Beddua ve Kader ilişkisi

Question

Bedduanın etkisi ve kader

Birine, bir kişiden kötülük görmesi için beddua edersek ve o kötülük gerçekleşirse, bu kötülük o kişinin rızasıyla seçimiyle mi yaşanmıştır yoksa Allah biz istediğimiz için mi onun kalbine nefsine vermiştir?

CEVAP:

Beddua ile kaderin ilişkisi” İslam akaidinde hem dua ve sebeplerin kaderdeki yeriyle, hem de kul iradesi ile Allah’ın takdirinin nasıl iç içe işlediğiyle ilgilidir. Bu meseleyi adım adım açıklayalım ki tam anlaşılır olsun:

1. Kaderin Kapsayıcılığı

Kader, Allah’ın ezelden ebede kadar olacak her şeyi bilip, takdir edip, Levh-i Mahfuz’da yazmasıdır.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Şüphesiz biz her şeyi bir kader ile yarattık.”
(el-Kamer 54/49)

Yani, her olay — dua, beddua, iyilik, kötülük, seçim, sonuç — Allah’ın ilminde ve takdirindedir.
Hiçbir şey Allah’ın izni ve dilemesi olmadan gerçekleşmez.

2. Dua ve Beddua da Kaderdendir

Bir insanın dua etmesi, beddua etmesi de Allah’ın takdiri içindedir.
Ama bu şu demek değildir: “Biz istedik diye Allah yaptı.”
Tam tersi, bizim istememiz de Allah’ın yaratmasıyladır.

Ancak Allah kullarına irade (seçim hakkı) vermiştir.
Biz o iradeyi kullanırız, Allah ise o irade doğrultusunda yaratır.

3. Beddua Bir Sebeptir, Ama Sonucu Allah Takdir Eder

Dua nasıl ki hayır için bir sebepse,
beddua da bazen bir belaya veya zarara sebep olabilir.
Ama etkili olup olmayacağı tamamen Allah’a aittir.

“Dua, kazayı (kaderdeki olayı) değiştirir.”
(Tirmizî, Kader 6; İbn Mâce, Mukaddime 10)

Bu hadisin açıklamasında âlimler derler ki:
Allah ezelde şu şekilde takdir etmiştir:
“Eğer şu kul dua ederse şu olur, etmezse şu olur.”
Yani dua da, beddua da kaderin içindedir, onu değiştirmez,
ama şartlı takdirin (muallak kaderin) gerçekleşme sebebi olabilir.

4. Beddua Edenin Duasıyla Kötülük Gerçekleşirse

Eğer birine beddua ettin ve o kişi gerçekten bir kötülük yaşadıysa:

Bu durumda birkaç ihtimal vardır:

Allah o bedduayı hikmeti gereği kabul etmiştir.
O kişi o cezayı hak ettiği için veya Allah’ın bir imtihan planı gereği yaşamıştır.

Beddua, sadece bir vesile olmuştur.
Yani o kişi zaten o hataya düşecek, o musibeti yaşayacaktı;
senin bedduan da sadece o sürece vesile oldu.
(Mesela rüzgârın estiği, yaprağın düşmesi gibi.)

O kişinin fiili yine kendi iradesiyle olmuştur.
Beddua, onun nefsine veya kalbine etki etmez.
Allah dilemedikçe hiç kimse kimsenin kalbini eğip bükemez.
Kur’an’da bu açıkça beyan edilir:

“Onlar Allah’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler.”
(el-Bakara 2/102)

Dolayısıyla, beddua ettiğimiz için o kişi kötülük yapmaz.
O kişi kendi nefsiyle o fiili seçtiğinde, Allah o fiili yaratır.
Senin bedduan ise sadece bir sebep zincirindeki halka olur.

5. Bedduanın Tehlikesi

Rasûlullah ﷺ buyurmuştur:

“Kendinize, evladınıza, mallarınıza beddua etmeyin;
olur ki o anda Allah duaları kabul eder.”

(Müslim, Zühd 74; Ebû Dâvûd, Salât 361)

Yani bazen beddua da kabul edilir, ama beddua eden de vebal alabilir.
Çünkü beddua, özellikle haksız yere edilirse, zulümdür.
Allah zulmü sevmez ve zalimi cezalandırır.

6. Sonuç Olarak

Kaderde olan her şey Allah’ın takdiriyle olur.

Bizim bedduamız da bu takdirin bir parçasıdır.

Birine zarar gelirse, o zarar Allah’ın dilemesiyle olur;
ama o kişi o fiili kendi iradesiyle işlemiştir.

Beddua eden de, edilen de, kendi niyet ve davranışlarından sorumludur.

Kısaca Özet

Mesele Açıklama
Kader Allah’ın ezelde her şeyi bilip takdir etmesi
Beddua Dua gibi bir sebeptir, sonucu Allah yaratır
Gerçekleşirse Allah dilemiş, kul da iradesiyle o fiili seçmiştir
Sorumluluk Beddua eden niyetinden, edilen de fiilinden sorumludur
Tehlike Haksız beddua, dönüp sahibine zarar verebilir

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

Cevapla