Paylaş
Hz.Ali ve ahlaki
Question
ilmin kapısı
esselemu aleykum hocam bir sorum olacak hz ali nın ilmini herkes çok övüyor gerçekten öyleymiş yanı kelimeler yetmiyormuş onun ilmini anlatmaya. hocam böyle bir ilim nasıl elde edilebilir . şu an böyle ilmi düzgün insanları nasıl bulabılırız . ilme çok merağım var çok öğrenmek istiyorum . ne yapmam gerekiyok kitap okusam yeterli olur mu . hep rivayetlerde hz Ali dedikleri zaman çok hoşuma gidiyor. öyle rivayetler var ki ona ait sanki insanın içini açıyor .rahatlatıyor . adam gibi adam ya . böyle olmak çok zor hocam tam erkek ahlakı bakımından böyle olmak için ne yapmam lazım nasıl bir ahlağa sahip ilmi nasıl bu kadar büyük ki ilmin kapısı ünvanını almış. hocam hz ali nın ismini andıkları zaman kerem Allah u veçhe deniliyor bunun anlamını da merak ediyorum . açıklar mısınız kolay gelsin iyi çalışmalar
HZ. ALİ İBNU EBİ TALİB HAKKINDA
4372 – Hz. Enes İbnu Malik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm pazartesi günü gönderildi. Hz. Ali radıyallahu anh da salı günü namaz kıldı.”
Tirmizi, Menakıb. (3730).
4373 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ashabının arasını kardeşlemişti. Hz. Ali radıyallahu anh yanına geldi ve:
“Ashabınızın arasını birbirleriyle kardeşlediniz, ama beni kimseyle kardeşlemediniz!” dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:
“Sen dünyada da ahirette de benim kardeşimsin!” buyurdular.”
Tirmizi, Menakıb, (3722).
4374 – Zeyd İbnu Erkam radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Ben kimin dostu (mevlası) isem, Ali de onun dostudur.”
Tirmizi, Menakıb, (3714).
4375 – Sa’d İbnu Ebi Vakkas radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Tebük seferine çıkınca Hz. Ali’yi geride (Medine’de) bırakmıştı.
“Ey Allah’ın Resûlü, siz beni çocukların ve kadınların arasında mı bırakıyorsunuz?” dedi (kalmak istemedi). Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:
“Sen, Hz. Harun’un, Hz. Musa yanında aldığı yeri, benim yanımda almaktan razı değil misin? Şu farkla ki, benden sonra peygamber yok!” buyurdular.”
Buhari, Megazi 78, Fezailu’l-Ashab 9; Müslim, Fezailu’l-Ashab, 31, (2404); Tirmizi, Menakıb, (3731).
4376 – Müslim ve Tirmizi’nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hayber günü buyurdular ki:
“Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki, O, Allah’ı ve Resûlünü sever, Allah ve Resûlü de onu sever.”
Ravi devamla der ki: “Bu söz üzerine (beni mi seçer ümidiyle, Aleyhissalatu vesselam’a görünmek için) boyunlarını uzattılar. Ama o:
“Bana Ali radıyallahu anh’ı çağırın!” buyurdular. Ali getirildi ama gözlerinden rahatsız idi. Hemen gözlerine tükürdü ve sancağı ona verdi. Allah Teâla Hazretleri onun eliyle fethi müyesser kıldı.”
Ravi devamla der ki: “Şu ayet indiği zaman “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım…” (Al-i İmran 61) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hemen Ali’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i (radıyallahu anhüm ecmain) çağırdı ve:
“Allahım, bunlar benim ailemdir!” buyurdu.”
Müslim, Fezailu’l-Ashab 32, (2404); Tirmizi, Menakıb, (3726).
4377 – Zirr İbnu Hubeyş rahimehullah anlatıyor: “Hz. Ali radıyallahu anh’ın şöyle söylediğini işittim: “Daneyi açan, canlıları yaratan Zât-ı Zülcelal’e yeminle söylüyorum: Ümmi peygamberim aleyhissalatu vesselam, bana şu hususu garantiledi: Beni mü’min olan sevecek, münafık olan da bana buğzedecektir.”
Müslim, İman 131, (78); Tirmizi, Menakıb, (3737); Nesai, İman 20, (8, 117).
4378 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Tâif günü Hz. Ali radıyallahu anh’ı çağırdı ve onunla hususi konuşma yaptı. (Bu görüşme o kadar uzadı ki) halk: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm amcasının oğluyla görüşmesini uzattı” dedi. (Resûlullah bunu işitince):
“Onunla hususi görüşmeyi ben (kendi arzumla) yapmadım. Allah’ın arzusu ve emri ile Resûlü) yaptı” açıklamasında bulundu.”
Tirmizi, Menakıb, (3728).
4379 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Berâet (Tevbe) sûresini, (Arafat’ta hacılara tebliğ edilmek üzere) Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh’la göndermişti. Sonra onu çağırarak:
“Bunun, ehlimden olmayan bir kimse ile tebliğ edilmesi muvafık değil!” buyurdu. Hz. Ali radıyallahu anh’ı çağırarak sureyi, (Arafat’ta okuması için) ona verdi.”
Answer ( 1 )
Hz. Ali, İslam tarihinin en önemli figürlerinden biridir ve ahlaki değerleriyle de derin bir etki bırakmıştır. O, hem dini hem de insani değerleri arasında güçlü bir denge kurmuş, adalet, dürüstlük, sabır ve alçakgönüllülük gibi yüksek ahlaki erdemlere sahip bir lider olarak tanınmıştır. Hz. Ali’nin ahlaki öğretisi, onun sadece bir lider değil, aynı zamanda bir bilge olarak da kabul edilmesine yol açmıştır.
İşte Hz. Ali’nin ahlaki anlayışına dair bazı temel özellikler:
Adalet: Hz. Ali, adaletin sağlanması için her şeyden önce insanların haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır. O, yalnızca toplumda adaleti sağlamaya çalışmakla kalmamış, aynı zamanda kişisel yaşamında da adaletin en önemli erdem olduğuna inanmıştır. “Adalet, toplumun temel direğidir” demiştir.
Sabır ve Hoşgörü: Zorlu koşullara ve sıkıntılara karşı sabırlı olmak, Hz. Ali’nin önemli öğretilerindendir. Sabır, onun ahlaki değerlerinin merkezinde yer alır. O, aynı zamanda başkalarına hoşgörüyle yaklaşmanın önemini vurgulamıştır.
Dürüstlük ve Ahlaklılık: Hz. Ali, her zaman doğruluktan ve dürüstlükten yana olmuştur. Kendisi, halk arasında güvenilirliği ve dürüstlüğüyle tanınırdı. Ahlaki değerlerin, kişinin içsel bir özelliği olması gerektiğini belirtmiştir.
Cömertlik ve Yardımseverlik: Hz. Ali, zenginliği sadece kendisi için değil, toplumun ihtiyaçlarına göre paylaşmayı savunmuştur. Onun cömertliği, İslam toplumunun temel değerlerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Bilgi ve Öğrenmeye Önem Verme: Hz. Ali, bilgiye olan sevgisi ve insanlara öğretme arzusuyla da bilinir. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü, ona duyduğu saygıyı ve öğrenmeye olan bağlılığını gösterir.
Hz. Ali’nin ahlaki öğretileri, İslam’ın temel değerleriyle paralel olup, özellikle adalet, doğruluk, yardımseverlik ve ahlaklılık gibi evrensel erdemlere dayanmaktadır. Onun yaşamı, bu değerlerin günlük yaşamda nasıl uygulanabileceğine dair bir rehber olarak kabul edilmektedir.