Tövbede pişmanlık

Question

Tövbe ederken pişmanlık

Selamun Aleyküm hocam benim bir sorum var 15 yaşındayım ergenliğe 2 yıl önce girdim bu süre içerisinde elimden geldiğince namazımı kılmaya gayret ettim günahlara girdiğim de oldu namazlarımı kılmadığım da oldu ama en azından tövbemde pişmanlık vardı vicdan azabı vardı geceleri uyuyamıyordum korkuyordum. Virüs ülkemize geldi hepimiz evlerimizde durduk ben namaza daha çok bağlanacağım halde uzaklaştım. Kötü günahlara bulaştım içimdeki pişmanlık giderek azaldı iğrenç işler yaptım çok kötü durumlardaydım tabi arada bir namaza dönme çabasına girdim ama olmadı. En sonunda dün artık namaza dönmem dine bağlanmam gerektiğini düşündüm ve bi gusül alıdım yatsıyı kıldım tövbe ettim. Vesveselerimi aşmaya çaba ettim. Ama tövbemde eskisi gibi pişmanlık yoktu. Günahlarımın affını istiyordum tertemiz bir sayfa açıp dinime sonuna kadar bağlı kalmak istiyordum. Günahlarıma bir daha girmemekte kararlı idim ama o pişmanlığı içimde hissedemedim o korkuyu içimde hissedemedim hissedemiyorum hocam. Ne yapmalıyım ben imanım mı zayıf acaba o cehennem korkusunu içimde hissedemiyorum. Kalbim mi mühürlendi iş işten geçti mi hocam. Allah rızası için bana cevap verin. Bana yol gösterin. Nasıl pişman olurum korkarım bilemiyorum. Allah sizden razı olsun hocam. Sitede buna benzer bir soru varsa da bulamadım lütfen cevaplayın sorumu. Hakkınızı helal edin..

CEVAP:

Ve aleyküm selam kıymetli kardeşim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu satırları okurken içindeki samimiyet, Allah korkusu ve O’na dönme arzusu beni son derece duygulandırdı. Allah samimiyetini daim etsin ve seni dosdoğru yolda sabit kılsın. Amin.

Şimdi sorularına sırayla cevap vermek istiyorum:

1. “Tövbemde eskisi gibi pişmanlık yok, o korkuyu hissedemiyorum. Kalbim mi mühürlendi?”

Hayır, kardeşim. Kalbin mühürlenmiş olsaydı, şu an bunları düşünmez, Allah’a dönmek için bir çaba içine girmez, “Acaba imanım mı zayıf?” diye endişelenmez ve bana bu satırları yazmazdın. Bu endişen ve hissettiğin ‘pişman olamama pişmanlığı’, aslında imanının ve kalbinin canlı olduğunun en büyük göstergesidir. Şeytan tam da bu noktada seni vesveseye düşürüyor: “Artık tövben kabul olmaz, kalbin karardı, hissetmiyorsun” diye.

Hissetmek her zaman bir ölçü değildir. Bazen duygular körelir, bu bir “hissizleşme” halidir ve günahın doğal bir sonucudur. Günah, kalbi paslandırır, duyarlılığı azaltır. Ama sen, paslanmış aynada bile silik de olsa kendini görebildiğin gibi, kalbindeki silik de olsa pişmanlık hissini fark edip harekete geçmişsin. Bu çok büyük bir nimettir.

2. “Ne yapmalıyım? Nasıl pişman olurum, nasıl korkarım?”

Pişmanlık sadece bir “hissetme” hali değil, bir “eylem” ve “karar” halidir. Sen zaten en büyük adımı atmışsın:

Gusül almışsın. (Bu fiziki bir temizlik ve niyetle beraber manevi bir arınma)

Namazına dönmüşsün. (En büyük eylem bu!)

Bir daha dönmemeye karar vermişsin. (İrade beyanı)

Şimdi yapman gereken, bu eylemlerine devam etmek ve hislerinin geri gelmesini beklememek. Hissetmesen de namazını kıl. Hissetmesen de dua et. Hissetmesen de Kur’an oku. Çünkü ibadetler, kalbe işleyen bir ilaç gibidir. Önce eylem gelir, hissiyat zamanla onu takip eder. Nasıl ki hasta bir insan “İştahım yok” diye yemeyi bırakmaz, sen de “Korkumu hissetmiyorum” diye ibadetleri bırakma. İbadet ettikçe, o hissiyat yavaş yavaş geri gelecektir.

3. Pratik Tavsiyeler:

Küçük ve Sürekli Ameller Yap: Her gün düzenli olarak, az da olsa bir şeyler yap. 5 dakika Kur’an, 1 dakika dua, 2 rekat nafile namaz… Bunlar kalp motorunu yavaş yavaş çalıştıracaktır.

Şu Duayı Çok Oku: “Allahümme innî es’elüke rızake ve’l-cennete ve eûzü bike min sekhatike ve’n-nâr.” (Allah’ım! Senden rızanı ve cennetini istiyorum; gazabından ve cehennem ateşinden sana sığınıyorum.) Bu dua, hem isteme hem de korkma halini dilinle ifade etmendir.

Geçmişteki “O An”ı Düşün: Seni gerçekten Allah korkusuna sevk eden bir anı, mesela gece uyuyamadığın o anları zihninde canlandır. Bu, hissiyatını canlandırmana yardımcı olabilir.

Kaderine Güven: Allah (c.c.) kulunun tövbesinden çok daha fazla hoşnut olur. Bir ayet-i kerimede buyurulur: “Siz beni anın ki, ben de sizi anayım.” (Bakara, 2:152). Sen O’nu anmak için adım attın. O seni çoktan andı bile. O’nun rahmetinden ümit kesme. Hiçbir kul, “Artık çok geç” deme hakkına sahip değildir. O, “Geç de olsa gel!” diyen Rabbimizdir.

Kardeşim, 15 yaşında bir genç olarak bu içsel çabayı, bu arayışı göstermen, senin en büyük zenginliğin. Bu yaşlar iman-şüphe, itaat-isyan arasında gidip gelmelerin en yoğun olduğu dönemlerdir. Sen bu sınavda, şu an itibarıyla doğru tarafı seçmiş bulunuyorsun.

Son Söz: Hissetmiyor olman değil, harekete geçmemen seni sorumlu tutar. Sen harekete geçmişsin. Şimdi sıra, bu hareketi istikrara bırakmakta. Allah, hissetmediği halde kendisine yönelen samimi kullarını asla mahrum bırakmaz. O, Şâfi (şifa veren) ve Raûf (çok şefkatli) olan’dır. Kalbine de, hissiyatına da şifa verecektir. Sadece sabret ve devam et.

Allah yolunu açık etsin. Senden razı olsun. Bizim de hakkımızı helal etmiş ol, sen de hakkını helal et. Bu endişelerin, senin iyi bir kul olduğunun alametidir. Sakın pes etme.

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

Answers ( 3 )

  1. izzet
    1
    2020-10-26T17:23:59+03:00

    Ve aleykümselam ve rahmetullah. Yaşınıza rağmen dini duyarlılığınız üst seviyede bu sevindirici bir haber. Bir Müslüman günaha girdiği zaman işlediği her günah kalbine zehirli bir ok isabet eder . günahta ısrarcı olup tövbe etmez ise işlediği günahlar sonucunda kalbi kalbi kararır ve Allah muhafaza kalbi mühürlenir. Tövbenin ilk adımı insanın hatasını kabul etmesidir. Yazdığını şeylerden anladığımız kadarıyla siz pişman oldunuz ve eskiye dönmek istemiyorsunuz . Siz ibadetlerinize devam ediniz Allah’ın ve emir ve yasaklarına elimizden geldiğince uyunuz o zaman göreceksiniz ki imanın lezzetini almaya başlayacaksınız. Bu arada sizlere tavsiyemiz sizi ibadetleriniz den alıkoyan ne varsa terk ediniz özellikle arkadaş ortamınızı iyi seçmeniz gerekiyor. Peygamber efendimiz bir hadisinde kişi dostunun dini üzeredir buyuruyor. O yüzden eğer dostlarınız sizleri Allah’a yaklaştırma ayıp uzaklaştırıyorsa onları terk etmelisiniz. Rabbim yardımcınız olsun

    En iyi cevap
    1
    2025-11-10T14:49:42+03:00

    Tövbe Pişmanlık

    Ben günahlara tövbe ederken pişmanlık duymuyorum. Lakin yaptığımın yanlış olduğunun farkındayım. Birdaha da yapmam. Tövbe için pişmanlık farz mı? Bir yandan da pişman olmamamın sebebi aslında samimi tövbe ettiğimde Allahın affedeceğini düşünüyor olmak.

  2. Ve aleyküm selam kardeşim. Bu çok değerli ve önemli bir soru sordun. Öncelikle şunu söyleyeyim: “Yaptığımın yanlış olduğunun farkındayım ve bir daha da yapmam” diyorsan, bu aslında pişmanlığın en temel ve akli formudur.

    Şimdi sorularına sırayla cevap verelim:

    1. Tövbe için pişmanlık farz mı?

    Evet, tövbenin en temel rüknü (şartı) pişmanlıktır. Ancak buradaki “pişmanlık” sadece gözyaşı dökmek, içinin yanıp tutuşması gibi duygusal bir hal olarak anlaşılmamalı. İslam alimleri pişmanlığı (nedamet) şöyle tanımlar:

    Fiili (Eylemsel) Pişmanlık: Yaptığın hatayı kabul etmek, ondan vazgeçmek ve bir daha dönmemeye azmetmek. Senin “Yaptığımın yanlış olduğunun farkındayım ve bir daha da yapmam” sözün, tam olarak bu tanıma uyuyor. Bu, pişmanlığın akıl ve irade boyutudur.

    Duygusal Pişmanlık: Kalbin hüzünlenmesi, üzülmesi, mahcup olması. Bu ise pişmanlığın kalp ve his boyutudur.

    Dini açıdan asıl olan birincisidir. Yani, hislerin coşkun olmasa bile, aklın ve iradenle “Bu yanlıştı, bırakıyorum ve dönmeyeceğim” diyorsan, tövben geçerlidir.

    2. “Pişman olmamamın sebebi Allah’ın affedeceğini düşünmek”

    Burada çok ince ama çok önemli bir nokta var. Bu düşünce iki şekilde olabilir:

    Olumlu (Rahmete Güvenmek): “Allah o kadar çok bağışlayıcı ve merhametli ki, samimi bir şekilde tövbe edersem beni affedeceğine inanıyorum. Bu yüzden ümitsizliğe düşmüyorum ve O’na sığınıyorum.” Bu, imanın ve Allah’ın rahmetine olan güvenin gereğidir ve çok güzeldir. Peygamberimiz (s.a.v.) “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” buyurmuştur.

    Olumsuz (Rahmeti Hafife Almak): “Nasıl olsa Allah affeder, o yüzden bu günah o kadar da önemli değil, üzülmeye gerek yok” gibi bir rahatlık ve vurdumduymazlık. Bu ise tehlikelidir.

    Senin durumun, ilk baştaki yazından da anlaşıldığı üzere, birinci kısma daha yakın görünüyor. Çünkü “Acaba kalbim mi mühürlendi?” diye endişe ediyorsun. Bu endişe, vurdumduymaz biri olmadığını gösteriyor.

    Sonuç ve Tavsiye:

    Kıymetli kardeşim, şu anda yaşadığın durumu şöyle özetleyebiliriz:

    Tövben SAHİH (geçerli): Çünkü günahı kabul ediyor, bırakıyor ve bir daha yapmamaya karar veriyorsun. Bu, fiili pişmanlıktır.

    Hissettiğin “Duygusal Eksiklik” ise bir “Sonuç” değil, bir “Süreç”: Günah, kalbi yorar ve hisleri köreltir. Bu, bir nevi manevi “hissizleşme” halidir. Bunu aşmanın yolu, hisler geri gelene kadar beklemek değil, amel etmeye devam etmektir.

    Ne Yapmalısın?

    Amellerine Devam Et: Hissetmesen de namazını kıl, duanı et. İbadet, kalbin pasını silen bir ciladır. Zamanla o sıcaklık ve ürperti geri gelecektir.

    Şu Bakış Açısını Geliştir: “Allah’ın affı benim rahatlığımın değil, şükrümün ve O’na daha çok bağlanmamın sebebi olsun.” Yani, “Nasıl olsa affeder” rahatlığı değil, “Affedeceği için daha çok şükrediyorum ve bu lütfu hak etmek için daha çok çalışıyorum” gayreti içinde ol.

    Dua Et: “Ya Rabbi, sana layıkıyla tövbe edememekten, günahlarıma layıkıyla pişman olamamaktan sana sığınıyorum. Kalbime senin korkunu, rahmetini ve sevgini yerleştir. Tövbemi kabul et ve beni salih kullarından eyle.

    Unutma ki, hissetmediğin için endişe duyuyor olman bile, kalbinin diri olduğunun en büyük kanıtıdır. Samimiyetle “Bir daha yapmam” diyorsan, Allah’a verdiğin bu sözü tutmaya çalış. Gerisini O’na bırak. O, Şekûr ismiyle, küçük amelleri bile bol bol karşılık verendir.

    Allah yolunu açık etsin ve kalbine huzur, itminan versin.

Cevapla