Kuranda geçen Sed nedir? Seddin inşası hakkında bilgi

Question

Yecüc ve Mecüc Seddi ne demek
SEDDİN İNŞASI HAKKINDA AYET VE HADİSLER

Kur’ân-ı Kerlm Ye’cuc ve Me’cûc’ün etrafında seddin nasıl tamamlandığı konusunda şu bilgiyi vermektedir: “(Zülkarneyn) nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye’cûc ve Me’cûc bozgunculuk yapmaktadır. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?” Dedi ki: “Rabbim’in beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım. Bana, demir kütleleri getirin.” Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca) “Üfleyin (körükleyin)!” dedi. Artık onu kor haline sokunca “Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim” dedi. Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler. Zülkarneyn “Bu, Rabbim’den bir rahmettir. Fakat Rabbim’in vaadi gelince O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vaadi haktır” dedi.’

İnsanlar, Ye’cac ve Me’dıc’ün fesadı had safhaya ulaşıp bundan oldukça etkilenmeye başladıklarında kalkıp salih bir kul olan Zülkarneyn’e sığındılar. Saliha bir cariye ona “Muhakkak ki Ye’dıc ve Me’dıc yeryüzünde ifsadda bulunmaktadır. İnsanları öldürmekte, kan dökmekte, yol kesip zulmetmekteler. Yapmadıkları zulüm kalmadı. Ey Zülkarneyn!”” Bu konuda bir çıkış bulamaz mısın? Onlarla aramıza bir set inşa edemez misin?” dedi. Zülkarneyn “Rabbim’in beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun ki, sizinle onların arasına aşıl-maz bir engel yapayım. Bu aşılmaz olan engel, daha sağlam ve daha büyük olacaktır” dedi. Halk ona “Ne istiyorsun?” dediğinde “Bana demir kütleleri getirin” dedi. Bunları bir bina şeklinde üst üste koydu. Bunlar Ermenistan ve Azerbeycan bölgesinde tıpkı iki dağ misalidir. “Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca) “Üfleyin (körükleyin, yakın )” dedi. Artık onu kor haline sokunca “Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim” dedi. “Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldu-lar ne de onu delebildiler.” Bakırı demirin üzerine döktü ve bunu birbirine daha iyi yapışması için yaptı.

Havfi şöyle demiştir: “Şüphesiz ki Zülkarneyn, onlar hakkında bu dua ruma vakıf olunca her iki nokta arasındaki mesafeyi ölçtü. Burası Türklerin lor« olduğu yerdi ve doğu tarafındaydı. Her iki nokta arasındaki mesafenin yüz fersah olduğunu gördü. Seddi yapmadan önce bir temel kazdı. Yer altında
1363 Kehf 18/93-98. 1364 Zülkarneyn’in ismi hakkinda ihtilaf vardır. Bu konuda Abdullah b. Dahhâk, Mus’ab b. Ab-dullah, Mirzebân b. Mirzebe isimleri verilmiştir. Zülkarneyn diye isimlendirilmesinde de ihtilaf vardır. Denildiğine göre onun bakırdan iki boynuzu varmış. Bu zayıf bir görüştür. Onun saçında iki lüle olduğu da söylenmiştir. Onun doğu ve batıya giderek güneşin boynuzlarına eriştiği ve yeryü-zünün doğu ve batısına hakim olduğu da rivayet edilmiştir. Bu daha dogru gibi gözüküyor. Onun Peygamber olup olmadığı da ihtilaflıdır. Doğrusu onun ne nebi ne resul ne de kral olduğudur. O ancak salih bir kul ve idareciydi. Yeryüzüne hakim olan dört kişiden biridir. Bu dört kişiden ikisi mü’min kimselerdir, ikisi ise kafırdir. Mümin olanlar, Hz. Süleyman ve ZülkarneynUir. Kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. Geniş bilgi için bkz. Ibn Kesir, el-Biddye ve’n-nilulye, II, 95-96.

suya erişince, alanı elli fersah genişliğinde yaptı. Temeli kayalarla doldurdu. Bunun harcını da erimiş bakırdan yaptı. Sonra bunun üzerine binayı inşa etti. Bu yapı, yeraltında bir dağı andırıyordu. Sonra üzerine Seddi inşa etmeye başladı. Üst tarafına demir kütleler ve erimiş bakır koydu. Bunların arasına da yine bakır döktü. Yapı sanki buz dağı misali sarı ve kırmızı bakır ve siyah demir görünümüne girdi. İşi tamamlayınca insanların ve cinlerin toplu halde bulunduğu yere gitti.

Buhârî’nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber’e bir adam “seddi gördüm” deyince Hz. Peygamber “Onu nasıl buldun?” diye sordu. Adam “O, çubuklu kumaş gibiydi” deyince Hz. Peygamber “Onu doğru görmüşsün”dedi.

Rivayet edildiğine göre Halife Vâsık, bazı komutanlarını görevlendi-rip kendilerine teslim ettiği krallar için yazdığı mektupla yeryüzünde bu seddi bulmalarını, buna dair haberi ortaya çıkarmalarını, Zülkarneyn’in onu nasıl inşa ettiğini tespit etmelerini ve döndüklerinde bunu kendisine anlatmalarını söyledi. Komutanlar ülkeden ülkeye dolaştılar. Onu bulun-caya dek kralların yanına gittiler. Yapısının demir ve bakırdan olduğunu gördüler. Onda büyük bir kapının ve üzerinde büyük anahtarların bulun-duğunu, gerçekten görkemli ve mükemmel bir yapı olduğunu anlattılar. Kullanılan tuğlaları ve aletleri anlattılar. Orada bulunan burçta insanların çalıştıklarını, buradan kendi hükümdarlarını muhafaza ettiklerini söyledi-ler. Seddin çok yüksek olup erişilmez olduğunu hatta çevresinde bulunan dağlar vasıtasıyla bile erişilemeyeceğini belirttiler. Yapıldığı yönün ise ku-zey-doğu cihetinde olduğunu belirttiler. Bunu ancak iki yılda tespit etmiş-lerdi. Bunlar, çok garip ve korkunç yapıları görmüşlerdi.ı36′ Vâsık rüyasında sanki seddin açıldığını görmüştü. Bunun üzerine el-çisini oraya, bazı direktiflerle gönderdi. Bunun yanında elçisiyle birlikte yi-yecek taşıyan iki bin katır da gönderdi. Bunlar Ye’dıc ve Me’dic’ün dövdü-ğü yıkık şehirlere ulaştılar. Bu şehirler günümüze kadar gelmiştir ve hala yıkıktır. Gönderilen elçiler sedde yakın bir kaleye vardılar. Orada Arapça, Kur’ân-ı Kerim ve Farsça bilen bir topluluğa rastladılar. Bunların kütüpha-neleri, camileri vardı. Elçi bunları görünce oldukça şaşırdı. Onlara nereden geldiklerini sorduklarında, Mü’minlerin Emiri Vâsık tarafından gönderil-diklerini söylediler fakat onları tam olarak tanıyamadılar.

Sonra da üzerinde yeşillik bulunmayan Emlis dağına gittiler. Burada seddi gördüler. Sed bakır üzerine oturtulmuş demirden tuğlaların üstüne inşa edilmiş haldeydi. Sed gözlerin göremeyeceği kadar yüksekti. Seddin demirden balkonları vardı. Ortasında da büyük bir kapı bulunmaktaydı. Bu kapı iki kanatlı olup kapının oturduğu alan ve yüksekliği yüz zira genişli-ğindeydi. Kalınlığı da beş zira idi. Üzerinde yedi zira uzunluğunda bir anah-tarlık vardı. Burada her gün kapıyı kapamakla görevlendirilmiş bekçiler bulunuyordu. Kapının gerisinden yüksek ve rahatsız edici bir ses işittiler ve bundan kapının gerisinde çok sayıda bekçi ve muhafızın bulunduğunu anladılar. Bu kapıya yakın bir yerde iki kale vardı ve bunların arasında tatlı suyu olan bir pınar bulunuyordu. Bu kalelerin birisinde odalar, demirden tuğlalar ve daha başka yapılar vardı. Her bir tuğlanın uzunluğu bir buçuk zira idi. Orada bulunan yerliler, kendilerine Ye’dic ve Me’cüc’ü görüp gör-medikleri sorulduğunda, bir defasında onları balkonda gördüklerini, rüzgarın gelip onları savunduğunu, boylarının bir ya da yarım karış kadar olduğunu söylediler.”‘ Fakat her ne olursa olsun bu sed şu anda mevcuttur ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında yer almaktadır.’

Bu sed dağlık bir arazide bulunmakta olup burada oldukça yüksek ve sığ dağlar vardır. Sed tıpkı iki duvar şeklinde Daryal ismiyle bilinen bir dağ geçidinde yer almaktadır. Bu sed Müslümanların, Rusların ve Gürcistanlıların elinde bulunan haritalarda çizilmiş haldedir. Bu seti sağlamlaştırmak için demir parçaları kullanılmış, üzerine de eritilmiş bakır dökülmüştür. Ni-tekim bu hususu Kur’ân-ı Kerlm tam olarak izah etmiş bulunmaktadır. Bu yapı Kafkasya’da Daryal dağlık kesiminde demir ve bakır kütleleri karıştı-rılarak yapılmıştır. Bu herkesin gidip rahatlıkla görebileceği bir hakikattir. Bu dağ sırası Karadeniz’den başlayıp Kazvin denizine kadar gitmek-tedir ve uzunluğu 1200 kilometredir. Bu, yeni bir dağ olup oldukça gör kemlidir ve yapı itibariyle de uyum arz eder. Ancak Daryal mıntıkasında bulunan kısım demir ve bakır kıitlelerinin karışımıyla yapılmıştır.”


Rasullullah (s.a.) şöyle buyurmuştur. “Muhakkak ki Yeküc ve Me’cüc, seddı hergün kazarlar. Günün sonunda neredeyse güneşin ışıklarını görecek kadar kazmış olurlar. 0 sırada liderleri onlara “Dönün, yarın kazacaksınız” der. Onlar (ertesi gün) daha sert bir şekilde dönerler. Onların ~deden insanlarla karşılaşıncaya kadar devam edecektir. Bu da Allah’ın dılemesıne bağlıdır. Neticede güneşin ışıklarını görmek üzeredirler. Onlara “Dönün ya-nn yine -inşallah- gelir kazarsınız” der. Ertesi gün donerler önceden bırak-tıkları gibi yine kazarlar. Sonra insanların arasına çıkarlar-J’

BU HADİSTE ÜÇ DELİL VARDIR
1. Allah azze ve selle, onları gece ve gündüz kazı işinde bulunmaktan menetti.
2. Onların bır merdiven ya da başka bir aletle sete tırmanmalarını engelledi.
3. Onları vaat edilen vakit gelsin diye ‘inşallah” sozıinli soyiemekten alıkoydu.
lbrı Hacer şöyle demiştir: “Onların içinde sanatkar, selam rıat sahibi olanlarla üstlerine itaat edenler vardır. Yine içlerinde Allaha bi-lenler, onun kudret ve dilemesini anlayıp kavrayanlar vardır NIuhteineldır kı bu kelime yanı “inşallah” sözü bu yahni!’ dilinden, anlamını bılıneksızın gayri ıhuyarl olarak dokulur ve bu sayede bır bereket hasıl olur”‘ ”’ Ye’dıc ve Me’diu’un zultur etınewıdeıi sonra -kı bunlar her yol ve yönden hızlıca çıkacaklardır- Allah ucıe ve (elle, kullarına bır ikram olarak, Hz. Isa’ya vahtyde bulunup “Ben hı$: kıırbenın unları, karşı suvaşamayacağı bazı kullarımı ortaya çıkardım. Kullarımı alıp Tûr’a götür” der. Müslü-manların Sina’da Tür dağının arkasında gizlenmelerinden sonra Yeldıc ve Me’dıc’ün yıkıcı hamlesi başlar. Onların önde gidenleri Taberiye gölüne ulaşırlar. Orada bulunan suyu içerler. Arkadan gelenler “Bir zamanlar bura-da su varmış” derler. Hz. İsa ve ashabı darlığa düşerler. 0 zaman bir öküzün başı yüz dinardan daha hayırlı olur.”.
Ye’cüc ve Me’cüc, ne bir insan, ne hayvan, ne bitki ne de bir cansız varlık bırakır ve her şeyi yerle bir eder. Yeryüzündeki her şeyi yok ettikleri-ni anladıklarında onlardan biri şöyle der: “İşte yeryüzünde yaşayanlardan kurtulduk. Geriye gökyüzünde yaşayanlar kaldı.” Onlardan biri mızrağını sallamaya başlar. Sonra onu göğe doğru fırlatır, mızrak kanlı bir şekilde bela ve imtihan için onlara döner. Allah’ın peygamberi Hz. İsa ve ashabı Allah’a talepte bulunurlar. Allah azze ve celle Ye’cüc ve Me’dıc üzerine deve ve koyunlara musallat olan kurtçuklar gönderir. Bunlar onların boyunları-na dolanır ve tıpkı bir canın ölmesi gibi hepsi birden ölür.”
Hadiste şöyle denilmiştir: “Allah azze ve celle onların boyunlarına tıpkı çekirge kurdu sürüsüne benzer hayvanlar gönderir. Bunun üzerine hepsi ölür ve onlardan hiçbir ses de işitilmez. Müslümanlar “Bizim için canını verecek bir adam yok mudur, çıksın da şu düşmanın ne yaptığına bir baksın?” derler. O sırada Müslümanlardan biri kendi canını feda ederek ortaya çıkar. Ye’cûc ve Me’cûc’ün bulunduğu yere iner ve üst üste yığılmış halde ölmüş ol-, duklarmı görür. Sonra şöyle seslenir: “Ey Müslümanlar topluluğu müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah onlara karşı size destek verdi.”.” Daha sonra Allah’ın peygamberi Hz. İsa yeryüzüne iner, orada onla-rın leşlerinin ve leş kokularının olmadığı hiçbir yerin bulunmadığını görür. Ashabıyla beraber bulundukları şehir ve kalelerden çıkarlar. Hayvanlarını salıverirler. Hayvanları meralarda semiz hale gelir. Çünkü her taraf gür ot-laklarla kaplı haldedir.” “Hz. İsa ve ashabı Allah’a talepte bulunurlar. Allah azze ve celle onlara deve kuşları misali kuşlar. gönderir. Kuşlar onları taşır ve Allah’ın istediği yere bırakır:I”‘ Bu rüzgarla beraber yağmur da yağacaktır. Hadiste şöyle denilmiştir: “Allah yağmur gönderi,- ve onların hedenlerini yıkayarak temizler. Hatta onları (temizlik için) denize atıverir.”

Benzer konular:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answers ( 2 )

  1. Sultan Fatih
    0
    2023-06-14T11:50:50+03:00

    Kur’an’da geçen “Sed” terimi, anlamı açıklanmamış veya tartışmalı olan bir kavramdır. Kur’an’ın birçok ayetinde “Sed” kelimesi yer almaktadır, ancak bu kelimenin kesin bir anlamı ve neyi ifade ettiği konusunda farklı yorumlar bulunmaktadır. Bu nedenle, “Sed” konusunda kesin bir bilgi sunmak mümkün değildir.

    Bazı İslam alimleri, “Sed” kelimesinin fiziksel bir yapı veya engel anlamına geldiğini düşünmektedir. Bu yapı, bazı yorumlara göre sema ile yer arasında bulunan göğüs kafesini ifade ederken, diğer yorumlara göre ise sema ve yer arasındaki bir bölgeyi temsil etmektedir.

    Diğer İslam alimleri ise “Sed” kelimesini mecazi bir anlamda ele alır ve engel, sınırlama veya kısıtlama gibi anlamlara işaret ettiğini söyler. Buna göre, “Sed” insanların Allah’ın emirlerini ve hükümlerini kabul etmelerinde veya Allah’ın rahmetine ulaşmalarında karşılaştıkları zorluklar, engeller veya sınırlamalar olabilir.

    “Sed” kelimesi ve Seddin inşası konusu, İslam tefsiri ve yorum geleneği içerisinde tartışılan bir konudur. Farklı alimler ve tefsir bilginleri, bu kavramı farklı şekillerde açıklamış ve yorumlamışlardır. Bu nedenle, “Sed” ve Seddin inşası hakkında kesin ve net bir bilgi vermek mümkün değildir.

    Best answer
  2. Muhammed Samir
    0
    2025-05-30T14:42:50+03:00

    Kuranda geçen “sed” kelimesi, genel olarak bir set ya da duvar anlamında kullanılır. Bu terim, bir engel veya bariyer oluşturma anlamına gelir ve özellikle Yecüc ve Mecüc kavmiyle ilgili bir ayette yer alır. Yecüc ve Mecüc, Kuran’da kötülükleriyle tanınan bir kavim olarak anlatılır ve onların insanlara zarar vermelerini engellemek için bir “sed” (bariyer) inşa edilmiştir.

    Bu bağlamda, “sed” kelimesi, bir engelleme veya kapatma anlamına gelir. İlgili ayetlerden biri şu şekildedir:

    Kuran, Kehf Suresi 94-97. Ayetler:
    “Onlar, ‘Ya Zu’l-Karneyn! Bizim için Yecüc ve Mecüc (halkı) çok bozgunculuk yapıyor. O halde onlara karşı bize bir sed yapabilir misin?’ dediler. Zu’l-Karneyn de, ‘Rabbim bana güç ve kuvvet vermiştir. Benim size yapacağım sed, Allah’ın bana verdiği güçle yapılacak bir sed olacaktır.’ dedi.”

    Bu ayet, Zu’l-Karneyn adlı kişiye, Yecüc ve Mecüc halkını engellemek amacıyla bir bariyer (sed) yapması için bir topluluk tarafından başvurulduğunu anlatır. Zu’l-Karneyn, demir ve diğer malzemeleri kullanarak, Yecüc ve Mecüc’ün çıkmasını engelleyecek büyük bir set inşa eder.

    Sed’in İnşası Hakkında Detaylar:
    Malzemeler: Bu setin inşasında demir, bakır ve diğer malzemeler kullanıldığı belirtilir. Ayrıca bu setin çok sağlam ve yüksek olduğu, Yecüc ve Mecüc halkının bu seti geçemediği ifade edilir.

    Teknik: Setin yapımında, büyük miktarda demir parçası ve erimiş bakır kullanıldığına dair bilgiler mevcuttur. Bu, hem teknik bir başarı hem de bir mucize olarak görülür.

    Gizlilik ve Kapanma: Bu setin amacı, Yecüc ve Mecüc’ün kötülüklerini engellemektir. Onlar, bu setin gerisinde kalmış ve geçemedikleri için insanlara zarar veremez hale gelmişlerdir.

    Bu olay, aynı zamanda zulüm ve bozgunculuğun engellenmesi için Allah’ın gönderdiği büyük bir yardım olarak değerlendirilir.

    Sed, Kuran’da başka bir anlamda da kullanılabilir, ancak en çok bilinen ve konuşulan anlamı, Yecüc ve Mecüc olayına ilişkin olandır.

    Sed’in tam olarak nasıl bir yapıya sahip olduğu, nerede ve nasıl inşa edildiği konusunda daha fazla bilgi Kuran’da yer almaz. Ancak, bu setin halk arasında gizli bir güç ve yüce bir mühendislik harikası olarak algılandığı söylenebilir.

Leave an answer