Paylaş
İbn Kalakıs Kimdir
Question
İbn Kalâkıs
SORU: Muhterem hocam, İbn Kalâkıs hakkında bilgimiz eksiktir. Bu zatın hayatı ve eserleri hakkında aydınlatıcı bilgi verir misiniz?
CEVAP: Bu zat hakkında fazla bilgi olmayan, önemli bir şahsiyetir. Okuyucular yeterince bilgi sahibi değildirler. Oysa İbn Kalâkis altıncı hicri yüzyılın önemli kişilerinden ve zamanının büyük mektup türünde yazı kaleme alan yazarlarındandır.
İbn Kalâkıs Selahiyye devletinin şairlerinden idi. Yakut Hamevi onun hakkında şöyle diyor: “O değerli bir edebiyaçtı, iyi bir şair idi.” Buna rağmen İbn Kalâkıs adının ne manaya geldiği bilinmemekte, bu isim garip ve bilinmez isimler arasında yer almaya devam etmektedir.
Halbuki bu dönemin şairlerinden olan İbn Kalâdis, İbn Meksene gibi şairlerin künyeleri yaygın olarak bilinmektedir. Gene de bu isimler hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulamıyoruz.
Kalâkıs kelimesi kalkas’m çoğuludur. Kalkas ise Mısır’da yetişen meşhur bir bitkinin adıdır. Kâmus’da bu bitki hakkında şöyle denmektedir: “Kalkas bir bitkinin köküdür ki pişirilerek yenir. İnsanı yağlandırır ve cinsel gücü arttırır.”
Söylendiğine göre bu zatın başı Kalkas bitkisinin köküne benzediği için İbn Kalâkıs künyesini almıştır.
îbn Kalâkıs’m soyunu ve adını tanıyarak işe başlamak iyi olacaktır.
Onun adı, Ebu’l-Futûh Nasr’ullah b. Abdullah b. Mahluf b. Ali b. Abd’ul-Kavi b. Kalâkıs el-Lehmi el-Ezheri el-İskenderi’dir.
İbn Kalâkıs’ın ismi hakkında çeşitli rivayetler vardır. Şöyle ki:
îmad el İsbehani, Nasr b. Abdullah b. Ali el-Ezheri olduğunu söylüyor.
Ebu Şâme, Nasr b. Abdullah el İskenderi olduğunu ifade ediyor.
İbn Hallikan ise Nasrullah b. Abdullah b. Mahluf b. Ali b. Abd’ul-Kavi diyor.
Künyesi Ebu’1-Feth veya Ebu’l-Fütuh’tur. Nasrullah Nusayru’d-Din veya Nusayrullah da lakabıdır.
Kâdi Eazz ifadesi de lakaplarından biridir.
Ezheri ifadesi de lakapları arasında yer almaktadır. İhtimal ki öğrenimini Ezher’de tamamladığı için böyle denmiştir.
Şiirleri arasında yer alan aşağıdaki beyt de bunu gösteriyor: Ezher, sevgi ile bağlandığım yerdir. Bu benim Ezherli olduğumu gösterir.
Lahmi ifadesi de onun lakapları arasındadır. Böyle denmesi, soyunun Yemen’de bir Arab kabilesine dayandığmdandır. Kendisi bunu bir şiirinde şöyle dile getiriyor:
Ben Lahm kabilesindenim fakat size komşuyum Komşuluk hakkından daha üstün değildir soyum
Yemen’de çoğalıp üremiş bizim soyumuz Temizdir kökümüz, kalitelidir huyumuz
İsmindeki İskenderi ifadesi^ İskenderiyeli olduğunu göstermektedir.
İbn Kalâkıs İskenderiye şehrinde deniz kıyısında hicretin 532. yılında Rebi’ul-Âhir ayının dördünde çarşamba günü dünyaya gelmiştir. Bu tarih miladi 1130 yılına tekabül etmektedir.
İbn Hallikan Vefeyat Yakut el-Hamevi Mucem’ul Üdeba Süyûti Hun’ul-Muhadara isimli eserinde İbn Kalâkıs’ın doğumuna dair bilgi vermiştir.
Hayatı hakkında bilinmeyen, kapalı kalan taraflar olmasına rağmen, İbn Kalâkıs’ın doğumu hakkında tarihçiler görüş birliği içerisindedirler.
Hayatı hakkında verilen tarihi bilgilere göre, İbn Kalâkıs bir takım güzel özelliklere sahip bir kimse idi. İbn Kalâkıs erdemli ve asil bir insan, değerli bir şair, sıcak gönüllü bir kimse, iyi tabiatlı bir adam, keskin zekalı, edepli ve yüksek ahlaklı birisi idi. Kanaatkar, dünyaya değer vermez, mevcutla yetinir, atılgan ve zorluklan hafife alan bir kimse idi.
İbn Kalâkıs’ın fıkıhta ve hadis ilminde geniş bir kültürü vardı. Övgü içeren şiirler söylerdi. Kendisinin bazı büyük devlet adamlarını öven şiirleri vardır. Edebiyat yolu ile geçimini temin etmeye gayret etmiş ise de, bu yol ile bir servet elde edememiş ve fakir olarak yaşamıştır.
İbn Kalâkıs’ın şiirleri grup gruptur. Şiirlerinden bir grubunda buluş denebilecek derecede anlamlar dile getirilmiş, bir grup şiirinde üstün dereceye ulaşmıştır. Bir grup şiirinde ise kelimeleri güzel bir şekilde kullanmış, kelimeleri becerikli olarak kullanmaktan aşağıya inmemiştir. Bir grup şiirinde ise hem anlam, hem kelime kullanımı bakımından orta derecenin üstüne çıkamamaştır. Bir diğer grubunda ise, şiiri oldukça aşağı derecede kalmıştır.
İbn Kalâkıs’ın şiirlerinde bir takım genel etkiler vardır. Bunlardan birisi, insanı büyüleyecek derecede güzelliklere sahip olan ve şairin vatanı olan İskenderiye şehridir.
Ayrıca hazır bulunduğu ilmî toplantılardan ve Sünnilikten etkilenmiştir. Özellikle hocası Hafız Selefi yoluyla bu konuda etkilenmiştir.
Vaktiyle Ezher’de incelediği Şiilikten de etkilenmiştir. Bunlara ek olarak yaptığı yolculuklar, gezip dolaştığı yerler de onu etkilemiştir.Sıtma hastalığını anlattığı şu iki beyti güzel sayılan şiirlerindendir:
Öfke ile davet ediyor etmez olsun yüreğime batıyor Beni kahrediyor ciğerimle tenim arasında yatıyor.
Kaybolup gidişinden yanıp kavruluyor özüm O kadar dostuz ki ayrılınca yaş döküyor gözüm
İbn Kalâkıs bu şiirinde Mütenebbi’nin sıtmayı anlattığı aşağıdaki şiirine nazire yapmaktadır:
Ziyaretçisi öyle utangaç ki gün haya perdesini deliyor Utancından gecelen karanlık iken geliyor.
Ayrılınca hasreti ıslatıyor beni tepeden tırnağa Sanki çıkmamacasına girip saklanmış barınağa
Fakat zamanı gelince sadıkane sözünde duruyor. Ne kötü bir sözde duruş en büyük darbesini vuruyor.
İbn Kalâkıs seyahat etmeye aşırı derecede düşkün idi. Çok gezer, şehirden şehire dolaşırdı. Zamanının şartlarında deniz ve kara yolculuğu yapmış, çöllerde dolaşmış, dağlara çıkmış, ovalara inmiştir. Neredeyse bir yerde devamlı kalmazdı. Nitekim aşağıdaki şiirinde şöyle demektedir:
İstiyorsan kadr u kıymet, durma dolaş gez Hilal, dolunay menzilinde dolaştıkça her kez
Su çağlayan gibi aktıkça artıyor tadı
Gölet gibi durgun olursa illetliye çıkıyor adı
Denizlerde dolaşarak inciler kazanır değer
Kim bilecek değerini hep kalırsa denizin dibinde eğer
İbn Kalâkıs hicri 565 yılında Aden’e gitmiş, Aden’den deniz yoluyla bir ticaret kafilesi ile ayrılmış, yolda bir takım sıkıntılar yaşamıştır.
Sıkılliyye şehrine giden îbn Kalâkıs orada iki yıl kaldıktan sonra Mısır’a gitmiş oradan da Yemen’e geçmiştir. Kızıldeniz kenarında yer alan Ayzap şehrinde vefat etmiştir.
Ayzap şehri, Hicaz’a giden Mısırlıların Kus yolu ile uğrayıp bir gecede Cidde’ye oradan da Mekke’ye geçtikleri yerdir. Yüzyıldan fazla bir zamandan beri Mısır ve Mağrib’ten hacca gidenler, ancak Ayzap çölü yolu ile Mekke’ye varmaktadır. Bu yolculuk, Fustat’tan Kûs’a gitmek üzere Nil nehri yoluyla hareket edilerek başlar. Kûs’a varınca deveye binilerek sahra geçilip Ayzap’a varılır. Oradan da deniz yolu ile Cidde’ye ulaşılır.
Hind, Yemen ve Habeşistan tüccarları da deniz yoluyla Ayzap’a gelirler. Daha sonra da çölü geçerek Kûs’a varırlar. Oradan da Mısır ziyaretini gerçekleştirirler. Ayzap ikiyüz yıldan fazla bir zamandan beri bu gidiş dönüş yolunun uğrak yolu olmaya devam etmektedir.
Marizi diyor ki: Ayzap dünyanın en büyük limanlarından biri idi.
İbn Kalâkıs’ın vefatı hicri 567 yılının Şevval ayında, miladi 1171 yılındadır. Vefatı hakkında İbn Hallikan ve Suyûti bilgi vermektedir. İbn Kalâkıs’in vefatı genç yaşta olmuştur. Zira o, yaklaşık 35 yaşında iken vefat etmiştir.
İhtimal ki tutulduğu bir hastalık sonunda sağlığı bozulmuş ve genç yaşında vefat etmiştir. Aslında o zaman insanlar uzun ömürlü olurlardı. Nitekim şairin hocası Hafız Selefi yüz yaşın üzerinde yaşamıştır.
Benzer Konular:
Answer ( 1 )
İbn Kalakıs Selahiyye şehrinin önemli şairlerindendir. İbn Kalakıs erdemli ve asil bir insandır. Dünyaya değer vermeyen, keskin zekalı, edepli birisidir İbn Kalakıs. Şiirlerine kendi has birdüzenleme ile gruplara ayırmıştır. Tarihi bilgiler İbn Kalakıs’ın genç yaşta henüz 35 yaşında vefat ettiğini bildirmektedir.