islamda cinsi hayat (islamda cinsel yaşam diyanet)
İslam, insanın ruhi ve manevî olduğu kadar bedeni-tabiî ihtiyaçlarının da makul ve dengeli bir şekilde karşılanması gerektiği ilkesini benimseyen bir dindir. Bu yüzden İslâm, insanın cinselliğini de tabiî bir vakıa olarak ele almış, ancak bu konuda, belli sınırlar ve makul ölçüler koyarak hem cinsî hayatı korumayı ve devam ettirmeyi, hem de insanlık onuruna ve değerine aykırı davranışları, sapma ve aşırılıkları önlemeyi hedef almıştır. Diğer bir anlatımla İslâm dini, diğer alanlarda olduğu gibi bu konuda da akıl ile duygular arasında mutedil ve dengeli bir yol çizmiştir. Çünkü insan, akıl, sezgi düşünme ve karar verme, utanma, iffet gibi güzel haslet ve duygularla donatılmanın yanısıra şehvet, yeme ve içme gibi bedenî ihtiyaçlara, birtakım zaaf ve temayüllere de sahiptir. İnsanın diğer dünyevî lezzet ve menfaatlerde de olduğu gibi cinsellik konusunda da çoğu zaman bencillik ve aşırılığa kaçması, bedenin arzu ve duygularına kapılıp barbarca bir çekişmeye girmesi kuvvetle muhtemel olduğundan, İslâm’da cinsel eğitim ve cinsî ihtiyacın tatminiyle ilgili birçok düzenleyici ve emredici kurallar konmuştur.
Öte yandan toplumda fertlerin ve aile hayatının korunması, sağlıklı bir cinsi hayatın temini için sadece evlilik dışı cinsi münasebet demek olan zinanın yasaklanması yeterli olmaz. Buna ilaveten, aklın, dinin ve insan tabiatının kötü ve çirkin bulduğu her türlü hayasızlık, fuhuş ve müstehcenlikle mücadele edilmesi, bunları besleyip yaygınlaştıran ortamın da iyileştirilmesi gerekir. Bunun için de İslâm dini, sadece zinayı yasaklamakla yetinmeyip, zinaya götüren yolları, müstehcenliği, kadın-erkek ilişkilerinde ölçüsüzlüğü ve aşırı serbestliği de önlemeye, buna ilaveten ferde ahlâkî olgunluk ve şahsî sorumluluk yüklemeye, cinsel hayatla ilgili eşler arası birtakım hak ve görevlerden söz ederek aile hayatını koruyup iyileştirmeye özen göstermiştir. Kur’ân’da zina ve fuhuş büyük günahlar arasında sayılmış, dünyevî ve uhrevî cezasından söz edilmiş, onlardan uzak durulması istenmiştir (Âl-i Imrân 3/135; en-Nisâ 4/15-16; el-isrâ 13/32). Yine Kur’ân erkek ve kadınların gözlerini haramdan korumalarını, avret yerlerini örtmelerini emretmiş, böylece zinaya giden yolun bir yönüyle kapanmış olacağına işaret etmiştir (en-Nûr 24/30-31}. Bir hadiste Hz. Peygamber dil, ağız, el, ayak, göz gibi organların zinasından söz ederek (Müslim, Kader, 5) zinaya zemin hazırlayıcı her türlü gayri meşru ilişkinin, flört ve beraberliğin de bu nevi zina olduğunu belirtmiş, bunlardan da sakındırmıştır. Çünkü iffet ve namus bir bütün olup o ancak, onu lekeleyecek her türlü kötülük ve yanlışlıktan uzak kalınarak korunabilir.
İslâm kadın ve erkeğin cinsi arzularının bulunmasını ve bu arzunun tatmini gereğini hiç bir zaman göz ardı etmemiş (Âl-i imrân 3/14), aksine gençlerin İmkân olduğu sürece erken yaşta evlendirilmesini tavsiye etmiş, cinsi tatminin meşru yolunun evlilik olduğu ilkesini koymuştur. Cinsi hayatla ilgili hak ve görevlerin bilinmesini ve Öğretilmesini istemiştir. Hz. Peygamber gerek kendi aile hayatı ile gerekse bu konuda kullandığı nezih üslûbu ile müslümanlara yol göstermiş, şahsen veya hanımları vasıtasıyla bu konuda da müslümanları bilgilendirmiş ve eğitmiştir. İslâm’ın iki aslî kaynağı olan Kur’ân ve Sünnet’te cinsi hayatla ilgili, birçok ayrıntılı hüküm yer almaktadır. Bunun için de özel hayatın bir parçasını oluşturan cinsi hayatin dinin bu emir ve tavsiyeleri doğrultusunda düzenlenmesi, müslüman için ayrı bir önem taşır. İslâm akıl ve iradenin bedenî haz ve arzulara tabi kılınmama-5jnıf insanın şehvetin esiri olmamasını ister. Buna karşılık cinsel hayattan çekilme, ha-dımlaşma, hıristiyanlıkta olduğu gibi din adamlarının evlenmeyerek Tanrı’ya daha yakın olacağı iddiası İslâm’da hoş karşılanmaz. Hz. Peygamber kendini gece-gündüz ibadete vererek dünyevî haz ve ihtiyaçlardan geri duran sahabîleri eleştirerek bunun İslâm’ın önerdiği bir hayat tarzı olmadığını, bedenin, organların ve nefsin de kişi üzerinde hakları olduğunu, onların da haklarının verilmesi gerektiğini belirterek itidalden, tabiî ve fıtrî yoldan ayrılmamayı önermiş, hadımlaşmayı da yasaklamıştır (Buhârî, Nikah ; Müsned 2/173; 3/82)- Zaten evlenip İffeti koruma, cinsi arzularını meşru ölçüler içerisinde giderme, sağlıklı ve düzenli bir cinsellik/dinin emrettiği ve teşvik ettiği bir husus olduğundan geniş anlamda “ibadet” kavramına dahildir[31]. Kur’ân’da “Sizler için kendileriyle sükunete erip tatmin olacağınız eşler yaratıp da aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi O’nun varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen toplumlar için ibretler vardır” (er-Rûm 30/21) buyurulur. İffetini koruyan, evlilik içi meşru cinsel ilişki ile yetinen müminlerden övgüyle söz edilir (el-Mü’minûn 23/5-6). Hz. Peygamber’in müslüman lan evlenmeye teşvik etmesi, evlilik birliğini mümkün olduğu sürece korumayı öğütlemesi, bu konuda velilere ve devlete birtakım görevler yüklemesi, bekarlığı kınayıp bekar kalmayı âdet edinenlerin şiddetle eleştirilmesi de aynı amaca yöneliktir. Çünkü diğer dini vecibeler de dengeli ve huzurlu bir aile hayatı içinde daha İyi ifa edilebilecektir.
Evlenmeden önce tarafların birbirini görüp beğenmesi, taraflar arası denkliğin gözetilmesi gibi tedbirler, eşlerin vücut ve ağız temizliğine dikkat etme, karşılıklı sevgi ve saygı gösterme, süslenme ve güzel koku sürünme, birbirlerini cinsel yönden de tatmin etme, cinsel hayatın sırlarını koruma gibi karşılıklı hak ve ödevleri de dahil cinsel hayatla ve aile hayatının mah-remiyetiyle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili birçok konuda gerek Hz. Peygamberin sünnetinde ve gerekse klasik dinî literatürde yer alan bilgi ve tavsiyeler, müslümanların aile hayatı ve cinsel ilişki açısından da sağlıklı ve huzurlu bir hayata kavuşmasını, yanlışlık ve sapmalardan korunmasını hedef alır. Eşler arası cinsel yetersizliğin ve hastalığın haklı bir boşanma sebebi sayılmasının da böyle bir anlamı vardır. İslâm’ın cinsi ha- yatla ilgili olarak koyduğu yasak ve sınırlamalar da bir yönüyle bu gayeye matuftur. Kadınlarla ay hali ve lohusalık döneminde cinsi ilişkinin yasaklanması, eşler arası bile olsa anal ilişkinin livâta olarak adlandırılıp yasaklanması da böyledir. İslâm’ın teşhirciliği, müstehcenliği, çıplaklık ve hayasızlığı, karı-koca olmayanlar için şehvetle dokunma ve bakmayı, alkolü, kadın-erkek İlişkilerinde ölçüsüzlüğü kınayıp yasaklaması, bunların Önlenmesi için birtakım tavsiyelerde bulunması da aynı şekilde fıtratı ve tabiî olanı koruma, makul ve dengeli bir cinsi hayatı yaşatma, sapıklık ve aşırılıkları önleme çabası olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu konularda insan, duygu ve bedenî arzularının yoğun baskısı altında olduğundan çoğu kez akıl ve iradesiyle hareket edemez. Aklın ve hür iradenin hakim olmadığı alanda kişiye verilecek serbestlik, onu başıboşluğa, sapıklığa ve duygularının esiri olmaya götürecektir. İslâm böyle nazik bir konuda devreye girerek ferde akıl ve düşünce ile hareket etmesinde yardımcı olmakta, bedenî arzu ve ihtirası makul bir zeminde tatmin etme yolları göstermektedir. Batı dünyasında son yüzyıllarda sloganlaşan cinsi serbestlik akımı, sonuç olarak Batı toplumlarında birçok sapıklıkların, doğal olmayan ilişkilerin, iğrenç zevklerin yayılmasına, önü alınamayan hastalıkların, ruhî bunalımların baş göstermesine yol açmış, hatta bundan bütün dünya ülkeleri zarar görmeye başlamıştır. Öte yandan ağırlaşan ekonomik şartlar, gayri meşru ilişkilere karşı toplumsal hassasiyetin kaybolması, fuhşun yaygınlaşıp kolaylaşması ve bencillik gibi farklı birçok âmil toplumda bekarların sayısını artırmakta, böylece insanların cinsel ihtiyaç ve İsteklerini gayri meşru yoldan karşılayan, sömüren yeni yeni ticarî faaliyet alanları ve sektörler ortaya çıkmaktadır. Bu olumsuz gelişmelerden cinselliği ticari kazanç konusu yapılan kadınlar başta olmak üzere toplumun her kesimi, aile kurumu, yeni yetişen nesil ayrı-ayrı zarar görmektedir. Toplumumuzda evlilik içi huzursuzluk ve tatminsizliklerde de bu dış telkin ve yayınların önemli payı vardır. Denilebilir ki, cinsi duyguların sömürü, tahrik ve serbestisini konu edinen ve teşvik eden bunca yayın ve zararlı faaliyet, bu yayın ve faaliyetlerin etkisinde oluşan hayat tarzı ve çevre karşısında kalan İnsanımızı, bütün bunlara rağmen sapma ve ayak kaymalarından koruyucu en büyük faktör İslâm inancına bağlılığı ve dinî-ahlâkî değerlere olan saygısıdır. Batı toplumlarında da dindar hıristiyan ve yahûdi aileler, çevreden gelen olumsuz telkinlere karşı aynı direnci gösterebilmektedirler. Çünkü akıl ve irade imanla, Allah’a karşı duyulan saygı ve sorumlulukla birleşince, bedenî arzu ve duyguları kolayca dizginleyebilmekte, kişi, insanlığına yakışır bir hayat tarzını sürdürebilmekte, buna karşılık ferdi yetişkinliğin, dinî inancın ve sorumluluk duygusunun bulunmadığı durumlarda ise kişiler nefislerine, kötü telkinlere ve çağrılara kolayca teslim olmaktadırlar.
İslamda İman Amel ve Günlük Yaşam
BENZER KONULAR:
- islam’da cinsel iktidarsızlık boşanma
- Karım Cinsel İlişki İstemiyor İslam
- İslamda cinsel ilişki sınırı
- İslam da Cinsellik nasıldır nedir ?
- İslamiyette cinsellik
- Tümünü görüntüle.

Answers ( 2 )
İnsanın cinsi hayatı tabii ihtiyaçlarından biridir. Gayet normal bir ihtiyaçtır bu durum. Ama insan harama bulaşmadan, zinaya girmeden bu ihtiyacını İslam’ın öngörmüş olduğu evlilik ile yerine getirmiş olması gerekmektedir. İslam, bizden bu ihtiyacı körüklememizi emretmemiştir. Bilakis evlilik çağına gelen kişilere evlenmeyi tavsiye etmiştir. Ama zinaya bulaşmadan helal yoldan olması gerektiğini söylemiştir.
İslam’da cinsel hayat, temel olarak helal çerçevede ve eşler arasında sevgi, saygı ve sorumluluk anlayışıyla yaşanması gereken bir alan olarak görülür. Dini öğretilere göre cinsellik hem fiziksel hem de ruhsal bir ihtiyaç olarak kabul edilir, ancak bu ihtiyaç helal yollarla karşılanmalıdır. İşte ana hatlarıyla İslam’da cinsel hayat:
1. Evlilik İçinde Olması
İslam’a göre cinsel ilişki yalnızca evlilik içinde meşru kabul edilir.
Evli çiftler arasında cinsellik, birbirine şefkat ve yakınlık göstermek amacıyla helal kılınmıştır.
2. Ortak Rıza ve Saygı
Cinsel ilişki, eşlerin karşılıklı rızası ve rızaya dayalı bir paylaşım olmalıdır.
Zorla veya baskıyla cinsel ilişki caiz değildir.
3. Mahremiyet ve Özel Alan
Cinsel hayat tamamen eşler arasında özel bir konu olarak görülür.
Bu konuda mahremiyete önem verilmesi, hem bireysel hem toplumsal olarak değerli kabul edilir.
4. Helal Yollarla İhtiyaçların Giderilmesi
Cinsel arzuların evlilik dışı yollarla tatmin edilmesi yasaklanmıştır (zina ve fuhuş haramdır).
Mastürbasyon konusunda İslam alimleri farklı görüşler bildirmiştir; genel olarak evlilik dışı tatmin tavsiye edilmez, ancak aşırı ihtiyacı engellemek için bazı durumlarda “mübah” sayılabilir.
5. Sağlık ve Temizlik
İslam’da cinsellik, temizlik ve hijyen kuralları çerçevesinde yaşanmalıdır.
İlişkiden sonra gusül abdesti (tam temizlik) almak gerekir.
6. Çocuk ve Sorumluluk
Cinsel ilişki, çoğu zaman çocuk sahibi olma sorumluluğu ile de bağlantılıdır.
Eşler, hem kendi hem toplumun iyiliği için sorumlu bir şekilde cinsel hayatlarını sürdürmelidir.
7. Cinselliğin Ruhsal Boyutu
İslam, cinselliği sadece biyolojik bir ihtiyaç olarak görmez; sevgi, şefkat ve sadakat bağlarını güçlendiren bir ibadet benzeri eylem olarak kabul eder.
Özetle, İslam’da cinsel hayat:
Evlilik içinde,
Karşılıklı rıza ve saygı ile,
Mahremiyet ve temizlik kurallarına uyarak,
Sevgi ve sorumlulukla yaşanmalıdır.