Görme Özürlünün Yönetici Ve Hakim Olması

Question

14. A’mânın Yönetici Ve Hakim Olması

a. Hanefî Mezhebi:

A’mâ kimse hakim ve devlet başkanı olmaya elverişli değildir. A’mâ yönetici ve vasî olmaya da elverişli değildir. [258]Bedâi’dt şöyle denmektedir: “Hakim olmaya elverişlilik için bir takım şartlar vardır. Bu şartlar şunlardır:

a. Akıllı olmak.

b. Baliğ (ergenlik çağı ve yukarı yaşta) olmak.

c. Müslüman olmak.

d. Hür olmak.

e. Gözü görür olmak.

f. Konuşma özürlü olmamak.

g. Kazif haddi cezasına çarptırılmamış olmak.

“Bu şartların gerekçeleri şahitlik bahsinde zikredilmiştir. Netice itibariyle deli, çocuk, kâfir, köle, a’mâ, dilsiz ve had cezasına çarptırılmış kimseyi hakim olarak görevlendirmek caiz olmaz. Çünkü hakimlik yetkisi veli olma (kamuyu koruyup gözetme) kabilinden bir görevdir. Zira velilik konusunda en büyük yetkilerden biridir. Yukarda sözü edilenler ise veli olma hususunda en aşağı derecede bulunan şahitlik ehliyetine bile sahip değillerdir. Daha yüksek derecelerde velayet özelliği hakimlik için ehil olmamaları en uygun olandır. [259]

İbn Âbidin Haşiyesi’nde şöyle denmektedir: “Hakim doğrudan sapıp ciddi kusurlar işlese, dinden dönse veya a’mâ olsa daha sonrada durumu düzelse ve gözü iyileşse gene hâkimlik yapmaya devam eder. Fakat düzelmezden önceki verdiği kararlar geçersizdir.[260]

b. Mâliki Mezhebi:

Haşiyet’ud-Dusûki isimli eserde şöyle denmektedir: “Hakim’in görme, konuşma ve işitme duyularının sağlıklı olması gerekir. A’mâ, dilsiz ve sağır kimselerin hakim olarak görevlendirilmeleri caiz değildir. Şayet hakim olarak bir karar vermiş ise a’mâ, dilsiz ve sağırın verdiği karar geçerlidir. Yani verdikleri karar eksik değildir. Çünkü bu kusurların olmaması, velayet için şart olmadığı gibi, velayetin sahih olmasının devamında da şart değildir. Fakat bu kusurların yokluğu başlangıçta da devamında da vacibtir. Vacib olması ise, şart olmasından başka bir şeydir. Bu üç kusurun: sağırlık, dilsizlik ve a’mâlığın bulunmaması söz konusu olmadıkça bir kimsenin ne başlangıçta hakim olarak atanması, ne de hakimlik görevine devam etmesi caiz değildir. Bunlardan biriyle malûl olan kişinin verdiği karar sahih olmakla beraber hakimliğe atanması ve devam etmesi caiz değildir.

“Bunun anlamı şudur: Bu üç kusurdan biri kendisinde bulunan kimsenin verdiği hüküm geçerlidir. Fakat bu kusurlardan ikisi veya üçü bulunursa göreve atansa bile görevde bulunması gerçekleşmez.

“A’mânın fetva makamına atanması caizdir. [261]

Mevahib’ul-Celil isimli eserde şu bilgileri görmekteyiz: “A’mâ hakimin verdiği karar geçerli olmakla birlikte, onun görevden alınması vacibtir. Çünkü gözün sağlam olması, velayetin sahih olması için şart değildir. Fakat görme özelliğinin bulunması vacibtir. Bu özelliğin yokluğu halinde verilen kararlar geçerli ise de hakimin görevden düşmesi gereklidir.”

Mukaddimat isimli eserde şöyle denmektedir: “Velayetin sahih olması için şart olmayan fakat yokluğu halinde velayetin feshini gerektiren özellikler işitir, görür, konuşur ve adil olmaktır. Bir kimsenin velâyet (kamu yönetimi) görevini üstlenmesi için bu özelliklerin kendisinde toplanması vacibtir. Bu özelliklerin kendisinde toplanmadığı ne zaman fark edilirse görevinden alınır. Fakat geçmişte verdiği kararlar geçerlidir.[262]

c. Şafiî Mezhebi:

Bu mezhebe göre gözleri görmeyen kişi (a’mâ) hakim de olamaz devlet başkanı da olamaz. [263] A’mâ sultan da olamaz. [264] A’mânın müftü olması (fetva makamına atanıp fetva vermesi) caizdir. [265] Bir kavile göre A’mâ nikahta veli de olamaz. [266] Eşbah’ta şöyle denmektedir: “A’mânın nikahta veli olması hususunda iki kavil varsa da, en sahih olanı veli olmasıdır. [267]

A’mânın bir kavle göre vasî olması caiz değildir. [268] Nikahta veli olması hususunda meşhur iki kavil vardır. Bunlardan biri (bir kimseyi veli sıfatı ile) evlendirmesinin sahih olmamasıdır. Bu iki kavlin en sahih olanına göre ise veli olması sahihtir. Buna göre a’mâ (veli olarak) birisini evlendirse ve mehir kusurlu olsa, bu durumda mehri müsemma (nikah sırasında üzerinde anlaşmaya varılan mehir) sabit olmaz. Belki mehr-i misil (kadının baba tarafından yakım olan bir kadın yakınının mehrinin benzeri) gerekli olur. [269]

d. Hanbelî Mezhebi:

Hakimin işitme ve görme duyularının sağlıklı olması gerekir. [270]

İbn Kudame el-Makdisi’nin Muğni isimli eserinin kenarında yer alan Şerh-i Kebir’indz şöyle denmektedir: “Hakim olmak için bir takım şartların bulunması gerekir. Bunlardan biri görür olmaktır. Çünkü görmek şahitlikte etken olan duyulardan biridir. Onun yokluğu hakim olma velayetini engeller. A’mâ olanın şahitliği kabul edilmeyince hakim olmaması da uygun olur.[271]

Şuayb peygamberin (a’mâ olduğuna dair) söylenen haberler reddedilmiştir. Çünkü onun a’mâ olduğu isbat edilmemiştir. Bu sabit olsa bile burada bir bağlayıcılığı yoktur. Zira Hz. Şuayb’a iman eden insanların sayısı az idi. Belki onlar azlığı ve insaflı davramşlan sebebiyle mahkemeye ihtiyaç duymuyorlardı. Hz. Şuayb (a’mâ olsa bile) bizim meselemizde delil olmaz. [272]

Muğni’âç, şöyle denmektedir: “A’mâ bir kişinin nikahta veli olması caizdir. Zira Hz. Şuayb a’mâ olduğu halde kızını evlendirmiştir. Nikahtaki maksat işitmek ve meşhur olmakla bilinir. Bunda görmeye ihtiyaç yoktur. [273]

e. Zeydiyye Mezhebi:

Bir adamın hakim olabilmesi için gözünün görmesi şarttır. (O nedenle) A’mânın hakim olması sahih değildir. [274]

f. İmamiyye (Caferiyye) Mezhebi:

Hakim ve müftü olmak için lüzumlu şartlardan biri meşhur olan kavle göre gözü görür olmaktır. [275]

g. İbâdiyye Mezhebi:

Sağır, dilsiz ve a’mânın kamu yönetimi görevine atanması caiz değildir. (Atanmışlarsa) görevden alınmaları gerekir. Velev ki bu kusurlar sonradan meydana gelmiş olsun. Çünkü bu kusurlara sahip olanlar anlama ve anlatma melekesinden yoksundurlar.

Bir kavle göre a’mânın hakimlik ve diğer görevlere atanması caizdir. Divan’âa “Müslümanların a’mâ kimseyi hakim veya insanların işlerini göremeyecek derecede zayıf birini yönetici yapmamaları gerekir. Ancak başkasını bulamazlarsa bir sakınca yoktur” denmektedir.[276]

Kâsimî vali olmanın şartları konusunda şöyle diyor: “Vali olacak kişi hür ve erkek olmalı, görme, konuşma ve işitme kusuru olmamalıdır. [277]

 

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answer ( 1 )

  1. Muhammed Samir
    0
    2025-02-21T01:17:08+03:00

    Görme engelli bireylerin yönetici ya da hakim olmaları, toplumda genellikle sorgulanan bir konu olabilmektedir. Ancak günümüzde, pek çok ülkede engelli bireylerin sosyal, profesyonel ve siyasal alanlarda eşit haklara sahip olmaları için birçok yasal düzenleme yapılmıştır.

    Görme engelli bir kişinin yönetici veya hakim olabilmesi, birkaç faktöre bağlıdır:

    Eğitim ve Yeterlilik: Görme engelli bir kişi, gerekli eğitim ve yeterliliğe sahip olduğu takdirde yönetici veya hakim olabilir. Hukuk fakültesi mezunu olmak, hakimlik sınavını geçmek veya yönetim alanında gerekli deneyime sahip olmak, her iki pozisyon için de temel gereklilerdir. Görme engelli bir birey, teknolojik araçlar ve özel eğitimler sayesinde bu süreçleri başarıyla tamamlayabilir.

    Erişilebilirlik: Görme engellilerin işlerini sürdürebilmeleri için çalışma alanlarının erişilebilir olması önemlidir. Örneğin, bir hakim, davaları değerlendirebilmek için yazılı materyalleri sesli hale getiren teknolojileri kullanabilir. Benzer şekilde, bir yönetici de ofis işlerini etkili şekilde yürütebilmek için yardımcı teknolojilerden faydalanabilir.

    Toplumsal Algı: Görme engelli bireylerin liderlik pozisyonlarında yer alması, toplumsal algının da bir parçasıdır. Bu algı, zaman içinde değişmekte ve engelli bireylerin potansiyelleri daha fazla tanınmaktadır. Ancak hala bazı insanlar, engelli bireylerin bu tür görevleri yerine getiremeyeceklerini düşünebilmektedir.

    Yasal Düzenlemeler: Birçok ülkede engelli bireylerin eşit haklara sahip olmalarını sağlamak amacıyla yasalar mevcuttur. Türkiye’de de “Engelliler Kanunu” gibi düzenlemelerle engelli bireylerin kamu görevlerinde yer alması desteklenmektedir. Bu bağlamda, görme engelli bir kişi de bu görevleri yerine getirme hakkına sahiptir.

    Özetle, görme engelli bir birey, gerekli eğitim, yeterlilik ve uygun teknolojik altyapı ile yönetici veya hakim olabilir. Toplumda bu tür engellerin aşılması için çaba gösterilmeli ve engelli bireylerin eşit haklar doğrultusunda fırsatlar sunulmalıdır.

Leave an answer