Paylaş
Tebliğ nedir, kime yapılır?
Question
Tebliğ ne demek, tebliğin önemi

SORU:
1-Namazda sağımızdaki solumuzdaki birinin yanlış kıldığını gördüğümüzde bütün dikkat dağılıyor benimki vesvese oluyor o adamı uyarmalısın uyarmazsan şu olur diye ve dikkat dağılıyor ne yapmalıyım?
2-Tebliğ yaparken nelere dikkat etmeliyiz mesela seccade ile birbirine vuran birini gördüğümüzde nasıl uyarmalıyız (uyarınca birşey olmaz diye cevap alırsak ne yapmalıyız?)
3-Seccade tesbih bunlar dini şeyler olduğu için bunlara saygıdan dolayı bu tarz olaylar olmamalı diye biliyorum doğru demi?
4-Hangi durumlarda tebliğ yapmamalıyız mesela yanlış birşey demesinden korktuğumuz birine tebliğ yapmayıp uyarmamalıyız mı? ( Bu konuda çok vesvese yaşıyorum)
CEVAPLAR:
Sorularınız, ibadetlerinizdeki vesveseler ve çevrenizdekileri doğru bir üslupla uyarma konusundaki hassasiyetinizi gösteriyor. Bu çok önemli bir duyarlılıktır. Cevapları İslami kaynaklara göre maddeler halinde açıklayalım.
1. Namazda Başkasının Hatasından Dikkatim Dağılıyor, Ne Yapmalıyım?
Anlattığınız durum, şeytanın ibadetinizle aranıza girmesi için kullandığı tipik bir vesvese yöntemidir. Bu konuda şu adımları izleyebilirsiniz:
Doğrudan Müdahaleden Kaçının: Namaz kılarken yanınızdaki kişinin hatasını düzeltmek için konuşmak veya fiziksel bir müdahalede bulunmak namazı bozar. Bu nedenle namazın içinde böyle bir uyarı yapılmaz.
Vesveseyi Tanıyıp Reddedin: Aklınıza gelen bu düşünceler (“uyarmazsan şu olur” gibi) şeytanın vesvesesidir. Peygamber Efendimiz (sav), sahabeden birinin bu tür vesveselerden şikayet etmesi üzerine, bunun “Hanzeb” adındaki bir şeytandan geldiğini söylemiş ve “Ondan Allah’a sığın” buyurmuştur. Bu hissi yaşadığınızda içinizden “Eûzü billahi mineşşeytanirracîm” deyin ve ona aldırış etmeyin.
Kendi Namazınıza Odaklanın: Bu tür vesveseler, namazda huşuyu (kalp ile Allah’a yönelme hali) bozmak içindir. Sizin yapmanız gereken, namazda okuduğunuz sure ve zikirlerin anlamına odaklanmaya çalışmaktır. Unutmayın, bu düşüncelerin rahatsız edici olması bile aslında imanınızın bir işaretidir; çünkü bir mümin, kalbine gelen kötü düşüncelerden rahatsız olur.
2. “Tebliğ” Nedir ve Dini Konularda Uyarı Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyim?
Arapça “tebliğ”, sözlükte “ulaştırma, bildirme, duyurma” anlamına gelir. İslami terim olarak ise, bir bilgi veya hükmün başkasına iletilmesi, özellikle peygamberlerin Allah’tan aldıkları vahyi insanlara ulaştırma görevidir.
Sizin bahsettiğiniz, namazda seccadeyi birbirine vuran kişiyi uyarma gibi durumlar, daha çok “iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma” (emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker) çerçevesinde değerlendirilir. Fıkıh ilminde ise “tebliğ” daha özel bir anlama sahiptir: Cemaatle kılınan namazda, imamın tekbir, selam gibi zikirlerini sesi duymayan cemaate duyurma görevidir. Bu görevi yapana da “mübelliğ” denir.
Seccade ile ilgili duruma gelince:
Uyarma Zamanı ve Üslubu: Namaz bitiminde, o kişiye kibarca ve mahremiyetine dikkat ederek yaklaşın. Örneğin: “Kardeşim, namazda secdeye giderken seccadeleri birbirine vurmamaya özen gösterelim, bu hareket başkalarının dikkatini dağıtabilir” gibi nazik bir dille uyarın.
Olumsuz Cevap Alırsanız: “Uyarınca bir şey olmaz” gibi bir cevap alırsanız, üzerine gitmeyin. Sizin göreviniz, doğruyu nazikçe iletmektir (tebliğ etmektir). Karşı tarafın kabul edip etmemesi onun sorumluluğundadır. Peygamberlerin görevi de sadece tebliğdir, insanları zorlamak değildir. Bu konuda içiniz rahat olsun; sorumluluğunuzu yerine getirdiniz.
3. Seccade ve Tesbih Gibi Eşyalara Saygı Göstermek Doğru mu?
Evet, son derece doğru düşünüyorsunuz. Seccade, tesbih gibi eşyalar ibadete vesile oldukları için müminler nezdinde manevi bir değere sahiptir. Bunları yere atmamak, ayakla çiğnememek, temiz tutmak bu eşyalara ve dolayısıyla yapılan ibadete gösterilen saygının bir gereğidir. Bu davranış, kişinin dini hassasiyetini ve edebini gösterir.
4. Hangi Durumlarda Uyarmaktan (Tebliğden) Vazgeçmeliyim?
Vesvese yaşadığınız en kritik nokta burasıdır. Unutmayın, uyarma göreviniz bazı durumlarda ertelenebilir veya tamamen bırakılabilir:
Vesvese, “Hata Yapacağım Korkusu”yla Sizi İbadetten Alıkoyuyorsa: Bu bir vesvesedir ve dinen bu tür vesveselere itibar edilmez. Doğru olanı yapmaktan çekinmemelisiniz.
Karşıdaki Kişinin Tepkisinden Korkuyorsanız: Uyarının daha büyük bir kötülüğe (kavga, küskünlük, kalp kırma) sebep olacağını düşünüyorsanız, o zaman uyarmayıp susmak daha faziletli olabilir. Kalp kırmak, büyük bir günahtır.
Konuyu Bilmiyorsanız veya Emin Değilseniz: Bir davranışın yanlış olduğundan kesin olarak emin değilseniz, “acaba” diyerek uyarıda bulunmanız doğru olmaz. Önce iyice araştırıp öğrenmelisiniz. Bilgi sahibi olmadan yapılan uyarılar daha büyük yanlış anlaşılmalara yol açabilir.
Özetle, asıl olan, doğruyu nazikçe anlatmaya çalışmaktır. Ancak bunu yaparken:
Namaz gibi ibadet anında müdahale etmeyin.
Karşıdaki kişiyi kırmamaya, üslubunuza dikkat edin.
Olumsuz tepki alma veya hata yapma korkusu sizi bu görevden alıkoymamalı, ancak daha büyük bir zarara yol açacağını düşünüyorsanız susmak da bir erdemdir. Vesvese, sizi bu konuda korkutup ibadetlerinizden soğutmak istiyor; ona karşı tedbirli olun.
BENZER KONULAR:
Answers ( 7 )
Tebliğ; peygamberlerin sıfatlarından birisidir. Yani peygamberlerin tebliğ görevini dar bir şekilde açıklamak gerekir ise;
Allah’tan almış oldukları vahiyleri insanlara ulaştırmışlardır peygamberler.
Tebliğ; insanlara hakkı ve hakikati anlatmaktadır. Onlara doğru olanı, anlaşılır bir şekilde bildirmektir. Müslüman’ın aynı şekilde tebliğ sorumluluğu bulunmaktadır. Bu tebliğ sorumluluğu gücü ve bilgisi dahilinde ölünceye kadar devam etmektedir.
1) Namaz kıldığımız zaman yanımızda bulunan kişi yanlış namaz kılar ise; kırmadan, incitmeden bu kişiye namazın nasıl kılınması gerektiğini anlatmalıyız.
2) Bir Müslüman’a tebliğ yaparken dikkatli olmamız gerekir. Üslubumuza çok dikkat etmeliyiz. Sen zaten yanlış kılıyorsun, bu şekilde namaz kabul olmaz demek bu kişiyi namazdan uzaklaştırır. Vebali de bize olur. Bizim tebliğimiz şu şekilde olmalıdır; nama kılarken nasıl namaz kılınması gerekiyor ise o şekilde kılıp doğrusunu bu şekilde öğretmeliyiz.
3) Seccade ve tesbihe saygısızlık babında vurulması doğru değildir.
4) Bir insan bizim uyarmamızdan yanlış anlayacak ise bir ve ikinci maddelerde de söylediğim gibi bizim doğruyu yapmamız ona örnek olacaktır.
TEBLİĞ SÖZLÜK ANLAMI:
Tebliğ sözlükte “bir şeyi veya bir bilgiyi ulaştırmak, bildirmek, iletmek, yetiştirmek, haber vermek, nakletmek , götürmek, taşımak, en sona varmak, yerine getirmek, üstün, kesin, geçerli, tesirli” gibi manalara gelir.
Aynı zamanda “bir gayenin en yükseğine ulaşmak ve en son noktasına kadar varmak , yetişmek, yetiştirmek, eriştirmek” şeklinde tanımlanır.
Ayrıca tebliğ “başkasına bilgi ulaştırmak ve onunla iletişim kurmak” şeklinde de tanımlanmıştır. Bu tanımdan hareketle tebliğ, iletişim için gerekli tüm donanımlara sahip olarak ve muhatabın özelliklerine vakıf bir şekilde muhatabı ikna etme çabası olarak tarif edilebilir.
Dini bir terim olarak tebliğ, “peygamberlerin uygun ve etkili araçlardan yararlanarak Allah’tan aldıkları vahyin mesajını eksiltmeden ya da ilavede bulunmadan insanlara ulaştırması” anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle “peygamberlerin, Cebrail aracılığıyla Allah’tan aldıkları mesajları insanlara iletmelerine tebliğ denilmektedir.” belağ isim olarak, tebliğ ise fiil halinde Kur’an’da en az 10 yerde bu anlamda kullanılmaktadır.
B-l-ğ fiil kökünden türeyen kelimeler Kur’an-ı kerim’de 77 yerde geçer. burada şunu da belirtmek gerekir ki tebliğle ilgili ayetlere baktığımızda tebliğde sadece insanlara mesajın ulaştırılmasının söz konusu olduğu, herhangi bir şekilde baskı ve zorlamanın söz konusu olmadığı görülmektedir.
B-l-ğ fiilinin ulaştırmak manasına geldiği ayetlerin genel anlamına bakarak, tebliğ kelimesinin dini literatürdeki manasını da düşünecek olursak, tebliğin asıl manasının “ulaştırmak” olduğunu söyleyebiliriz
TEBLİĞİN ÖNEMİ
Tarih boyunca gelmiş olan tüm peygamberlerin gönderiliş gayelerine baktığımızda hepsinin de iyiliği emredip kötülükten men etme yani tebliğ emrini yerine getirmekle görevlendirildiklerini görmekteyiz. Yani tebliğ ve peygamberlik birbirilerinin ayrılmaz parçalarıdır, zira tebliğsiz bir peygamber düşünülemez. Her topluma bir uyarıcı gönderilmiş olması tebliğ görevinin toplumu inşa etme açısından ne kadar zaruri bir ihtiyaç olduğunun açık bir göstergesidir.
Tebliğ esasen bir eğitim-öğretim sürecidir de diyebiliriz. İlk insanın yaratılışıyla ona bütün eşyanın isimlerinin öğretilmesi, cennette Hz. Âdem ve Hz. Havva’ya bir takım uyarılarda bulunulması yüce Allah’ın ilk tebliğ sürecini başlattığını, bunun yanında ilk eğitim-öğretim sürecini de başlattığını gösterir. Zaten “rab” kelimesine baktığımızda da mana olarak “terbiye eden, yetiştiren, bir şeyi olgunluğa erinceye kadar yetiştirmek” gibi anlamlara geldiğini görmekteyiz. Dolayısıyla âlemlerin rabbi olan Allah dendiğinde, o’nun tüm varlıkların “idarecisi, sahibi, yetiştiricisi, himayecisi, düzenleyicisi, ıslah edicisi, terbiye edicisi” olduğu anlaşılabilir. Allah’ın tebliği yalnızca insanları değil insanların dışındaki varlıkları da kapsadığı, onları da bir terbiye edişin, yönlendirilişin söz konusu olduğu çeşitli ayetlerde ortaya konulmuştur. buradan hareketle tebliğin, ilk eğitim faaliyetini başlatmış olması yönüyle önem arz ettiğini söyleyebiliriz.
Tebliğ yalnızca Allah’tan peygamberlere yapılan bir eğitim, bir bilgilendirme olarak kalmamış aynı zamanda Allah, peygamberlerin tebliğ yoluyla insanları eğitip terbiye etmeleri gerekliliğini de vahyetmiştir.
Örneğin hz. Peygamber’in hayatına baktığımızda, tebliğ vazifesine ilk olarak “ey bürünen peygamber! Kalk, uyar.” emriyle başladığını, daha sonraki başka bir ayetle de davetini izhar ettiğini görmekteyiz. davetin ilk emirle izhar edilmeyişi, tebliğin daha ilk başlangıcından itibaren bir metod dâhilinde icra edilmesi gerekliliği ile ilgili muhatabına fikir vermektedir. Yani ilkin Allah peygamberlerine tebliğde bulunmuş, yol göstermiş, hangi durumlarda nasıl davranacakları hususunda onları bilgilendirmiş ve onlardan da tebliğ edici olarak bu görevlerini yerine getirmelerini istemiştir. Bu vazifenin icrası neticesinde, ilahi emirlerin Kur’an’ın muhataplarının hayatlarına nüfuz ettirilmesi, ebedi kurtuluşa vesile olması yönüyle de tebliğin önemini göstermektedir.
Tebliğ
Selamun Aleyküm, kişiye şu şu günahı bırakması için tatlı dille uyarmaya çalışsak ama kişi inkar etme, önemsemeyeceğini düşünsek yinede tebliğ yapmalımıyız?
Biz üzerimize düşeni yerine getirmekle sorumluyuz. Zanlarla amel edilmez. Belli mi olur, belki karşımızdaki kişiye söyleyeceğimiz bir söz onu doğru yola yöneltir.