Paylaş
Kafir olan biri tövbe etse mümin olur mu
Question
Kafirken tövbe edip mümin olmak
Ben eskiden bir adamla konuşuyordum adam hac farz değil sünnet demişti ben ihi diyerek geçiştirmiştim sizce küfür işlememiş miyim haccın farz olduğunu biliyordum bide yanlışlıkla küfür isleyen mümin olur mu?
CEVAP:
Hac ibadeti farz dışında değildir bilerek haccın farz olduğunu inkar ederse kişi dinden çıkar kafir olur
Haccın farz olduğunu bilmeden sünnet demek insanı dinden çıkarmaz ama tövbe etmek gerekir.
CEVAP:
Cevap olarak verdiğiniz bilgi temel olarak doğrudur, ancak konuyu biraz daha detaylandırmak ve sorunuzun ikinci kısmını da cevaplamak faydalı olacaktır.
1. “İhî diyerek geçiştirmek” küfür müdür?
Bu durum, niyetinize ve inancınıza bağlıdır. Eğer içinizden, “Bu kişi yanlış biliyor, haccın farz olduğu İslam’ın temel bir hükmüdür, onun söylediği yanlıştır” diye düşünüp, tartışmaya girmemek veya ortamı germemek için susmayı veya geçiştirmeyi tercih ettiyseniz, bu bir küfür (inançsızlık) değildir. Aksine, gerekli bilgiye sahip olduğunuzu gösterir. Mümin, kalben inandığı bir hükmü, zor durumda kalsa veya tehlike sezse bile inkâr etmediği sürece dinden çıkmaz.
Ancak, eğer o an için içinizden onun söylediğine “Evet, doğru” dediyseniz veya “Acaba farz değil miymiş?” diye şüpheye düşüp kalben kabul etme eğilimi gösterdiyseniz, bu ciddi bir sorundur ve hemen tövbe edilmesi gerekir. Sizin durumunuzda, haccın farz olduğunu bildiğinizi söylüyorsunuz. O halde muhtemelen geçiştirme sebebiniz, onaylamak değil, o anki konuşmayı uzatmamaktı. Bu, sizi dinden çıkarmaz.
2. Haccın farz olduğunu inkâr etmenin hükmü:
Kur’an’da açıkça emredilen (Bakara, 2:196) ve İslam’ın zarurat-ı diniyye denilen, her Müslümanın bilmesi gereken temel hükümlerinden (namaz, oruç, zekât, hac, kelime-i şehadet) birini alay etmeksizin ama inkâr ederek reddetmek, kişiyi dinden çıkarır. Çünkü bu, Allah’ın açık bir hükmünü yalanlamaktır.
3. “Bilmeyerek veya yanlışlıkla küfür işleyen mümin olur mu?” sorusuna gelince:
Burada kritik nokta “cehalet” (bilmemek) ve “kasıt” (kasten yapmak) arasındaki farktır.
Bilmeyerek (Cehaletle): Kişi, haccın farz olduğunu hiç duymamışsa, öğrenme imkânı bulamamışsa veya yanlış öğretilmişse ve bu bilgi eksikliğiyle “Hac farz değildir” derse, bu onu derhal dinden çıkarmaz. Ancak, öğrendiği anda hemen kabul edip tövbe etmesi gerekir. Bu durumdaki kişiye “cahil mümin” denilebilir; ancak öğrendikten sonra ısrar ederse durum değişir.
Yanlışlıkla (Sehven): Dil sürçmesi, aşırı öfke anında söylenen, kalben kastedilmeyen sözler eğer küfür ifadesi içeriyorsa, hemen tövbe ve istiğfar edilmelidir. Alimlerin çoğu, kalpte inanç olduğu sürece, dilin sürçmesiyle kişinin dinden çıkmayacağını, ancak bu sözün günahının büyük olduğunu ve derhal tövbe edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Önemli olan, o sözün kalpteki inanca aykırı olması ve hemen reddedilmesidir.
Sonuç ve Tavsiye:
Sizin durumunuzda, kalben haccın farz olduğuna inandığınız ve o kişiye sadece ortamı germemek için ses çıkarmadığınız anlaşılıyor. Bu, sizi dinden çıkarmaz. Ancak, böyle bir durumda susmanın verdiği tedirginliği ve “Acaba hakkı söylemem gerekir miydi?” endişesini taşımanız, imanınızın sağlamlığına işarettir.
Yapmanız gereken:
Bu olay için içinizde bir endişe varsa, içten bir tövbe ve istiğfar edin. “Allah’ım, eğer bu davranışımda bir kusur varsa affet, bir dahaki sefere dinimin hükümlerini uygun bir şekilde müdafaa etmeme yardım et” diye dua edin.
Gelecekte benzer bir durumla karşılaşırsanız, kibarca ve yumuşak bir üslupla doğru bilgiyi verebilirsiniz. Örneğin, “Ben öyle biliyordum ama yanılmış olabilirim, bir kaynaktan birlikte bakalım” diyerek araştırmaya yönlendirebilirsiniz.
Özetle: İçinizdeki endişe, imanınızın göstergesidir. Niyetiniz inkâr değilse, kalbinizde şüphe yoksa ve haccın farz olduğuna inanıyorsanız, dinden çıkmış olmazsınız. Ancak, bu hassasiyetinizi koruyun ve içinizi rahatlatmak için samimi bir tövbe edin. En doğrusunu Allah bilir.
BENZER KONULAR:
- Kafir olan biri tövbe etse mumin olur mu
- Mürted ve Kafir Nasıl Olunur?
- Ahiretteki hak sahibi kafir imanı talep edebilir mi?
- Arkadan ilişkiye giren kafir mi olur?
- Tövbe Ve Berat
- Tümünü görüntüle.
- Dini soru sor Cevap Al
- Dini soru sorabileceğim site arıyorum ?
- Dini soru sor Cevap Al Sitesi Hakkında Bilgi
- Dini soru sor kimin?
- Dini soru sor imamlar cevaplıyor
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 4 )
bir Müslüman itikat sebebiyle imanını kaybederse onun için tövbe kapısı açıkmıdır, yani tövbe etse kabul olurmu
Tevbe kapısı ölene kadar açıktır. Bu kişinin bir an önce tevbe edip itikadını düzeltmesi gerekmektedir.
Evet, bir kafir tövbe eder ve kalpten samimi bir şekilde İslam’ı kabul ederse, Müslüman olabilir. İslam’a göre, kişi geçmişteki tüm günahları ve küfürleri, samimi bir şekilde tevbe edip Allah’a yönelerek bağışlanabilir. Allah’ın affediciliği ve merhameti sonsuzdur. Tövbe, bir kişinin kalbinde samimiyetle yaptığı bir dönüşüm anlamına gelir ve kişi geçmişteki hatalarından pişmanlık duyarak doğru yolda ilerlemeye karar verir.
Bu konuda İslam’daki temel öğreti, kişinin samimi bir kalp ile Allah’a yönelmesidir.
Selamün aleyküm bir insan şu işi yaparsam imansız öleyim dese o işi yapmasa velevki yaptı bu adam bundan tövbe etti pişman oldu bu adam kesin imansizmi ölür
Bir kadının zinadan doğan bir kızı var bu kadın bir erkekle evleniyor o kız evlendiği erkeğe mahremimi
Ve aleyküm selam ve rahmetullah. Bu iki sorunuzu sırasıyla cevaplayalım:
1. “İmansız Öleyim” Diye Yemin Edip, Sonra Tövbe Eden Kişi
Kısaca: Hayır, tövbe edip pişman olduğu takdirde “kesin imansız ölür” diye bir şey söylenemez. Aksine, tövbe ile Allah’ın affına ve rahmetine ümit bağlamak gerekir.
Detaylı Açıklama:
Yeminin ve Sözün Mahiyeti: “İmansız öleyim” gibi bir söz, insanın kendi aleyhine yaptığı, çok tehlikeli ve büyük bir yemindir. Bu, kişinin imanı üzerine yemin etmesi anlamına gelir ki, İslam alimleri bunu kesinlikle yasaklamış ve “Günah işlemek üzere yapılan yeminler yerine getirilmez” demişlerdir. Zaten kişi o işi yapmadığına göre, yeminini bozmuş olur. Bozulan yemin için ise keffaret (bir köle azat etmek, on fakiri doyurmak veya giydirmek, ya da imkânı yoksa üç gün oruç tutmak) gerekir.
Tövbenin Gücü: İslam inancının temel prensiplerinden biri, Allah’ın rahmetinin ve bağışlayıcılığının çok geniş olmasıdır. “De ki: ‘Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.'” (Zümer Suresi, 53. ayet). Kalpten pişmanlık, bir daha yapmamaya azmetmek ve hakkı varsa ödemek/telafi etmek şartıyla yapılan tövbe, -Allah’ın dilemesi dışında- şirk dışındaki tüm günahları bağışlatabilir. Buradaki söz bir günahtır, şirk değildir.
Sonuç: Böyle bir söz söyleyen kişi:
Derhal bu söz için pişman olmalı ve tövbe etmelidir.
Yaptığı yeminin (işi yapmadığı için bozulan) keffaretini yerine getirmelidir.
Asla böyle tehlikeli sözler söylememeye dikkat etmelidir.
Bu adımları samimiyetle yerine getiren bir Mümin, Allah’ın affına güvenmeli ve “kesin imansız ölürüm” diye bir korkuya kapılmamalıdır. Bu korku, onu daha çok ibadet ve istiğfara teşvik etmeli, ancak ümitsizliğe (yeis) düşürmemelidir. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez.
2. Zinadan Doğan Kızın (Veled-i Zina), Annenin Evlendiği Erkeğe Mahremiyeti
Kısaca: Evet, zinadan doğan kız, annesinin nikâhlı eşine (üvey babasına) mahremdir. Yani onunla evlenmesi ebediyen haramdır.
Detaylı Açıklama ve Hüküm:
İslam hukukunda (fıkıh) mahremiyet, nesep (soy bağı), süt emme (radâat) ve evlilik (müsâheret) yoluyla oluşur. Bu durumda nesep bağı yoktur (çünkü çocuk o erkeğin değil). Ancak, evlilik yoluyla mahremiyet devreye girer.
Hukuki Dayanak: Bir erkek bir kadınla evlendiğinde, o kadının kendi nesebinden olan kızları da ona haram olur (yani onlarla da evlenemez). Bu, Kur’an’da açıkça belirtilmiştir. Zinadan doğan çocuk (veled-i zina), annesine nesep bağıyla bağlıdır. Hukuken “anne’nin çocuğu” sayılır. Dolayısıyla, annenin nikâhlı eşi, bu kızın üvey babası konumuna gelir.
İcma (Görüş Birliği): İslam alimleri, zinadan doğan çocuğun, annesinin nikâhlısına nesep yoluyla değil, ancak evlilik (müsâheret) yoluyla haram olduğu ve bu evliliğin kesinlikle caiz olmadığı konusunda görüş birliği (icma) içindedir.
Pratik Sonuç: Kadının evlendiği erkek:
O kızla asla evlenemez.
Onunla yalnız kalması (halvet) caiz değildir.
Ona na-mahrem bir erkek gibi davranamaz. Baş örtüsü ve mahremiyet kuralları, tıpkı öz babasına karşı olduğu gibi, bu üvey baba için de geçerlidir. Çünkü evlilik bağından doğan mahremiyet oluşmuştur.
Önemli Not: Bu kız, aynı zamanda o erkeğin öz çocuklarına da (kardeşleriyle evlenemeyeceği için) mahremdir. Yani, üvey babanın öz oğlu, bu kızla evlenemez. Çünkü süt kardeşliği olmasa da, annelerinin aynı erkeğin nikâhı altında bulunmasından dolayı aralarında “evlatlık bağı” (müsâheret) oluşur ve bu da evliliğe manidir. Ancak bu ikinci hüküm, mezhepler arasında detay farklılıkları gösterebilir. En doğru bilgi için, konuyu detaylı bilen bir ilim adamına (müftülük gibi) sormak gerekir.
Son Söz:
Allah (c.c.) tövbeleri kabul edendir, merhametlilerin en merhametlisidir. Birinci soruda tövbe ve keffarete, ikinci soruda da Allah’ın çizdiği mahremiyet sınırlarına riayet etmek kulun kurtuluşudur. En doğrusunu Allah bilir.