ki kişinin gücü yettiği kadar şüpheli şeylerden kaçması lazımdır. Kişi ancak dinini böyle korur. Rasûlullah şöyle buyuruyor:
Seni şüphelendireni bırak, şüphe bulunmayana bak.
Kim şüpheli şeylerden kaçarsa, dinini ve ırzını korumuş olur.
Bununla beraber hukukçular, devlet adamlarının hediyesinin kabul edebileceğini söylüyorlar. Malı şüpheli olan kişinin yemeği de yenebilir. Yeter ki malın kaynağı bizzat haram olan bir şey olmasın. Hediye edilen mal da gasp, zulüm ve çalıntı mal olmadıktan sonra kabul edilebilir. Veren bazen haram kazansa dahi hediyesi alınabilir. Malı karışık (yani yan helal yarı haram) olanın da hediyesi kabul edilebilir. Rivayet edildiğine göre bir adam Abdullah b. Mesud’a gelerek, “Benim faiz yiyen, kazancına dikkat etmeyen bir komşum beni yemeğe çağırıyor, ona icabet edeyim mi?” diye sorduğunda şu cevabı aldı: “Sana onu afiyetle yemek, ona da günahını çekmek düşer. Sen bir şeyi ayniyle haram olduğunu görmediğin sürece o sana helaldir.”
O Rasûlullah’ın şu sözünü delil olarak ileri sürdü:
Sen bir şeyi istemediğin halde o sana getirilirse onu kabul et.
Allah’ın sana rızık olarak verdiğini geri çevirme.
Ebu Hureyre de bu konuda şöyle diyor:
Bize verildiği zaman kabul ederiz, bizden menedildiği zaman istemeyiz.
Tarih kitaplarında görüyoruz ki, bu ümmetin büyükleri bazı devlet yetkililerinin hediyelerini kabul etmişlerdir. Bu devlet büyüklerinin zulüm ve haram işlediklerini bildiği halde Zeyd b. Sabit Muaviye ve onun oğlu Yezid’in hediyelerini kabul ediyordu. Ve yine Hz. Hüseyin ve Abdullah b. Amr -ki bunlar zahit ve takva sahibi insanlar idi- Muhtar b. Ubeyd’in (bunun da zalim bir insan olduğu malum) yemeğini yer ve hediyelerini kabul ederlerdi. İmam İbn Abdilberr sultanların hediyelerini kabul ederdi. Ve şöyle derdi:
Beni bu konuda kınayanlara deyin ki, siz bu konuda beyinsizsiniz.
Süfyan Sevri de sultanların hediyelerini kabul ediyor ve şöyle diyordu:
Sultanların hediyesi kardeşlerimin hediyesinden daha iyidir. Çünkü kardeşlerim minnet ederler ancak sultan minnet etmez, başa kakmaz.
Tarihin nakline göre, Sabi, Nehai, Hasan Basri, Ebu Seleme b. Abdurrahman, Eban b. Osman ve Basra âlimleri, Küfe bilginleri, yedi büyük fakın, Endülüs fakihi İbn Halit, İbn Şihab, Ebu Zennad, Mâlik, Ebu Yusuf, Şafii, Hicaz fakihleri, Irak fakihleri sultan ve emirlerin hediyelerini kabul ediyorlardı.
Ayrıca bu konuda kendini sıkıntıya sokup emir ve sultanların hediyelerini kabul etmeyenler de vardır. Said b. Müseyyeb, Muhammed b. Şirin, Ahmed b. Hanbel gibi zatları misal olarak gösterebiliriz. Tarih bunları zühd ve takvada birer numune kabul etmiştir, ancak bütün insanların böyle olmaları mümkün değildir.
İmam Gazâlî Ihya-ı Ulûmi’d-Dîn adlı eserinde bu konuda uzunca bir bahis açmıştır. İşi biraz da şiddetli tutmuştur. Hediyeyi alanın, onun nereden geldiğini, onun helal olup olmadığını, ne kadar alması gerektiğini bilmesinin lazım olduğunu söylüyor. Böylelikle söz emir ve sultanlardan hediye almaya uzamış, Gazâlî’ye göre bir çok durumda bunlardan hediye kabul etmemek lazımdır, Gazâlî bu kapıyı açanları tenkit ediyor. Gazâlî şöyle diyor:
İnsanlar bu konuda ayrılığa düştüler, bazıları şöyle dediler: “Haram olmadığına yakin getirirsem o bana helaldir.” Diğerleri de şöyle dediler: “Helal olduğu tahakkuk etmezse onu almak helal olmaz. Şüpheli şeyler asla helal olmaz.” Bu iki söz de israftır. Orta yol bizim biraz önce zikrettiğimiz şeydir. Hüküm şöyledir: Malın çoğu haram ise, o mal haramdır, yenmez, çoğu helal ancak onda haram varsa, o zaman ihtiyatlı davranmak lazımdır.
Gazâlî ile diğerleri arasındaki fark şudur: Gazâlî malın çoğu haramsa almamak, çoğu helal ancak içinde haram varsa, orada durmak gerektiğini söylüyor. Onun dışındakiler ise, her iki durumda da almanın caiz olduğunu söylüyorlar. Ancak hepsi de alman şey haramsa onu almamak üzerinde icma etmişlerdir. Aynı şekilde hediye alan kimsenin de zillet göstermemesi lazımdır. Çünkü İslâm ile zillet bir arada olmaz.
Benzeri konular:
Answers ( 2 )
Haram kazanan birinin yemeğini yemek
parasının helalliğinden şüphe duyduğum biri bana yemek ısmarladı altında kalmamak için ben ona bir şey ısmarlamak istedim kabul etmedi bu durumdan rahatsız oldum bu durumun hükmü nedir ne yapmalıyım
Kazancının tamamı haram olan birisinin ikram ettiği yemeği yemek caiz değildir. Fakat kazancının tamamı haram olmayan içerisinde helal kazançta olan birisinin ikramı kabul edilir.
İslam’da genel olarak Müslümanlara helal (helal) ve helal olan gıdaları tüketmeleri tavsiye edilmiştir. Bu, gıdanın kaynağının, onu elde etmek için kullanılan kazanç da dahil olmak üzere, helal olması ve izin verilen yollarla elde edilmesi gerektiği anlamına gelir. Hırsızlık, dolandırıcılık, faiz gibi haram yollardan elde edildiği bilinen veya şüpheli olan kimselerin, bu tür yiyeceklerden sakınmaları müstehabdır.
Şüpheli ve haram kazançtan sakınma ilkesi, mali işlemler de dahil olmak üzere hayatın her alanında etik ve hukuka uygun davranışların gözetilmesi anlayışına dayanmaktadır. İslam, müminleri geçimlerini dürüst ve helal yollardan kazanmaya, haksızlık ve başkalarına zarar verecek her türlü faaliyetten kaçınmaya teşvik eder.
Unutulmamalıdır ki, kişinin kazancının hukuka uygunluğunu sağlama sorumluluğu öncelikle bireye aittir. Ancak, bir kişinin kazancının kaynağının bilinmediği veya net olmadığı ve caiz olduğu konusunda ciddi şüphelerin olduğu durumlarda, ihtiyatlı davranmak ve bu tür kaynaklardan yemek yemekten kaçınmak müstehabdır.
Birinin kazancının kaynağından veya yemeğini tüketmenin caiz olup olmadığından emin değilseniz, belirli koşullara dayalı olarak rehberlik ve açıklama almak için bilgili alimlere veya İslami öğretilerde bilgili kişilere danışmanız tavsiye edilir.