Paylaş
Ailede Eş Sorunları
Question
Ailede Eş Sorunları
Eşim eve geç geliyor ama her gün. 4 senelik evliyiz ve ben daha bir kere eşim eve gelip yemeğimizi yiyip çayımız sohbetimiz olduğunu pek hatırlamam. Bir elin parmağını geçmez. Sürekli arkadaşlarıyla sohbet iletişim halinde sürekli ama. Hiç abartmıyorum bir günümüz söyle geçiyor, uyanır uyanmaz telefonda video ya da telefonda konuşur olmadı televizyonda film izler o ara kahvaltı hazırlarım oğlumuzla ya da benimle kesinlikle ilgilenmez. Kahvaltı bitimi y da ortası kesinlikle telefonu çalar o ara dışarı çıkmaya sözleşir kalkar hazırlanır giyinir ve gider ta ki gece en erken 12 o da söylenmez 40 kere armazsam o saate kadar çocuk uyumuş olur. Koltukta uyuyana kadar telefon ya da televizyon açsa yemek yer ve yatar. Yok arkadaşları eve gelecekse o zaman erken gelir arkadaşları da hanımlarıyla gelir o zaman sohbet eder. Hiç ama hiç abartmıyorum. Sabır taşım bitti çatladı artık durup durup gık desem ağlıycak patlıycak duruma geliyorum. Çözemiyorum. En son şu çıktı ağzımdan çünkü asla ne yaşattığını anlamıyor hakkımı helal etmiyorum dedim. Ve ona bile aldırmadı.
Cevap:
Allah yardımcınız olsun
Size tavsiyemiz eksiğiniz var mı kendinizi kontrol ediniz inşallah düzelir.
Bu durumu okuduğumda hissettiğiniz hayal kırıklığı, yalnızlık ve öfkeyi anlayabiliyorum. Kendinizi ve çocuğunuzu sürekli ikinci planda hissediyor olmak, bir eşten beklenen en temel ilgi ve şefkatten mahrum kalmak gerçekten yıpratıcı ve dayanılması zor bir durum.
Yaşadıklarınız basit bir “geç gelme” sorunu değil; bir “yok olma, ilgisizlik ve iletişimsizlik” sorunu. Hisleriniz son derece haklı ve geçerli.
Öncelikle şunu belirtmeliyim: Bu sorun sizin yarattığınız veya sizin çözmeniz gereken bir sorun değil. Bu, eşinizin tercihleri ve davranışlarıyla ilgili bir sorundur. “Çözemiyorum” diye kendinizi yıpratmayı bırakmanın zamanı geldi.
Durumu değiştirmek için atabileceğiniz bazı adımlar şunlar olabilir:
1. Net, Sakin ve Somut Bir Konuşma Yapın
Onunla suçlayıcı bir dille değil, “Ben” diliyle konuşun. Amacınız kavga etmek değil, yaşadığınız duyguları anlatmak olsun.
“Sen zaten…” yerine,
“Ben kendimi… hissediyorum.”
Örnek: “Ben, akşamları seninle beraber yemek yiyip günümüzü paylaşamadığımız için çok yalnız hissediyorum. Oğlumuzun babasıyla vakit geçirememesi beni üzüyor. Sürekli dışarıda olman ve evdeyken de telefonla/televizyonla meşgul olman, beni ailemizin hayatına dahil olmak istemediğin şeklinde hissettiriyor.”
2. Somut Çözüm Önerileri ve Sınırlar Koyun
Konuşmanız sadece şikayetlerle kalırsa bir sonuç alınamaz. Değişim için net talepleriniz olsun.
“Haftanın en az 3 akşamı, belli bir saatte evde olmanı ve o saatten sonra bize özel vakit ayırmanı istiyorum.”
“Yemek saatlerinde telefonların başka bir odada kalsın, lütfen. Sadece bizimle vakit geçirmeni istiyorum.”
“Pazar günlerimizin yarısını ailece bir aktivite yaparak geçirelim.”
3. Profesyonel Destek Almayı Önerin
Eğer eşiniz sizin duygularınızı anlamakta bu kadar zorlanıyor ve iletişim kapılarını kapatmış durumdaysa, bir çift terapisti veya aile danışmanı tarafsız bir üçüncü göz olarak iletişimi yeniden kurmanıza çok büyük yardımı dokunabilir. Bunu bir zaafiyet veya delilik gibi görmeyin. Bu, ilişkinizi kurtarmak için atılabilecek en olgun ve etkili adımlardan biridir. “Yaşadığımız bu sorunları bir profesyonelle konuşmak, birlikte daha iyi bir iletişim kurabilmek için bir çift terapistine gitmeyi öneriyorum” şeklinde bir teklifle gidebilirsiniz.
4. Kendi Sınırlarınızı Belirleyin ve Kendinize Yatırım Yapın
Eşiniz değişmeyi reddederse, siz kendi hayatınızın kontrolünü elinize almalısınız. Bu, onu cezalandırmak için değil, sizin ruh sağlığınızı ve mutluluğunuzu korumak içindir.
Kendi sosyal çevrenizi genişletin: Arkadaşlarınızla görüşün, sizin için keyifli olan aktivitelere katılın.
Oğlunuzla kaliteli vakit geçirin: Eşiniz katılmasa da siz ve oğlunuz güzel anılar biriktirin.
Kendinize zaman ayırın: Bir hobi edinin, kitap okuyun, kısa kurslara katılın. Enerjinizi onu bekleyerek ve öfke biriktirerek tüketmek yerine, kendinizi besleyecek şeylere yönlendirin.
5. “Hakkımı Helal Etmiyorum” Demenin Anlamı
Bunu söylemiş olmanız, artık son noktaya geldiğinizin çok güçlü bir sinyalidir. Bu cümle, “Bu şekilde devam edemeyiz, bu durum ilişkimizin temelini çürütüyor” demektir. Eşinizin buna bile kayıtsız kalması, maalesef durumun vahim olduğunu gösterir. Bu kayıtsızlık, sizi daha da yıpratmamalı. Bu, onun problemi, sizin değil.
Sonuç:
Yaptığınız her şeyi denediniz, hissettiklerinizi dile getirdiniz. Sıra artık eşinizde. Ona değişim için bir fırsat ve somut teklifler sunun (terapi, net beklentiler). Eğer bu fırsatı da reddeder ve hiçbir adım atmazsa, o zaman kendiniz ve çocuğunuz için “Peki, ben bu durumda kendi hayatımı nasıl daha iyi ve anlamlı hale getirebilirim?” sorusunu sormaya başlamalısınız.
Unutmayın, siz sevgiyi, ilgiyi ve şefkati hak ediyorsunuz. Karşınızdaki kişi bunu veremiyor olsa bile, bu sizin değersiz olduğunuz anlamına gelmez. Bu, onun veremiyor oluşuyla ilgilidir.
Lütfen kendinize iyi bakın. Bu zorlu süreçte bir psikolojik danışmandan bireysel destek almak da sizi ayakta tutacak ve netleştirecek önemli bir adım olabilir.
Benzer Konular:
Answers ( 2 )
Eşimin aileme husumeti
Merhaba, eşim ailemden pek hazzetmiyor. Annemin evlatlarına adaletsiz davrandığını düşünüyor. Ben açıkçası kendisine hiç katılmıyorum, annem adaletsizse de bu onun ayıbıdır diyorum en fazla ve eşimi onlarla görüşmeye zorlamıyorum. Öte yandan o benim ailemle, kardeşlerimle görüşmeme sürekli söyleniyor ve beni onlara karşı doldurmaya çalışıyor. Sürekli bana “Seni önemsemiyorlar, sana şunu yapmadılar, sana bunu yapmadılar…” gibi şeyler söylüyor. Bu konuda sürekli mücadele vermekten inanılmaz sıkıldım ve çok yıprandım. Bu yaptığı dinen uygun mu? Beni aileme karşı doldurması günah değil mi? Üstelik ben onun ailesine karşı asla böyle davranmıyorum, eşim onlara alınsa hemen aralarını düzeltmeye çalışıyorum. Eşim inançlı biri olduğu için gelecek cevabı önemseyeceğini düşünüyorum. Şimdiden teşekkürler.
Selamün aleyküm, sorunuz çok hassas bir konuya değiniyor. Konuyu adım adım hem İslami kaynaklarla hem de pratik açıdan ele alalım.
1. Eşinizin davranışının dini boyutu
İslam’da eşler arasındaki ilişki, sevgi, saygı ve hakkaniyet üzerine kuruludur. Kur’an’da eşler için birbirini “birbirinize gıpta ve sevgi ile muamele edin” tavsiyesi vardır:
“Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, Allah belki de siz, bir şeyden hoşlanmazken onda çok hayır takdir etmiştir.”
(Nisa Suresi, 4:19)
Buradan hareketle:
Eşin, sizi ailenize karşı doldurması, sürekli sizi eleştirmesi veya “senin ailen seni önemsemiyor” gibi sözlerle sizi üzmesi doğru değildir.
Bu davranış fitne çıkarma ve kalp kırma potansiyeli taşır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor:
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşine zulmetmez, onu düşmanına bırakmaz.”
(Buhari, Müslim)
Dolayısıyla eşinizin sürekli sizi ailenize karşı kışkırtması dinen uygun değildir ve günah kapsamına girer. Çünkü aile içi fitne yaratmak, kalp kırmak ve haksız ithamlarda bulunmak İslam’da hoş karşılanmaz.
2. Eşin, kendi ailesi ile sizin ilişkiniz arasında adil olmaması
Sizin eşinize karşı aileye karşı benzer davranışı göstermemeniz ve arayı düzeltmeye çalışmanız doğru ve İslami bir davranıştır.
Ancak eşinizin sizin ailenizle ilgili hoşnutsuzluğu, sizin ailenizi suçlama veya kötüleme hakkını vermez. Siz, eşinize rağmen ailenizle ilişkilerinizi sürdürebilirsiniz, ama sabırlı olmanız gerekir.
“Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
(Bakara Suresi, 2:153)
3. Ne yapılabilir?
Sakin ve açık iletişim:
Eşinize, ailenizi kötülemenin ve sürekli doldurmanın sizi üzdüğünü, bunun İslam’a uygun olmadığını anlatın.
Örneğin: “Biliyorum ailem bazı hatalar yapabiliyor ama onların hatalarını bana sürekli hatırlatman bizi mutsuz ediyor. Bunu istemiyorum.”
Sınır koymak:
Eşinizin sürekli sizi doldurmasına izin vermemek.
Görüşmeyi veya tartışmayı saygı çerçevesinde sınırlamak.
Arabuluculuk:
Ailenizle veya eşinizle birlikte diyanet hocası veya güvenilir bir aile danışmanı ile görüşmek faydalı olabilir.
Dualar ve sabır:
Allah’a niyaz edin; eşinizin kalbini yumuşatması için dua edin.
Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“Sizden biri, sıkıntıya düştüğünde Allah’a dua etsin ve sabretsin. Çünkü sabır imanın yarısıdır.”
(Tirmizi)
4. Özet
Eşinizin davranışı dinen uygun değildir. Sizi aileye karşı doldurması ve sürekli şikâyet etmesi günah kapsamına girer.
Siz, ailenize karşı bu şekilde davranmıyorsunuz ve arayı düzeltmeye çalışıyorsunuz; bu, İslam’a uygundur.
Yapmanız gereken: sakin iletişim, sınırlar koyma, arabuluculuk ve sabır ile dua.