Paylaş
Göz zinasından korunmak ile ilgili kısa hikaye
Question
Göz zinası hakkında etkili bir hikaye

BEN FARE DEĞİLİM
, göz zinası ile ilgili kıssa
Bir öğrenci hocasına, harama bakmaktan kendini alıkoyamamaktan nefsini şikâyet eder. Hocasına:
—Hocam harama bakmamak için çare nedir ne yapmam lazım? Hoca:
—Oğlum demiş. Farey’i düşün. Öğrenci anlamayınca Hoca açiklamış;
—Fare’nin zekâsı zayıftır hemen unutur. Yem görür tam yiyeceği sırada faka tutulacak gibi olur kaçar ama yine unutur tehlikeyi ve bir daha dener. Neticede fak onu yakalar ve ölür. Hoca devam eder sözlerine
—Sen akıllısın tehlikeyi gördüğünde fare gibi davranma! hemen uzaklaş demiş
Öğrenci
—Tamam demiş.
Ertesi gün çarşıya çıkar ve yine harama tam bakacağı sırada hocasının sözlerini hatırlar fare olmadığını düşünerek yüzünü çevirir ve şöyle der
—Ben fare değilim… ben fare değilim… ve hep harama bakacağı sırada öyle demeye devam etmiş.
BENZER KONULAR:
Answers ( 5 )
İnsan harama bakmaktan son derece çekinmelidir. Kendisini bu durumdan kurtarmalıdır. Böyle dsvranışlar Müslümana yakışmayan davranışlardır. Sevaplarımızın yok olmasına sebeptir. Eğer kendimizi bu durumdan alıkoyamayacak durumda olur isek o ortamı terk etmek zorundayız. Ama nasıl olursa olsun, hangi yöntem kullanılacaksa kullanılsın insan kendisini harama bakmaktan korumalıdır.
Göz zinası hep haramdır hem zina yapmış olduğu gibidir her iki tarafta zina olur bir erkek kadına kötü bakarsa zina yapmış oldu sayılır bu kadınlar içinde geçer kadın bir erkeğe kötü baktı zaman oda zina yapmış olduğu sayılır zina çok kötü bişey Allah’ın sevmediği şeylerden biri
Kadın veya erkek kendisini en büyük haramlardan olan göz zinasından koruması gerekir. Günümüzde o kadar çok olmaması gereken şey var ki haberleri izliyorsunuz yarı çıplak kadınlar hava durumuna bakıyorsunuz aynı şekilde sokağa çıkıyorsunuz aynı şekilde veya erkekler erkek gibi giyinmiyor lar kadınların ev içinde giydiği taytları dışarıda giyiniyorlar kadın için de erkek için de ağır bir imtihandan Allah sonumuzu hayır eylesin şu dönemde yaşamak çok zor bu dönemde Müslüman gibi yaşamaya çalışmak zor Rabbim kolaylaştırsın
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki yolda çarşıda başka yerlerde kadın ve erkeğin karşılaşması mümkün olan birçok yer var. Bazen gözümüzü istemeden takılan şeyler oluyor bunda bir günah yoktur fakat bunun dışında bu bakışları devam ettirmek halinde Bu bakışlar haram olur. Müslüman olarak kendimizi sakınmamız gerekir örnek verirsek kadın ve erkekler karma bir şekilde aynı toplulukta bir araya getirilmemelidir ler düğün gibi veya dernek nişan kadın ve erkeğin beraber eğlenmesi oylanması haram olan yerlerde kadın ve erkeğin bir arada bulunmaması gerekir
Bir zamanlar, küçük bir köyde, temiz kalbi ve saf düşünceleriyle tanınan genç bir adam yaşarmış. Adı Ali’ymiş. Ali, her zaman köydeki yaşlılardan, büyüklerden ve dini öğretilerden ahlaki değerler ve insanın ne şekilde daha iyi bir insan olabileceği hakkında dersler almış. Bu derslerden biri de göz zinasından korunmakla ilgiliymiş.
Bir gün, köydeki gençler arasında bir söylenti yayılmaya başlamış. Çocuklar, kadınlar ve erkekler arasındaki bakışların bazen yanlış anlaşıldığını, hatta bazen karşılıklı bakışların insanın ruhunda boş bir istek yaratabileceğini duymuşlardı. Ali, bu konuda kafasında bir soru işareti oluşmuştu. “Göz zinası” nedir? Gerçekten bu kadar zararlı mıdır?
Ali, bu sorunun cevabını aramak için akşam namazından sonra köyün yaşlı alimlerinden biri olan İbrahim Dede’yi ziyaret etmeye karar vermiş. İbrahim Dede, köyün en bilge insanıydı ve her türlü soruya derinlemesine cevap verebilecek bilgiye sahipti.
Ali, Dede’nin evinin kapısını çalmış ve içeri girmiş. İbrahim Dede, ona gülümseyerek yerini göstermiş ve Ali’ye oturmasını söylemiş.
“Hoş geldin, evladım. Nasılsın?” demiş İbrahim Dede.
Ali, biraz tereddütle başını sallayarak, “Dede, bir sorum var. Bazen insanlar gözleriyle birine bakınca yanlış anlamalar olabiliyor. Bunun doğruluğu hakkında ne dersiniz? Gerçekten göz zinası diye bir şey var mı?” diye sormuş.
İbrahim Dede, hafifçe gülümsemiş ve gözlerini Ali’nin gözlerine sabitleyerek şöyle demiş:
“Evladım, göz zinası, kalbin ve zihnin içinde gizlenen bir hastalık gibidir. İnsanlar bazen bakışlarını yanlış yönlendirebilirler. Ancak göz, birer pencere gibidir. İnsanın içindeki duyguları, düşünceleri yansıtır. Bazen bakmak, sevgi, saygı ya da hayranlık olabilir, bazen de bu bakışlar başka duyguları barındırabilir. O yüzden dikkatli olmak gerekir. Göz, insanın iç dünyasına açılan bir penceredir, bu yüzden neye bakacağımızı, hangi düşünceleri içimizde yeşerteceğimizi iyi seçmeliyiz.”
Ali, düşündü ve sormaya devam etti: “Peki, gözümüzü nasıl koruyacağız?”
İbrahim Dede, derin bir nefes alıp sakin bir şekilde yanıt verdi: “Gözünü korumak, sadece neye baktığını bilmekle değil, aynı zamanda kalbini ve zihnini de kontrol etmekle mümkündür. Bakışların seni nereye götürüyor, neye yöneltiyor? Bunu sorgula. Ve en önemlisi, Allah’a sığınmak… Gözün bir şey gördüğünde, kalbinin neye yöneleceğini Allah bilir. O yüzden, bakışlarını doğru yönlendirmek için dua et, kendini koru ve nefsine karşı savaş.”
Ali, dedesinin söylediklerinden derinden etkilenmişti. Gözlerinin, kalbinin ve ruhunun bir yansıması olduğunu anlamıştı. O günden sonra, çevresindeki her şeyle daha dikkatli ve saygılı bir şekilde ilişki kurmaya başlamıştı. Gözlerini, sadece güzelliklere ve hayra odaklamaya çalıştı. Kalbini kirletmemek için her an bir dua gibi yaşamaya gayret etti.
Zamanla köydeki diğer gençler de Ali’yi örnek alarak, göz zinasına karşı daha dikkatli olmaya başlamışlar. Köydeki huzur artmış, insanlar birbirlerine daha saygılı ve dikkatli davranmaya başlamıştı. Ali, o günden sonra “Gözlerin, kalbinin neyi arzuladığını gösterir” diyerek, her fırsatta gençlere bu öğretiyi aktarmayı sürdürdü.