Paylaş
Kur’an’ın Cem Edilmesi
Question
Kur’an-ı kerimin Cem Edilmesi
SORU: Kur’an-ı Kerim ne zaman cem edilip bir mushaf haline getirildi?

CEVAP: Sünnet kaynaklarında sabit olunduğuna göre Kur’an-ı Kerim birinci halife Hz. Ebubekir zamanında cemedilmiştir. Çünkü Ye-mame harbinde yüzlerce sahabi şehit olmuştu. Hz. Ömer bunun akabinde Hz. Ebubekir’in yanma gelerek ona şöyle dedi: “Yemame harbinde bir çok kurra (Kur’an okuyucusu) öldürüldü. Bu tür felaketlerin bundan sonra da pek çok yerde tekrar etmesinden ve kurraların çoğunun yok olup gitmesinden korkarım. Kur’an’ın cem edilmesini emredersen iyi olur düşüncesindeydim.” Aralarındaki bu konuşma Hz. Ebubekir’in gönlü bu işe yatıncaya kadar devam etti. Nihayet Hz. Ebubekir Zeyd ibn Sâbit’i çağırıp dedi ki: “Sen genç ve akıllı bir adamsın. Seni yalancılıkla itham edecek kimse yoktur. Hz. Peygamberin vahiy katipliğini de yaptın. Kur’an’ı araştır, bulduğun âyetleri ve sûreleri bir araya getirip cemet.” Zeyd dedi ki: Vallahi eğer bana bir dağın taşınmasını teklif etseydiniz Kur’an’ı cem etmek hususunda bana emrettiğiniz şeyden daha ağır gelmezdi”. Zeyd daha sonra Kur’an’ı yazılı olduğu hurma dallarından, beyaz taşlardan ve insanların ezberlerinden toplamaya başladı. İnsanlar arasında Kur’an’ın ilk defa Hz. Osman zamanında cem edildiği kanaati vardır. Bu doğru değildir. Çünkü Kur’an âyetlerini tek bir mushafta ilk defa koplayan Hz. Ebû Bekir’dir. Daha sonra Hz. Osman kıraatte ihtilafların ortaya çıkmasından korktuğu zaman mushafm çoğaltılmasını emretti. Hz. Osman’nın gayesi Kur’an’ı bir mushafta toplamak değil, insanları, Hz. Peygamber’den (s.a) geldiği bilinen sabit kıraatlerin etrafında toplamak ve bunun dışındaki okuyuş şekillerini ortadan kaldırmaktı. Bunun anlamı şudur: Kur’an’ı ilk defa cemeden Hz. Ebû Bekir’dir, Hz. Osman’ın zamanında yapılan ise sûrelerin tertibidir.
Hz. Osman bu mushaftan dört tane yazdırdı. Her bir bölgeye bir tanesini gönderdi. Birini Küfe’ye, birini Basra’ya, diğerini Şam’a gönderdi. Bir tanesini de kendi yanında bıraktı. Bir görüşe göre de yedi tane yazdırdı ve Mekke, Yemen ve Bahreyne de gönderdi. Birinci görüş, imamlar arasında daha kuvvetlidir.
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
Kur’an-ı Kerim’in cem edilmesi, İslam toplumunda yaygın olarak gerçekleştirilen bir uygulamadır. Cem, Arapça kökenli bir kelime olup “bir araya getirme, toplama” anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’in cem edilmesi, Müslümanların toplu olarak Kur’an’ı okuma ve dinleme etkinlikleridir.
Kur’an-ı Kerim’in cem edilmesi çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir:
Kur’an-ı Kerim’in toplu olarak okunması: Müslümanlar, camilerde veya diğer toplu ibadet alanlarında bir araya gelerek Kur’an-ı Kerim’i okuyabilirler. Özellikle Ramazan ayında teravih namazlarının bir parçası olarak cem edilen Kur’an okumaları yaygındır.
Kur’an-ı Kerim’in tilavetinin dinlenmesi: Kur’an-ı Kerim, Müslüman topluluklarında tilavet edildiğinde dinlenir. Cuma namazları, bayram namazları ve diğer toplu ibadetler sırasında, imam veya hafızlar tarafından Kur’an tilaveti gerçekleştirilir ve cemaat bu tilaveti dinler.
Kur’an-ı Kerim’in mevlit ve hatim programlarında okunması: Özellikle sevinçli veya anlamlı günlerde, doğum günleri veya ölüm yıldönümleri gibi zamanlarda, toplumlar Kur’an-ı Kerim’i cem ederek mevlit veya hatim programları düzenleyebilirler. Bu programlarda Kur’an-ı Kerim, belirli bir süre içinde tamamıyla okunur ve dualar edilir.
Kur’an-ı Kerim’in cem edilmesi, Müslüman toplulukların bir araya gelerek Allah’ın kelamını okuma, dinleme ve anlama çabasıdır. Bu uygulama, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamanın yanı sıra, Kur’an’ın mesajını daha geniş kitlelere ulaştırma amacını taşır. Kur’an-ı Kerim’in cem edilmesi, İslam’ın önemli bir ibadet ve toplumsal pratiklerinden biridir.
Kur’an-ı Kerim, Hazreti Peygamber (s.a.v.) tarafından vahiy yoluyla insanlara tebliğ edilmiştir. Ancak, Kur’an-ı Kerim’in bir araya getirilip yazıya dökülmesi ve tek bir mushaf haline getirilmesi, Hazreti Peygamber’in vefatından sonra, bazı özel şartlar ve gelişmeler sonucu mümkün olmuştur.
Kur’an’ın cem edilip bir mushaf haline getirilmesi, Hazreti Abu Bekir (r.a.) zamanına, yani Halifelik döneminin ilk yıllarına denk gelir. Bu olayın detaylarına şöyle bir göz atalım:
Hazreti Peygamber’in Hayatında Kur’an’ın Durumu:
Hazreti Peygamber, Kur’an ayetlerini tebliğ ederken, bunlar farklı zamanlarda ve farklı yerlerde vahyedilmişti. Vahiy, hem yazılı hem de sözlü olarak korunuyordu. Sahabeler, ayetleri ezberler ve yazılı hale getirilen parçalara sahip olurlardı. Ancak tek bir mushaf halinde tüm ayetler bir arada değildi.
Hazreti Abu Bekir Dönemi (632-634):
Hazreti Peygamber’in vefatından sonra, özellikle Ridde Savaşları (dönemin ilk büyük iç savaşları) sırasında çok sayıda Kur’an hafızı şehit oldu. Bu durum, Kur’an’ın tam olarak korunması için bir tehdit oluşturdu.
Bunun üzerine, Halife Hazreti Abu Bekir (r.a.) tarafından, Kur’an’ı toplamak ve bir mushaf haline getirmek için bir komite oluşturulmuştur. Bu komitenin başında Hazreti Zeyd bin Sabit (r.a.) bulunuyordu.
Zeyd bin Sabit ve ekibi, Kur’an’ı sahabeler arasından yazılı olarak ya da ezberleyecek şekilde farklı yerlerde toplayarak, onları bir araya getirdiler. Bu çalışma sonucunda, Hazreti Abu Bekir’in döneminde ilk mushaf cem edilmiştir.
Hazreti Osman Dönemi (644-656):
Hazreti Osman (r.a.) zamanında, farklı bölgelerdeki farklı okuma tarzlarının (kıraat) insanları birbirine karıştırmaya başlaması ve doğru okuma tarzlarının kaybolması endişesiyle, Kur’an’ın tek bir standart metin haline getirilmesi gerektiği düşünülmüştür.
Hazreti Osman, Hazreti Zeyd bin Sabit’in de aralarında bulunduğu bir heyetle, Kur’an’ın mevcut mushafını, İslam’ın yayılmaya başladığı bölgelerdeki okuma farklılıklarını ortadan kaldıracak şekilde, tek bir mushaf haline getirmiştir. Bunun için, birkaç nüsha çoğaltılmış ve bunlar İslam’ın farklı bölgelerine gönderilmiştir.
Sonuç olarak, Kur’an-ı Kerim ilk defa Hazreti Abu Bekir zamanında cem edilmiş ve bir mushaf haline getirilmiştir. Hazreti Osman döneminde ise, farklı kıraatlerin ortaya çıkması sonucu, bu mushaf çoğaltılarak bütün İslam dünyasına yayılmıştır. Bu şekilde, Kur’an’ın korunması sağlanmış ve günümüze kadar gelen haline ulaşılmıştır.