Paylaş
Nur suresi 30-31 ayetlerinde verilen mesajlar
Question
Nur süresi 30 ve 31. ayetlerin açıklaması tefsiri
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler
Bu ayetlerden şu hükümler çıkmaktadır:
1- Bakılması helal olmayan bütün namahrem erkek ve kadınlara, fitneye düşürmesinden korkulan her şeye karşı gözü kapamak vaciptir. Çünkü göz münkerlere düşme, kalbi vesveselerle meşgul etme, gönlü vesveselerle harekete geçirme hususunda anahtardır, fitneye ya da zinaya düşmenin postacısıdır, fesat ve fücurun kaynağıdır.
2- Irz ve namusu helâl olmayan kimselerin görmesinden korumak, zina, li-vata, dokunmak, kucaklaşmak ve istimna gibi fuhşiyata bulanmaktan korumak vaciptir.
3- Hamama örtüsüz girmek haramdır. İbni Ömer diyor ki: Kişinin en güzel sarf edeceği şey halvet zamanında -yani insanların bulunmadığı veya insanların az bulunduğu bir zamanda- hamama girmek için verdiği bir dirhemdir.
Peygamberimiz (s.a.): – Hamam denilen evden sakının, buyurdu.
– Ya Rasulallah! Hamam kirleri giderir ve cehennemi hatırlatır, denildi. Peygamberimiz (s.:a.)
– “Mutlaka bu işi yapacaksanız hamama örtülü olarak girin.” buyurdu.
4- Gözü harama karşı kapamak ve ırzı korumak dinde daha nezihtir, günah kirine bulaşmaktan daha uzaktır. Allah kulların fiillerini, kalplerin niyetlerini, dillerin fısıltılarını, göz ve kulağın her türlü tavırlarını, her şeyi gayet iyi bilir, her şeye muttalidir. Ona hiçbir şey gizli kalmaz. Bütün bunların karşılığını verir.
5- Avret yerleri dört kısımdır:
a) Erkeğin erkeğe karşı avreti: Erkeğin, göbekle diz arası dışında başka bir erkeğin bütün bedenini görmesi caizdir. Göbekle diz ise avret değildir.
İmam Ebu Hanife’ye göre diz avrettir. İmam Malik diyor ki: Baldır namazda avret değil, bakışta avrettir. Baldırın avret olduğunun delili Huzeyfe’den (r.a.) rivayet ettiği şu hadistir: Peygamberimiz (s.a.) baldırı açık olarak mescide uğradı. Yine Peygamberimiz (s.a.) Hakim’in Muhammed b. Abdullah b. Cahş’tan rivayet ettiği hadiste şöyle buyurmuştur: “Baldırı ört. Çünkü baldır avrettir.” Yine Efendimiz (s.a.) Ebu Davud, İbni Mace ve Hakim’in rivayet ettiği hadiste Hz. Ali’ye şöyle buyurdu: “Baldırını açma. Ölü veya dirinin baldırına bakma.” Kötü niyetle parlak oğlana bakmak da helâl değildir.
İki erkekten her biri yatağın bir tarafında olsa bile aynı yatakta yatmaları caiz değildir. Bunun delili Müslim, Ebu Davud, Tirmizî ve Nesaî’nin Ebu Said el-Hudrî’den (r.a.) rivayet ettikleri Peygamberimiz’in (s.a.) şu hadis-i şerifidir: “Erkek erkekle aynı örtü içinde birbirlerine sarılmasın. Kadın kadınla aynı örtü içinde birbirlerine sarılmasın.”
Kucaklaşma ve öpüşme -kişinin oğluna şefkat duyması hali müstesna-mekruhtur. Musafaha etme ise (tokalaşma) müstehaptır. Bunun delili Enesin (r.a.) rivayet ettiği şu hadistir: Bir adam:
– Ya Rasulallah! İçimizden bir adam kardeşi veya dostuyla karşılaştığı zaman ona eğilebilir mi? dedi. Peygamberimiz (s.a.):
– Hayır, dedi. Adam:
– Ona sarılıp öpebilir mi? diye sordu. Peygamberimiz (s.a.):
– Hayır, dedi. Adam:
– Elini tutup onunla musafaha edebilir mi? diye sordu: Peygamberimiz
– Evet, diye cevap verdi.
b) Kadının kadına karşı avreti: Erkeğin erkeğe karşı avreti gibidir. Kadın kadının -göbekle diz arası hariç- bütün bedenine bakma hakkına sahiptir. Fitneden korkma durumunda ise caiz değildir. Beraber yatma caizdir.
Daha doğru olan husus, zimmî (gayr-i müslim) kadının müslüman kadının bedenine bakmasının caiz olmadığıdır. Çünkü bu şahıs din hususunda yabancı-:;r. Allah Tealâ “yahut onların kadınları” buyuruyor. Zimmî ise bizim kadınlarımızdan değildir.
c) Kadının erkeğe karşı avreti: Eğer kadın yabancı (nâmahrem) ise bütün ;edeni avrettir. Erkeğin yabancı kadının alışverişte ihtiyaç duyduğu için sade-x yüzüne ve ellerine bakması caizdir. Erkeğin herhangi bir neden olmaksızın yabancı kadının yüzüne kasden bakması caiz değildir. Erkeğin gözü ansızın ka-iına takıhrsa: “Müminlere söyle, gözlerini (harama karşı) yumsunlar.” ayetine : ınâen erkek gözünü kapar veya çevirir.
İmam Ebu Hanife fitneye mahal olmadıkça bir defa bakmayı caiz görmüş-:ür. Ancak birkaç defa bakması caiz değildir. Bunun delili az önce geçen “Ey Ali! Bir bakışın peşinden tekrar bakma. Çünkü birinci bakış senin hakkındır, ikinci bakış senin hakkın değildir.” şeklindeki hadis-i şeriftir.
Evlilik maksadıyla kızı görmek için ona bakmak caizdir. Bunun delili İbni Hıbban ve Taberanî’nin Ebu Humeyd es-Sâidî’den rivayet ettiği Peygamberi-miz’in (s.a.) şu hadisidir: “Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediği zaman kadın bilmese bile evlenmek niyetiyle baktığı zaman erkeğin kadına bakması caizdir.”
Ayrıca alışveriş anında ihtiyaç duyulursa kadını tanımak için bakmak da caizdir. Şahitlik esnasında da yüze bakmak caizdir. Çünkü tanımak ancak bu şekilde gerçekleşir. Şehvetle bakmak ise yasaklanmıştır. Bunun delili Peygamberimiz’in (s.a.) İmam Ahmed ve Taberanî’nin İbni Mes’uddan rivayet ettikleri “Gözler de zina eder.” hadisidir.
Güvenilir doktorun tedavi için kadına bakması caizdir. Sünnetçinin sünnet çocuğunun avret yerine bakması caizdir. Çünkü bu zaruret yeridir. Zinaya şahitlik yapmak için zina edenlerin fercine kasden bakmak, doğum için fercine bakmak, sütanne şahitliğinde bulunmak için emzikli kadının göğsüne bakmak caizdir. Boğulmaktan veya yangından kurtarmak için kadının bedenine bakmak caizdir.
Kadın nesep, sütanne veya hısımlık sebebiyle erkeğin mahremi ise aralarında İmam Ebu Hanife’nin de bulunduğu bir gurup alime göre kadının göstermemesi gereken yerleri gündelik iş esnasında da örttüğü yerlerdir.
Erkeğin hanımının bütün bedenine, hatta fercine bile bakması caizdir. Ancak ferce bakmak mekruhtur.
d) Erkeğin kadına karşı avreti: Erkek kadına yabancı ise erkeğin o kadına karşı avreti dizle göbek arasıdır. Bir başka görüşe göre erkeğin yüzü ve elleri dışındaki bütün bedeni kadına karşı avrettir. Tıpkı kadının erkeğe karşı avret olan yerleri gibi kadının erkek hakkında avret olması hilâfına olan birinci görüş daha doğrudur. Çünkü kadının bedeni bizzat avrettir. Bunun delili kadının vücudu açık olarak namaz kılmasının sahih olmamasıdır. Erkeğin vücudu ise böyle değildir. Kadının fitneye düşme ihtimali durumunda erkeğe kasden bakması veya kadının erkeğin yüzüne tekrar tekrar bakması: “Siz ikiniz ondan -yani âmâ olsa da İbni Ümmi Mektûm’dan- örtünün.” şeklinde daha önce geçen hadise binaen caiz değildir.
Kadın kocasının bütün vücuduna bakabilir. Ancak kocanın hanımının fer-cine bakması mekruh olduğu gibi hanımının da kocasının cinsi organlarına bakması mekruhtur.
Erkeğin avret yerini örtecek elbisesi olduğu halde evde çıplak oturması caiz değildir. Çünkü Peygamberinıiz’e (s.a.) bu durum sorulduğunda Buharî, Tirmizî ve İbni Mace’nin rivayet ettiği hadiste şöyle buyurdular: “Allah kendisinden haya edilmeye daha lâyıktır.” Tirmizî’nin İbni Ömer’den (r.a.) rivayet ettiği hadiste ise şöyle buyurdular: “Çıplaklıktan sakının. Çünkü tuvalette ve erkeğin hanımına yaklaşma durumu haricinde sizden ayrılmayan melekler vardır. ”
6- Allah Teala kadınlara fitneye düşmekten sakınmak için vücutlarının yüz ve elleri dışındaki kısımlarını ve ziynetlerini bakanlara göstermemelerini emretti. Görünmesi zaruri olan ve görünmeyecek olmak üzere ziynet iki çeşittir:
– Görünmesi zaruri: Mahrem veya nâmahrem bütün insanlara mubahtır.
– Görünmeyecek kısım: Allah Tealâ’nın bu ayette bildirdiği kimseler dışındakilere gösterilmesi helâl olmayan kısımdır.
Bilezikler konusunda Hz. Aişe: “Bu görünmesi zaruri olan ziynetlerdendir. Çünkü ellerdedir.” demiştir. Mücahid ise: “Bu görünmeyecek olan ziynetlerdendir. Çünkü ellerin dışındadır.” demiştir. Zira bilezikler bileklerde olur. Kına ise, İbnü’l-Arabî’nin görüşüne göre ayaklarda olursa görünmeyecek olan ziynetlerden sayılır.
7- “Baş örtüleriyle yakalarının üstünü kapatsınlar.” ayetine binaen kadının saçlarını, boynunu ve göğsünü örtmesi vaciptir. Ayette geçen “hımar” kelimesi kadının başına örttüğü örtü anlamındadır.
Buharî Hz. Aişe’den (r.a.) şöyle rivayet ediyor: Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. “Başörtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar.” ayeti indiği zaman büyük izarları yırttılar, başörtüsü yaptılar.
8- Allah Tealâ kadının ziynetlerini göstermesi caiz olmayan erkeklerden mahremleri, mahrem hükmünde olan kocalarını, kendi babalarını, aynı şekilde ister anne tarafından isterse baba tarafından dedelerini, eşlerin kız-erkek çocuklarını, öz kardeşleri, ana bir baba bir kardeşleri, aynı şekilde kardeşlerin oğullarını istisna etti. Bunlara amcalar ve dayılar da katılır. Bunlar nesep yönünden akrabalardır. Süt emme yönünden akraba olanlar da bunlar gibidirler. Bunların hepsine “mahrem” adı verilir.
Yine bundan, kadınlar, köleler, müslüman ve kitabi cariyeler çoğunluğun . raşüne göre istisna edilmiştir. Bazıları ise sadece cariyeleri istisna etmiştir. Ayrıca cinsî iktidarı olmayan, yahut aptal olan, ya da innîn (hastalık sebebiyle iziz) olan ve ama olan hizmetçiler ile henüz kadınların mahrem yerlerinden bir ^ey anlamayan, yaşlarının küçüklüğü sebebiyle kendilerinde cinsî eğilim orta-a çıkmayan çocuklar da müstesna tutulmuştur.
9- Kadınların, erkekleri fitneye ye fesada düşürmeleri, açılıp saçılmaları, ayaklarını yere vurmaları, evden dışarı çıkarken kokulanmak, süslenmek gibi erkekleri baştan çıkaracak tavırlarda bulunmaları haramdır. Kadının takıla-nyla böbürlenerek ayaklarını yere vurması, Kurtubî’nin zikrettiği gibi, mekruhtur.
10- Mümin erkeklerin ve mümin kadınların tevbe etmeleri ümmet arasın-ia hiçbir ihtilâf olmaksızın vaciptir, ve kesin bir farzdır. Çünkü her insan tev-beye muhtaçtır. Zira insan Allah Tealâ’nm haklarını yerine getirirken hata ve Kusurdan uzak kalmaz. Dolayısıyla hiçbir durumda tevbeyi terk etmez. İnsanın günahını her hatırladığında tevbeyi yenilemesi gerekir. Çünkü kul Rabbine kavuşuncaya kadar pişmanlığında ve azminde devam etmelidir.
İmam Ahmed, Buharî ve Beyhakî Şuabü’l-lman’da İbni Ömer’den (r.a.) Peygamberimizin (s.a.) şu hadisini rivayet etmektedirler: “Ey insanlar! Allah ‘a tevbe edin. Zira ben Allah ‘a günde yüz defa tevbe ediyorum
Answer ( 1 )
Nur Suresi 30. ve 31. ayetlerinde, İslam’ın temel ahlaki ve toplumsal öğretilerine dair önemli mesajlar yer almaktadır. Bu ayetler, özellikle zina ve ahlaki iffet konusunda uyarılar içermektedir.
Ayetler:
30. Ayet: “Erkek müminlere de söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını (namuslarını) korusunlar. Bu, onların daha temiz olmalarına daha yakındır. Şüphesiz Allah, ne yaparlarsa yapıyorlarsa, haberdardır.”
31. Ayet: “Ve kadın müminelere de söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını (namuslarını) korusunlar, ziynetlerini açmasınlar, sadece görünen kısmı dışında, başörtülerini göğüslerinin üstüne koysunlar. Ziynetlerini başkalarına göstermesinler, ancak kocalarına, babalarına, kayınpederlerine, oğullarına, erkek kardeşlerine, kız kardeşlerinin oğullarına, kadınlarının hizmetçilerine, erkeklerin ihtiyaçlarını görüp de kadınları bilmeyen hizmetçilere ve kadınların haram yerlerini görmeyecek çocuklarına (gösterebilirler). Ve ayaklarını yere vurmasınlar ki, gizledikleri ziynetleri belli olmasın. Ey müminler! Hep birlikte Allah’a tövbe edin ki, kurtuluşa erebilirsiniz.”
Mesajlar:
Gözleri ve ırzı korumak: İlk olarak, hem erkeklere hem de kadınlara yönelik, gözlerini haramdan ve kötü bakışlardan sakınmaları gerektiği vurgulanır. Bu, insanların kalp ve ruhunu da koruyan bir davranıştır. Aynı zamanda, ırz ve namus konusunda dikkatli olmaları gerektiği ifade edilmiştir. Allah, insanların iç dünyasını da bildiği için, sadece dışsal davranışlar değil, içsel düşünceler de önemlidir.
Kadınların örtünmesi: Kadınların, vücutlarını başkalarına göstermemeleri, sadece gerekli yerlerin açık olması gerektiği ifade edilmiştir. Burada örtünmenin amacının, kadınların öz saygılarını ve toplumsal değerlerini korumak olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, başörtüsünün göğüsleri örtmesi gerektiği belirtilir.
Dikkat edilmesi gereken kişiler: Kadınların ziynetlerini sadece belirli kişilerle paylaşabilecekleri belirtilmiştir: kocaları, babaları, kayınpederleri, erkek kardeşleri ve benzeri yakın akrabalar, haram yerleri görmeyecek olan hizmetçiler gibi. Bu, kadının mahremiyetini ve güvenliğini sağlamak amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir.
Müminlerin tövbe etmesi: Son olarak, bu ahlaki kurallara uymayanların, tövbe etmeleri gerektiği ifade edilir. Bu, sadece bireysel değil toplumsal bir sorumluluk da yükler. Allah’a yönelmek ve tövbe etmek, müminler için bir kurtuluş vesilesidir.
Bu ayetler, müminlerin sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal ve ahlaki temizliklerini de gözetmeleri gerektiğine dair güçlü bir mesaj taşımaktadır.