Share
Küfre düşenin amelleri ne olur?
Question
Selamün aleyküm, Hanefi mezhebinde küfre düşenin sevapları siliniyor, ama Şafii ve Hanbeli mezhebine göre (tekrar Müslüman olunca) silinmiyormuş, tamamen mezhep değiştirince küfre düşenin sevapları geri geliyor mu? Veya sadece o mezhebin o görüşünü tercih etse sevaplar geliyor mu? Vesveseli kimseler için bu cevap çok önemli, lütfen cevap verin.
CEVAP:
Bu soruyu cevaplamak için İslam fıkhı ve tefsir kaynaklarına dayanarak açıklama yapmak gerekir. Öncelikle “küfür” ve “amellerin durumu” kavramlarını netleştirelim.
1. Küfür ve Tanımı
İslam’da küfür, Allah’a, Resûlullah’a, İslâm’ın temel esaslarına veya farz olan bazı ibadetlere inanmayı reddetmek veya inkar etmektir. Küfür, iki şekilde ortaya çıkabilir:
Açık küfür (kufr-i zahir): Allah’ı, İslam’ı veya iman esaslarını doğrudan inkâr etmek.
Gizli küfür (kufr-i nifaq veya kufr-i batın): Kalpte iman noksanlığı, nifak veya küfre yakınlık.
Kur’an’da Allah şöyle buyurur:
“Kim Allah’a ve Resûlüne karşı küfre düşerse, Allah onun amellerini boşa çıkarır ve ahirette büyük bir azap vardır.”
(Muhammed, 47/1)
2. Küfre düşen kişinin amelleri
Kur’an ve hadislerden anlaşılacağı üzere, kişi ölmeden küfre düşerse, yaptığı tüm ibadetler ve ameller geçersiz olur, kabul edilmez. Bunun anlamı şudur:
İbadet ve hayırlı işler geçersiz olur: Namaz, oruç, zekât gibi ibadetler küfrü kabul eden bir kişi için artık sevap getirmez.
Dünyevi işler de boşa gider: Küfür halindeki kişinin maddi veya sosyal olarak yaptığı iyiliklerin manevi değeri kalmaz.
Tövbe imkânı: Küfürden dönen, iman eden kişi için Allah’ın rahmeti vardır. Küfür halindeyken yapılan ameller kabul edilmez, ancak tevbe ile kişi temizlenir. Allah Teâlâ buyurur:
“Kim iman eder ve salih amel işlerse, onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”
(Bakara, 2/62)
3. Ölüm ve küfür
Ölüm anında kişi küfür halindeyse, kendi amelleri ile kurtulamaz; ancak Allah dilerse bağışlayabilir.
Bu nedenle İslam’da iman ve ameli salih yaşamaya devam etmek hayati önemdedir.
4. Küfrü unutan veya bilmeden işleyen
Küfürün farkında olmadan veya bilgisizlik nedeniyle yapılması durumunda bilinçli küfür gibi ağır sonuç doğurmaz, ancak öğrenince tevbe şarttır.
Özet
Küfre düşen kişi, ölmeden önce tevbe etmezse, amelleri Allah katında geçersiz olur.
Tövbe edenin amelleri kabul edilir ve kurtuluş mümkündür.
Kur’an ve hadislerde bu husus açıkça vurgulanmıştır (Muhammed, 47/1; Bakara, 2/62).
BENZER KONULAR:
- Küfre düşmek, dinden çıkmak
- Okumadan içinde ne olduğunu bilmeden sözleşme kabul etmek Küfre düşürür mü?
- Küfre düşmemek için ne yapmalıyız
- Küfre düşenin amelleri ne olur?
- Oruçlunun Küfre düşmesi
- Tümünü görüntüle.
- Küfre düşenin amelleri ne olur?
- Küfre düşen gusül alması gerekir mi
- Küfre düşen nasıl tövbe etmeli
- Küfre düşen Nikâhını nasıl tazeler
- Küfre düşenin sevapları silinir mi
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 5 )
Sormuş olduğunuz sorunuzu cevaplamadan önce vesveseden uzak durmak gerekmektedir. Çünkü dinden çıkmak yani mürted olmak kolay bir mesele değildir. Kişi bile isteyerek Allah’ı veya Allah’ın hükümlerinden birini inkar etmesi halinde dinden çıkmış yani mürted olmuş olmaktadır.
Hak dinden dönüp mürted olan bir kimsenin geri İslam dinine dönmesi ile sevaplarının geri gelip gelmeyeceği konusunda mezhepler arasında ihtilaf olmaktadır. Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik’e göre hak dinden dönen kimsenin amelleri boşa gider, daha önceden adak adamış ise yerine getirmesi gerekmez, haccetmiş ise yeniden hacca gitmesi gerekir. Bu âyetteki şartı ve kaydı dikkate alarak diğer âyetleri de buna göre anlayan İmam Şafiî ‘ye göre mürted hak dine yeniden dönünce amelleri de onunla beraber döner ve boşa gitmez.
Dileyen iki görüşten birisi ile amel edebilir.
Selamün Aleyküm,
Hanefi mezhebine göre Allah korusun bilerek küfre düşenin geçmiş sevapları silinirken, bilerek küfre düşse bile Şafii mezhebine göre silinmeyeceği belirtiliyor. Bu durumda bilerek küfre düşen bir Hanefi Tevbe etse bile sevapları siliniyor, bilerek küfre düşen bir Şafii’nin sevapları ise Tevbe ettiğinde geri mi geliyor? Bunu böyle mi anlamak gerekir?
Alimler bu konuda ihtilaf etmiştir. Bu konuda, bilerek küfre düşme ve sevapların silinme ya da geri gelme açısından Hanefi ya da Şafii olmak fark eder mi?
Bu meseleyi çok araştırdım ancak şu soruma yanıt bulamadım. Benim öğrenmek istediğim şudur: Şafii mezhebinde olan birisi, İmam Şafii’nin görüşüne göre bilerek küfre düşse bile Şafii mezhebinde olduğu için amellerinin sevabı geri gelir mi? Yoksa sevapların geri gelip gelmeyeceği Allah katında olan gizli bir bilgi midir ve Hanefi ya da Şafii olmak bu durumda fark etmez mi? Yani silinir mi silinmez mi?
Allah katında bu iki görüşten biri geçerlidir. Fakat hangisi geçerlidir bilinmiyor. Eğer Hanefi mezhebinin görüşü Allah katında geçerli ise ve sevaplar siliniyorsa bu durumda Şafii mezhebinde olmanın bir faydası olmuyor mu? Yani sevaplar geri gelmiyor mu? Meselenin daha iyi anlaşılması için bilerek küfre düşme örneği üzerinden sorumu sordum.
Ve Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatuhu.
Bu mesele, özellikle vesvese eğilimli kardeşlerimiz için son derece önemli ve incelik gerektiren bir konudur. Sorunuzu Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezheplerinin görüşleri çerçevesinde, bir Müslüman’ın iç huzuru için gereken şefkat ve anlayışla cevaplamaya çalışalım.
Öncelikle Temel Prensipler:
Küfrün Tanımı: Küfür, inançtan (itikattan) kaynaklanan bir durumdur. Kişinin, İslam’ın zaruriyatından (kesin ve açık bir şekilde bilinen hükümlerinden) olan bir konuyu (Allah’ın varlığı ve birliği, peygamberlik, ahiret gibi) inkar etmesi, alay etmesi veya küfrü gerektiren bir söz söylemesi, iş yapmasıdır. Vesvese, şüphe ve kuruntu küfür değildir. Kalbe gelen bu tür düşünceler kişiye yazılmaz, eğer kişi onu benimsemez, tasdik etmez ve hoşlanmazsa imanına hiçbir zarar gelmez.
Amellerin Geçerlilik Şartı: Bir amelin (ibadetin) Allah katında kabul edilmesinin ve sevap getirmesinin ilk ve temel şartı imandır. İmansız hiçbir amel ahirette fayda vermez. Kur’an-ı Kerim’de bu durum birçok ayette açıkça belirtilir:
Mezheplerin Konuya Yaklaşımı:
Soruda belirttiğiniz gibi, mezheplerin küfre düşüp sonra tevbe eden kişinin önceki sevaplarına ne olacağı konusunda farklı içtihatları vardır. Ancak bu fark, “mezhep değiştirince sevaplar geri gelir mi?” şeklinde anlaşılmamalıdır. Mesele, mezhep tercihi değil, itikadi bir durum ve Allah’ın adalet ve rahmetinin tecellisidir.
1. Hanefi Mezhebi Görüşü:
Hanefi mezhebine göre, kişi küfre düştüğü anda, daha önce birikmiş olan tüm sevapları silinir. Eğer tevbe edip yeniden iman ederse, yeni bir Müslüman gibi olur. Önceki sevapları geri gelmez. Ancak, Allah’ın rahmeti çok geniştir ve samimi tevbesi sebebiyle ona yeni sevaplar nasip edebilir. Bu görüş, yukarıdaki ayetin zahiri (açık) manasına dayanır: “Kim imanı inkâr ederse, onun ameli boşa gitmiştir.” Boşa giden bir amel, geri döndürülemez.
2. Şafii ve Hanbeli Mezhebi Görüşü:
Bu iki mezhebe göre ise, kişi küfre düşünce amelleri askıya alınır (muallel olur). Eğer ölmeden önce tevbe edip imana dönerse, önceki sevapları da geri döner. Bu görüşün dayanağı ise Allah’ın rahmetinin ve affediciliğinin genişliğidir. Kişi, küfrü süresince Müslüman olmadığı için o dönemde yapacağı ibadetlerden sorumlu değildir, ancak küfre girmeden önce yaptığı salih ameller, tevbesiyle birlikte yeniden sahih hale gelir. Bu, Allah’ın kuluna bir lütfudur.
Sorularınıza Net Cevaplar:
“Tamamen mezhep değiştirince küfre düşenin sevapları geri geliyor mu?”
Hayır, kesinlikle böyle bir şey yoktur. Buradaki mesele kişinin mezhep değiştirmesi değildir. Mesele, küfür halinden tevbe edip imana dönmesidir. Bir Hanefi, küfre düşüp tevbe etse dahi önceki sevaplarının silindiğine inanır. Bir Şafii ise, aynı durumda sevaplarının geri geldiğine inanır. Her Müslüman, kendi mezhebinin içtihadına göre amel eder ve o mezhebin görüşü onun için en isabetli olandır. Mezhep değiştirmek, geçmişte yapılmış bir amelin sevabını geri getirmez. Sevabı geri getiren, Allah’a yönelmiş samimi bir tevbedir.
“Sadece o mezhebin o görüşünü tercih etse sevaplar geliyor mu?”
Hayır. Bu bir “tercih meselesi” veya “kanaat değiştirme” meselesi değildir. Bu, fakihlerin (İslam hukukçularının) konuya dair ulaştıkları farklı dini deliller ve yorumlardır (içtihatlardır). Kişi, “Ben artık Şafii mezhebinin bu görüşünü tercih ediyorum, böylece sevaplarım geri döndü” diyemez. Çünkü amel ve sevaplar, kalpte yatan niyet ve kanaate değil, gerçekte yaşanan itikadi halinize bağlıdır. Önemli olan, küfürden uzak durmak ve iman üzere sabit kalmaktır.
Vesveseli Kardeşlerimize Çok Önemli Tavsiyeler:
Vesvese İmandan Değildir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Vesveseden dolayı Müslümanların çoğu ‘şöyle oldum, böyle oldum’ diye kendini helak etmesin. Kişi, o vesvesenin şeytandan geldiğini bilsin.” buyurmuştur. Aklınıza gelen inkâr veya şirk düşüncelerinden eğer rahatsız oluyor, korkuyor ve onları reddediyorsanız, bu sizin imanınızın gücündendir. Hoşlanmadığınız ve kalben reddettiğiniz hiçbir vesvese sizi küfre sokmaz.
Amelin Özü Niyettir: Siz, imanınızı korumaya niyetli olduğunuz sürece, fıkhi mezhepler arasındaki bu tür detay içtihatlar sizi asla endişelendirmemelidir. Allah, kullarına asla zulmetmez. Rahman ve Rahim olan Allah, bir kulunun samimi amelini, içtihat farkından dolayı zayi etmez.
Takva ve Tevbe Üzere Olun: Asıl odaklanmamız gereken, küfre düşmek değil, imana sımsıkı sarılmaktır. Günahlardan, haramlardan ve şüpheli şeylerden uzak durmak, sürekli tevbe ve istiğfarla Allah’a yönelmek, bizi hem küfür riskinden hem de vesveseden koruyacak en sağlam kalkandır.
Bilgi Kirliliğinden Uzak Durun: Bu tür hassas konuları, ehliyetsiz kişilerden veya şüpheli internet sitelerinden değil, güvenilir ilim adamlarından ve kaynaklardan öğrenin.
Sonuç olarak; Değerli kardeşim, içiniz rahat olsun. Mezheplerin bu içtihadı, günlük hayatta sürekli iman-küfür arasında gidip gelenler için değil, açık ve bilinçli bir şekilde küfrü seçip, sonra pişman olanlar içindir. Siz, vesvesenizin kurbanı değil, imanınızın mücahidisiniz. Allah, sizin bu endişenizi ve imanınızı koruma çabanızı bir ibadet olarak kabul buyursun. Kendinize yazık etmeyin. Allah’ın rahmeti geniştir ve O, kullarının amelini asla zayi etmez.
“Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.” (Nahl Suresi, 16:128)
Allah (c.c.), imanımızı, amelimizi ve niyetimizi kendi katında en makbul şekilde kabul eylesin ve bizi vesvesenin şerrinden muhafaza etsin.
Cevaplar için teşekkür ederim. Allah razı olsun. Allah mükafat versin.
“Dini soru cevap” isimli yönetici olarak ifadenizde şöyle bir mesaj yazmışsınız:
“Bir Hanefi, küfre düşüp tevbe etse dahi önceki sevaplarının silindiğine inanır. Bir Şafii ise, aynı durumda sevaplarının geri geldiğine inanır. Her Müslüman, kendi mezhebinin içtihadına göre amel eder ve o mezhebin görüşü onun için en isabetli olandır.”
Şimdi buna göre bir Şafii Allah korusun bilerek küfre düşecek birşey yapsa ve Tevbe etse sevapları geri geliyor.
Hanefi biri ise bilerek küfre düşecek bir iş yaptığında Tevbe etse bile sevapları siliniyor ve geri gelmiyor.
Bu şekilde anladım. Doğru mu anlamışım acaba? Teşekkürler.
Mezhep imamları arasındaki ihtilafın sadece biri isabetlidir onu da sadece Allah bilir.