Paylaş
İmran ibn el-husayn kimdir kısaca hayatı
Question
İmran İbn El-Husayn
Hz.İmran ibn el-husayn kimdir kısaca hayatı
Bu sahabinin ismi Ebu Necid İmran ibn el-Husayn ibn Ubeyd ibn Halef el-Huzai el-Basri’dir. Kendisi, babası ve kardeşi ilk müslüman-lardandır. Bir rivayete göre de İmran ibn el-Husayn ve Ebu Hureyre, hicretin yedinci yılında Hayber savaşının olduğu sene müslüman olmuşlardır. Fazilet sahibi, duası kabul edilen bir sahabidir. Bir görüşe göre babası Husayn de müslüman olmuştur ve o da sahabidir. Rivaye-
te göre Hz. Peygamber (s.a) babası el-Husayn’e şöyle dedi: “Bugün kaç ilaha ibadet ediyorsun?” el-Husayn şöyle cevap verdi: “Yedi tane, altı tanesi yeryüzünde, bir tanesi gökyüzünde!” Hz. Peygamber tekrar sordu: “Hangisini daha çok sever ve sayarsın?” Husayn “Gökyüzün-dekîni” dedi. Hz. Peygamber (s.a) ona dedi ki: “Ya Husayn! Şayet müslüman olursan sana yararlanacağın iki kelime öğreteceğim.” el-Husayn müslüman olduğu vakit (geldi ve) dedi ki: “Ya Rasûlullah! Bana vaadettiğin kelimeleri öğret!” Hz. Peygamber işte sana öğreteceğim kelimeler: De ki: Allahım! Bana doğruyu ilham et ve beni nefsimin şerrinden koru!”
İmran ibn el-Husayn, Hz. Peygamberle birlikte savaşlara katıldı. Hz. Peygamber’den 180 hadis rivayet etti. Ondan da Ebu Race el-Uta-ri, Mutarrıf ibn Abdillah, Zürare ibn Evfa, Abdullah ibn Burayde, İbn Şirin, Hasan, Şa’bi, Ebu Esved ed-Düeli ve daha başka şahıslar rivayette bulunmuşlardır.
Rivayet edildiğine göre İmran ibn el-Husayn, devamlı kendi kavminin yanında ve kendi beldesinde durur ve Hz. Peygamber (s.a) vefat edinceye kadar sık sık Medine’ye inerdi. Basra, şehir haline geldikten-sonra oraya yerleşti ve ölünceye kadar orada kaldı. Rivayet edildiğine göre Hz. Ömer onu halkına dini öğretsin diye Basra’ya gönderdi. Abdullah ibn Amir’in onu Basra’ya kadı olarak tayin ettiği, günlerce bu görevde kaldıktan sonra Abdullah’tan kendisinin bu görevden bağışlanmasını talep ettiği ve Abdullah’ın da onu bu görevden bağışladığı rivayet edilir. Hasan el-Basri, Basra’ya ondan daha hayırlı bir kimsenin gelmediğine dair Allah’a yemin etmiştir.
Rivayet edildiğine göre îmran, kadılığı esnasında bir adamın aleyhinde hüküm vermişti. Söz konusu kişi ona dedi ki: “Vallahi, sen bana haksızlık ettin ve hakkımı vermedin.” İmran dedi ki: “Bu nasıl oldu?” Adam dedi ki: “Aleyhimde yalancı şahitlik yapıldı.” İmran dedi ki: “Se-11111 aleyhinde verdiğim bu hükmün zararını ben kendi malımdan ödeyeceğim, vallahi bundan sonra da artık bir daha bu makamda oturmam.”
imran ibn el-Husayn ipek elbise giyer ve şöyle derdi: Hz. Peygamber (s.a) buyurdu ki:
Allah Teâlâ kuluna bir nimet verdiği zaman onun izini kulunun üzerinde görmekten hoşlanır.
İmran ibn Husayn’ın hastalığı çok ağırlaşmıştı. Onu ziyaret etmek için bir adam yanına girdi ve dedi ki: “Ya Eba Necid (İmran’m künyesi)! Vallahi seni böyle görmeye dayanamadığını için ziyaret edemiyorum.” İmran dedi ki: “O halde ey yeğenim oturma, Allah’a yemin olsun ki benim hoşuma giden şey Allah’ın hoşuna gider.”
Yani o, Allah’ın kazasına ve kaderine tam olarak rıza göstermiştir. Allah Teâlâ kendisi için neyi murat etmişse ona razıdır. Bir insan kendisine sevimli gelen şeyi nasıl kabul ederse o da Allah’tan başına gelen herşeyi o şekilde kabullenmiştir.
İmran, hiç kimsenin kendisinin ölümü esnasında bağırıp çağırmamasını ve kabrinin dört parmaktan fazla yükseltilmemesini vasiyet etmiştir.
Hicretin 52. yılında Basra’da vefat etmiştir. Allah kendinden razı olsun.
Benzer Konular:
Answer ( 1 )
İmran b. Husayn (ra) ilk Müslüman olan sahabilerdendir. Tıpkı babası ve kardeşi gibi. İmran b. Husayn (ra)’unun asıl adı; Ebu Necid İmran ibn el-Husayn ibn Ubeyd ibn Halef el-Huzai el-Basri’dir.
İmran ibn el-Husayn, devamlı kendi kavminin yanında ve kendi beldesinde durur ve Hz. Peygamber (s.a) vefat edinceye kadar sık sık Medine’ye inerdi. Basra, şehir haline geldikten-sonra oraya yerleşti ve ölünceye kadar orada kaldı. Rivayet edildiğine göre Hz. Ömer onu halkına dini öğretsin diye Basra’ya gönderdi. Abdullah ibn Amir’in onu Basra’ya kadı olarak tayin ettiği, günlerce bu görevde kaldıktan sonra Abdullah’tan kendisinin bu görevden bağışlanmasını talep ettiği ve Abdullah’ın da onu bu görevden bağışladığı rivayet edilir. Hasan el-Basri, Basra’ya ondan daha hayırlı bir kimsenin gelmediğine dair Allah’a yemin etmiştir. İmran b. Husayn (ra), Hicretin 52. yılında Basra’da vefat etmiştir.