Hz Musa ve iblis

Question

Hz Musa ve iblis hikayesi (Olayı)

Rabbimiz, Hz. Musa’ya dedi ki: “İblisten bir sır öğren.” Hz. Musa, İblisi görünce; ondan bir sır, bir nişane öğrenmek istedi. İblis dedi ki: “Ben deme, ben gibi olursun.”

Ben derken ne demek oluyor bu? Ve ben demek günah mıdır bahsi geçilen şekilde söylenirse ?

CEVAP:

Hz. Musa ve İblis Kıssası: “Ben” Demenin Hikmeti

İslâmî kaynaklarda Hz. Musa (a.s) ile İblis arasında geçen ibret verici kıssalar rivayet edilmiştir. Bu kıssalar Kur’an’da doğrudan yer almaz, fakat hadis, tefsir ve tasavvuf literatüründe sıkça aktarılır. Amaç, insana ibret ve hikmet öğretmektir. Bunlardan biri de “Rabbimiz, Hz. Musa’ya İblis’ten bir sır öğrenmesini vahyetti” şeklinde nakledilen rivayettir.

İblis, Hz. Musa’ya:

“Beni helâk eden kelimeyi sakın sen söyleme! Ben ‘Ben’ dedim, kibirlendim, Allah’a isyan ettim. Sen de ‘ben’ deme, ben gibi olursun.”

Bu sözün arkasındaki sır, kibir, gurur, enaniyet (benlik iddiası) ve “nefsin putlaştırılması” meselesidir.

Kur’an’da “Benlik” ve İblis’in Sözü

Kur’an-ı Kerim’de İblis’in isyanı şöyle anlatılır:

“Hani meleklere, ‘Âdem’e secde edin’ demiştik, hepsi secde ettiler; yalnız İblis secde etmedi, kibirlendi ve kâfirlerden oldu.”
(Bakara, 2/34)

“(İblis) dedi ki: ‘Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.’”
(A‘râf, 7/12)

Burada İblis’in kullandığı “ben” ifadesi, Allah’ın emrine karşı kendi varlığını yüceltmesi anlamında “ene”dir. Yani “ben üstünüm, ben haklıyım” diyerek Rabbine karşı kibirlenmiştir. Bu da onun küfrüne sebep olmuştur.

Hadislerde Kibir ve “Ben” Sözü

Resûlullah (s.a.s.) buyurmuştur:

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.”
(Müslim, İman, 147)

“Kibir, hakkı küçümsemek ve insanları hor görmektir.”
(Müslim, İman, 91)

Bu hadisler açıkça gösteriyor ki, “ben” sözü tek başına günah değildir; ancak kibir, gurur ve başkasını hor görme anlamında söylendiğinde büyük günah olur.

Tasavvufta “Ben” ve Enaniyet Meselesi

Tasavvuf ehline göre insanın en büyük imtihanı “ene” (benlik) ile imtihandır.

“Ben” dediğinde insan, ya Allah’a nisbetle acziyetini ifade eder (caiz ve güzel), ya da Allah’a karşı varlığını yüceltir (günah ve tehlikeli).

Hz. Mevlânâ şöyle der:

“İblis ‘ben’ dedi, helâk oldu. Musa ‘ben’ demedi, ‘ben yokum, Sen varsın’ dedi, kurtuldu.”

Yani asıl mesele, “ben”i nefsin gururu için mi, yoksa kulluk bilinci içinde mi kullandığıdır.

“Ben Demek Günah mıdır?”

Burada iki boyut vardır:

a) Günlük Dil Boyutu

İnsanın kendisini ifade etmesi için “ben geldim, ben yaptım” demesi günah değildir. Bu, sadece dilde bir şahıs zamiridir. Kur’an’da peygamberler bile “ben” demiştir:

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”
(Şuarâ, 26/107; 26/125; 26/143; 26/162 vb.)

Burada “ben” demek günah değildir. Çünkü kendini tanıtmak ve Allah’ın elçiliğini bildirmek için kullanılmıştır.

b) Kibir ve Gurur Boyutu

Eğer insan “ben” derken kendini yüceltir, başkasını küçümser, Allah’ın nimetlerini kendine mal ederse işte bu İblis’in yoludur ve günah olur.

“Şüphesiz Allah, kibirlenenleri sevmez.”
(Nahl, 16/23)

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de dağlara erişebilirsin.”
(İsrâ, 17/37)

Hz. Musa’ya Öğretilen Sır

İblis’in söylediği “Ben deme!” sözü aslında şu manaya gelir:

“Kendini mutlak varlık sanma.”

“Her şeyi nefsine bağlama.”

“Allah’a karşı benliğini ortaya koyma.”

“Sen de benim gibi kibirlenirsen, helâk olursun.”

Demek ki bu kıssa, bize tevazunun önemini ve enaniyetten kaçınmayı öğretir.

Sonuç

“Ben” sözcüğü, sırf dilde kullanıldığında günah değildir.

Fakat “ben” derken kibir, gurur, üstünlük taslama ve Allah’a karşı isyan içerirse günah olur.

Hz. Musa’ya İblis’in öğrettiği sır, insanı helâk eden en büyük günahın kibir ve benlik davası olduğunu anlatır.

Müminin görevi, “ben”i nefsin putu değil, kulluğun alçakgönüllü dili yapmaktır.

Ayet:

“Başarıya ulaştıran yalnız Allah’tır.”
(Hûd, 11/88)

Hadis:

“Her kim Allah için tevazu gösterirse, Allah onu yükseltir.”
(İbn Mâce, Zühd, 16)

 Özetle:

Günlük hayatta “ben geldim, ben yaptım” demek günah değildir.

“Ben üstünüm, ben haklıyım, ben olmasam olmaz” gibi kibir ve gurur ifade eden “ben” tehlikelidir.

Hz. Musa’ya öğretilen sır, insana tevazuyu, kulluğunu bilmesini, benliğe kapılmamasını öğreten büyük bir hikmettir.

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answers ( 2 )

    1
    2021-05-30T16:22:27+03:00

    Böyle bir olayın vuku bulup bulmadığını bilmiyorum. Hiçbir yerde de karşıma çıkmadı.

    Fakat burada anlatılmak istenen olay; “ben” demeden kasıt; “ben” deyip kibirlenme; yoksa benim gibi olursun dan kasıt ise; kendisinin gibi yani şeytan gibi olursun denmek istenmiştir.

    0
    2023-06-02T12:24:44+03:00

    İslami gelenekte, Hz. Musa’nın (Arapça’da Musa olarak bilinir) hikayesi ve şeytanla karşılaşması Kuran’da belirtilir. Bu kıssa, müminler için sabrın, Allah’a tevekkülün ve iyiyle kötü arasındaki savaşın önemi hakkında bir ders ve hatırlatma niteliğindedir.

    İslami öğretilere göre Hz. Musa Sina Dağı’ndayken Allah’tan doğrudan bir mesaj aldı ve Firavun’a ve Mısır halkına tevhid mesajını iletme misyonunu desteklemek için mucizeler ve işaretler verildi.

    Dağda bulunduğu sırada şeytan (İblis veya Şeytan olarak bilinir) Hz. Musa’yı aldatmaya ve yanıltmaya çalıştı. Şeytan, onu görevinden saptırmaya ve kalbine şüphe tohumları ekmeye çalışarak ona çeşitli şekillerde göründü.

    Ancak Hz. Musa, Allah’a sığınarak ve O’nun hidayetine güvenerek sebat etmiştir. Şeytanın hilelerini ve ayartmalarını tanıdı ve onlara boyun eğmedi. Musa, Allah’ın kudreti sayesinde şeytanın sunduğu engelleri aşarak peygamber ve lider rolünü yerine getirebilmiştir.

    Musa ve şeytanın hikayesi, uyanıklığın, Allah’a güvenmenin ve iyiyle kötü arasındaki sürekli savaşın önemini vurgulamaktadır. Müminlere, şeytanın vesveselerinden sakınmaları, Allah’tan korunmaları, hayatın zorlukları ve imtihanları karşısında O’nun rehberliğine güvenmeleri gerektiğini hatırlatır.

    Musa ve şeytan kıssasının farklı alimler ve müfessirler arasında farklı yorum ve ayrıntılara sahip olabileceğini belirtmekte fayda var. Bu hikayenin İslami anlatımı için birincil kaynaklar, Kuran ve Hz.Muhammed’in (barış onun üzerine olsun) sözleri ve gelenekleridir.

    Best answer
      1
      2025-09-12T10:26:11+03:00

      Hz Musa ve iblis kıssası kısaca

      Hz. Musa ve İblis arasında Kur’an-ı Kerim’de doğrudan geçen bir kıssa yoktur. Ancak İslam alimlerinin ve tasavvuf büyüklerinin eserlerinde, özellikle tefsir ve kısas-ı enbiya kitaplarında yaygın olarak anlatılan meşhur bir hikaye vardır.

      Kıssa özetle şöyledir:

      Hz. Musa bir gün yolda, son derece yakışıklı, nurlu ve heybetli bir varlık (İblis) ile karşılaşır. Hz. Musa ona, “Sen kimsin?” diye sorar.

      O varlık, “Benim İblis olduğumu bilmiyor musun?” der.

      Hz. Musa hayret eder ve “Sen İblis misin? Peki Allah sana neyi emretti, nasıl bir imtihana tabi tutuldun da isyan ettin?” diye sorar.

      İblis şöyle cevap verir:
      “Allah bana, ‘Âdem’e secde et!’ diye emretti. Ben ise, ‘Beni ateşten, onu ise topraktan yarattın. Ateş topraktan üstündür. Öyleyse ben nasıl olur da onun önünde eğilirim?’ diye düşündüm ve secde etmedim.”

      Bunun üzerine Hz. Musa, “Allah’ın emrine nasıl karşı gelir, kibirlenirsin? Yazıklar olsun sana!” diyerek öfkeyle İblis’e bir tokat atar ve onun bir gözünü kör eder.

      İblis, bu durumdan hiç telaşlanmaz ve sakin bir şekilde Hz. Musa’ya şöyle der:
      “Ey Musa! Bu yaptığın, Allah’ın bana verdiği bir cezanın tekrarıdır. Zaten benim bir gözüm, Âdem’e secde etmediğim için Rahman’ın huzurundan kovulduğum anda kör olmuştu. Sen sadece zaten olanı tekrarladın. Ama asıl mesele bu değil. Asıl mesele şu: Ben Allah’ın emrine isyan ettim ve cezalandırıldım. Peki ya sen? Sen de bir insan öldürdün ve Mısır’dan kaçmak zorunda kaldın. O zaman Rabb’in seni bağışlayıp peygamberlikle şereflendirdi. Ben ise lanetlendim. Öyleyse sen bana kızmak yerine, Allah’ın rahmeti karşısında şükretmelisin. O’nun affının ne kadar geniş, gazabının ise ne kadar şiddetli olduğunu düşünmelisin.”

      Bu cevap karşısında Hz. Musa, İblis’in bu sözlerindeki hikmeti anlar ve yaptığına pişman olur. Allah’a sığınır ve tövbe eder.

      Kıssadan Çıkarılan Mesajlar:

      Allah’ın Emrine İtaatsizlik: En temel mesaj, Allah’ın açık bir emrine, hiçbir mazeretin geçerli olmadığı ve kibirin en büyük günah olduğudur.

      Allah’ın Rahmeti ve Gazabı: Aynı anda hem Allah’ın affediciliğinin (rahmet) hem de cezalandırmasının (gazap) şiddetine işaret eder. Hz. Musa affedilmiş, İblis ise lanetlenmiştir.

      Kibir ve Nefis Muhasebesi: İblis, kıssada adeta bir “şeytan avukatı” gibi konuşarak, Hz. Musa’yı ve dolayısıyla insanı kendi nefsiyle yüzleştirir. “Sen de hata yaptın ama affedildin” sözüyle, kişinin başkalarının kusurlarını eleştirmeden önce kendi kusurlarına bakması gerektiğini hatırlatır.

      Hikmet Arayışı: Olayların görünen yüzünün ardındaki hikmeti anlamaya çalışmanın önemini vurgular.

      Önemli Not: Bu kıssa, Kur’an’da değil, İslam kültüründeki dini hikaye geleneğinde (kısas-ı enbiya) yer alır. Amacı, dini ve ahlaki bir ders (ibret) vermektir; tarihi bir olayı anlatmak değildir.

Leave an answer