Paylaş
Surelerin başında hurufu mukatta yazılma sebebi ve hikmeti
Question
Kuran Sûrelerin Başlarındaki: Huruf-i Mukattaa

SORU: Niçin bazen sûreler “elif-lâm-mim” harfleriyle başlamaktadır?
CEVAP: Bir grup sûre elif-lâm-mim gibi harf gruplarıyla başlamaktadır. Sûre başlarında bu harflerin hangi maksatla zikredildiği konusunda pek çok görüş bulunmaktadır. Bazı müfessirler, bu harflerin Kur’an’ın isimleri olduğunu ve sûrelerin girişi, başlangıcı olduğunu ve sûrelerin bunlarla açıldığını söylemişlerdir. Bazıları bu harflerin Allah’ın isimleri olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bazılarına göre ise bunlar bir yemindir ve Allah sûre başlarında bu harflerle yemin etmiştir. Bazılarına göre de bunlar isim ve fiillerden parçalanıp ayrılmaş harflerdir. Mesela elif, ben anlamına gelen eneden; lâm, Allah lafzından; mim ise bilirim anlamına gelen a’lemudan alınmıştır ve hepsi birden Ben Allah’ım, bilirim demektir. Bazı müfessirler de bu harflerin Kur’an’ın sadece Allah tarafından bilinen sırlarından bir sır olduğunu söylemişlerdir. Bunun dışında daha başka şeyler de söylenilmiştir.
Bunların içinde kabule en fazla lâyık olan iki görüş vardır: Birincisi, bunların zihinleri ve dikkatleri çeken uyarı edatları olması için bazı sûrelerin başına getirildikleri görüşüdür. Çünkü bunlar terkip halinde değil, tek olarak söylenilmektedir. O halde bunların hem söylenirken hem de işitilirken özel bir vasıflan vardır. Bu sebeple bunları işiten kimse ardından gelecek sözleri özel bir ilgi ve dikkatle dinlemeye yönelir.
Bu konudaki diğer görüş ise bu harflerin Kur’an-ı Kerim’in i’câzm a/eş sizliğine işaret ettiği görüşüdür. Çünkü müşrikler Kur’an’ı işittikleri zaman ona iftira ediyorlar ve onun Allah kelamı değil Muhammed’in sözü olduğunu iddia ediyorlardı. Bu sebeple Allah Teâlâ onlara, Kur’an sizin konuşmalarınızda kullandığınız bu harfler gibi harflerden oluşmuştur ve yabancısı olduğunuz bir lisanla gelmemiştir; o halde -şayet iddia ettiğiniz gibi- bu Kur’an Muhammed’in sözü ise, Mu-hammed bir kişidir ve onun lisanı sizin lisanınız gibidir. Kur’an’ın kelimeleri de Arabça’dır ve sizin lisanmızdaki harflerden oluşmuştur ve siz bu lisanı kullanmada da çok maharetli ve iddialısınız, şayet iddianızda samimi ve doğru iseniz bu Kur’an’m bir benzerini de siz getiriniz, biz sizin bildiğiniz, maharetli olduğunuz ve insanlara karşı övündüğünüz bir sahada size meydan okuyoruz, demek istemiştir.
Fakat onlar bundan aciz kaldılar ve böylece Kur’an’ın bir beşer sözü olmadığı, sadece Allah kelâmı olduğu apaçık ortaya çıkmış oldu. Bu sebeple Allah Teâlâ Bakara sûresinde şöyle buyurur:
Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın. Ypamazsanız -ki asla yapamayacaksınız o takdirde, inkar edenler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının! (Bakara/23-24) Hud sûresinde de şöyle buyurulur:
Senin için “onu uydurdu” diyorlar, öyle mi? De ki: “Öyleyse onun sûrelerine benzer uydurma on sûre meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah’tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın. Söylediğinizi yapamazlarsa, bilin ki o, ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. O’ndan başka tann yoktur, artık teslim oluyorsunuz değil mi?” (HÛd/13-14).
Sonra İsra sûresinde şöyle buyurulur:
De ki: “İnsanlar ve cinler birbirine yardımcı olarak bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, andolsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.” (İsra/88)
Bu iki görüş kabule en lâyık görüşler olduğu için el-Müntehab isimli tefsirde Bakara sûresinin başındaki “elif lâm-mim” âyetleri tefsir edilirken şu ifadeler geçer:
Elif lâm mim: Bu harfler Allah Teâlâ’nın, Arabların kendi konumalarında kullandıkları harfler gibi harflerden teşekkül eden Kur’an-ı Kerim’in i’câzma/eşsizliğine işaret etmek için kullandığı harflerdir. Buna rağmen onlar yine de Kur’an’m bir benzerini getirmekten âciz kalmışlardır. Ayrıca bu harfler, dinlenilmesi ve başka seslerden ayırdedilmesi için bir uyarıyı da ihtiva ederler.
Bu harflerle cümmel hesabıyla bu ümmetin ömrüne veya buna benzer şeylere işaret olduğu veya bu harflerin içinde bazı gerçeklerin ve gün geçtikçe ortaya çıkacak tarihi hakikatlerin rumuzunun bulunduğu şeklindeki görüşün bu harfler konusundaki en zayıf ve saçma görüş olduğunu Beydâvi ve diğer âlimler söylemişlerdir.
Akıllı bir müslümanm yapması gereken, kabule en yakın görüşü alması ve bu konuda rivayet edilen tuhaf sözlerin çokluğuna aldanmamasıdır. Gerçeği söyleyen Allah’tır ve yola iletecek olan da O’dur.
BENZER KONULAR:
- Hurufu musakkal ve Hurufu muhaffef
- Tashihi Huruf Talimi
- Hurufi mukattaa nedir?
- Maharici Huruf ne demek? Kısaca
- Hurûfu Mukattaa Ne Demek?
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 2 )
Kur’an’da bazı surelerin başında bir veya birkaç harften oluşan “bağımsız ve ayrı harfler” hurûf-ımukattaa olarak adlandırılmıştır. Erken dönemden itibaren Kur’an’da geçen hurûf-ı mukattaanın anlamı vei’rabı çerçevesinde bir çok tartışma yapılmıştır.Kimi İslâm âlimleri, hurûf-ı mukattaanın Kur’an’ın müteşâbihlerinden olduğunu, dolayısıyla buharflerin manasını, Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini savunmuştur. Bu görüşe göre, bu harflerinanlamını sormak gereksizdir.Kimi âlimler, hurûf-ı mukattaanın bir manaya sahip olduğunu ve bunun bilinebileceğinisavunmuştur. Ancak hurûf-ı mukattaanın ne anlama geldiği hususu ihtilaflı bir konu olagelmiştir. Bukonudaki tartışmaların yıllarca devam etmesinin temel sebebi konuyla ilgili olarak Kur’an ve sünnet’teaçıklayıcı bir delil bulunmamasıdır.Seleften sonraki nesillerden olan ve içlerinde kelâmcıların da bulunduğu bir grup âlim, müteşâbihâyetlerin ve dolayısıyla hurûf-ı mukattaanın mânalarını araştırmanın gerekli olduğunu savunmuştur.Nitekim İbn Atiyye, Ahfeş ve Taberî gibi önemli âlimler, hurûf-ı mukattaanın tefsir edilmesindenyanadırlar. Esasen hurûf-ı mukattaanın anlamının bilinmemesi yönündeki düşünceler beraberinde birçoksorunu barındırmaktadır. Kur’an’da insanı düşünmeye çağıran birçok ayet varken, Kur’an’da anlaşılmazayetlerin var olduğunu ifade etmek çelişkili bir durum ortaya çıkarır.Hurûf-ı mukattaanın anlamını açıklayan müfessirler bu konuda farklı görüşler ortaya koymuştur.Kimi âlimlere göre, hurûf-ı mukattaa, Kur’an’ın isimleri, Allah’ın isimleri, Allah’ın ism-i azam’ı, sûrelerinisimleri gibi anlamlara gelir. Kimi âlimlere göre, hurûf-ı mukattaa Kur’an’ın kendisiyle başlattığı başlangıçharfleri veya kasem anlamına gelir.Hurûf-ı mukattaa, anlamı olmayan ifadeler olsa veya anlamı insanlarca bilinmeseydi, bunların i’rabedilmesi de anlamsızlaşırdı. Bu itibarla bu harflerin i’rab edilmesinin, bu harflerin anlaşılabilir olmasınadelalet ettiğini söylemek mümkündür. Nitekim Erken dönem müfessirler, hurûf-ı mukattaanın i’rabının varolduğunu ifade etmiştir. Bu durum hurûf-ı mukattaanın i’rab edildiğini ve bu harflerin bir takım anlamlariçerdiğini göstermektedir
Huruf-i Mukattaa (قطع حروف) veya kesik harfler, Kur’an-ı Kerim’de bazı sûrelerin başında geçen ve genelde birleşik anlam taşımayan harflerdir. Bunlar elif-lâm-mîm, kâf-hâ-yâ-ayn-sâd, yâ-sîn gibi harf gruplarıdır ve toplamda 29 sûrede yer alır. Bu harflerin anlamı ve hikmeti, İslam âlimleri arasında uzun süredir tartışılan ve çeşitli görüşler ileri sürülen bir konudur. İşte bunların anlamı ve amacı hakkında ortaya atılmış bazı önemli görüşler:
1. Zihinleri ve Dikkatleri Çekme Amaçlı
Bu harflerin, sûrelerin başında zikredilerek dinleyenlerin dikkatini çektiği düşünülmüştür. Çünkü bu harfler, normal Arapça konuşma ve yazı tarzına uymayan, dikkat uyandırıcı bir özelliğe sahiptir. Bu sebeple bu harfleri duyan kişi, ardından gelecek mesajı daha dikkatle dinleme gereği hisseder.
2. Kur’an’ın Mucizevi Eşsizliğine İşaret
Bazı müfessirlere göre bu harfler, Kur’an’ın eşsizliğini ve ilahî mucize olduğunu göstermek için kullanılmıştır. Araplar, harflerin ve kelimelerin yapısına son derece hâkim bir toplum olmalarına rağmen, bu harflerle başlayan ve aynı harflerden oluşan Kur’an ayetlerinin benzerini getirememişlerdir. Allah, Kur’an’ın beşerî bir söz olmadığını ve sadece Allah’ın kelamı olduğunu göstermek için bu harfleri kullanmıştır. Bu, Bakara/23-24, Hûd/13-14 ve İsra/88 ayetleriyle de desteklenmiştir.
3. Allah’ın İsimlerine veya Sıfatlarına İşaret
Bazı âlimlere göre bu harfler, Allah’ın isim veya sıfatlarının bir işareti olabilir. Örneğin, elif-lâm-mîm: “Ben Allah’ım, bilirim” anlamında yorumlanmıştır. Ancak bu tür yorumların kesinliği olmadığı vurgulanmıştır.
4. Allah’ın Bilgisine Has Sırlar
Pek çok müfessir, bu harflerin kesin anlamını yalnızca Allah’ın bildiğini ifade etmiştir. Bu görüş, İslam âlimlerinin genel kanaatini yansıtır. Müslümanlara düşen, bu harflerin ilahî bir hikmet taşıdığına inanmak ve kesin anlamını bilmenin insanın akıl ve idrak sınırlarını aşabileceğini kabul etmektir.
5. Sûrelerin Başlangıç İşaretleri
Bazı âlimler, bu harflerin sûrelerin başlangıçlarını işaret eden semboller olduğunu belirtmiştir. Bu görüşe göre, huruf-i mukattaa, bir tür giriş cümlesi veya sûrelerin başında kullanılan özel ifadeler olarak düşünülmüştür.
6. Uyarı ve Meydan Okuma
Bu harfler, aynı zamanda Araplara meydan okuma amacı taşır. Kur’an’ın Arapların dilinde indiği ve onların aşina oldukları harflerden oluştuğu belirtilir. Ancak Kur’an’ın mucizevi yapısını taklit edemedikleri için bu harfler, onların acizliğini gözler önüne seren bir işaret niteliği taşır.
Huruf-i Mukattaa ile İlgili Diğer Görüşler:
Ebced Hesabı (Cümmel Hesabı): Bazı âlimler, bu harflerin ebced hesabıyla gelecekteki olaylara işaret ettiğini savunmuş, ancak bu görüş birçok müfessir tarafından reddedilmiştir.
Tarihi Hakikatler ve Rumuzlar: Huruf-i mukattaa içinde tarihe dair sırlar veya işaretler bulunduğu düşüncesi de bazı âlimlerce dile getirilmiştir. Ancak bu tür yorumlar genel olarak zayıf ve temelsiz bulunmuştur.
Sonuç
Huruf-i mukattaa hakkında en çok kabul gören iki görüş, bu harflerin dikkat çekici bir uyarı edatı olduğu ve Kur’an’ın mucizevi yapısına işaret ettiği görüşleridir. Ancak bu harflerin kesin anlamı hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır ve bu konuda farklı görüşler öne sürülse de müslümanlara düşen, bu harflerin Allah’ın bir hikmeti olduğunu kabul etmek ve detayına dair kesin bir yargıya varmaktan kaçınmaktır.
En doğrusunu Allah bilir.