Share
Aile içi kıskançlık
Question
Yakın akraba kıskançlığı nasıl önlenir?
Hocam, hayırlı günler… Ben ölen babamdan bir miktar ayda maaş alıyorum. Bu maaşın olmasında bazı ailemden kişilerin hakkı geçti ama fazlasıyla bu onlara yıllar önce ödendi. Üzerine fazlası ile para aldılar. Bugün bu maaşı ben alıyorum. Ama onlar önceki zaman gibi onlar almak istiyor, kıskanıyorlar. Ben elimden geldiğince çocuklarına vermiyorum zaten arada. Kendimin de üniversite hayatı yeni bitti zaten. Ama onlar anlayışsızlık yapıyorlar. Sahip olduğum şeyleri kıskanıyorlar. Çok huzursuz oluyorum. Arkamdan konuşuyorlar şusu var bu şu var diye. Bende aramak istemiyorum içimden gelmiyor ne yapmalıyım?
CEVAP:
Hayırlı günler,
Anlattığınız durum aslında iki boyutlu: maddi tarafı ve manevî tarafı.
1. Maddi Tarafı
Eğer babanızdan kalan maaş resmî olarak sizin hakkınıza bağlanmışsa, dinen de hukuken de size aittir. Daha önce hak iddia eden yakınlarınıza zaten fazlasıyla ödeme yapılmış diyorsunuz. Bu durumda iç rahatlığıyla almanızda sakınca yoktur.
Akrabaların kıskançlıkla “biz de isteriz” demesi haksız bir taleptir. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Bir kimse kardeşinin malına haksız yere göz dikerse, büyük bir günah işlemiş olur.” (Buhârî, Mezâlim, 17).
2. Manevî Tarafı (Kıskançlık – Haset)
Kıskançlık aile içi huzursuzlukların en büyüğüdür. Kur’ân’da da hasedin zararına dikkat çekilir:
“Haset edenin hasedinden Allah’a sığınırım.” (Felak, 113/5).
Haset, hem haset edenin kalbini yakar hem de ilişkileri bozar. Onların bu tavrı sizi huzursuz etse de, sabretmeniz ve onların ateşine odun taşımamanız gerekir.
3. Pratik Tavsiyeler
Mesafeyi ayarlayın: Sürekli kırıcı tavır sergileyen yakınlarla zorunlu haller dışında fazla görüşmeyebilirsiniz. Bu günah değildir, hatta kalbinizi ve huzurunuzu korumaktır.
Arkanızdan konuşmalarına takılmayın: Onların sözleriyle meşgul oldukça iç huzurunuz bozulur. Allah katında hakkınız helâldir. İnsanların dili sizi yıpratmasın.
Sadaka ve paylaşım niyeti: Zaman zaman küçük yardımlar yapmanız, onların kalbini yumuşatabilir ama bu bir zorunluluk değildir. Eğer içinizden geliyorsa Allah rızası için yapın, mecburiyet duymayın.
Dua edin: Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle öğütler:
“Mümin kardeşin için dua eden kimseye, melekler ‘Âmin, sana da aynısı olsun’ der.” (Müslim, Zikir, 86).
Siz de içinizden “Allah’ım onların kalplerinden hasedi çıkar, bize muhabbet nasip et” diye dua edin.
4. Ne Yapmalısınız?
Aramak istememeniz kalbinizdeki kırgınlıktan. Zorla samimiyet kurulmaz. Fakat tamamen koparmak yerine saygı çerçevesinde mesafeli olmanız en hayırlısıdır.
İncitici ortamlardan uzak durun, kendi hayatınıza bakın. Siz helâliniz olanı alıyor ve kullanıyorsunuz, vicdanen rahatsızlık duymayın.
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
Aile içerisinde maddiyat yüzünden kıskançlık yapılması veya küs kalınması hiç doğru bir hareket ve davranış değildir. Bizler ne olursa olsun aile içerisinde anne, baba, abi, abla, kardeş veya yeğen küs kalmamak zorundayız, ilgiyi ve alakayı kesmemek zorundayız. Bu bizlere dinin bir emridir. Kıskançlık yapıyorlar ise bu onların sorunu ve problemidir. Fakat siz olması gereken kadar ilgi ve alakayı kesmeyin.
Öncelikle bu zor ve yıpratıcı durumda hissettiğiniz huzursuzluk ve üzüntüyü çok iyi anlıyorum. Aile içinde, hele ki böyle maddi konular söz konusu olduğunda yaşanan kıskançlık ve anlaşmazlıklar insanın yüreğine işler ve ağır gelir. Hisleriniz son derece doğal.
Durumu birkaç başlıkta ele alarak, ne yapabileceğinizi birlikte düşünelim:
1. Hukuki ve Ahlaki Durumun Netleştirilmesi
Hakkınız: Bu maaş, kanunen size kalan bir haktır. Babaların çocuklarının eğitimine ve geleceğine yapacağı bir yatırım olarak da düşünülebilir. Üniversite hayatınız yeni bittiğinizi düşünürsek, bu desteğe hala ihtiyacınız var.
Geçmiş Hesap: “Fazlasıyla ödendi” dediğiniz kısım çok önemli. Zaten geçmişte haklarından fazlasını aldıkları için, şu an size kalan maaş üzerinde herhangi bir hak iddia etmeleri ne ahlaken ne de mantıken doğru değil. Bu, sizin için en güçlü psikolojik dayanağınız olmalı. Kendinizi suçlu hissetmenize gerek yok.
2. Duygusal ve İlişkisel Boyut (Asıl Zorlayıcı Kısım)
Buradaki denge, hakkınızı korurken aile bağlarını tamamen koparmamaya çalışmak. Bu her zaman mümkün olmayabilir, ancak sizin tarafınızdan yapılabilecek sağlıklı adımlar şunlar olabilir:
a) Açık, Net ve Sakin Bir Tekrar Konuşması (Eğer Mümkünse)
Yaklaşımınız: Suçlayıcı bir dilden kaçının. “Ben” dilini kullanarak duygularınızı ifade edin.
Söyleyebilecekleriniz: “Beni dinler misiniz? Bu konu yüzünden aramızda bir soğukluk olması beni çok üzüyor. Bu maaş, babamın bana bıraktığı bir destek. Geçmişte sizin hakkınız olan kısmın fazlasıyla ödendiğini biliyorsunuz. Şu an üniversiteyi yeni bitirmiş bir gencim ve bu desteğe ihtiyacım var. Lütfen bu konuyu aramıza sokmayalım. Zaten çocuklarınızı da elimden geldiğince görüyorum. Arkamdan konuşulduğunu hissetmek, ‘şu var bu var’ denmesi içimi acıtıyor.”
Amacınız: Onları ikna etmek değil (muhtemelen ikna olmayacaklar), sizin duruşunuzu, sakin ve kararlı bir şekilde göstermek ve içinizi dökmek. Bu konuşma, sizin için bir rahatlama sağlayabilir.
b) Sınır Koyma ve Mesafe Koyma
Sınır Koyma: “Bu konu artık kapalı. Bu maaş ile ilgili bir daha konuşmayacağım.” deyip, konuyu her açtıklarında tekrarlamamanız gerektiğini söyleyebilirsiniz. Israr ederlerse, ortamı terk edebilirsiniz.
Mesafe Koyma: “Aramak istemiyorum, içimden gelmiyor” diyorsunuz. Bu son derece anlaşılır bir durum. Zoraki ilişkiler sağlıklı değildir. Kendinizi kötü hissetmenize neden olan kişilerle teması sınırlandırmak, bir ceza değil, bir öz koruma yöntemidir. Onlarla görüşmek zorunda değilsiniz. Telefonlarını açmamak, mesajlara kısa ve net cevaplar vermek sizin en doğal hakkınız.
c) Kendi Psikolojinizi Koruma Stratejileri
Onay Arama Çabasından Vazgeçin: Onların sizi anlamasını ve onaylamasını beklemek sizi yorar. Siz hakkınızın ve doğrunun ne olduğunu biliyorsunuz. Bu, yeterli.
Arkadan Konuşmaları Ciddiye Almayın: Bu konuşmalar sizin karakterinizi değil, onların karakterini gösterir. Siz “şu var bu var” denilen kişi değilsiniz. Siz, babasından kalan hakkını alan, genç bir bireysiniz. Onların bakış açısı sizin gerçeğiniz değil.
Sosyal Çevrenizi Güçlendirin: Sizi seven, değer veren, size pozitif enerji veren arkadaşlarınızla ve diğer aile üyeleriyle (varsa) daha çok vakit geçirin. Kendinizi yalnız hissetmemeniz önemli.
3. Pratik Öneriler: Ne Yapmalısınız?
Karar Verin: Öncelikle kendi içinize dönün ve net bir karar verin. “Bu maaş benim hakkım. Kimseye vermeyeceğim. Bu konuda kendimi suçlu hissetmeyeceğim.” deyin. Bu içsel kararlılık, dışarıya da yansıyacaktır.
Sınırlarınızı Uygulayın: Yukarıda bahsettiğimiz gibi, konu açıldığında tartışmaya girmeden sınırınızı koyun ve uygulayın.
Gönlünüzün İstediği Kadar İletişim Kurun: İçinizden gelmiyorsa aramayın, ziyaret etmeyin. Kendinize bu izni verin. Zamanla belki hisleriniz değişir, belki değişmez. Bu da normal.
Kendinizi Meşgul Edin: Yeni iş hayatınıza, kariyerinize, kendi kişisel gelişiminize, sosyal hayatınıza odaklanın. Hayatınızı ne kadar dolu ve anlamlı yaşarsanız, bu tür küçük hesaplar ve kıskançlıklar sizi o kadar az etkiler.
Bir Destek Almayı Düşünün: Bu süreç sizi çok yoruyorsa ve başa çıkmakta zorlanıyorsanız, okulunuzun veya bulunduğunuz şehrin ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Bir profesyonelle konuşmak, duygularınızı düzenlemenize çok yardımcı olacaktır.
Sonuç olarak;
Haklı olduğunuz bir konuda, üzerinizde psikolojik baskı kurulmasına izin vermeyin. Sizin huzurunuz ve geleceğiniz çok daha önemli. Aile bağları önemlidir ama sağlıklı olduğu sürece. Sizi sürekli aşağı çeken, huzursuz eden ilişkilere kendinizi mahkum etmek zorunda değilsiniz.
Kendinize iyi bakın. Hakkınızı ve sınırlarınızı korumakta kararlı olun. Bu sizin en doğal hakkınız.