İslam da Kumar

elimden geldiğince ibadetine önem Ardeşen bir insanım fakat 50₺ ile sanal bahis oyun oynadım hırs yaptım katlaya katlaya toplamda eşimden borç olarak aldığım 100bin TL lik kumar borcuna girdim şimdi bu illeti oynayıp 90 bin TL kazanıp eşime olan borcumu ödesemmi ödemeyip ne yapsam bana dini bir çıkış yol gösterirseniz memnun olurum teşekkürler
Cevap:
Kumar dinimiz İslamın büyük günahlardan saymış olduğu çirkin bir iştir. Kumar nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimalli bir şeye bağlı kalarak mal vermek veya almak. Adı ne olursa olsun bu özelliği taşıyan para veya mal karşılığı oynanan her oyun ve ortak bahis kumardır. Kolaylıkla mal çarpmak veya çarptırmak olduğu için Kur’an’da “meysir” denilen kumar, kolaylık anlamındaki “yûsr” kökünden gelmektedir.
Kumar, insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe sürükleyen, çalışma gücünü yokedip insanlar arasına kin ve düşmanlık saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında unutulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü islâm dininde haram kılınmıştır.
Bu konuda Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulur.
“Aranızda mallarınızı haksız sebeplerle ve batıl yollarla yemeyin” (el-Bakara, 2/188; en-Nisâ, 4/29).
“Ey inananlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz şeytan içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister (el-Mâide, 5/90, 91; İbn Abidin Reddû’l Muhtar, İstanbul 1307, V, s. 355; Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dini, İstanbul 1960, II, s. 766).
Kumar ve zararları:
Yasak ve günâh olması bakımından içki ile kumar arasında hiç bir fark yoktur. Allah Teâlâ her ikisini de, aynı âyet-i kerime ile harâm kılmıştır:
“Ey iman edenler, içki, kumar, putlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden birer pisliktir. Onun için siz bunlardan kaçının ki muradınıza eresiniz.” (el-Maide, 5/90).
Oynayana kazanç veya zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır. Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa hırsızlık yapmaktır. Kumar, toplumsal bir felâkettir. Dinin şiddetle yasakladığı bu yıkıcı kötülüğün pekçok âileyi sefil ve perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği heyecan ile sabahlara kadar kumar masalarından ayrılmayanlar, orada, sağlıklarını, servetlerini, ahlâklarını ve vakitlerini bırakarak insanlıktan uzaklaşır; bir gün kazananlar başka bir gün kaybederler.
Kumarda kaybedilen parada çoluk-çocuğun, fakirlerin hakkı vardır. Kazanılan para da meşrû değildir.
Kumar yaygınlaştıkça toplumsal zararlar artar. Çalışmanın yerini tembellik alır. İş hayatında verim düşer. Kumar beraberinde içki, yalancılık, hırs, kin, intikam, cinayet gibi kötülükleri de getirir.
Kumar âile hayatında düzensizliklere, anlaşmazlıklara, ihmallere sebep olur. Kumar yüzünden, dinini, namusunu, vatanını satan, her türlü kutsal değeri ayaklar altına alan pekçok kişi vardır.
Kumar, içki gibi çok kısa bir zamanda alışkanlık hâline gelir. Bir daha ondan kurtulmak çok zor olur. Bunun için içki ve kumar alışkanlığı çok tehlikeli alışkanlıklardandır.
Sonunda para kazanılan veya kaybedilen, zar, oyun kâğıtları, piyango, spor-toto, loto, müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumardır.
Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. İnsan, kazandıkça kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını çıkarmak için yine oynar. Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısını ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence gözü ile baktıkları unutulmamalıdır.
Sosyal bir âfet olan kumardan sakınmak kadar çevremizdeki insanları özellikle aile fertlerimizi de bundan korumak önemli bir görevdir. Kur’an’ı Kerimde âile bireylerinin zararlı kötü işlerden sakındırılıp, Allah ve rasûlünün istediği bir yaşantı için eğitilmesi görevi aile reislerine verilmektedir:
“Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin başında sert ve şiddetli, Allah emrine karşı gelmeyen, verilen emirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır ” (et-Tahrîm, 66/6).
Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilârdo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği takdirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur.
Hz. Peygamber’in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır: “Tavla oynayan, Allah’a ve Rasûlüne âsî olmuştur” (Ebû Dâvud, Edeb, 56; İbn Mâce, Edeb, 43; Mâlik, Muvatta’, 6; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 394, 397, 400). “Tavla oynayıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumu, irin ve domuz kanı ile abdest alıp, kalkarak namaz kılanın durumuna benzer” (Ahmed b. Hanbel, V, 370).
İslâm hukukçularının çoğunluğu bu hadislerdeki genel yasaklamaya bakarak, kumar amacı olsun veya olmasın tavlanın caiz olmadığını söylemişlerdir. İbn el-Müseyyeb ve bazı bilginler ise, kumar amacı dışında tavla oynamanın haram olmadığı kanaatindedir. İskambil ve domino oyunları da tavla ile aynı niteliktedir.
Arapça aslı “satranç” olan ve türkçeye “satranç” olarak geçen oyun ise sahâbe devrinde ortaya çıktığından, bu konuda Hz. Peygamber’den sağlam bir hadis intikal etmemiştir. Sahâbe ve tabiî bilginleri ile daha sonrakiler satrançla ilgili üç görüş öne sürmüşlerdir:
Abdullah b. Abbas, Ebû Hüreyre, İbn Şirîn, Hişam b. Urve, Saîd b. el-Müseyyeb, Saîd b. el-Cübeyr gibi sahâbe ve tabii bilginlerine göre satranç oynamak mübahtır.
İmam Şâfiî’ye göre, satranç tenzihen mekruh, Ebû Hanîfe, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’e göre ise haramdır.
Satrancın bir şans oyunundan çok, bir zekâ oyunu ve beyin sporu özelliği dikkate alınarak, bir de hakkında kesin bir yasaklama hükmünun bulunmadığına bakılarak bu sonuca ulaşılmıştır. Ancak sahabenin bunu tavla’ya kıyas ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Abdullah b. Ömer’den şöyle dediği nakledilir: “Satranç tavladan daha kötüdür.” Hz Ali’nin onu, kumar türünden saydığı belirtilir (İbn Kesîr, Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azım, İstanbul 1985, III, 170). Diğer yandan Yahyâ b. Saîd’in, İmam Mâlik’ten şu sözleri işittiği nakledilir: “Satrançta hayır yoktur, satranç ve onun dışındaki diğer bâtıl kumar oyunlarını oynamak çirkindir (mekruh). İmam Mâlik bunları söylerken şu âyeti okuyordu: “Hakk’ın dışında sapıklıktan başka ne vardır”(Yûnus, 10/32; bk. Mâlik, Muvatta, Rü’yâ, 7).
Dama da satranç benzeri bir oyundur. Tenis ve bilârdo oyunlarında ise spor hâkimdir. Meşrû olmayan başka unsurlar eklenmediği takdirde mübah olmaları gerekir.
Sonuç olarak, kumar amacı olmaksızın sadece dinlenmek, eğlenmek ve zevk için oynanabilen oyunların da mübah olabilmesi için dört şart öngörülmüştür: Oyun;
a. Namazın geçmesine veya gecikmesine yol açmamalı.
b. Hiçbir menfaat beklememeli.
c. Oyun sırasında dilini kötü ve boş sözlerden korumalı.
d. Normal dinlenme ve eğlenme ölçülerini aşarak vakit israfına yol açmamalıdır.
Benzer Konular:
Answers ( 2 )
Kumar; dinen biyük günahlar arasında bulunmaktadır. Kumardan kurtulma yollarının neler olduğu yukarıda detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Kumar, insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe sürükleyen, çalışma gücünü yokedip insanlar arasına kin ve düşmanlık saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında unutulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü islâm dininde haram kılınmıştır.
İslam’da Kumar: Tanımı, Hükmü ve Kurtuluş Yolları
Kumar, insanlık tarihi boyunca hemen hemen her toplumda var olan, birey ve toplum üzerinde yıkıcı etkiler bırakan bir bağımlılık türüdür. İslam dini, bireyin malını, canını, aklını, neslini ve dinini korumayı temel hedef edinmiştir. Bu temel maksatlar çerçevesinde kumar, aklı ve malı hedef alan en büyük tehditlerden biri olarak görülmüş ve kesin bir dille yasaklanmıştır. Bu makalede, İslam hukukunda kumarın tanımı, kapsamı, dayandığı deliller ve bu illetten kurtulma yöntemleri ele alınacaktır.
İslam’da Kumarın Tanımı ve Kapsamı
Arapça’da “kumar” anlamında kullanılan en yaygın kelime “meysir”dir. Meysir, lügatte “kolayca elde edilen şey” veya “mal kazanma” anlamına gelir. Terim olarak ise, bir malı veya menfaati, aralarında anlaşmazlık veya çekişme bulunan iki taraf arasında, bir tür şans oyunu veya bahis yoluyla, kaybedenin bir şey verip kazananın bir şey alması şeklinde aktarmaktır. Daha sade bir ifadeyle kumar, “karşılıklı olarak bir malı veya parayı, şans ve tesadüfe bağlı bir sonuca göre el değiştirme akdidir.”
Kumarın kapsamı son derece geniştir. Sadece kâğıt veya zar oyunlarıyla sınırlı değildir. Şans faktörüne dayalı, taraflardan birinin kesin kaybı diğerinin şüpheli kazancını öngören her türlü oyun, bahis ve işlem kumar kapsamına girer. Buna göre:
Piyango, loto, sayısal oyunlar
At yarışı, köpek yarışı gibi canlı bahisler
Spor müsabakalarına para karşılığı bahis oynamak
Kumar makineleri, slot makineleri
Poker, rulet, blackjack gibi klasik kumar oyunları
Çevrimiçi (internet) kumar siteleri
Hatta bazı durumlarda, karşılıklı olarak bir işin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair yapılan maddi bahisler
İslam âlimleri, kumarın temelinde “taraf” (risk-belirsizlik), “garar” (aldatıcı nitelikte aşırı belirsizlik) ve “akl-ı selimin devre dışı kalması” gibi unsurlar bulunduğunu belirtmişlerdir.
Kur’an ve Sünnette Kumarın Kesin Hükmü
Kumarın haram kılındığına dair en açık delil, Kur’an-ı Kerim’de Maide Suresi 90-91. ayetlerdir:
“Ey iman edenler! Şarap (içki), kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer murdardır. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Maide, 5/90-91)
Bu ayetlerde dört ana unsur sayılmıştır: içki, kumar, dikili taşlar (putperestlik âdetleri) ve fal okları. Bunların tamamı “rics” (murdar, pis, manevi kirlilik) ve “şeytan işi” olarak nitelendirilmiştir. Dikkat çekici olan, yasağın sadece maddi zarara değil, manevi, sosyal ve psikolojik yıkıma da dayandırılmasıdır:
Düşmanlık ve kin – Kumar, kaybedenin kazanana, kazananın kaybedene karşı negatif duygular beslemesine yol açar.
Allah’ı anmaktan alıkoyma – Kumar bağımlılığı, kişinin vaktini, enerjisini ve zihnini işgal eder, ibadetlere ve hayırlı işlere zaman bırakmaz.
Namazdan alıkoyma – Kumar, özellikle namaz gibi vakitli bir ibadete engel olacak kadar tüm dikkati çeker.
Sünnette ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kim bir zar oyunu oynarsa, sanki elini domuz kanına ve etine bulamış gibidir.” (Müslim, Şi’r, 27; Ebû Dâvûd, Edeb, 63)
Hadislerde, “kumar oynayan kimse Allah’a ve Resulüne isyan etmiş sayılır” (Müsned, IV, 394) ve kumardan elde edilen kazancın mal değil, “batıl” olduğu vurgulanmıştır. Sahabe uygulamasında, kumar masalarında bulunmanın bile haram sayıldığı, bir kumar meclisine oturan kişinin oradan kalkana kadar Allah’ın rahmetinden uzak olduğu rivayet edilmiştir.
Kumarın Bireysel ve Toplumsal Zararları
İslam’ın kumarı yasaklama hikmeti sadece dini bir emir değil; aynı zamanda akli, psikolojik, ekonomik ve sosyolojik gözlemlere dayanır:
Maddi zararlar: Kumar, kısa sürede büyük mal kayıplarına, iflasa, borç batağına, hırsızlık, dolandırıcılık gibi haram yollara sapmaya sebep olur.
Ailevi zararlar: Kumar bağımlısı kişi ailesini ihmal eder, geçim sıkıntısı çeker, eş ve çocuklarının hakkını zayi eder, boşanmalara ve şiddete yol açar.
Psikolojik zararlar: Sürekli kaybetme ve kazanma döngüsü anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları, öfke patlamaları ve intihar eğilimlerini artırır.
Toplumsal zararlar: Kumar, organize suç örgütlerinin finansman kaynağıdır, toplumda güvensizliği yaygınlaştırır, emeksiz kazanç ahlakını bozar, çalışma ve üretme isteğini köreltir.
Kumardan Kurtulma Yolları
Kişi kumar batağına saplanmış veya bu alışkanlığa meylediyorsa, İslam’ın sunduğu manevi, pratik ve sosyal reçeteler vardır:
1. Tevbe ve İstiğfar (Allah’a Dönüş)
Kumar yasağını bilerek veya bilmeyerek işleyen her Müslüman’ın ilk adımı samimi bir tevbe etmektir. Tevbe, sadece dille değil; kalben pişmanlık duymak, hemen terk etmek ve bir daha dönmemeye kesin karar vermektir. Allah Teâlâ, “Ey kendi aleyhlerinde haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak Allah bütün günahları affeder.” (Zümer, 53) buyurmaktadır.
2. Kumar Ortamından ve Arkadaşlarından Uzaklaşmak
Kişi, kumar oynadığı mekânlardan, internet sitelerinden ve bu alışkanlığı teşvik eden arkadaş çevresinden tamamen kopmalıdır. Peygamber (s.a.v.) “Kişi dostunun dini üzeredir” (Ebû Dâvûd, Edeb, 19) buyurarak, çevrenin etkisine dikkat çekmiştir.
3. Helal Kazanç ve Meşru Eğlence Alternatifleri Geliştirmek
Kumar, genellikle heyecan, hızlı kazanç veya vakit geçirme ihtiyacından doğar. Bu ihtiyaçlar helal yollarla karşılanmalıdır:
Sportif faaliyetler: Yüzme, okçuluk, binicilik, güreş, takım sporları (bahis hariç)
Zekâ ve strateji oyunları: Satranç, strateji oyunları (eğer maddi bir bahis yoksa)
Gönüllü işler ve hobi edinme: Kitap okuma, doğa yürüyüşleri, el sanatları
Kazanç kaynağı bulma: Part-time bir iş, e-ticaret, sanal asistanlık gibi helal gelir kapıları araştırmak
4. Aile ve Profesyonel Destek Almak
Kumar bağımlılığı bir hastalıktır. Aile bireyleriyle açık iletişim kurmak, durumu kabul etmek ve bir psikolog, psikiyatrist veya bağımlılık danışmanından yardım istemek tevbe ile çelişmez. Türkiye’de Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) gibi yapılar kumar bağımlılığına ücretsiz destek vermektedir.
5. Borçların Tasfiyesi ve Mali Disiplin
Kumar sebebiyle oluşan borçlar, helal yollardan ve faize girmeden ödenmelidir. Kazanılan kumar parası (önceki dönemde kazanılmışsa) elden çıkarılmalı, bu mala sevap umularak dokunulmamalıdır (malı sadaka vermek tartışmalı olmakla birlikte, bir görüşe göre temizlenme amacıyla fakire verilebilir; ancak aslolan bu parayı helal kazanç saymamaktır).
6. Dini ve Manevi Motivasyonu Güçlendirmek
Namazları aksatmadan kılmak, özellikle gece namazı ve teheccüd, kumar hevesini kırar.
Kur’an-ı Kerim okumak, özellikle Maide 90-91. ayetleri tekrar tekrar tefekkür etmek.
Oruç tutmak (nafile oruçlar), nefsi terbiye eder ve sabrı artırır.
Zikir, dua ve salavatlar kalbi kumar arzusundan arındırır.
Dinî sohbetlere, cami derslerine devam etmek.
7. Yalnız Olmadığını Hatırlamak
Kumar batağından kurtulmaya çalışan birçok Müslüman vardır. Destek grupları (Kumar Bağımlıları İçin 12 Basamak programları, İslamî referanslı manevi danışmanlık grupları) işe yarayabilir. Ancak dikkat edilmelidir ki, bu programlar İslam’ın temel hükümleriyle çelişmemelidir (örneğin kumarın haram olduğunu açıkça kabul etmeli, helalleştirme yapmamalıdır).
Sonuç
İslam dini, kumarı kesin ve açık bir dille haram kılmış, onu şeytanın birey ve toplumu yıkıma götüren kirli bir oyunu olarak tanımlamıştır. Kumar sadece maddi bir kayıp aracı değil; aklı, ruhu, aileyi ve toplumsal barışı tahrip eden büyük bir felakettir. Bu felaketten kurtulmanın yolu, evvela bu fiilin haram olduğunu kalben kabul etmek, tevbe etmek, helal kazanç ve eğlence yollarına yönelmek, zararlı arkadaş ortamını terk etmek ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktır.
Unutulmamalıdır ki, Allah’ın mağfireti her şeyi kuşatmıştır. Samimi ve kararlı bir tevbe ile kumar bataklığından çıkan kişi, sadece dünyevi huzura değil, ahirette de ebedi kurtuluşa ermeye aday olur. “Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 45) ayetinin sırrına erenler, kumarın o sahte yalan vaatlerini terk edip Allah’a yaklaşmanın gerçek mutluluğunu tadarlar.
Kaynakça Önerisi:
Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili (Maide 90-91 yorumu)
İmam Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn (Kumar yasağı ile ilgili bablar)
Hayreddin Karaman vd., Kur’an Yolu Tefsiri (DİB)
Yeşilay, Kumar Bağımlılığı Bilgilendirme Kitapçığı